Laboratorio Cianorte

Dicas, Recomendações, Ideias

Histeri Ne Demek?

Histerik kişilik ne demek?

Histerik Kişilik Kişilik konusu ile ilgili hatırlamamız gereken bilgi, daha önceki yazımda da belirttiğim gibi; her insanın belirli kişilik özelliklerinden oluşan bir örüntüsünün olduğu, kişilik özelliklerinin sağlıklı/normal düzeyden patolojik düzeye doğru geniş bir yelpazede sıralandığıdır.

  1. Bu yazıda belirtilen kişilik türü, histerik kişilik; abartılı tepkilerle yaşayan, aşırı ilgi odağında olma çabaları, cinsel olarak baştan çıkarıcı davranımları, hızlı değişen modlara sahip olan, yüzeysel, genelde rol yapar gibi gözüken davranımları ile tanımlanan kişilik tipidir.
  2. Histerik kişi, olayları abartılı yaşayan, abartılı duygular ve davranımlar gösterebilen, diğerlerinden kolay etkilenen, bağımlı, telkine yatkın, benmerkezcil, sevgi ve ilgi ihtiyacı fazla ve çocuksu özelliklere sahip olan kişilik tipidir.

Histerinin son dönemlerde histriyonik olarak da ifade edildiğini görmekteyiz. Histrionik kelimesinin histeriden daha farklı anlamlar ifade ettiği; ‘histriyo’nun aktör kelimesine karşılık geldiği bilinmektedir. Böylelikle histionik kişilikteki en belirgin özelliklerden biri olan oyuncu tarzındaki görünüme vurgu yapılmıştır.

Histeriyi diğer kişiliklerden ayıran, en belirgin özelliklerinden olan ‘rol yapar gibi görünen abartılı davranımlara’ dikkat çekilmek istenmiş olabilir. Diğer kişilikler gibi histeri de geniş bir yelpazede farklı dozlarda görülebilmektedir. Bu yelpazenin uç noktasında olan ‘bozukluk’, DSM – 5 te, histerik kişilik bozukluğu adı altında kriterler ile net bir şekilde belirtilmiştir (Amerikan Psikiyatri Birliği, çev.

Köroğlu, 2014, s.333). Buna göre histriyonik kişilik bozukluğu tanısı için en az beş tane özelliğin kişide görülmesi gerektiğini biliyoruz. Kişinin bahsedilen beş özellikten daha az özellik gösteriyor olmasında ise, histiyonik bozukluk terimi yerine histiyonik kişilik yapılanmasından söz edebiliriz.

Burada önemli olan, diğer bütün patolojilerde olduğu gibi, kişide ortaya çıkan yoğunluğu, şiddeti diğer bir ifadeyle ‘dozu’dur. Bilindiği gibi, Freud histeriyi araştırarak psikanalizin ortaya çıkmasında etkili olmuştur. Freud için oldukça dikkat çekici olan histerik kişilik, üzerinde çalışılmasına neden olmuştur.

Histerik kişilik örgütlenmesi dikkat çekme ile ünlenmiş bir yapı olduğu için gerçekten de tarih boyunca psikoloji ile ilgilenen bütün bilim insanlarının dikkatini çekmiş bir kişilik grubu olmuştur. Freud ve diğer analistler bu nedenle özellikle histeri üzerine odaklanan çalışmalar yapmışlardır.

  1. Histerik kişiliğin ortaya çıkış nedenlerine bakıldığında; mutlaka nesne ilişkilerinden söz edilecektir.
  2. Histerik kişilikte nesne ilişkilerine bakıldığında, babanın narsisizminden sıklıkla söz edilir.
  3. Bu narsisistik baba figürüne eşlik eden yetersiz anne rolü histerik çocuk yapılanmasında önemli bir etkiye sahiptir (McWilliams, çev.

Kalem, 2013, s.374). Aslında sıklıkla söz edilen, anne ve babayla kurulamamış sağlıklı ebeveyn – çocuk ilişkileridir. Kız çocuk için babaya aşık olma, anneyi sürecin başında rakip olarak algılama ve sonrasında ise anneyle sağlıklı bir özdeşim kurma ve hem anneyle hem babayla şefkatli yeterli bir sevgi alışverişi ilişki akışı özellikle fallik dönem için tanımlanan doğal gelişim sürecidir.

Ancak, narsisistik ve red edici özellikteki baba figürü bu sürecin bu şekilde doğal akışında yaşanmasına engel oluşturur. Böylelikle histerik örgütlenme sürecine zemin hazırlanmış olur. Benzer şekilde erkek çocuk için yetersiz sevgi gösteren anne veya baba figüründen (genelde anne) sıklıkla söz edilir.

Histerik kişiliğin oluşumunda, çocukluktan itibaren yüklenen toplumsal cinsiyet rollerine de vurgu yapılmaktadır (McWilliams, çev. Kalem, 2013, s.375). Özellikle, kadın olmanın değersizleştirildiği, kadının güçsüz, bağımlı, değersiz, zayıf ve immatür yapısının kadına işlendiği ve öğretildiği toplumsal cinsiyet rollerine bakıldığında birçok kadında histerik kişilik yapılanması görülmesi şaşırtıcı değildir.

Toplumsal cinsiyet rollerinin kadına yüklediği roller aslında histerik kişiliğin tanımıyla oldukça uyumludur.2013 yılında yaptığım çalışmada, kadın ruh sağlığına toplumsal cinsiyet rollerinin olumsuz etkisi olduğundan söz etmiştim (Cengiz, 2013). Histeride özsaygıyı arttırmaya yönelik kullanılan çeşitli yöntemlerden söz edilir.

Histeride diğer bir ifadeyle, histriyonik kişilerde karşı cinsiyette idealize ettiği kişi veya kişiler olduğu, karşı cinsiyette idealize ettiği kişi ile özsaygısını tamamlamaya çalıştığından söz edilmektedir. Buna ek olarak, tersine çevirme, karşı fobik savunma mekanizmalarını kullanarak mevcut durumuyla baş etmeye çalıştığı görülür (Histerik kadının eşine aşırı bağımlı olması, onu idealize etmesi veya çocukluk öyküsündeki otoriter babaya benzeyen bir eş seçmesi (tabii bilinçdışı bir şekilde) ve onu değiştirmeye çalışması bu mekanizmaların örnekleridir.

Temelde histerik kadınların kendi kadın kimliklerindeki güç eksikliği ile ilgili aşırı uğraşları olduğu, buna ek olarak bir kadında cinsel çekicilik ve cazibe dışında bir güç olmadığı fikri histerik kadınlarda yaygındır (McWilliams, çev. Kalem, 2013, s.377). Bu nedenle histerik kişinin kendisiyle aşırı uğraşlarının olması, güzellik ve cinsel çekicilik konularına odaklanması, dikkat çekme ve arzulanma çabalarında olması beklenir.

Histerik kişilerdeki ilgi çekme ve kendilerini teşhir etme davranışları çökkünlük hislerine karşı koruyucu niteliktedir. (McWilliams, çev. Kalem, 2013, s.378). Diğer bir ifadeyle, kendini gösterme, dikkat çekme davranışları bir çeşit savunma mekanizması olarak kullanmaktadırlar.

  • Bu savunma mekanizması cinselleştirme ve eyleme vurmadır.
  • Histerik kişilerde en sık görülen mekanizma, bastırmadır.
  • Bastırma, cinselleştirme, dissosiyasyon histerik kişilerde sıklıkla görülen savunma mekanizmalarıdır.
  • Işi bu savunma mekanizmalarını kullanarak içsel çatışmalarıyla baş etmeye çalışmaktadır.

Histerik kişilerde aktarım ve karşı aktarım durumları tahmin edileceği gibi cinsiyete göre daha belirgin olacaktır. Özellikle histerik kadın danışan, erkek ise terapist olduğu durumlarda histerik danışanın heyecanlı ve cazibeli davranımları olacaktır.

  • Adın terapist ve kadın histerik danışan söz konusu olduğunda ise rekabet söz konusu olabilecektir.
  • Diğer yandan karşı aktarım konusunda ise dikkat edilmesi gereken ikili; narsistik özellikleri olan erkek terapist ile histerik kadın danışandır (McWilliams, çev.
  • Alem, 2013, s.380-381).
  • Bu hem aktarım hem de karşı aktarım açısından dikkat edilmesi gereken bir durumdur.

Terapi sürecinde terapistin ‘sağlıklı’ bir ebeveyn edasıyla danışanın tepkilerini regule etmesi gerekecektir. Aynı zamanda terapistin sağlıklı ebeveyn rolünde, aktarım durumlarını terapi sürecinde işe yarar şekilde yeniden ele alması önemli ve gereklidir.

  • Aslında özetle, birçok kişilikte olduğu gibi aktarım mevzusu, terapistin anne veya baba gibi hangi önemli çocukluk karakterine atıf yaptığı ile ilişkili olacaktır.
  • Bu nedenle terapistin karşı aktarım açısından kendi arka bahçesini de iyi tanıması gerekecektir.
  • Görüldüğü gibi aktarım ve karşı aktarım konuları histerik kişilik için ayrı bir önem taşımaktadır.

Histerik kişilik için ayırıcı tanı yapılması gereken diğer durumlardan söz edilir. Kişilik özelliklerine bakıldığında ortak özellikler gösteren diğer kişilik grupları olduğunu görmekteyiz. Histrionik kişiliğin, narsisistik ve sınırdurum kişilik ile karışabildiğine vurgu yapılmıştır (Öztürk ve Uluşahin, s.432).

Aynı zamanda histerik kişiliğin psikopati dissosiyasyon (dissosiyatif kişilik) ve narsisizm ile karıştırabildiğine vurgu yapılmaktadır (McWilliams, çev. Kalem, 2013, s.385). Bu bilgilere ek olarak, klinik gözlemim özellikle yeni danışan görmeye başlayan klinisyenler için histerinin, bağımlı kişilik gibi diğer kişilikler ile de karışabilme ihtimalinin olduğudur.

Bütün bunlar göz önüne alındığında, histerik kişilik ayrımını yaparken diğer kişiliklerin belirgin özelliklerinin olup olmadığına bakarak gitmek faydalı olacaktır. Örneğin; ilgi çekme davranışları, dürtüselliği olan, cinselleştirmeyi de kullanan bir danışan hemen histerik kişilik bozukluğu şeklinde tanılanamaz.

  • Bu kişide aynı zamanda psikopati var ise antisosyal kişilik ihtimalinden de söz etmek gerecektir.
  • Buna ek olarak, rol yapmada oldukça başarılı (rol yapma davranımı histeriyi düşündürtmesin rağmen) antisosyal kişilikler olduğunu unutmamak gerekir.
  • Başka bir örnek verecek olursak, dikkat çekme ve ilgi ihtiyacı olan her danışan histerik olarak tanılanamaz çünkü bu kişi narsisistik kişilik de olabilir.

Histerik kişilik tanısı için, yukarıda belirtilen histerik kişilik özelliklerinin kişide ne kadar ağır bastığına diğer bir ifadeyle, ne kadar belirgin olduğuna odaklanmak gerekecektir.

Bütün bunlara ek olarak, nasıl narsisistik kişilik erkeklere özgü bir kişilik türü değilse, histerik kişiliğin sadece kadına özgü bir kişilik türü olmadığını, erkeklerde de görüldüğünü bilmek yararlı olacaktır. Aylin Cengiz Akpınarlı Uzman Psikolog Kaynaklar

Amerikan Psikiyatri Birliği, 2014, Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal Elkitabı, Beşinci Baskı (DSM-5), Tanı Ölçütleri Başvuru Elkitabı, çev. Köroğlu E., Ankara: Hekimler Yayın Birliği. Cengiz A., (2013). Kadın Ruh Sağlığı ve Toplumsal Cinsiyet (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi).

  1. Akdeniz Üniversitesi, Antalya.
  2. McWilliams N., (2013).
  3. Psikanalitik Tanı, Klinik Süreç İçinde Kişilik Yapısını Anlamak, Psychoanalytic Diagnosis, (Kalem E, Çev.), (Üçüncü Baskı), İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.
  4. Öztürk O., Uluşahin A., (2016).
  5. Ruh Sağlığı ve Bozuklukları (14. Baskı).
  6. Ankara: Bayt Yayın Hizmetleri.

: Histerik Kişilik

Histeri belirtileri nedir?

Histerik Kişilik Bozukluğu Belirtileri – Aşağıdaki belirtiler gözlenebilir:

Sürekli olarak başkalarının dikkatini çekmeye çalışmak. Dramatik bir şekilde konuşma ve jestler yapma. İlişkilerde aşırı duygusal ve dikkat çekici davranma. Yüzeysel ilişkilerde sık sık değişiklik yapma. Başkalarının onayını ve beğenisini kazanmaya çalışma. Aşırı derecede duygusal tepkiler gösterme. Fiziksel görünüm ve giyim tarzına aşırı düşkünlük. Başkaları üzerinde etki bırakmak ve takdir edilmek isteme.

Histeri krizi neden olur?

Histerik Kriz Ne Demek? – Histerik kriz veya histeri krizi, histrionik kişilik bozukluğu gibi bazı psikiyatrik bozuklukları olan insanlarda görülen şiddetli duygusal tepkilerdir. Bu krizler son derece dramatik ve abartılıdır ve kişinin dikkat çekme ihtiyacını karşılamaya yöneliktir.

Histerik krizler genellikle aşağıdaki semptomları içerir:· Yoğun ağlama veya çığlık atma· Vücutta sarsıntı veya titreme· Kendini yere atma veya yere yatma· Solunum zorluğu veya nefes darlığı· Ani korku veya panik atakları· Kalp çarpıntısı veya göğüs ağrısı· Bayılma veya baş dönmesi

Histeri nöbeti stresli bir olayın ardından ortaya çıkar veya bir kişinin dikkatini çekmeye çalışması sırasında meydana gelir. Bu krizler kısa sürelidir ve kişinin tekrar normal duygusal durumuna dönmesi mümkündür. Histerik krizlerde histerik körlük gerçekleşebilir ve kişi görme yetisini geçici süreliğini kaybeder. Histeri Ne Demek Histerik Kriz Ne Demek?

Histeri genetik mi?

Histrionik Kişilik Bozukluğu Neden Olur? – Histrionik bozukluğa yol açan faktörler tam olarak tespit edilememiştir. Fakat uzmanlar bu rahatsızlığa çevresel ve genetik faktörlerin sebep olabileceğini belirtirler. Psikolojik rahatsızlıklarda öncelikle kişinin aile ortamı ve ebeveyn tutumları üzerinde durulur.

  1. Histrionik kişilik bozukluğu örnekleri incelendiğinde kişinin abartılı davranışlarının altında yatan sebebin çocukluk döneminde annenin ihmalkâr tavırları olduğu sonucuna ulaşılır.
  2. Işi ihmalkâr anneye isteklerini iletebilmek için abartılı davranışlar sergiler.
  3. Annenin çocuğa karşı ilgisiz tavrı aynı zamanda çocuğun duygularını ifade edememesine sebep olur.

Sonraki dönemde ise kişi, duygularını abartılı bir şekilde gösterir. Örneğin bir kız çocuğu annesinde gerekli ilgiyi göremediğinde babasına yönelir. Babasının ilgisini çekmek isteyen kız bunu dış görünüşü ve sevimli tavırları ile yapmaya çalışır. Büyüyen kız çocuğu, babasında uzaklaşır ve aynı ilgiyi görebilmek için babasına yaptıklarını başka erkeklere de yapmaya çalışır.

  • Hipermaskülenite (zehirli erkeklik), erkeğin çocukluğunda annesinin yokluğunu ya da uzaklaşmasının sebebi olarak kendisini bir başka erkeğe tercih etmesi olarak görmesinden dolayı aşırı erkeksi davranışlar göstermesidir.
  • Bir tür güç mücadelesi olarak tanımlanabilecek bu bilinçdışı durum histrionik davranış bozukluğudur.

Histrionik kişilik bozukluğu genetik yatkınlık nedeniyle ortaya çıktığını söyleyen uzmanlar vardır. Uzmanlara göre bu bozukluk dışadönüklük ve duygusallık özelliklerinin aşırılığından dolayı gelişir. Dışadönüklük özelliğinin aşırıya gitmesi histrionik bozukluk gösteren kişilerde heyecan arama ve gerginlik gibi duygulara yol açar.

Histerik ilişki ne demek?

Histerik Kişilik Bozukluğu Histrionik Kişilik Bozukluğu (HPD) Amerika Birleşik Devletleri’nde teşhis edilen en yaygın kişilik bozukluklarından biridir (Schotte, De Doncher, Maes, Cluydts & Cosyns, 1993). Widiger & Frances (1988) tarafından yapılan araştırmaya göre, Schotte ve meslektaşları (1993), HPD’nin kendi kendini dramatize etme, dikkat çekici olma, aşırı derecede ürkütücü, baştan çıkarıcı kararsız boşuna bir eğilimi yansıttığını belirtmektedir.

Bu bozukluğun, tam olarak araştırılmamış olmasına rağmen, yatan hastaların yüzde 40’ından fazlasında mevcut olduğu bilinmektedir. Yapılan araştırmalara göre; toplumumuzda kişilik bozukluklarının görülme oranı %10-30 arasında olduğu söylenmektedir. Kişilik bozukluklarının biri de Histriyonik Kişilik Bozukluğudur.

Histriyonik kişilik bozukluğunda kişinin aşırı duygusallık ve ilgilenme arayışı yüksektir. Bir ortamda ilgi görememekten çok rahatsız olurlar. Bu yüzden sürekli ilgiyi üzerlerine çekmek için her yolu denerler. Bu kişilerin en belirgin özellikleri baştan çıkarıcı ve çekici olmalarıdır.

Herkesi tanıdıkları bir ortamda; sürekli önemli veya önemsiz konulardan konuşarak dikkatleri üzerine toplamaya çalışırken, toplum içinde örneğin toplu taşıma araçlarında bu tarz bir imkânı bulamadıklarında yüksek sesle konuşarak, kahkaha atarak, garip davranış örüntülerinde bulunarak herkesin dikkatini çekmeye çalışırlar.

Tanıdıkları veya tanımadıkları ortamda dikkati, ilgiyi bir şekilde kendi üzerlerine çekmeyi başarırlar. Diğer bir davranış örüntüleri başkalarıyla olan iletişimlerinde genellikle uygun olmayan bir biçimde cinsel yönden ayartıcı veya baştan çıkarıcı bir tavırla yaklaşmalarıdır.

Tanıdıkları, tanımadıkları veya beğenip beğenmedikleri kişilerle fark etmeksizin flört ederler. Aslında bu şekilde ilgi çekmek ve kişilerin kendileriyle ilgilenmesini sağlamak daha kolay yollardan biri olabilir. Histriyonik kişilik bozukluğu yaşayan kişilerin ciddi bir ilişkileri olsa dahi ; eşi ya da sevgilisinin olmadığı ortamlarda diğer kişilerin ilgisi dikkatini çekmek için kısa süreli ve rasgele ilişki kurarlar.

Bu kısa süreli ilişkilerinde cinsel birliktelik dahi yaşayabilirler. Kurdukları kısa süreli sadece cinsellik üzerine olan birlikteliklerinin ya da davranış örüntülerinin cinsel arzularla ile bir ilgisi yoktur. Genellikle çoğu Histriyonik Kişilik Bozukluğu yaşayan kişilerde uyarılma, orgazm sorunları öncelik olarak cinsel işlev bozuklukları yaşarlar.

Yaşadıkları cinsel yakınlık ise histriyonik kişiler için sadece ilgi, sevildiğini hissetmenin bir yolu olarak görmektedir. Histriyonik Kişilik Bozukluğu yaşayan bireyler genellikle hızlı duygu değişimi ve yüzeysel kalan duygular yaşarlar. Duygu durum değişikliklerini çok sık yaşarlar. Histriyonik Kişilik Bozukluğu yaşayan bireyler ilgi veya dikkatleri üzerlerinde toplamak için diğer yollarından biri de fiziksel görünümlerini kullanmaktadırlar.

Bu kişiler her zaman bakımlı, gösterişli, renkli, dikkati çekecek şekilde dekolte ve yırtmacı olan, büyük, parlak aksesuarlar, abartılı makyajlar ile dikkati üzerlerinde toplarlar. Günü büyük bir bölümünü kendilerine ayırmaktadırlar. Bu zaman dilimi içerisinde sadece kendilerinin fiziksel görünümleri ve bakımları için geçirirler.

Histriyonik Kişilik Bozukluğu olan bireyler toplum içerisinde konuşurken başkalarının dikkatini çekme yönünde konuşma yapacakları için ayrıntıdan uzak, aşırı düzeyde bir konuşmaları vardır. Bir konu hakkında sorulan soruları cevaplamak için dahi kendileri hakkında bir şey anlatmaya başlayarak giriş yapabilirler.

Konuşmalarında daha çok yüzeysellik, anlam fakirliği dikkat çeker; bu durum anlattıkları şeyler bilgi içeriğinden çok kendisine ilgi odaklı olmasından da kaynaklanabilir. Davranışları daha çok gösterişli yapmacık ve duygularını aşırı bir abartma ile sergilerler.

Olayları aşırı tepki vererek anlatsalar da bu durum duygu durum değişkenliklerinden dolayı kısa sürebilir. Histriyonik Kişilik Bozukluğu yaşayan kişiler telkine yatkındırlar. Diğer kişilerden ve olaylardan çok çabuk etkilenebilirler. İlişkilerinde yakınlık ve ilgiden hiçbir zaman tam olarak memnun kalmazlar ve her zaman daha fazla ilgi ve yakınlık ihtiyacı içerisinde açlık hisleri vardır.

Sık sık romantik hayallere dalabilirler. Histriyonik Kişilik Bozukluğu olan bireyler genellikle benmerkezci ve öz sevicilik eğilimleri çok fazladır. Herkes ile çok çabuk arkadaş olup yakınlık kurabilirler fakat daha sonrasında kendilerini çabuk reddedilmiş hissederler.

  • Histriyonik Kişilik Bozukluğu yaşayan bireyler aslında cinsel yönelik davranış örüntüsünde bulunurlar fakat bir o kadar da temelinde derin cinsel korkular ve kısıtlanışlar yaşarlarsa da dış görünümleri, giyiniş ve davranış olarak bunun aksini söylüyor gibidir.
  • Endi cinsten yakın arkadaşları genellikle olmaz olsa dahi uzun sürmez bunun bir sebebi de kişinin karşı tarafı sürekli cinsel yönden ayartıcı, baştan çıkarıcı davranışlarda bulunmasından kaynaklanabilir.

Kendileri için büyüleyici, şahane, harika kelimeleri kullanırlar. Bu kelimeleri hak eden kişi olarak düşünürler. Kendileri hakkında geliştirdikleri olumsuz şemaları vardır; eğer karşımdaki kişiyi etkileyemezsem hiçbir işe yarayamam gibi düşünceler hakimdir.

Bazı Histriyonik Kişilik Bozukluk yaşayan bireyler intiharın düşünebilir ve girişimde bulunduklarında ciddi ölümle sonuçlanabilir. Histriyonik Kişilik Bozukluğu genel de toplumda görülme arası 2-3 olarak belirlenmiştir. Kadınlarda erkeklere oranla daha çok bu kişilik bozukluğu görülmektedir. Histriyonik Kişilik Bozukluğu yaşayan bireylerin tedavisi hem bireysel hem de grup psikoterapisi olarak çok sık tercih edilen tedavi yöntemlerindendir.

Genelde terapist danışanın bu histriyonik davranışların altında yatan gerçek duygu ve davranışların farkına varmasını sağlar. Histriyonik Kişilik Bozukluğu yaşayan bireyler psikoterapi sırasında uygulanan yüzleştirme tekniklerinden hoşlanmazlar. Terapistler bunu göz önünde bulundurarak terapi sürecine devam ederler.

  • Psikoterapiler sırasında, danışanların sıklıkla yaşadığı ortaya çıkardıkları, duygu durum dalgalanmaları, yoğun depresif Anksiyete dönemlerini açığa çıkarmaktadırlar.
  • Histriyonik kişilik bozukluğu yaşayan bireyler kendilerine öz eleştiri yapmayı sevmedikleri gibi bilinçdışı duygularını kontrol altında tutabilmek için sürekli çaba harcamayı tercih ederler.
See also:  Qual O Tamanho Normal De Um Cisto No Rim?

Çünkü iç dünyaları tam olarak olgunlaşmamıştır. Bu durumun diğer sebeplerinden biri sürekli dış dünyayla ilgilenmeleri ve bu yüzden içsel dünyalarını ihmal etmelerinden kaynaklanmaktadır. Histriyonik Kişilik Bozukluğu yaşayan bireylerde daha çok karşıda ki kişilere bağımlı hale gelirler.

Geçmiş olaylardan yaşadıkları sıkıntılar, pişmanlıklardan ders almazlar ve kendilerini her zaman yetersiz olarak görürler. Bu kişilik bozukluğu anne-babanın sevgisiz, hoşgörüsüz, mesafeli davranışları da sebep olabilmektedir. Kalıtımsal etkisi çok az olup genellikle daha çok psikolojik etkileri söz konusudur.

Bu psikolojik etkileri daha çok çocukluk çağında yaşadıkları travmalar, anne-baba yoksunluğu, sözel ve fiziksel istismarlarından kaynaklanmaktadır. Terapistler, Histriyonik Kişilik Bozukluğu yaşayan danışanlarının duygusal durumlarına daha çok dikkat etmeli ve aynı zamanda kendilerini daha iyi ifade etmelerine yardımcı olmalıdırlar.

Histriyonik Kişilik Bozukluğu olan bireyler sürekli olarak hayatlarında onlara destek amaçlı birilerine ya da terapistlere ihtiyaç duyarlar. Histriyonik Kişilik Bozukluğu yaşayan bireylerin ilişki zorlukları, evlilik çatışması ve cinsel işlev bozukluğu yaşamaktadırlar. Histriyonik Kişilik Bozukluğu olan bireyleri özellikle Narsistlik kişilik bozukluğu ve Boderline kişilik bozukluğu yaşayan bireyleri çok sık karıştırılabilir.

Histrionik kişilik bozukluğu nasıl davranır?

Belirtiler – Başkalarının ilgi ve muhabbetlerini çekebildikleri sürece canlı, neşeli, şevk dolu ve cilveli veya çapkındır. Kendileri grubun odağı olduğu sürece ilişkileri kuvvetlidir. Cinsel anlamda uygunsuz provokatif davranışlar sergileyebilir, duygularını etkileyici tarzda dışavururlar.

  1. Bunun yanı sıra egosantrizm, kendine düşkünlük, sürekli takdir arzusu ve ihtiyaçlarına ulaşmak için sürekli psikolojik manipülasyonda bulunurlar.
  2. Bu kişilik bozukluğuna sahip olan kişiler kendi kişisel durumlarını gerçekçi olarak değerlendiremezler ve karşılaştıkları güçlükleri abartma ve dramatize etme eğilimi sergilerler.

Kolayca sıkıldıklarından çok sık iş değiştirebilirler ve hayalkırıklığı sorunu yaşarlar. Yenilik ve heyecan arzularından dolayı kendilerini tehlikeli durumlara sokarlar. Bu unsurlar onların daha büyük depresyona girmelerine sebep olabilir. Şu belirtiler görülür:

  • Teşhirci davranış.
  • Sürekli tatmin veya onay arayışı.
  • Duyguların aşırı gösterilerek dramatize edilmesi. Örneğin yeni tanıştığı biriyle kucaklaşmak veya acıklı bir filmde kontrolsüzce ağlamak.
  • Eleştiri veya onaylanmamaya karşı aşırı duyarlılık.
  • Kişiliğinden gurur duyma, değişime karşı isteksizlik ve herhangi bir değişimi tehdit olarak algılama.
  • Uygunsuz şekilde kışkırtıcı davranış veya görünüm sergilemek.
  • Somatik belirtileri kullanarak dikkati üzerine çekmeye çalışmak.
  • İlgi merkezi olma ihtiyacı.
  • Hayal kırıklıklarına karşı düşük tolerans.
  • Ani kararlar almak.
  • Duygusal hallerin hızlı değişimi. Bu haller başkalarına yüzeysel veya abartılı olarak görünebilir.
  • İlişkilerin gerçekte olduğundan daha içten olması gerektiğine inanmak.

Histrionik nasil gecer?

Histriyonik Kişilik Bozukluğunun tedavi yöntemleri – Histrionik kişilik bozukluğunun tedavisi için tercih edilen birden çok tedavi yöntemi bulunmaktadır. Destekleyici Psikoterapi Histrionik kişilik bozukluğu için tercih edilen tedavi yöntemi psikoterapidir.

Destekleyici psikoterapinin cesaret verici, güven verici ve tehdit edici olmayan yaklaşımı histrionik kişilik bozukluğu olan hastalar için uygun bir tedavi yöntemi olduğu düşünülmektedir. Destekleyici psikoterapi, dikkatli ve sempatik dinleme yoluyla duygusal sıkıntıyı azaltmayı, benlik saygısını geliştirmeyi ve hastanın başa çıkma becerilerini geliştirmeyi amaçlar.

Psikodinamik Psikoterapi Psikodinamik psikoterapi de (içgörü yönelimli terapi olarak da adlandırılır) histriyonik kişilik bozukluğu olan hastaların tedavisinde başarılı bir yaklaşımdır. Bu terapinin amacı, hastanın duygusal olgunlaşmanın önceki aşamalarında kaçırmış olabileceği önemli gelişimsel dönüm noktalarını entegre ederek hastanın işlevsiz kişiliğinin bir yönünü değiştirmektir,

  1. Psikodinamik psikoterapi, hastaların kendilerini ve davranışlarını daha iyi anlamaları için altta yatan bilinçsiz çatışmaları çözmeyi amaçlar.
  2. Hastaların başkalarıyla daha iyi bir iletişim yaratması için aşırı dramatik konuşmayı daha uyumlu bir eylem veya davranışla değiştirmesi teşvik edilir.
  3. Psikodinamik psikoterapi sayesinde hastalar, aşırı cinsel, dikkat çekme davranışlarının uyumsuz olduğunu fark etmeyi öğrenirler ve benlik saygısını geliştirmenin yeni, daha sağlıklı yollarını keşfederler.

Grup ve Aile Terapisi Önerilmez Grup terapisi ve aile terapisi, tipik olarak histriyonik kişilik bozukluğunun tedavisinde birinci basamak modalite olarak önerilmez. Histrionik kişilik bozukluğu olan kişiler ilgi odağı olmayı arzu etme eğilimindedirler, bu da bir grup ortamında terapötik hedeflerden sapmaya sebep olabilir.

  1. Ek olarak, bu bozukluğu olan kişiler, aynı anda terapiye katılan bu gruplara veya aile üyelerine samimiyetsiz görünen sığ duygular sergileyebilir.
  2. Histrionik hastalar, terapistlerine uygunsuz bir şekilde cinsel yönelimli davranışlarda bulunabilir.
  3. Bu nedenle, hastalarla kesin sınırlar belirlemek çok önemlidir.

Rol oynama modeli ve iddialı yaklaşımlar, çatışmaları en aza indirmeye yardımcı olabilir. İlaç Tedavisi Kişilik bozukluklarını tedavi etmek için altın standart psikoterapi olsa da histrionik kişilik bozukluğu olan hastalar son derece semptomatik olabilir.

Hastalar sıklıkla duygudurum dalgalanmalarına, öfkeye, gözyaşı dökmeye, kaygıya ve depresyona katlandıkları duygusal düzensizlik yaşayabilirler. Histrionik kişilik bozukluğunun tedavisi için FDA onaylı ilaçlar bulunmamakla birlikte, afektif düzensizlik antidepresanlar, duygudurum düzenleyiciler ve antipsikotikler ile tedavi edilebilir.

Etkili olduğu kanıtlanmış antidepresanlar arasında desipramin, fluoksetin, amitriptilin ve fluvoksamin bulunur. Kanıtlanmış terapötik faydaları olan duygudurum dengeleyiciler arasında lamotrijin, karbamazepin, topiramat, valproat ve lityum bulunur. Araştırmalar, risperidon, aripiprazol, olanzapin ve haloperidol gibi antipsikotiklerin duygusal düzensizliğin tedavisinde yararlı olduğunu göstermiştir.

Histerik psikoz ne demek?

0242 311 44 33

  1. Ana Sayfa
  2. PSİKİYATRİ – PSİKOTERAPİ
  3. PSİKİYATRİ TANI VE TEDAVİ
  4. Konversiyon Bozukluğu

Eskiden histeri, histerik nevroz olarak isimlendirilen konversiyon ve disosiyasyon bozuklukları çok eski çağlardan beri bilinmektedir. O zamanlar doğaüstü güçlerin etkisine bağlanan bu bozukluklar ilk kez Hipokrat tarafından hastalık olarak tanımlanmıştır.

Yunancada rahim (döl yatağı) anlamına gelen hysteron sözcüğünden gelen histeri, cinsellik ile bağdaştırılmış, bu yüzden uzun yıllar yanlış anlamlar yüklenerek, farklı gözlerle bakılan bir hastalık olarak değerlendirilmiştir. Günümüzde tıp dilinde histeri artık kullanılmamaktadır. Konversiyon ve disosiyasyon bozuklukları daha çok gelişmemiş, sosyokültürel yönden geride kalmış toplumlarda görülmekte olup, giderek daha seyrek gözlenmektedir.

Ülkemizde dua, muska, büyü, üfürük, hoca, yatır ziyareti ile geçen ve geçtiğine inanılan rahatsızlıkların çoğu histerik nevrozdur. Kadınlarda ve gençlerde daha sıktır. Histerik nevrozlar günümüzde konversiyon bozukluğu, disosiyatif bozukluk ve somatizasyon bozukluğu (Briquet Sendromu) olarak sınıflandırılmaktadır.

  • Onversiyon bozukluğu yapısal organik bir temele dayanmayan, hareket ve duyu sistemlerinde işlev yitimi ya da işlev azalması ile giden bir hastalıktır.
  • Tipik bir klinik görünümü olmayan hastalık, çok değişik belirtilerle seyredebilir ve zaman içinde aynı hastada farklı farklı belirti verebilir.
  • Hastanın hareketlerinde bir yapaylık ve abartı izlenimi alınabilir fakat bu kişinin hastalığı bilinçli olarak yarattığı anlamına gelmez.

Afoni dediğimiz ses kısılması ve mutizm dediğimiz konuşmama sık görülen belirtilerdendir. Hasta çoğu kez fısıltı halinde konuşur ya da işaretlerle veya yazı ile iletişimi tercih edebilir. Çocuksu konuşma ve kekeleme de seyrek görülen konuşma bozukluklarıdır.

Güzel aldırmazlık olarak adlandırılan özel bir duygulanım mevcuttur. Bacakları tutmayan ve yürüyemeyen bir hasta vurdumduymaz bir tavırla gülümseyerek yürüyemediğini, ayaklarının tutmadığını ifade edebilir. Bu görüldüğü takdirde tanı kolaylaşmakla birlikte, çoğu hastada duygusal oynaklıklar, durgunluk ve depresif bulgular gözlenir.

Gülme ve ağlama nöbetleri de seyrek görülen bulgulardandır. Bu hastalarda bilişsel yetiler, düşünce süreci ve içeriğinde bir bozulma görülmez. Bunaltı verici anıları kolay unutarak bunun yerine somatik belirtileri koyarlar. Bedensel hareket belirtileri olarak yürüyememe, ayakta duramama, kol ve bacaklarda güçsüzlük, felç tablosu, dilinin dönmemesi, ses çıkaramama görülebilir.

  • Felçler tek taraflı veya iki taraflı olabilir.
  • Bunların nörolojik muayenesinde bir bozukluk saptanmaz.
  • Tüm vücutta ağrı, hiperestezi dediğimiz duyu artması, hipoestezi dediğimiz duyu azalması, duyu yitimi dediğimiz anestezi, duymama, görmeme, koku almama tarzında duyusal belirtiler görülebilir.
  • Bu belirtilere yönelik fizik muayene bulgularında herhangi bir patoloji saptanmaz.

Burada hekim, hasta ve hasta yakınları olarak bilinmesi gereken, hiçbir organik ve fizyolojik bozukluk olmamasına rağmen gerçek bir duyu yitimi vardır ve hasta bunu bilinçli olarak yapmamaktadır. Bunların yanında globus histerikus dediğimiz boğazda düğümlenme hissi, kusma, öksürük, hıçkırık, öğürme, geğirme, hava yutma, yalancı gebelik gibi nörovejetatif belirtiler de sıklıkla gözlenebilir.

  1. Güzel aldırmazlık hali bulunması ve organik patoloji saptanmaması durumunda Konversiyon tanısı kolaydır.
  2. Fakat bazı hastalar çok karışık tablolarla gelebilir.
  3. Hipnoz çoğu hastada tanı ve tedavide çok yardımcıdır.
  4. Depresyon, panik bozukluk, kişilik bozuklukları ve obsesif kompulsif kişiliğin konversiyon ile birlikte bulunması klinik görünümü karıştırabilir.

Disosiyatif bozukluklar da, bilinç, bellek ve algı bozuklukları ile seyreden konversiyon benzeri somatoform bozukluklardır. Bunları şöyle özetleyebiliriz. Dissosiyatif bayılmalar: Örseleyici, etkileyici bir olay veya bir öfke patlamasını takiben hastalar genelde kendilerini incitmeyecek şekilde kontrollü biçimde bayılırlar.

Bu bayılma esnasında uzun süreli epilepsiye benzer kasılmalar gözlenebilir. Bilinç kapalı gibidir, hasta gelen sesleri işittiğini, cevap veremediğini söyler. Epilepside kasılma nöbetleri 1 – 2 dakika sürerken, disosiyatif bayılmalarda 1 – 2 saati bulabilir. Disosiyatif bellek yitimi: Ağır örseleyici, travmatik dönemlerin kişinin bilincinden hiç yaşanmamış gibi silinmesidir.

Burada seçici olarak bilinçdışına bastırma söz konusudur. Disosiyatif kimlik bozukluğu: Çoğul kişilik bozukluğu olarak bilinir. Kişide yineleyici biçimde iki veya daha fazla kişilik bulunur. Bu kişilik ya da kimlikler birbirini tanımaz, birbirlerinden habersizdirler.

Birbirlerinin yaptığı eylemleri hatırlamazlar. Bir kişilik ya da kimlikten diğerine ani kaymalar olur. Son yıllarda birçok filme de konu olan bu durum üzerinde çalışmalar yoğunlaşmıştır. Sally Field’in başrolünü oynadığı “Sybil”, bir Fransız yapımı “Haute Tension-Yüksek Tansiyon” ve John Carpenter’in “Koğuş” isimli filmleri çoğul kişiliği ayrıntılı biçimde ele almıştır.

Ülkemizde de Demet Evgar’ın başrolündeki “Beyza’nın Kadınları” filmi dikkat çekicidir. Özellikle çocukluk döneminde karşılaşılan cinsel travmaların çoğul kişilik bozukluğu oluşumunda önemli rolü olduğu bilinmektedir. Histerik psikoz: Yalancı psikoz olarak da isimlendirilir.

  • Ani başlayan, bağırıp çağırmak, üstünü başını yırtmak, soyunmak, oraya buraya koşturmak, kendini sağa sola çarpmak gibi çılgınlık belirtileri gözlenir.
  • Dramatik tablonun altında bir yapaylık ve abartma hissedilir.
  • Hasta deliliği oynuyor gibidir.
  • Adınlarda sıktır.
  • Genelde aile içi bir huzursuzluk, zorlantı durumunda ortaya çıkar.

En geç 10 – 15 gün içinde düzelir. Konversiyon ve disosiyatif bozukluklarda çekingen, hassas, başkalarının isteklerine aşırı duyarlı, içine kapanık, duygu ve düşüncelerini dışarıya vuramayan, çocukluktan itibaren yaşının ve konumunun üzerinde sorumluluk yüklenip, bu sorumluluk altında ezilen bir yapı mevcuttur.

Freud’un histeri üzerinde yaptığı çalışmalar ve hipnoz uygulamaları, psikanalitik kuramın temellerini oluşturmuştur. Histeride çocukluk dönemlerinde başlayan ve süregelen bir iç çatışma söz konusudur. Dışa vurulması ve doyurulması olanaksız bir dürtü, benlikte tehlike yarattığından bilinçdışına itilmekte, üstü örtülmekte fakat çatışma tümden çözülmemektedir.

Çatışmanın doğurduğu bunaltıya yeni bir düzenekle yanıt vermek gerekmektedir. Histerik nevrozda bu döndürme (konversiyon) ve çözülme (disosiyasyon) düzeneğidir. Bunlardan önce de bastırma savunma düzeneği devrededir. Çatışma ve onu doğuran dürtüler bastırma ile bilinçdışında tutulmakta, bilinçdışındaki baskı dayanılmaz bir durum aldığında bunlar konversiyon yoluyla felç, duyu kaybı, bayılma gibi bedensel bir işlev bozukluğuna döndürülerek benlik kendini korumaktadır.

Bedensel işlev yitiminde, çocukluk dönemlerinde bedenin çeşitli parçalarına yüklenen özel anlamlar önem kazanmaktadır. Saldırma ve öldürme dürtüsünü temsil eden kollar veya cinsel bir anlam kazanabilen görme, bakma olayı, konversiyonda kol ve bacakların tutmaması, görmeme gibi somatik belirtilere neden olabilmektedir.

Konversiyonda, herhangi bir organdaki işlev yitimi, hem isteği hem de yasağı temsil eden simgesel bir beden dili, anlamlı bir bozukluktur. Histerik bir belirti, çatışma sonucu ortaya çıkmakta ve bunaltıyı önlemektedir. Hasta, bir organda işlev yitimi karşılığı çatışma ve bunaltıdan kurtulmuştur.

  • Buna “birincil kazanç” denir.
  • Güzel aldırmazlık bundan kaynaklanmaktadır.
  • Hastanın, hastalığından dolayı gördüğü ilgi, bakım, sorumluluklarının azalması gibi kazanımlar ise “ikincil kazanç” olarak isimlendirilir.
  • Burada bilinmesi gereken, bunların tümü bilinçdışıdır, hasta rol yapmıyordur.
  • Bundan dolayı hastaya kızmaz ve onu suçlamak doğru değildir.

Öğrenme, koşullandırma, iletişim yöntemleri, aile içi rol dağılımı ve rol benimsemelerinin de konversiyonda büyük rolleri vardır. Konversiyon bozukluğunun tedavisinde değişik sorunlar söz konusudur. Uygun çevresel koşullar sağlandığında çoğu vaka telkin yöntemleriyle, hatta kendiliğinden düzelebilir.

  • Ağır olgular tedavisiz kaldığında ise fonksiyonel işlev bozuklukları, organik bozukluklara dahi dönüşebilir.
  • Tedavide öncelikle organik bir bozukluk olmadığı saptanmalıdır.
  • Hastanın yaşam koşulları, ruhsal durumu, aile içi ve eşle ilgili sorunlar ve aile içindeki konumu iyi değerlendirilmeli, tedaviye bundan sonra yönelmelidir.

Hipnoz, hipnoterapi ve diğer telkin metotları etkili yöntemlerdir. Eş ve aile desteği, çevre koşullarının düzeltilerek birincil ve ikincil kazanç sorununu ortadan kaldırmak tedavinin ana unsurudur. Anksiyete ve depresyona yönelik ilaç tedavileri gerekebilir.

  • « Uçak Fobisi
  • Depresyonda İlaçsız Tedavi »

Paylaş Facebook Twitter E-Mail Whatsapp

Histerik felç ne demek?

Konversiyon Bozukluğu (Histeri) – Konversiyon bozukluğu, altta yatan organik bir neden bulunmaksızın ortaya çıkan, bayılma, felç olma ve duyu kaybı gibi nörolojik belirtilerdir. Hastalar sorunlarının ruhsal olduğunun farkında değildir ve istemli olarak bu belirtileri kontrol edemezler, yani belirtiler bilinçli olarak ortaya çıkmaz.

  1. Onversiyon bozukluğu çok eski çağlardan beri bilinmektedir.
  2. Halk dilinde histeri olarak geçer.
  3. Bu hastalık kişinin ruhsal sıkıntısının beden diliyle ifade edilmesidir.
  4. Belirtiler genelde nörolojik hastalıkları taklit eder, nörolojide görülen bütün belirtiler psikolojik nedenlerle de ortaya çıkabilir.
  5. Belirtiler genelde şiddetlidir ve hastanın günlük işleri yapmasında sorunlar ortaya çıkarır.

Belirtilerin uzun süre devam etmesi hastanın kol ve bacaklarında kaslarda erime ve yapışıklık gibi sorunlar ortaya çıkarabilir. Belirtileri; · Bayılma, sara benzeri nöbet geçirme: genelde kalabalığın olduğu yerlerde bayılma görülür. Hastalar tek başına iken bayılma pek olmaz.

Bayıma sırasında kendini yaralama ve bilinç kaybı pek görülmez. Bayılma genelde uzun sürelidir. Hasta çevrede olanları duyduğunu ancak yanıt veremediğini, tüm bedenini felç olmuş gibi hissettiğini belirtir. Hastalar genelde ağlayarak kendine gelir. Kendine gelirken saldırgan davranışlarda bulunma saçını, yüzünü yolma gibi taşkınlık belirtileri görülebilir.

· Bedenin herhangi bir yerinde uyuşma veya hiçbir şey hissedememe; genelde kol ve bacakta görülür. Nörolojik muayenende organik bir neden bulunamaz ve uyuşan bölge nörolojik kökenli duyu kayıplarından farklıdır. · Körlük: sıklıkla tek gözün görmemesi, iki gözde körlük, tek gözde tüp şeklinde görme bozukluğu olabilir.

Göz muayenesi normaldir. · Konuşamama, hastalar kısık sesle konuşabilir. Konuşamamayı açıklayacak organik bir neden bulunamaz. · Bedenin herhangi bir yerinin hareketinde azalma veya tamamiyle felç olması (kol, bacak veya tüm bedenin felç olması olabilir): hasta bedenin herhangi bir yerinde kuvvet azlığından yakınır.

Kuvvet azlığı veya kaybı genelde kol ve bacaklardadır. Nörolojik muayenede kuvvet azlığını açıklayacak bir bulguya rastlanmaz. Bazen felç bir koldan diğerine geçip yer değiştirebilir. · Bedenin herhangi bir yerinde titreme (tremor) veya istemsiz beden hareketleri görülebilir.

  1. Bu hareketlerin nörolojik kökenli hareket bozukluklarından ayrılması gerekir.
  2. · Duruş bozuklukları: hastalar ayakta duramaz ve yürüyemezler, özellikle izlendiklerini anladıklarında belirtilerde artma görülür.
  3. Bazen duruş ve yürüyüşün normale döndüğü sonra tekrar bozulduğu görülebilir.
  4. Tedavi; Kişinin yaşantısı, yaşadığı sorunlar netleştirilir.

Kişiye ve yaşadığı zorluklara özel bir tedavi programı hazılanır.

Histeri kimlerde görülür?

Histeri – Vikipedi

Bu madde hiçbir, Lütfen yardımcı olun. Kaynaksız içerik itiraz konusu olabilir ve, Kaynak ara: – · · · · ( Ocak 2015 ) ()

1893 tarihli histerili bir kadın tasviri Histeri veya isteri, psişik ve motor bozukluklar, özellikle duygusal reaksiyonlarda taşkınlık, ani sinirlenme, hareket bozuklukları, geçici kişilik değişimi ve günlük hafıza kaybı gibi çeşitli sistemlere ait şikayetlerle belirgin bozukluk.

  1. Denetim dışına çıkıp kişinin işlevselliğini aksattığında aşırı hayal gücü veya korkuları ifade eden zihinsel bir hastalığı tanımlar.
  2. Histeri, hastalarda ani, sinirsel, nevrotik bir hastalık olarak bilinir.
  3. Histerik hasta, kendindeki ruh sağlığının bozukluğundan habersizdir.
  4. Çeşitli duyu bozuklukları, çırpınmalar, kimi zaman da inmelerle kendini gösteren tipinde olup sıklıkla 30 yaş altındaki bireylerde görülür.

Genellikle bilinçaltında kalmış zihinsel bir nedenin çok çeşitli fiziksel ya da psikopatik bozukluklara yol açtığı histeride ya geçici ve çok şiddetli krizler ya da sürekli davranış bozuklukları görülür. Fransız hekimi Charcot’nun tanımladığı “büyük kriz” dışında, bedensel belirtileri şunlardır: Felçler, ağrıya duyarsızlık, titreme, nefes darlığı, kasılma, görme, konuşma ve işitme bozuklukları, hatta yalancı gebelikler.

Daha seyrek olmak üzere rastlanan psikopatik bozuklukların en önemlileri bellek yitimleri (), konuşma bozuklukları, uyurgezerlik ya da taşkınlıklardır. Büyük değişmeler gösteren, çok güçlü bir duygusal bağımlılık, teşhirciliğe ve mitomaniye ( hastalık derecesinde yalan söyleme eğilimi ) açık bir eğilimle kendini belli eden histerik bir kişilikten söz edilebilir.

Histeri ayrıca, doğrudan de kökeninde yer alır,, Charcot’nun görüşlerine dönmüş ve histeriyi, hastanın bilinçdışına ittiği, çoğunlukla cinsel kökenli, daha derin bir bozukluğu bedenine yansıttığı sürece çok kolay tanınabilen bir olarak betimlemiştir.

See also:  Qual Valor Do Dolar?

Histerik Atak ne demek?

HİSTERİK KİŞİLİK BOZUKLUĞU HİSTERİK KİŞİLİK BOZUKLUĞU Histrionik kelimesi Latince den gelmektedir. “oyuncu” demektir.” Histrionik kişilik bozukluğunda olayları büyütme, dramatize etme, yalan öyküleri anlatma (mitomani) görülür. Ayrıca bütün dikkatleri üzerine çekmeye çalışma, abartılmış duygusal tepkiler, beden ve yüz hareketleri gibi özellikler bulunur.

Çekici gözükmeye gayret gösterirler. Ben-merkezci davranışlar sergileyebilirler. Kolay arkadaş olurlar ama çabuk reddedilmiş duygusu yaşarlar. Cinsel korkuları olsa da bunu dışarı yansıtmazlar. İlişkilerinde bağımlı, telkine yatkın davranış sergilerler. Sevgi ve şefkate açlık gösterirler. Ama ilişkilerinde denge ve olgunluk gösteremezler.

Dikkat çekmeye çalışırken zaman zaman zayıf ve bağımlı davranabilirler. Histrionikler de zaman zaman somotoform bozukluklar görülebilir. Çocukluk çağlarında cinsel kötü muamele öyküsüne sık rastlanır. Gösterişli özellikleri vardır. Heyecanlı, duygusal ve dışadönük biçimde davranırlar.

Fakat derin uzun soluklu bir bağlanmayı devam ettirmekte zorluk çekerler. Kadınlarda erkeklere oranla daha sık görülür. Prevalans %1-%3 tür. Klinik görüşmeler sırasında bu tür hastalar detaylı öykü vermeye isteklidirler. Ve genelde klinisyenle işbirliği içerisinde davranırlar. Sıklıkla dilleri sürçer. Ve renkli bir dil kullanımına sahiptirler.

Histerik kişiler aşırı derece ilgi ve dikkat çekici davranırlar. Durumları, olayları gerçekte olduğundan daha önemli göstermeye çalışırlar. Eğer çevrelerinin dikkat ve övgülerini üzerlerine çekemezlerse öfke patlamaları yaşarlar. Ya ağlarlar ya da çevreyi suçlarlar.

Hem kadınlarda hem erkeklerde baştan çıkarmaya çalışma durumu vardır. Histerik kişilerin diğer insanlarla ilgili cinsel fantazileri olabilir. Flortöz davranabilirler. İlişkilerinde genelde yüzeysel, bencil olabilirler. Aşırı bağlanma ihtiyaçları vardır. Bu yüzden etrafa çabuk güvenebilirler. Savunma mekanizmaları bastırma ve disosiyondur.

Stres altındayken gerçeği değerlendiremezler. Yaşları ilerledikçe gösterdikleri belirtiler azalmaya başlar. Cinsel ilişkiden kaçınmayabilir, yasalarla başları belaya girebilir. Heyecan arayışına girebilirler. Gerçek hislerini fark edemezler. Histerik kişilik bozukluğu olan bireylerin çevreleriyle verimli, kaliteli ilişkileri olmaz.

Çünkü diğer insanlardan gereğinden fazla ilgi isterler ve çevreleri bu ilgiyi sürekli yapamayıp yorulurlar. Duygusal manipülasyonlarda bulunurlar. Ve çevrelerini kontrol etme çabası içerisinde olurlar. Genelde ben-merkezli ve kibirli olarak bilinirler. Araştırmalar genetik yatkınlığın olabileceği yönündedir.

“insanları büyülemezsem ben bir hiçim” ve “insanları eğlendiremezsem beni terk ederler” temel inancı taşıyabilirler.19. Yüzyıldan bu yana histerik kişiler “çatlak” olarak anılıyordu. Histerik durum sadece histerik semptomlar gösteren kişilerde bulunmaz.

  • Bu semptomları göstermeyen kişilerde de yaygın görülür.
  • Histerikler ilişkilerinde tepkiseldirler.
  • Ve yüksek kaygı yaşarlar.
  • Ama risk taşıyan durumları da çekici bulurlar.
  • Heyecan konusunda bir kriz durumundan çıkıp başka bir kriz durumuna giriyor olabilirler.
  • Duyguları değişkendir ve hızla değişebilir.
  • Gözde meslekleri seçip göz önünde olmayı isterler.

Örneğin; oyunculuk, politikacılık vs. Freud bu kişilerin sevgiye, erotik yatkınlığa derin gereksinim duyduklarından bahseder. Entelektüel ve sanatsal yatkınlıkları vardır. Histerik kişiler baştan çıkarıcı olabilir ve bu cinsel davetlerinin farkında olmayabilirler.

  • Ve diğer insanlar bunu dediklerinde çok şaşırırlar.
  • Freud histeriklerile ilgili : histeriklerin yaşadıkları kaygının birikmiş cinsel enerjilerinin yaygın sinirlilik haline döndürdüklerini söyler.
  • Bu kişiler reddedilmekten korku duyduklarında bilinçdışı bir korku yaşarlar.
  • Zorlayıcı bir durumla karşılaştıkları zaman ise sorundan kurtulma düşüncesiyle çocuksu bir hal alırlar.

Telkine yatkın özellikte olabilirler. Yapışkan bağlılık gösterip sızlanıp durabilirler. Histerikler korktukları duruma doğru bilinçdışı giderler. Yani seksten aşırı korkarlar ama baştan çıkarıcı davranırlar. Utanma yaşarken kendilerini teşhir etme durumu söz konusudur.

  1. Aslında diğerlerinde aşağı hissederken ilgi odağı olma çabasında olmaya çaba harcamaları da buna örnektir.
  2. Bu özelliklerinden dolayı karşılarına çıkan en ufak olumsuzluklarda çaresiz ve güçsüz kalırlar.
  3. Normal insanların başa çıkabileceği şeyler histerik özellik taşıyan kişiler için travma niteliği taşıyabilir.

Bazı araştırmalar histerik kişiliğe bakıldığında anne yetersizliği ile baba narsiziminin birleşimini gösterdiğini söyler. Önce aşırı değer verip sonra aşırı değersizleştirip döngüye girerler. Bu döngüde ya cinsel doyum elde etmekte zorlanırlar ya da kısa süreli cinsel doyum elde ederler.

Güç kaynaklarını cinsel çekicilikten bulacaklarını düşündüklerinden dış görünüşe aşırı önem verirler. Ve yaşlanmaktan çok korkabilirler. Histerikler sömürülmekten, reddedilmekten kişisel alanlarının işgal edilmesinden çok korkarlar. Buna savunma olarak da savunma olarak cazibelerini kullanıp çevreyi etkileme çabası gösterirler.

Histerik danışanlar genelde terapistin gösterdiği ilgiyi görüp anlayan ve kısmen çocuksu görünen kişilerdir. Terapistler histeriklerle çalışırken klasik olarak şunları yapmaya çalışırlar; nispeten sessiz kalırlar, hastayı yönlendirmezler, süreci yorumlarlar( içerik yerine), savunma karşıtı içerikten ziyade savunmaların kendisi ile çalışırlar.

  • Terapide öncelikle dostça bir ittifak kurulur.
  • İki tarafın sorumlulukları detaylı görülür.
  • Terapist histerik danışanını dinleyip meseleleri onun anlamasına olanak vermelidir.
  • Terapist yorum yapmakta acele ederse, histerik danışanı rahatsız etmiş ve korkutmuş olur.
  • Histerik danışana hazır sorular sormak, hastayı sürekli ne hissetmekte olduğu ve hislerini nasıl yorumladığını sormak terapiyi başarılı kılar.

Terapist histerik danışanının yaşadığı duyguları gelip kendisine aktarması konusunda danışanı teşvik etmelidir. Histeriklerin karışabileceği tanılar psikopati ve narsisizmdir. Örneğin narsisizm ve histeriklere bakacak olursak ikisi de idealize eder ve değersizleştirirler.

İkisi de temelde özsaygı eksiklikleri ve utanç yaşarlar. Histerik kişiler standart tedavi yapmak için uygundur. Ve fayda görürler. Narsisistikler ise içsel deneyimlerinde terapötik danışmaya ihtiyaç duyarlar. Histeri, histerik kişilik, konversiyon histerisi gibi terimler birbiri yerine kullanılmaktadır.

Chodoff histeriklerin; gösterimcilik, abartma, yalan söyleme, rol oynama, değişken heyecanlar, emosyonel yüzeysellik, kışkırtıcılık, isteyicilik ve bağımlılık özellikleri bulunduğundan bahsetmiştir. Kişilik özellikleri çok belirgin olursa buna “histeri nevrozu” denir.

Babinski’ ye göre histeride telkinin çok önemli bir yeri vardır. Bu hastaların hipnoz altında karşı telkinle semptomlerının giderileleceği görüşünü savunmuştur. Freud histerik belirtilerin doğuştan nöropatik ya da kalıtımsal olan bireylerde ruhsal travma nedeniyle ortaya çıktığını savunmuştur. Clani ise kadınlarda histerik kişilerarası durumun en genel tanımlanmasının sosyal rolü büyütme ve abartma olduğunu ifade etmektedir.

Halleck ise histerik davranışları yoğun olarak kullanan hastaların, kendilerini, genellikle ciddi anne yoksunluğu içinde yaşamış gibi gördüklerini ifade etmektedirler. Bu ifadeler annelerini soğuk, reddedici, uzak ya da başka konularla meşgul olarak tanımlarlar.

Bu yüzden de histerik özellik taşıyan kişiyi çoğunlukla sevgiden ve temel beslenmeden mahrum kalmış ve ciddi bir biçimde yaralanmış olarak düşünülür. Sullivan da histeriklerin çocuklarıyla hiçbir zaman sevecen, yoğun ilişki kuramayan, kendine yönelik ebeveynine sahip olduğunu ifade eder. Bunlar çocuğunu ne severler ne de iterler.

Ona bireysel olarak değer vermeyip bir biblo veya oyuncak gibi davranırlar. Histerik anne çocuğunu hem şımartır hem de ihmal eder. Celani ise histerik kadınların annelerinin sıklıkla çocukları ile çok zaman harcayamadığını ve kendi isteklerine düşkün, kocalarıyla rekabetçi ve kıskanç olduklarını gözlemlemiştir.

Çocuk histerik annenin ilgisini sadece hastayken görür. Caleni histerik kadınların babalarını sıklıkla cezbedici ve biraz da çakici tanımladıklarını söyler. Transaksiyonel Analiz (T.A.) histeriklerin ilişki patolojisinin kaynağını ailede aramak gerektiğini söyler. Bu kişilerin anneleri çocuklarına aşırı ilgili ve aşırı bağımlıdırlar.

Bakım veren ve seven ebeveynin altında reddedici ve eleştiren bir ebeveyn vardır. Histeriklerin anneleriyle olan deneyimleri başkalarına karşı temel güvensizlik tutumunu oluşturmuştur. Erkekleri kontrol etmek için dişiliklerini kullanırlar. Histerik aşkı elde etmek için çok emek harcar ama elde edince de sevildiğinden asla emin olamaz.

Histerik sağırlık ne demek?

İletim Tipi Kayıp : Dış kulak yolunun kapanması, kulak zarında delik oluşması, orta kulak enfeksiyonları veya orta kulak kemikçikleri rahatsızlıklarında oluşabilir. İletim tipi işitme kaybı olan kimse, sanki kulakları doluymuş veya tıkanıkmış gibi bir duyguya kapılır. İletim tipi işitme kaybına sahip insan, bu rahatsızlığından dolayı hiçbir zaman tam sağır olmaz. Uygun bir operasyon veya işitme cihazı ile rahat duyması sağlanabilir. Sinir Tipi (Sensörinöral) Kayıp : İç kulak dolaşımının bozulması veya sıvı basıncının yükselmesi ya da sinir iletimindeki bozukluklardan meydana gelir. Bu tip işitme kaybı ortadan kalkmaz, fakat nadiren sağırlığa yol açar. Sinir tipi işitme kayıplı hasta, konuşmayı duyulabilir fakat net algılayamaz. Sessiz ortamlarda daha rahat duyar. Bas sesleri, tiz seslerden daha rahat algılar, bu yüzden bir erkeğin dediklerini, sesi ince bir bayanın dediklerinden daha anlaşılır bulabilir. Mikst Tip Kayıp : Hem duyu sinirsel hem de iletim tipi kayıplar bir arada bulunur. Merkezi Tip İşitme Kaybı : Merkezi sinir sisteminde meydana gelen bir zedelenme sonucu ortaya çıkan bir işitme kaybıdır. Dış ve orta kulak görevini yapar, iç kulak ve işitme sinirleri normal çalışır, fakat merkezde bir bozukluk vardır. Bu hasar bireyin sesleri algılamasını ve sese anlamlı bir şekilde tepki göstermesini engeller. Psikolojik İşitme Kaybı : İşitme organlarının yapısı ve işleyişinde bir bozukluk olmadığı halde işitme gerçekleşmez. Bu gibi durumlar psikolojik işitme kaybı diye adlandırılır. Bunun histerik sağırlık, psiko-somatik sağırlık diye adlandırıldığı da olur. Çocuklarda psikotik durumlarla, yetişkinlerde psiko-nevrozla birlikte görülebilir. Psikolojik işitme kaybı çoğunlukla aniden oluşur.

-10dB-15dB Normal İşitmede bir problem yoktur. 16dB-25dB Minimal Bazı sesleri (çağlayan sesi, yaprak hışırtısı gibi) duymada ve ayırdetmede güçlüğü vardır. 26dB-30dB Hafif Konuşma seslerinin bazılarını duyabilme güçlüğü vardır. Fısıltı ile konuşulanları duyamaz. 31dB-50dB Orta Karşılıklı konuşmaları anlamada güçlük çeker. 51dB-70dB Orta-İleri İşitme cihazı olmadan konuşmaları anlayamaz ve takip edemez. 71dB-90dB İleri Konuşma seslerini duyamaz. Sadece çevredeki şiddetli sesleri duyabilir. 91dB ve üzeri Çok İleri Konuşma seslerini duyamaz. Çok yüksek şiddetteki sesleri duyabilir.

Psikolojik olarak hasta hissetmek nedir?

Hipokondriyazis (Hastalık Hastalığı) Nedir? – Bu rahatsızlık, kişinin bedeninde hiçbir hastalık olmadığı halde kendini devamlı olarak hasta hissetmesi ya da bunun için kaygılanması durumudur. Bu durumda kişide çeşitli fiziksel şikayetler görülür. Hastalığın kaynağı genellikle hastanın günlük yaşamında karşılaştığı problemlere bağlı olarak görülmektedir.

Hayatında çeşitli zorlukları yaşayan bu kişiler bu stres durumunu çoğu zaman farkında olmadan kendi bedenlerine aktarırlar. Bu da ortada bir hastalık olmamasına rağmen kişiye kendini hasta gibi hissettirir. Bu kişilere yapılan psikiyatri dışı muayenelerde ve laboratuvar testlerinde bir hastalığa dair herhangi bir bulgu ortaya çıkmaz.

Ancak kişinin buna rağmen şikayetleri devam eder. Bu da kişinin doktor doktor dolaşmasına neden olur ve kişiler sık sık muayene olurlar. İlerleyen durumlarda yoğun kaygı durumuna maruz kalındıkça çarpıntı, üşüme, terleme, ellerde uyuşma ve soluk almada zorluk gibi ek belirtiler görülebilir.

  1. Işide depresif özellikler de mevcutsa bu durumda çabuk yorulma, isteksizlik ve uyku sorunları gibi diğer belirtiler de görülebilir.
  2. Bu bozukluk iki farklı türde görülür: 1.
  3. Bakım Arayan Çeşit: Bu türde kişide sıkça doktor kontrolüne giderler ve sağlık taramalarını yenilerler.
  4. Yapılan muayene ve testlerin sonuçlarında herhangi bir problem görülmese bile kişiler kaygılanmaya devam ederler.

Bu da onların tekrar tekrar yeni doktor muayenelerine gitmelerine neden olur.2. Bakımdan Kaçan Çeşit: Bu türde ise hastalar doktora muayene olmaktan ve hastane kontrollerine gitmekten olabildiğince çekinirler. İlerleyen durumlarda aktivitelerden, insanlardan ve hastane dışındaki mekanlardan bile kaçma eğilimi görülebilir.

  • Her iki türde de strese karşı hassasiyet görülür.
  • Uzun süre belli bir hastalığa sahip olduğunu düşünen kişiler zamanla yüksek stres düzeyine sahip olurlar.
  • Bu da onların günlük hayatlarını sağlıklı bir şekilde sürdürmelerine engel olur.
  • Diğer yandan bu durum tam aksi bir şekilde de görülebilir.
  • Günlük hayatlarında herhangi bir nedenden dolayı stresli olan kişiler, bu sefer bunun onları hasta edeceğini düşünüp daha da fazla kaygılanabilirler.

Kişinin böyle bir döngü içinde bulunması ise onun aile ve arkadaşları ile olan ilişkisini de olumsuz yönde etkiler. Kendileri bu durumdan ne kadar bunalıyorlarsa, arkadaşları ve yakınları da onlardan aynı ölçüde bunalır hale gelir. Bu nedenle bu durumun tedavi edilmesi kişilerin günlük yaşamlarına devam edebilmeleri açısından oldukça önemlidir.

Histerik körlük ne demek?

Kimi kişiler görme kaybını bilinçli olarak taklit edebilir, bu duruma ‘temaruz’ denir. Kimileri ise bilinçdışı sorunlarından kaçmak, onları görmezden gelmek için, görme kaybı yaşadığına inanabilir, bu duruma ‘histerik körlük’ denir.

Toplu histeri ne demek?

Toplu Histeri – Toplu histeri bir dizi fiziksel semptomun herhangi bir tanımlanabilir hastalık etkeni, organik bir bozukluk olmaksızın bir salgının ortaya çıkması durumu olarak tanımlanabilir. Histeri salgını, Orta Çağ’dan bu yana tanımlanma ktadır ve bugüne kadar bu salgına örnek teşkil ettiği iddia edilen çeşitli vakalar ileri sürülmüştür.

Bir toplu histeri vakası olarak kabul edilen Tanganyika gülme salgını (İng: “Tanganyika laughter epidemic”), anlatılara göre, kızlara özel bir yatılı okulda küçük bir öğrenci grubu ile başlayan, başka birtakım sendromu da içeren gülme sendromunun, okula ve bazı köylere yayılması şeklinde gerçekleşmiştir.

Bu salgın sonucunda okulun kapatılması kararı alınmıştır. Salgının nedeninin, toplumun içinde bulunduğu bazı ortak stres faktörleri olduğuna inanılmaktadır. İçeriklerimizin bilimsel gerçekleri doğru bir şekilde yansıtması için en üst düzey çabayı gösteriyoruz.

Şizoid kişilik ne demek?

Şizoid kişilik bozukluğu olan kişilerde yakınlık arzusu yoktur, bunun yerine yakın ilişkilere kayıtsızlık hakimdir. Şizoid kişilik bozukluğu, temel olarak yakın sosyal temasları neredeyse imkansız hale getirir. Bu bireyler yalnız vakit geçirmeyi tercih ederler ve genellikle sosyal olarak izole ve yalnızdırlar.

Antisosyal kişilik bozukluğu kimlerde görülür?

Antisosyal Kişilik Bozukluğu Tedavisi – Antisosyal kişilik bozukluğu tedavisi, uzmanlar tarafından kişide gözlemlenen semptomların seviyesine bağlı olarak planlanır. Tedavi süresince hastanın yakınlarının göstermiş olduğu katılım ve destek sonuçların olumlu ilerlemesi bakımından önemlidir.

  1. Uygulanan başlıca tedavi yöntemleri ise şu şekildedir: Psikoterapi Psikoterapi yöntemi konuşma terapisi olarak da bilinir ve antisosyal kişilik bozukluğu olan kişilerde sık tercih edilen bir tedavi yöntemidir.
  2. Psikoterapi sırasında uzman, hastanın davranışlarını, olumsuz alışkanlıklarını ve yaşamış olduğu olayları öğrenerek, bu olumsuzlukları yönetebilmesine yardımcı olmayı amaçlar.

İlaç Tedavisi Bu tür bir bozukluk için uygulanan ve onaylanmış herhangi bir ilaç tedavisi bulunmasa da bu uzmanlar, hastalıkla birlikte meydana gelebilen depresyon ve anksiyete gibi psikolojik sorunları önlemek için bazı ilaçlar önerebilir. Kesin bir tedavisi olmayan antisosyal kişilik bozukluğunun semptomlarını kontrol altına alabilmek için çeşitli çalışmalar yapılmaktadır.

  1. Tedavinin daha verimli olması ve olumlu sonuçlar alınabilmesi için terapi seanslarına hastanın ve aile üyelerinin ara vermeden katılması gerekmektedir.
  2. Antisosyal kişilik bozukluğu, kadınlara oranla erkeklerde daha sık görülmektedir.
  3. Bazı kişilerde bu durumun neden geliştiği belirlenemese de hem genetik ve çocukluk çağındaki travmatik deneyimlerinin rol oynadığı düşünülmektedir.

Antisosyal kişilik bozukluğunun tedavisi zor olsa da bazı vakalarda uzun vadede tedavi ve yakın takip yardımcı olabilir. Ayrıca tedavi süresince hastanın aile ve yakın çevresinin desteği çok önemlidir. Güncelleme Tarihi: 14 Ağustos 2023 Yayınlama Tarihi: 17 Temmuz 2023 Sayfa içeriğinde yer alan bilgiler yalnızca bilgilendirme amaçlıdır.

Antisosyal olmak ne demek?

Antisosyal Kişilik Bozukluğu Nelere Yol Açar? – Antisosyal kişilik bozukluğu diğer insanlara karşı saygısız davranma, sıklıkla toplumsal kuralları çiğneme, yalan söyleme, başkalarına zarar verme ve suç işleme gibi davranışlarla kendisini gösteren psikolojik bir sağlık sorunudur.

Paranoid ne anlama gelir?

Paranoid kişilik bozukluğu (PPD), Küme A veya eksantrik kişilik bozuklukları olarak adlandırılan bir grup hastalıktan biridir. Paranoid Kişilik Bozukluğu olan kişilerin temel özelliği paranoya, amansız bir güvensizlik ve şüphe duymak için yeterli sebep olmamasına rağmen başkalarından şüphe duymak.

Histerik Atak ne demek?

HİSTERİK KİŞİLİK BOZUKLUĞU HİSTERİK KİŞİLİK BOZUKLUĞU Histrionik kelimesi Latince den gelmektedir. “oyuncu” demektir.” Histrionik kişilik bozukluğunda olayları büyütme, dramatize etme, yalan öyküleri anlatma (mitomani) görülür. Ayrıca bütün dikkatleri üzerine çekmeye çalışma, abartılmış duygusal tepkiler, beden ve yüz hareketleri gibi özellikler bulunur.

  1. Çekici gözükmeye gayret gösterirler.
  2. Ben-merkezci davranışlar sergileyebilirler.
  3. Olay arkadaş olurlar ama çabuk reddedilmiş duygusu yaşarlar.
  4. Cinsel korkuları olsa da bunu dışarı yansıtmazlar.
  5. İlişkilerinde bağımlı, telkine yatkın davranış sergilerler.
  6. Sevgi ve şefkate açlık gösterirler.
  7. Ama ilişkilerinde denge ve olgunluk gösteremezler.

Dikkat çekmeye çalışırken zaman zaman zayıf ve bağımlı davranabilirler. Histrionikler de zaman zaman somotoform bozukluklar görülebilir. Çocukluk çağlarında cinsel kötü muamele öyküsüne sık rastlanır. Gösterişli özellikleri vardır. Heyecanlı, duygusal ve dışadönük biçimde davranırlar.

Fakat derin uzun soluklu bir bağlanmayı devam ettirmekte zorluk çekerler. Kadınlarda erkeklere oranla daha sık görülür. Prevalans %1-%3 tür. Klinik görüşmeler sırasında bu tür hastalar detaylı öykü vermeye isteklidirler. Ve genelde klinisyenle işbirliği içerisinde davranırlar. Sıklıkla dilleri sürçer. Ve renkli bir dil kullanımına sahiptirler.

See also:  Paskalya Ne Zaman?

Histerik kişiler aşırı derece ilgi ve dikkat çekici davranırlar. Durumları, olayları gerçekte olduğundan daha önemli göstermeye çalışırlar. Eğer çevrelerinin dikkat ve övgülerini üzerlerine çekemezlerse öfke patlamaları yaşarlar. Ya ağlarlar ya da çevreyi suçlarlar.

Hem kadınlarda hem erkeklerde baştan çıkarmaya çalışma durumu vardır. Histerik kişilerin diğer insanlarla ilgili cinsel fantazileri olabilir. Flortöz davranabilirler. İlişkilerinde genelde yüzeysel, bencil olabilirler. Aşırı bağlanma ihtiyaçları vardır. Bu yüzden etrafa çabuk güvenebilirler. Savunma mekanizmaları bastırma ve disosiyondur.

Stres altındayken gerçeği değerlendiremezler. Yaşları ilerledikçe gösterdikleri belirtiler azalmaya başlar. Cinsel ilişkiden kaçınmayabilir, yasalarla başları belaya girebilir. Heyecan arayışına girebilirler. Gerçek hislerini fark edemezler. Histerik kişilik bozukluğu olan bireylerin çevreleriyle verimli, kaliteli ilişkileri olmaz.

  • Çünkü diğer insanlardan gereğinden fazla ilgi isterler ve çevreleri bu ilgiyi sürekli yapamayıp yorulurlar.
  • Duygusal manipülasyonlarda bulunurlar.
  • Ve çevrelerini kontrol etme çabası içerisinde olurlar.
  • Genelde ben-merkezli ve kibirli olarak bilinirler.
  • Araştırmalar genetik yatkınlığın olabileceği yönündedir.

“insanları büyülemezsem ben bir hiçim” ve “insanları eğlendiremezsem beni terk ederler” temel inancı taşıyabilirler.19. Yüzyıldan bu yana histerik kişiler “çatlak” olarak anılıyordu. Histerik durum sadece histerik semptomlar gösteren kişilerde bulunmaz.

  • Bu semptomları göstermeyen kişilerde de yaygın görülür.
  • Histerikler ilişkilerinde tepkiseldirler.
  • Ve yüksek kaygı yaşarlar.
  • Ama risk taşıyan durumları da çekici bulurlar.
  • Heyecan konusunda bir kriz durumundan çıkıp başka bir kriz durumuna giriyor olabilirler.
  • Duyguları değişkendir ve hızla değişebilir.
  • Gözde meslekleri seçip göz önünde olmayı isterler.

Örneğin; oyunculuk, politikacılık vs. Freud bu kişilerin sevgiye, erotik yatkınlığa derin gereksinim duyduklarından bahseder. Entelektüel ve sanatsal yatkınlıkları vardır. Histerik kişiler baştan çıkarıcı olabilir ve bu cinsel davetlerinin farkında olmayabilirler.

Ve diğer insanlar bunu dediklerinde çok şaşırırlar. Freud histeriklerile ilgili : histeriklerin yaşadıkları kaygının birikmiş cinsel enerjilerinin yaygın sinirlilik haline döndürdüklerini söyler. Bu kişiler reddedilmekten korku duyduklarında bilinçdışı bir korku yaşarlar. Zorlayıcı bir durumla karşılaştıkları zaman ise sorundan kurtulma düşüncesiyle çocuksu bir hal alırlar.

Telkine yatkın özellikte olabilirler. Yapışkan bağlılık gösterip sızlanıp durabilirler. Histerikler korktukları duruma doğru bilinçdışı giderler. Yani seksten aşırı korkarlar ama baştan çıkarıcı davranırlar. Utanma yaşarken kendilerini teşhir etme durumu söz konusudur.

  • Aslında diğerlerinde aşağı hissederken ilgi odağı olma çabasında olmaya çaba harcamaları da buna örnektir.
  • Bu özelliklerinden dolayı karşılarına çıkan en ufak olumsuzluklarda çaresiz ve güçsüz kalırlar.
  • Normal insanların başa çıkabileceği şeyler histerik özellik taşıyan kişiler için travma niteliği taşıyabilir.

Bazı araştırmalar histerik kişiliğe bakıldığında anne yetersizliği ile baba narsiziminin birleşimini gösterdiğini söyler. Önce aşırı değer verip sonra aşırı değersizleştirip döngüye girerler. Bu döngüde ya cinsel doyum elde etmekte zorlanırlar ya da kısa süreli cinsel doyum elde ederler.

  1. Güç kaynaklarını cinsel çekicilikten bulacaklarını düşündüklerinden dış görünüşe aşırı önem verirler.
  2. Ve yaşlanmaktan çok korkabilirler.
  3. Histerikler sömürülmekten, reddedilmekten kişisel alanlarının işgal edilmesinden çok korkarlar.
  4. Buna savunma olarak da savunma olarak cazibelerini kullanıp çevreyi etkileme çabası gösterirler.

Histerik danışanlar genelde terapistin gösterdiği ilgiyi görüp anlayan ve kısmen çocuksu görünen kişilerdir. Terapistler histeriklerle çalışırken klasik olarak şunları yapmaya çalışırlar; nispeten sessiz kalırlar, hastayı yönlendirmezler, süreci yorumlarlar( içerik yerine), savunma karşıtı içerikten ziyade savunmaların kendisi ile çalışırlar.

Terapide öncelikle dostça bir ittifak kurulur. İki tarafın sorumlulukları detaylı görülür. Terapist histerik danışanını dinleyip meseleleri onun anlamasına olanak vermelidir. Terapist yorum yapmakta acele ederse, histerik danışanı rahatsız etmiş ve korkutmuş olur. Histerik danışana hazır sorular sormak, hastayı sürekli ne hissetmekte olduğu ve hislerini nasıl yorumladığını sormak terapiyi başarılı kılar.

Terapist histerik danışanının yaşadığı duyguları gelip kendisine aktarması konusunda danışanı teşvik etmelidir. Histeriklerin karışabileceği tanılar psikopati ve narsisizmdir. Örneğin narsisizm ve histeriklere bakacak olursak ikisi de idealize eder ve değersizleştirirler.

İkisi de temelde özsaygı eksiklikleri ve utanç yaşarlar. Histerik kişiler standart tedavi yapmak için uygundur. Ve fayda görürler. Narsisistikler ise içsel deneyimlerinde terapötik danışmaya ihtiyaç duyarlar. Histeri, histerik kişilik, konversiyon histerisi gibi terimler birbiri yerine kullanılmaktadır.

Chodoff histeriklerin; gösterimcilik, abartma, yalan söyleme, rol oynama, değişken heyecanlar, emosyonel yüzeysellik, kışkırtıcılık, isteyicilik ve bağımlılık özellikleri bulunduğundan bahsetmiştir. Kişilik özellikleri çok belirgin olursa buna “histeri nevrozu” denir.

Babinski’ ye göre histeride telkinin çok önemli bir yeri vardır. Bu hastaların hipnoz altında karşı telkinle semptomlerının giderileleceği görüşünü savunmuştur. Freud histerik belirtilerin doğuştan nöropatik ya da kalıtımsal olan bireylerde ruhsal travma nedeniyle ortaya çıktığını savunmuştur. Clani ise kadınlarda histerik kişilerarası durumun en genel tanımlanmasının sosyal rolü büyütme ve abartma olduğunu ifade etmektedir.

Halleck ise histerik davranışları yoğun olarak kullanan hastaların, kendilerini, genellikle ciddi anne yoksunluğu içinde yaşamış gibi gördüklerini ifade etmektedirler. Bu ifadeler annelerini soğuk, reddedici, uzak ya da başka konularla meşgul olarak tanımlarlar.

  • Bu yüzden de histerik özellik taşıyan kişiyi çoğunlukla sevgiden ve temel beslenmeden mahrum kalmış ve ciddi bir biçimde yaralanmış olarak düşünülür.
  • Sullivan da histeriklerin çocuklarıyla hiçbir zaman sevecen, yoğun ilişki kuramayan, kendine yönelik ebeveynine sahip olduğunu ifade eder.
  • Bunlar çocuğunu ne severler ne de iterler.

Ona bireysel olarak değer vermeyip bir biblo veya oyuncak gibi davranırlar. Histerik anne çocuğunu hem şımartır hem de ihmal eder. Celani ise histerik kadınların annelerinin sıklıkla çocukları ile çok zaman harcayamadığını ve kendi isteklerine düşkün, kocalarıyla rekabetçi ve kıskanç olduklarını gözlemlemiştir.

  • Çocuk histerik annenin ilgisini sadece hastayken görür.
  • Caleni histerik kadınların babalarını sıklıkla cezbedici ve biraz da çakici tanımladıklarını söyler.
  • Transaksiyonel Analiz (T.A.) histeriklerin ilişki patolojisinin kaynağını ailede aramak gerektiğini söyler.
  • Bu kişilerin anneleri çocuklarına aşırı ilgili ve aşırı bağımlıdırlar.

Bakım veren ve seven ebeveynin altında reddedici ve eleştiren bir ebeveyn vardır. Histeriklerin anneleriyle olan deneyimleri başkalarına karşı temel güvensizlik tutumunu oluşturmuştur. Erkekleri kontrol etmek için dişiliklerini kullanırlar. Histerik aşkı elde etmek için çok emek harcar ama elde edince de sevildiğinden asla emin olamaz.

Antisosyal kişilik bozukluğu kimlerde görülür?

Antisosyal Kişilik Bozukluğu Tedavisi – Antisosyal kişilik bozukluğu tedavisi, uzmanlar tarafından kişide gözlemlenen semptomların seviyesine bağlı olarak planlanır. Tedavi süresince hastanın yakınlarının göstermiş olduğu katılım ve destek sonuçların olumlu ilerlemesi bakımından önemlidir.

  1. Uygulanan başlıca tedavi yöntemleri ise şu şekildedir: Psikoterapi Psikoterapi yöntemi konuşma terapisi olarak da bilinir ve antisosyal kişilik bozukluğu olan kişilerde sık tercih edilen bir tedavi yöntemidir.
  2. Psikoterapi sırasında uzman, hastanın davranışlarını, olumsuz alışkanlıklarını ve yaşamış olduğu olayları öğrenerek, bu olumsuzlukları yönetebilmesine yardımcı olmayı amaçlar.

İlaç Tedavisi Bu tür bir bozukluk için uygulanan ve onaylanmış herhangi bir ilaç tedavisi bulunmasa da bu uzmanlar, hastalıkla birlikte meydana gelebilen depresyon ve anksiyete gibi psikolojik sorunları önlemek için bazı ilaçlar önerebilir. Kesin bir tedavisi olmayan antisosyal kişilik bozukluğunun semptomlarını kontrol altına alabilmek için çeşitli çalışmalar yapılmaktadır.

  • Tedavinin daha verimli olması ve olumlu sonuçlar alınabilmesi için terapi seanslarına hastanın ve aile üyelerinin ara vermeden katılması gerekmektedir.
  • Antisosyal kişilik bozukluğu, kadınlara oranla erkeklerde daha sık görülmektedir.
  • Bazı kişilerde bu durumun neden geliştiği belirlenemese de hem genetik ve çocukluk çağındaki travmatik deneyimlerinin rol oynadığı düşünülmektedir.

Antisosyal kişilik bozukluğunun tedavisi zor olsa da bazı vakalarda uzun vadede tedavi ve yakın takip yardımcı olabilir. Ayrıca tedavi süresince hastanın aile ve yakın çevresinin desteği çok önemlidir. Güncelleme Tarihi: 14 Ağustos 2023 Yayınlama Tarihi: 17 Temmuz 2023 Sayfa içeriğinde yer alan bilgiler yalnızca bilgilendirme amaçlıdır.

Histerik psikoz ne demek?

0242 311 44 33

  1. Ana Sayfa
  2. PSİKİYATRİ – PSİKOTERAPİ
  3. PSİKİYATRİ TANI VE TEDAVİ
  4. Konversiyon Bozukluğu

Eskiden histeri, histerik nevroz olarak isimlendirilen konversiyon ve disosiyasyon bozuklukları çok eski çağlardan beri bilinmektedir. O zamanlar doğaüstü güçlerin etkisine bağlanan bu bozukluklar ilk kez Hipokrat tarafından hastalık olarak tanımlanmıştır.

Yunancada rahim (döl yatağı) anlamına gelen hysteron sözcüğünden gelen histeri, cinsellik ile bağdaştırılmış, bu yüzden uzun yıllar yanlış anlamlar yüklenerek, farklı gözlerle bakılan bir hastalık olarak değerlendirilmiştir. Günümüzde tıp dilinde histeri artık kullanılmamaktadır. Konversiyon ve disosiyasyon bozuklukları daha çok gelişmemiş, sosyokültürel yönden geride kalmış toplumlarda görülmekte olup, giderek daha seyrek gözlenmektedir.

Ülkemizde dua, muska, büyü, üfürük, hoca, yatır ziyareti ile geçen ve geçtiğine inanılan rahatsızlıkların çoğu histerik nevrozdur. Kadınlarda ve gençlerde daha sıktır. Histerik nevrozlar günümüzde konversiyon bozukluğu, disosiyatif bozukluk ve somatizasyon bozukluğu (Briquet Sendromu) olarak sınıflandırılmaktadır.

Onversiyon bozukluğu yapısal organik bir temele dayanmayan, hareket ve duyu sistemlerinde işlev yitimi ya da işlev azalması ile giden bir hastalıktır. Tipik bir klinik görünümü olmayan hastalık, çok değişik belirtilerle seyredebilir ve zaman içinde aynı hastada farklı farklı belirti verebilir. Hastanın hareketlerinde bir yapaylık ve abartı izlenimi alınabilir fakat bu kişinin hastalığı bilinçli olarak yarattığı anlamına gelmez.

Afoni dediğimiz ses kısılması ve mutizm dediğimiz konuşmama sık görülen belirtilerdendir. Hasta çoğu kez fısıltı halinde konuşur ya da işaretlerle veya yazı ile iletişimi tercih edebilir. Çocuksu konuşma ve kekeleme de seyrek görülen konuşma bozukluklarıdır.

  1. Güzel aldırmazlık olarak adlandırılan özel bir duygulanım mevcuttur.
  2. Bacakları tutmayan ve yürüyemeyen bir hasta vurdumduymaz bir tavırla gülümseyerek yürüyemediğini, ayaklarının tutmadığını ifade edebilir.
  3. Bu görüldüğü takdirde tanı kolaylaşmakla birlikte, çoğu hastada duygusal oynaklıklar, durgunluk ve depresif bulgular gözlenir.

Gülme ve ağlama nöbetleri de seyrek görülen bulgulardandır. Bu hastalarda bilişsel yetiler, düşünce süreci ve içeriğinde bir bozulma görülmez. Bunaltı verici anıları kolay unutarak bunun yerine somatik belirtileri koyarlar. Bedensel hareket belirtileri olarak yürüyememe, ayakta duramama, kol ve bacaklarda güçsüzlük, felç tablosu, dilinin dönmemesi, ses çıkaramama görülebilir.

  • Felçler tek taraflı veya iki taraflı olabilir.
  • Bunların nörolojik muayenesinde bir bozukluk saptanmaz.
  • Tüm vücutta ağrı, hiperestezi dediğimiz duyu artması, hipoestezi dediğimiz duyu azalması, duyu yitimi dediğimiz anestezi, duymama, görmeme, koku almama tarzında duyusal belirtiler görülebilir.
  • Bu belirtilere yönelik fizik muayene bulgularında herhangi bir patoloji saptanmaz.

Burada hekim, hasta ve hasta yakınları olarak bilinmesi gereken, hiçbir organik ve fizyolojik bozukluk olmamasına rağmen gerçek bir duyu yitimi vardır ve hasta bunu bilinçli olarak yapmamaktadır. Bunların yanında globus histerikus dediğimiz boğazda düğümlenme hissi, kusma, öksürük, hıçkırık, öğürme, geğirme, hava yutma, yalancı gebelik gibi nörovejetatif belirtiler de sıklıkla gözlenebilir.

Güzel aldırmazlık hali bulunması ve organik patoloji saptanmaması durumunda Konversiyon tanısı kolaydır. Fakat bazı hastalar çok karışık tablolarla gelebilir. Hipnoz çoğu hastada tanı ve tedavide çok yardımcıdır. Depresyon, panik bozukluk, kişilik bozuklukları ve obsesif kompulsif kişiliğin konversiyon ile birlikte bulunması klinik görünümü karıştırabilir.

Disosiyatif bozukluklar da, bilinç, bellek ve algı bozuklukları ile seyreden konversiyon benzeri somatoform bozukluklardır. Bunları şöyle özetleyebiliriz. Dissosiyatif bayılmalar: Örseleyici, etkileyici bir olay veya bir öfke patlamasını takiben hastalar genelde kendilerini incitmeyecek şekilde kontrollü biçimde bayılırlar.

Bu bayılma esnasında uzun süreli epilepsiye benzer kasılmalar gözlenebilir. Bilinç kapalı gibidir, hasta gelen sesleri işittiğini, cevap veremediğini söyler. Epilepside kasılma nöbetleri 1 – 2 dakika sürerken, disosiyatif bayılmalarda 1 – 2 saati bulabilir. Disosiyatif bellek yitimi: Ağır örseleyici, travmatik dönemlerin kişinin bilincinden hiç yaşanmamış gibi silinmesidir.

Burada seçici olarak bilinçdışına bastırma söz konusudur. Disosiyatif kimlik bozukluğu: Çoğul kişilik bozukluğu olarak bilinir. Kişide yineleyici biçimde iki veya daha fazla kişilik bulunur. Bu kişilik ya da kimlikler birbirini tanımaz, birbirlerinden habersizdirler.

  1. Birbirlerinin yaptığı eylemleri hatırlamazlar.
  2. Bir kişilik ya da kimlikten diğerine ani kaymalar olur.
  3. Son yıllarda birçok filme de konu olan bu durum üzerinde çalışmalar yoğunlaşmıştır.
  4. Sally Field’in başrolünü oynadığı “Sybil”, bir Fransız yapımı “Haute Tension-Yüksek Tansiyon” ve John Carpenter’in “Koğuş” isimli filmleri çoğul kişiliği ayrıntılı biçimde ele almıştır.

Ülkemizde de Demet Evgar’ın başrolündeki “Beyza’nın Kadınları” filmi dikkat çekicidir. Özellikle çocukluk döneminde karşılaşılan cinsel travmaların çoğul kişilik bozukluğu oluşumunda önemli rolü olduğu bilinmektedir. Histerik psikoz: Yalancı psikoz olarak da isimlendirilir.

Ani başlayan, bağırıp çağırmak, üstünü başını yırtmak, soyunmak, oraya buraya koşturmak, kendini sağa sola çarpmak gibi çılgınlık belirtileri gözlenir. Dramatik tablonun altında bir yapaylık ve abartma hissedilir. Hasta deliliği oynuyor gibidir. Kadınlarda sıktır. Genelde aile içi bir huzursuzluk, zorlantı durumunda ortaya çıkar.

En geç 10 – 15 gün içinde düzelir. Konversiyon ve disosiyatif bozukluklarda çekingen, hassas, başkalarının isteklerine aşırı duyarlı, içine kapanık, duygu ve düşüncelerini dışarıya vuramayan, çocukluktan itibaren yaşının ve konumunun üzerinde sorumluluk yüklenip, bu sorumluluk altında ezilen bir yapı mevcuttur.

Freud’un histeri üzerinde yaptığı çalışmalar ve hipnoz uygulamaları, psikanalitik kuramın temellerini oluşturmuştur. Histeride çocukluk dönemlerinde başlayan ve süregelen bir iç çatışma söz konusudur. Dışa vurulması ve doyurulması olanaksız bir dürtü, benlikte tehlike yarattığından bilinçdışına itilmekte, üstü örtülmekte fakat çatışma tümden çözülmemektedir.

Çatışmanın doğurduğu bunaltıya yeni bir düzenekle yanıt vermek gerekmektedir. Histerik nevrozda bu döndürme (konversiyon) ve çözülme (disosiyasyon) düzeneğidir. Bunlardan önce de bastırma savunma düzeneği devrededir. Çatışma ve onu doğuran dürtüler bastırma ile bilinçdışında tutulmakta, bilinçdışındaki baskı dayanılmaz bir durum aldığında bunlar konversiyon yoluyla felç, duyu kaybı, bayılma gibi bedensel bir işlev bozukluğuna döndürülerek benlik kendini korumaktadır.

  1. Bedensel işlev yitiminde, çocukluk dönemlerinde bedenin çeşitli parçalarına yüklenen özel anlamlar önem kazanmaktadır.
  2. Saldırma ve öldürme dürtüsünü temsil eden kollar veya cinsel bir anlam kazanabilen görme, bakma olayı, konversiyonda kol ve bacakların tutmaması, görmeme gibi somatik belirtilere neden olabilmektedir.

Konversiyonda, herhangi bir organdaki işlev yitimi, hem isteği hem de yasağı temsil eden simgesel bir beden dili, anlamlı bir bozukluktur. Histerik bir belirti, çatışma sonucu ortaya çıkmakta ve bunaltıyı önlemektedir. Hasta, bir organda işlev yitimi karşılığı çatışma ve bunaltıdan kurtulmuştur.

Buna “birincil kazanç” denir. Güzel aldırmazlık bundan kaynaklanmaktadır. Hastanın, hastalığından dolayı gördüğü ilgi, bakım, sorumluluklarının azalması gibi kazanımlar ise “ikincil kazanç” olarak isimlendirilir. Burada bilinmesi gereken, bunların tümü bilinçdışıdır, hasta rol yapmıyordur. Bundan dolayı hastaya kızmaz ve onu suçlamak doğru değildir.

Öğrenme, koşullandırma, iletişim yöntemleri, aile içi rol dağılımı ve rol benimsemelerinin de konversiyonda büyük rolleri vardır. Konversiyon bozukluğunun tedavisinde değişik sorunlar söz konusudur. Uygun çevresel koşullar sağlandığında çoğu vaka telkin yöntemleriyle, hatta kendiliğinden düzelebilir.

  • Ağır olgular tedavisiz kaldığında ise fonksiyonel işlev bozuklukları, organik bozukluklara dahi dönüşebilir.
  • Tedavide öncelikle organik bir bozukluk olmadığı saptanmalıdır.
  • Hastanın yaşam koşulları, ruhsal durumu, aile içi ve eşle ilgili sorunlar ve aile içindeki konumu iyi değerlendirilmeli, tedaviye bundan sonra yönelmelidir.

Hipnoz, hipnoterapi ve diğer telkin metotları etkili yöntemlerdir. Eş ve aile desteği, çevre koşullarının düzeltilerek birincil ve ikincil kazanç sorununu ortadan kaldırmak tedavinin ana unsurudur. Anksiyete ve depresyona yönelik ilaç tedavileri gerekebilir.

  • « Uçak Fobisi
  • Depresyonda İlaçsız Tedavi »

Paylaş Facebook Twitter E-Mail Whatsapp

Antisosyal kişilik bozukluğu olan birine nasıl davranılır?

Antisosyal Kişilik Bozukluğu Olan Birine Nasıl Davranılır? – Antisosyal Kişilik Bozukluğu olan biri şiddete başvurabilir. Sonuçlarını düşünmediği için fevri davranabilir. Ayrıca doğası gereği sinirli ve gergindir.

Böyle bir durumla karşı karşıya kalındığında mümkün olduğunca sakin ve ılımlı yaklaşmak gerekir. Güvenli bir ortama geçene kadar her adım dikkatle atılmalıdır. Bunun yanında sosyal anlamda antisosyal bozukluğu olan birine yaklaşırken de dikkatli olmak gerekir. Karşıdaki kişinin sizi kandırmak için yalan söyleyebileceğini, sizi kullanabileceğini unutmamalısınız. Ailenizde ya da çevrenizde ASPD’si olan biri varsa, “Antisosyal Kişilik Bozukluğu olanlara nasıl davranılmalı?” sorusuna en doğru yanıtı bir ruh sağlığı uzmanından alabilirsiniz. Bu şekilde ilişkide kendinizi özellikle psikolojik açıdan nasıl koruyacağınızı öğrenebilirsiniz. Destek grupları ve grup terapilerine katılarak yalnız olmadığınız görebilirsiniz.

Ayrıca Antisosyal Kişilik Bozukluğu yaşayan birini bir uzmandan yardım almaya ikna edebilmek de oldukça önemlidir. Yaşanan kişilik bozukluğunun kontrol altına alınması hem sevdiğiniz, yakınınız olan kişi hem sizin büyük önem taşır. Bu makaledeki bilgileri faydalı bulduysanız ” Öfke Kontrolüne Yardımcı 9 Yöntem ” ve ” Borderline ile Yaşamak ” yazılarımız da ilginizi çekebilir.