Laboratorio Cianorte

Dicas, Recomendações, Ideias

Izoid Ne Demek?

Şizoid kişilik özellikleri nelerdir?

Şizoid kişilik bozukluğu olan kişilerde yakınlık arzusu yoktur, bunun yerine yakın ilişkilere kayıtsızlık hakimdir. Şizoid kişilik bozukluğu, temel olarak yakın sosyal temasları neredeyse imkansız hale getirir. Bu bireyler yalnız vakit geçirmeyi tercih ederler ve genellikle sosyal olarak izole ve yalnızdırlar.

Şizoid bozukluk ne?

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Şizoid kişilik bozukluğu
Uzmanlık Psikiyatri, klinik psikoloji

Şizoid kişilik bozukluğu, insan ilişkilerine ilgi eksikliği, yalıtılmış bir yaşam tarzı, yalnız yapılan eylem ve etkinlikleri tercih, içe dönüklük, duygusal soğukluk, davranış ve ilişkilerin mekanik ve tekdüze olması ile karakterize kişilik bozukluğudur,

  1. İnsanlarla yakın duygusal bağlar kurmadıkları gibi bilinç düzeyinde böyle bir bağ kurma ihtiyacı da hissetmezler.
  2. Bu sebeple utangaç insanlardan farklıdırlar.
  3. Başkalarının duygusal beklentilerine karşılık veremezler.
  4. Olumlu veya olumsuz eleştirilere genellikle tepkisiz kalırlar ve duygusal durumları genellikle değişmez.

Çevrelerindeki insanlar tarafından soğuk olarak yorumlanmalarının nedenleri bunlardır. Tüm bu özellikler kişilik yapılarının birer parçasını oluşturduğu için yaşamın sadece belli bir bölümünde değil genelinde etkilidir. Şizoid bireyler yaşamda ama özellikle toplumsal yaşamda bir katılımcı olmaktan ziyade gözlemci gibidirler.

Şizoidler evlenebilir mi?

Cinsel yaşamları fantaziler üzerine kuruludur, gerçek cinselliği ertelerler. Şizoid erkekler karşı cinse yaklaşmayı başaramadığından evlenmezler; kadınlar ise pasif bir şekilde evliliği kabul ederler.

Şizoid ve Şizotipal farkı nedir?

Kişilik bozuklukları kaç kümeye ayrılır, aralarındaki farklar nelerdir? Şizoid, narsist ve obsesif arasındaki farklar, benzerlikler Kişilik bozukları kişilerin yaşamlarını büyük ölçüde güçleştiren kişilik örgütlenmeleridir. DSM-5’e göre kişilik bozuklukları kendi içlerinde kümelere ayrılırlar: – A kümesi – B kümesi – C kümesi 1) A kümesi: Paranoid kişilik bozukluğu, şizoid kişilik bozukluğu ve şizotipal kişilik bozukluğu bu kümede yer almaktadır.

  1. Bildiğimiz üzere paranoid kişilik bozukluğu aşırı güvensizlik ile karakterize iken, şizoid kişilik bozukluğu kişiler arası ilişkilerden kopuşla karakterizedir.
  2. Şizotipalde ise eksantrik davranışlar, fanteziler ve uçuk inançlar söz konusudur.
  3. Aile geçmişinde şizofreni gibi psikotik bozukluklar olanlar bu kümeden bir kişilik bozukluğunu geliştirme hususunda risk grubundadırlar.2) B kümesi: Burada A kümesi kişilik bozukluklarından farklı olarak daha duygusal, daha dramatik davranış örüntüleri gözlemlenir.

Histriyonik kişilik bozukluğu, antisosyal kişilik bozukluğu, narsistik kişilik bozukluğu ve borderline kişilik bozukluğu bu kümededir. Borderline’ın stabil bir benlik imajı yoktur. Normal koşullarda kişiler arası ilişkileri sürdüremez ve dürtüsel kararlar alıp kendisine zarar verebilir.

  • Narsist ise hayranlık ihtiyacından ve empati eksikliğinden mustariptir.
  • Narsistler ve borderlinelar birbirilerinin duygusal ihtiyaçlarını tatmin ettiklerinden mıknatıs gibi birbirilerini çekerler ve toksik ilişki döngülerine girebilirler.
  • İnsanların sığ ve abartılı olarak algılayabileceği teatral duygu ve davranışla karakterize olan kişilik bozukluğu ise histriyonik kişilik bozukluğudur.

Bu hastaların aşırı duygusallıkları, cinsellikte uygunsuz olarak etiketlenebilecek tavırları ve dikkat çeken abartılı davranışları vardır. Teşhis yokken “Antisosyal kişilik bozukluğu bir tanıdığımda da var.” diyenler ise büyük olasılıkla teşhis için gereken kriterleri bilmemektedir.

Antisosyal kişilik bozukluğundaki empati eksikliği ve manipülatif karakter her insanda olabilecek türde bir karakter yapılanması değildir. Burada sadece manipülatif bir karaktere sahip olmak değil; aynı zamanda yasa dışı eylemler, saldırganlık geçmişi, pişmanlık duymama, sorumluluklarını yerine getirememe gibi kriterler de söz konusudur.

Bu kümedeki rahatsızlıklarda aile geçmişinde uyuşturucu kullanımı veya duygu durum bozukluğu olması gibi durumlar risk faktörüdür.3) C kümesi: Kaçınan, endişeli yapıdaki kişilik örgütlenmeleri bu kümededir. Yani çekingen kişilik bozukluğu, bağımlı kişilik bozukluğu ve obsesif kompulsif kişilik bozukluğu bu grubun elemanlarıdır.

Çekingen kişilik bozukluğunda yetersizlik duygusu ve reddedilme korkusu abartılı boyutlarda görülürken, bağımlı kişilik bozukluğunda bireysel karar alamama ve itaatkarlık görülür. Obsesif kompulsifler ise aşırı mükemmeliyetçilik, inatçılık, verimliliği kurban edecek düzeyde bir düzen ve kontrolcülük tutkusu ile öne çıkarlar.

Aile geçmişinde anksiyete bozukluklarının olması c kümesinden bir kişilik bozukluğu geliştirmede risk faktörüdür. * * * Bu yazıyı okuyan okuyucu, “bunlar herkeste var” düşüncesine kapılabilir fakat işin aslı pek öyle değildir. Bu bozukluklar teşhis edilirken, kişinin bilişinin, duygulanımın, kişiler arası ilişkilerinin ve dürtü kontrolünün en az ikisinin sıra dışı olarak nitelendirilebilmesi ve kişinin işlevselliğini bozması icap eder.

  • Bu durum da kişinin normal bir yaşam sürdürmesini güçleştirecektir.
  • Yani burada sözü edilen, kişinin işlevselliğini tehdit eden nitelikler ortalama bir insanda görülen boyutta değildir.
  • Genellikle diyagnozlar erken yetişkinlik döneminde edilse de antisosyal kişilik bozukluğu hariç 18 yaşından küçük bireylerde de teşhis edilebilir.

Ancak bunun için durum 1 yıldan daha uzun bir süre boyunca görülüyor olmalıdır. Buna ek olarak, bu durumların başka tıbbi durumlardan veya madde kullanımı gibi faktörlerden ötürü gelişmemiş olması zaruridir. Merve Karataş Edirne Fen Lisesi’nin ardından sonra Sofya Tıp Üniversitesi’nden mezun oldum. Eserlerini okuduğum Antonio Damasio, Vilayanur Sabramanian Ramachandran ve David Eagleman gibi isimlerden etkilendim. Mezuniyetimi takiben Irish Medical Council’a kaydoldum ve buraya devam ediyorum.

Şizoid olduğumu nasıl anlarım?

Şizoid kişilik bozukluğu olan kişiler bir işte çalışabilir mi? – Şizoid kişilik bozukluğu olan kişiler bir işte çalışabilirler, ancak; genellikle yalnız yapılan işleri tercih ederler. Bu kişiler, sosyal etkileşimlerden kaçındıkları için takım çalışması ve iletişim, etkileşim gerektiren işlerde zorluk yaşayabilir.

  • Bu sebeple, yaratıcı ve bağımsız çalışma ortamlarında daha başarılı olabilirler.
  • Şizoid kişilik bozukluğu, bir psikolojik rahatsızlıktır ve tedavi edilmesi gerekir.
  • Siz de, kendinizde veya bir yakınınızda bu durumu işaret edebilecek bazı belirtiler olduğunu olduğunu düşünüyorsanız bir sağlık kuruluşuna başvurabilirsiniz.

Medical Park Hastanelerinde psikolojik danışmanlık hizmeti verilmektedir. Psikiyatri 6.6.2023 6.6.2023 15985 Bu içeriğin geliştirilmesinde Medical Park Yayın Kurulu katkı sağlamıştır. Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Sayfa içeriğinde tedavi edici sağlık hizmetine yönelik bilgiler içeren ögelere yer verilmemiştir. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz.

Şizoid iyileşir mi?

Şizoid Kişilik Bozukluğu Tedavisi – Şizoid kişilik bozukluğuna sahip olan bireyler çok nadir olarak tedavi arayışına girerler. Çünkü bu kişilerin düşünceleri ve davranışları genellikle kendi üzerilerinde bir sıkıntı yaratmaz. Ancak tedavi arayışına girildiyse genelde bu bireyler üstünde psikoterapi uygulanmaktadır.

  1. Bu tedavi yönteminde genel itibari ile başa çıkma becerisi, sosyal etkileşimlerde iyileşme, iletişim kurma ve öz saygı gibi konular üstünde durulur.
  2. Terapide güven duygusu çok önemli bir yer tuttuğu için bu terapi, terapist için kimi zaman zorlayıcı olabilmektedir.
  3. Çünkü şizoid kişilik bozukluğuna sahip olan bireyler diğer insanlarla ilişki kurmakta zorlanırlar.

Tedavinin tamamlatıcısı olarak sosyal yeteneklerin eğitilmesi de önemli olmaktadır. İlaç kullanımı şizoid kişilik bozukluğunda genellikle tercih edilmemektedir. Ancak kişi depresyon gibi psikolojik bir sorun yaşıyorsa bunun için ilaç kullanımı gerekebilir.

Bilişsel davranışçı terapi: Bu tedavide amaç, davranış değişikliği yaratmaktır. Şizoid kişilik bozukluğunda bilişsel davranışçı terapi bir hayli başarılı olabilir çünkü bu tedavi sayesinde sosyal ortamlarda nasıl davranılacağı ve düşüncelerde nasıl değişiklik yapılabileceği öğrenilebilir. Ayrıca sosyal ilişkiler kurmakta duyulan isteksizliğin değişmesini de sağlayabilir. Grup terapisi: Grup terapisi, şizoid kişilik bozukluğunun tedavisinde sosyal yeteneklerin gelişmesinde işe yarayabilecek bir diğer yöntemdir. Grup terapisi ile kişinin sosyal ortamlarda daha rahat hissetmesi mümkün kılınabilir. İlaç tedavisi: İlaç tedavisi, diğer tedavi yöntemlerinden yanıt alınamadığında tercih edilir. Şizoid kişilik bozukluğunun tedavisi için belirli bir ilaç yoktur. Ancak kişilik bozukluğunun yanında başka sorunlar ddd bunların tedavisinde ilaçlardan yararlanılabilir. Bupropiyonlarla kişinin zevk alma hissi arttırılabilir. Antipsikotiklerle ise kişideki isteksizlik hissi tedavi edilebilmektedir.

Şizoid kişilik bozukluğu neden olur?

Şizoid Kişilik Bozukluğunun Nedenleri Nelerdir? – Kişilik bozukluklarının birçoğunda olduğu gibi şizoid kişilik bozukluğunun da temelinde çocukluk döneminden kalma etkiler olduğu görülebilir. Çocuklukta aile içinde soğuk bir ortama sahip olmak, yeterli olmayan sosyal etkileşimler, duygusal olarak ihmal edilme gibi etkiler gözlemlenebilir. Nedenleri daha ayrıntılı haliyle şu şekilde sıralanabilir:

Şizoid Fantezi ne demek?

Şizoid fantezi, şizoid bozukluğa sahip olan kişilerde sıkça görülen ve bu kişilerin kendilerini tatmin etmelerini sağlayan yöntemdir. Bu kişiler dış dünya ve olaylardan uzak durmak isterler ve karakteristik olarak fantezi sahibidirler. Bu fantezinin asıl nedeni içsel bile olsa nesnelere bağlanma ihtiyacıdır.

Şizotipal kişilik bozukluğu neden olur?

Şizotipal Neden Olur? – Bilim insanları, şizotipal kişilik bozukluğu neden olur sorusunun yanıtını uzun süredir araştırsalar da, henüz net sonuca varamamışlardır. Hastalığın hem genetik hem de çevresel etkilerle oluştuğu düşünülmektedir. Öte yandan araştırmacılar, bu hastalığın çocukluk döneminde ruhsal ya da bedensel istismar sonucunda da sıklıkla görüldüğünü söylüyorlar.

Nevrotik ne demek?

Türk Dil Kurumu’na(TDK) göre ‘ sinirsel ‘ olarak tanımlanan nevrotik ya da nevrotik bozukluk, kaygı, olumsuzluk, karamsarlık, huzursuzluk, depresif ruh hali ve kendinden şüphe duymaya neden olan duygu durum bozukluğudur.

Insan teyzesiyle evlenebilir mi?

Din İşleri Yüksek Kurulu tarafından hazırlanan ‘Fetvalar’ kitabında ‘ Kız kardeşi, teyzesi, halasıyla evlenilebilir, eş öldüyse eniştenin beklemesine gerek yok!’ ifadesi yer aldı.

Histrionik ne demek?

Vikipedi, özgür ansiklopedi Histrionik kişilik bozukluğu Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından genellikle yetişkinliğin ilk dönemlerinde başlayan, aşırı duygusallık ve dikkat çekmek, çevresi tarafından onay arama ihtiyacının yüksekliği ile kendini belli eden kişilik bozukluğu olarak tanımlanmıştır. Narsistlerden farklı olarak çevreleriyle ilişkilerinin her dakikasına dikkat ederler.

Schizotypy nedir?

Şizotipal Kişilik Bozukluğu ( Schizotypal Personality Disorder ), kişilik bozukluğu olarak kategorize edilmektedir. Kişilerin sosyal ilişkilerinde, düşünce ve davranışlarında belirgin bozukluklar bulunmaktadır. Bu bozukluklar, kişinin dünyayı anlamasını ve insanlarla ilişki kurmasını zorlaştırabilmektedir.

Border line ne demek?

Borderline kişilik bozukluğu nedir? – Borderline kişilik bozukluğu; kişinin düşünce ve algılama biçiminde, insanlara karşı olan duygularında ve ikili ilişkilerinde problemlere yol açan bir psikiyatrik rahatsızlıktır. Rahatsızlığı tanımlayan ‘borderline’ kelimesi ‘sınırda, belirsiz’ anlamını taşır.

Çift karakterli insana ne denir?

Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu Nedir? 1800’lü yıllara kadar birçok ruhsal bozukluk gibi çoklu kişilik bozukluğu, kötü ruhlardan ve şeytandan etkilenme durumu olarak kabul edilirken, 19. Yüzyılın başlarında ilk olarak Benjamin Rush tarafından dissosiyatif kimlik bozukluğu tanımlaması yapmıştır.

Çoklu kişilik bozukluğu olarak da adlandırılan disosiyatif kişilik bozukluğu, bireyin kendi kimliğinin dışında başka kişi ya da kişilerin de var olmasıyla karakterize edilen bir ruhsal bozuk olarak karşımıza çıkar. Başka bir deyişle kişinin içinde bir bireyin daha (bu birey bazen birden fazla da olabilir) var olduğunu hissetmesidir.

Kişinin gerçekte kendisine ait olan duygu, düşünce ve algıları sanki içinde yer alan başka bir kişiye aitmiş gibi hissetmesi durumu olarak da ifade edilebilir. Çift kişilik hastalığı kavramını ilk defa duyan, konuya uzak kişiler için bu ruhsal bozukluk; daha çok dizi ve filmlerde karşılaşılan, oldukça dikkat çekici, çok nadir görülen, olağanüstü bir durum olarak algılanabilir.

  • Ancak sanıldığının aksine çoklu kişilik bozukluğu, günümüzde psikiyatri kliniklerine başvuran kişiler arasında oldukça sık görülmektedir.
  • Bu hastalıkla ilgili en dikkat çekici vakalardan birisi Billy Milligan’dır.
  • Florida’da doğan ve 2014 yılında vefat eden Billy Milligan, dissosiyatif kimlik bozukluğu hastalığının en ünlü vakalarındandır.

İstemediği 14, kendi istediği ise 10 olmak üzere toplam 24 farklı kişiliği olduğu bilinmektedir. Şimdi gelin çoklu kişilik bozukluğu nedir sorusunu biraz daha ayrıntılı bir şekilde cevaplayalım.

Şizoid savunma nedir?

Şizoid Hastaların Savunma Sistemleri Nasıl Çalışır? Şizoid Hastaların Savunma Sistemleri Nasıl Çalışır? MAKALE #17292 © Yazan | Yayın Ekim 2016 | 6,928 Okuyucu Şizoid kendilik bozukluğu da diğer kendilik bozukluları gibi, iki ana birimden ibarettir. Libdinal birimin yüklenmiş olduğu efendi-köle ilişkisi, agresif duygunun yüklenmiş olduğu sadistlik nesne-sürgündeki kendilik parça birimidir.

Efendi-köle parça biriminin, diğer birimlerde olduğu gibi, parça kendilik temsili, parça nesne temsili, ikisinin arasındaki duygulanım ve bunlara eşlik eden patalojik ego ittifakı söz konusudur. Haz egosu ittifakı söz konusudur. Efendi-köle parça biriminin içerisinde, parça kendilik temsili olarak, bağımlılığın parça kendilik temsili, nesne içinde işlev sağlayan bir köle ve kurban olarak hissedilen kendilik vardır.

Onun karşısında parça nesne temsili ise, zorlayıcı, yönlendirici, materyal parça yani anne parça nesne ilişkisi ki bu efendidir, ilgilenmeyi değil kullanmayı ister. İçselleştirilmiş olan parça nesne temsili, şizoid bir kendilik bozukluğunda bu şekilde tezahür etmektedir.

  • Parça nesne ve parça kendiliği birleştiren duygulanım ise, hapsedilmiş fakat bağlantılı, kabullenilen var oluş, kurtuluş, başka bir varlık ta değildir.
  • Aradaki mesafe uzlaşı devam ettirilmelidir.
  • Şizoid kendilik bozukluğunun, diğer biriminde yani sadistlik nesne, sürgündeki kendilik parça birimi ise yine bir parça kendilik temsili var, parça nesne temsili var, bunlar arasındaki bir duygulanım bağı var ve gerçeklik egosunun bulunduğu bir alan var.

Parça kendilik temsilinin özelliklerine baktığımızda, yabancılaşmış varlığın, parça kendilik temsili olarak tanımlanmaktadır. Bu sürgündedir, soyutlanmış fakat kendine güvenmek için kendi kendine yeten durumundadır. Yani kendi fildişi kulesindedir veya özel alanındadır.

  1. Bu durumda nesnenin algılanma şekli ise, nesne ilişkileri teorisine göre, içselleşmiş temsili nesnenin sadisttir, tehlikelidir, değersizleştiricidir, yoksunlaştırıcıdır, zarar vericidir, terk edici olan, maternal parça nesne olarak belirlenir.
  2. Bu parça kendilik temsili ile parça nesne temsili birbirine bağlayan duygulanım köprüsünde ise, terk depresyonunun klasik mahşerin altı atlısı dediğimiz, bulgularını buluruz.

Depresyon, öfke, yalnızlık, evrensel veya kozmik yalnızlık korkusu ve mutsuzluk hisleri buna eşlik etmektedir. Şizoid kendilik bozukluğunun, kullandığı savunma düzeneklerine baktığımızda, bölme, eyleme vurma, yapışma, kaçınma, inkar, yansıtma, yansıtmalı özdeşim, gerçek ilişkilerinde ve arkadaş ilişkilerinde fantezi kullanma şeklindeki ilkel ego savunma düzeneklerini bulmak mümkündür.

  1. Ego kusurları açısından değerlendirildiğinde, zayıf gerçeklik algısı, engellenme tolerans düşüklüğü, dürtü kontrol bozukluğu ve ego sınırlamalarında yetersizlikte, göz önüne gelebilmektedir.
  2. Yine burada da ego bölünmüştür.
  3. Libdinal yani efendi köle parça birimi içerisinde, haz egosu veya patoloji egosu yer alırken, sadistlik sürgündeki parça birimi yani terk depresyonu ile ilgili karşılaştığımız alanda da gerçeklik egosu, egodistonik olarak bulunmaktadır.
See also:  Ddd 43 Qual Estado?

Şizoid kendilik bozukluğunun ilişkisinin diğer kendilik bozukluklardan ayırmak gerekir. Çünkü diğer kişilik bozukluklarına sistem biraz daha, farklı çalışırken, şizoid kendilik bozukluğunun kendisine has bir özelliği vardır. Bilindiği gibi borderline kendilik bozukluğunda, bağlanma birimi, ödüllendirici nesne ilişkileri birimidir.

  • Ve bağlanmama birimi de, geri çekilen nesne birimi ilişkisidir.
  • Narsisistik kendilik bozukluğunda ise bağlanma birimi omnipotent nesne gösterişli kendilik birimidir.
  • Ve bağlanamama birimi de saldırgan nesne boş kendilik birimidir.
  • İki biriminde halen ilişkisel birimler olduğu vurgulanmalıdır.
  • Bağlanmama birimi anksiyete ve rahatsızlık ortaya koyabilmektedir.

Peki, kendiliği şizoid bozukluk için bölme, nesne ilişkilerinin doğası nedir? Narsisistik ve borderline kendilik bozukluklarında olduğu gibi, basit bir bağlanma ve basit bir bağlanmama birimi vardır. Şizoid hasta için nesneye bağlanmanın ve ilişkilenmenin zorluklarından ve tehlikelerinden bahsettikten sonra, bu bakış açısına yukarıdaki beyan şaşırtıcı gelebilir.

  1. Aslında o zorlukların ve tehlikelerin hiçbir tanımı, insan ilişkilerindeki, nesne ilişkilerinin motivasyon önceliğini yalanlamaz.
  2. Şizoid hastanın nesnel ilişkilerle ilintili memnuniyetini ulaşmak için, yaradılışından gelen bir ihtiyacı vardır.
  3. Nesnel ilişkilerle olan uğraşım yani diğerlerine ulaşabilme ve tutunabilme arzusunun, herkeste olduğu kadar şizoid hasta da, motivasyon gücü vardır.

Şizoid hasta için temel bağlanma birimi, efendi-köle birimidir. Temel ağlanmama birimi ise sadist nesne sürgündeki kendilik birimidir. Şizoid hastayı esas olarak tanımlayan ilişkisel birim sadist nesnel sürgündeki kendilik birimidir. Böylece bu bağlamda şizoid hasta ile narsisistler ve borderline bozukluk hastalar arasındaki dikkat çekici ilişki arasında bir fark vardır.

  1. Şizoid hasta için ev bağlanmama birimidir.
  2. Bu tip hastalar genellikle sadist, nesne sürgündeki kendilik birimi içinde yaşarlar.
  3. Bu diğerlerine göre oldukça farklıdır.
  4. Yani borderline ve narsistlik kişilik özellikleri patolojik egonun bulunmuş olduğu libidinal birimde dururken, şizoid hastalar tam tersi bir şekilde, agresif birimin içinde kendilerini izole ederek, yalnızlığın içinde kendilerini yalnızlığa mahkum kılarak, orada güvenlik içerisinde yaşamayı tercih etmektedirler.

Çünkü yakınlaşma onlar için tehlike ve tehdit demektir. Efendi-köle içinde her an duyguların açığa çıkma riski vardır. Bu nedenle kendileri daha çok, sadist nesne ve sürgündeki kendilik biriminde durmayı tercih etmektedirler. Bu durumda şizoid hastalar için gitmek zorunda oldukları yer sürgündeki kendiliktir.

  • Burada onları her zaman güvenli olacaklardır.
  • Şizoid hastanın ilk ve birincil endişesi, sadist nesne ve sürgündeki kendilik birimi içerisinde varlığını güvende ve sabit tutmaktır.
  • Bir hastanın derdi, üstünlük, yaklaşmak değil, nesne ile kurduğu ilişki de, kendini güvenli bir mesafede tutmaktır.
  • Bütün ilişkilerini baştan itibaren, güvenli bir mesafe ayarı ile süzer.

Her an tehdit ve tehlike algısı içindedir. Her an efendi konumundaki nesne, sadist nesneye dönüşebilir. Bölünme birimi etkisi altında, sistem ya libidinal birimde, ya da saldırgan birimdedir. Libidinal birimde olduğunda hastanın, dikkatli bir şekilde nesne ile kurduğu ilişkide mesafenin, yaklaşmanın ve uzaklaşmanın, her an ayarlanması ve değerlendirilmesi gerekir.

Hasta kendisine çok yaklaşıldığını hissettiği zamanda sıkıntı içerisinde hisseder. Terk edildiği zamanda sıkıntı içerisinde hisseder. Veya karşı tarafın nesnenin hareketleri, iç dünyasında bir an kendisini sadist nesne, sürgündeki kendilik yani saldırgan unit nesnenin içerisine gönderebilir. Depresyon bulguları ile karşılaştırabilir.

Onun için hasta olabildiğince, nesne ile uyum göstererek hep bir uzlaşı noktasını, aramak konumundadır. Bu çerçevede şizoid hasta, nesnesi ile kurduğu ilişkilerde şizoid dilemma dediğimiz, yaklaşma ve uzaklaşma arasındaki çelişkiyi çözebilmek için, hep bir uzlaşı noktası aramak zorundadır.

  1. Endilik bozukluğunun birimlerine bakacak olursak, savunmacı efendi- köle birimi yönlendirici, zorlayıcı nesne temsiline sahiptir.
  2. Efendidir ve ilgilenmek deyip kullanmak ister.
  3. Endilik temsili bağımlılıktır.
  4. Bir nesne için işlev sağlayan bir köledir.
  5. Bir kurbandır.
  6. Duygulanım şu ikisini bağlar, hapsedilmiş olmak, en azından bağlı olmak.

Kabul edilen var oluş yabancılaşmanın ve huzur duygusu vardır. Sadistlik nesne sürgündeki kendilik, sadist, yönlendirmeci, düşman, saldırgan ve kullanan bir nesne temsiline, yabancılaşmış ve soyutlanmış fakat kendiliği kısıtlayan varlığın, parça kendilik temsiline sahiptir.

  • Duygulanım, terk edilme depresyonu ile bazı önemli eklentileri birbirine bağlar.
  • Bu eklentiler nesne ile olumlu bağlantı eksikliği ile yabancılık duygusu, kişinin geri dönemeyeceği ve hiç ilişki kuramayacağı yabancılaşma korkusudur.
  • Bu korku genellikle dış mekan keşfinden çıkarılan bir metafor ile ifade edilir.

Astronot bir iple kapsüle bağlıdır. İp kopar astronot boşlukta süzülür ve tümüyle uzaklaşır. Şizoid hastanın ego fonksiyonları bir çok önemli özelliğe sahiptir. Şizoid hastanın düşüncesinde nesnelerle memnuniyete giden hiçbir yol yoktur. O nedenle kişi kendini yeterli olma gibi bir görünüm geliştirir.

Ama aslında bu sahte bir kendine yeterliliktir. Yani savunmacı kendine yeterliliktir. Bunun yanında şizoid hastalar, nesne ile ilişki kurmamaları yönünde bir arzunun olmayışı ile literatürde bir üne sahiptir. Bu doğru değildir. Her zaman nesne ile ilişki kurma arzusu ve açlığı içindedir. Şizoid hastaların savunma sistemleri nasıl çalışır? Ayrılma stresi ya da kendilik aktivasyonu paylaşım ve yakınlaşmaya doğru yönelir.

Altta yatan sadist nesne sürgündeki kendiliği tetikler. Kopma olur ve daha çok yabancılaşmaya doğru hareket eder. Dayanılmaz olduğu efendi-köle birimine geri döner. Biz buna ileri geri şizoid uzlaşma hareketi deriz. Ne çok yakındır, ne de çok uzak. Çok yakınlık köle olma, çok uzaklaşma ise, boşlukta yabancılaşma anlamına gelir.

  • Şioid hasta bu dilemmayı çözmek zorundadır ve ortak noktada buluşmak zorundadır ve her an bunu ayarlamak zorundadır.
  • Masterson gruba ait çalışmalarıyla tanınan şizoid hastanın ana yapısını şöyle betimlemektedir: “Güvenlik şizoid hasta için anahtar kelimedir.
  • Diğerlerinden yeteri kadar uzaklıkta olma olarak tanımlanır.

Sadizm, ihlal etme ve ayrılma için belirli bir mesafeden, ancak tümden izolasyon ve yabancılaşma olmaması için de belli bir yakınlıkta olmak zorundadır. Sürgündeki kendilik güvenliği zorunlu kılar. Sürgündeki güvenlik temsili, şizoid hastaya rahat nispeten anksiyetisiz mesafede, iç pşişik ve kişiler arası tehlikeli bir biçimde yakın olmaktansa, diğerlerinden uzak olmasını sağlar” demektedir.

Bir hastanın en temel savunması fantezi kurmasıdır. Fantezi şizoid hastanın hayatında son derece önemlidir. Bunun da çeşitli işlevleri vardır. Genellikle fantezi kişinin dünyadan geri çekilmesinin, içe dönüşün ve diğerlerinden uzaklaşmasının bir parçası olarak görülür. Bu şekilde bakılırsa fantezi sürgündeki kendiliğin temel bir bileşenidir.

Fakat bundan çok daha karmaşıktır. Fantezi vekâlet sayesinde dünya ile iletişimdir. Vekâleten bir ilişkidir. Ancak yinede bir ilişkidir. Şizoid bir hasta için, ideal savunmacı, telafi edici bir ilişkidir. Sürgündeki kendiliğin bir ifadesidir. Çünkü kendini kapsayan, el konumları ile bağdaştıran tehlike, anksiyeteden yoksundur.

  1. İçsel nesnelere rağmen nesnelere bağlanmaya çabalayan kendiliğin dışa vurumudur.
  2. Fantezi şizoid hastalarının bağlanmış hissetmesine yardımcı olur.
  3. Halen efendi köle biriminin tutuklanmasından bağımsızdır.
  4. Isaca fantezide birey bağlanmış içsel nesneye ve aynı zamanda da özgür olabilmektedir.
  5. Şizoid hasta için fantezi, şizoid ikilem tarafından sunulan problemin çözümü gibi gözükse de birlikte kendi problemlerini de getirmektedir.

Bu şizod hasta için çalışan terapist içinde geçerlidir. Fantezinin sürgündeki kendilik yapısını güçlendirme ve sağlamlaştırma yeteneği de vardır. Şizodi hastanın daha yüksek seviyede öz güven ve kendini kapsamasını mümkün kılar. Fantezi temel bağlanma ihtiyacını memnun etmek için dış gerçekliğin nesnelerine ihtiyaç duymaz.

Bu sebeple şizoid hastanın izole olmadan sürgünde yaşama kapasitesini geliştirir. Fantezi, şizoid hastanın tehlike olmadan, ne çok uzakta ne çok yakında bir ilişki içerisinde yaşamasına izin verir. Bu şizoid uzlaşmanın başlıca örneğidir. Tarihsel süreç içerisinde şizoidi bize ilk tanımlayan Guntrip’in 1969 yılında 29 maddelik listesidir.

Listede şizoidin temel özelliklerini, Guntrip 9 maddeye indirgemiştir. Bunlar a- içedönüklük b- çekingenlik c- narsisizm d- kendi kendine yetme e- üstünlük hissi f- arzu kaybı g- yalnızlık h- benlik yitimi ı- regresyon ve gerileme olarak tanımlamıştır.

Şizod hasta içe dönük bir yaşam sürer. Dış dünyadaki ilişkilerini canlı ve aktif yaşamak yerine, sıklıkla fantezilerinde hayalperest yaşamın içerisinde, kendi iç dünyasında zengin bir yaşam belirler. Çekingenlik açısından baktığımızda; çekingenlik dış dünyadan ayrılıktır ve içe dönüklüğün diğer bir yüzüdür.

Hasta aktif bir hayata girmez, çekiniktir. Şizoide bariz çekingenlik, net ve gözlemlenebilir utangaçlık, gönülsüzlük yada dış dünyanın ve kişiler arası engellenmesi gibi tablo sergileyen çok sayıda şizoid birey olsa da bazı bireylerde bunların tem tersi görüldüğü halde şizoid tablo bulunabilmektedir.

  1. Bunlar gizli şizoid olarak tanımlanan, iç dünyalarındaki yapıları ile dışarıdan sergiledikleri tabloları çok farklı.
  2. Temelde şizoid olup da sempatik etkileşimli bir kişilik tavrı sergileyen çok kişi vardır.
  3. Bu hastalara gizli şizoid denmektedir.
  4. Şizoidin narsislik özelliği, diğer narsistler gibi bir üstünlük iddiası olması şeklinde ifade edilemez, şizoidde görülen narsisistik savunma veya tablo ötekini kendisine yaklaştırmaya engel olacak bir mesafeyi ayarlamak için bulunmuş bir araç gibidir.

Şizoid hiçbir zaman öbürüne üstün olduğu iddiası ile bir perspektiften narsislik duruş sergilemez. Sadece arasına mesafe koymayı ayarlamak için narsislik tablo çizer. Guntrip’in özelliklerinden biride kendine yetmedir. Kendine yetme hasta yada şizoid, diğer insanlara olabildiğince az ihtiyaç duymak onlara olabildiğince az dayanmak, temel ihtiyacı nedeni ile kendine yetmeye ve kendine güvenmeye ve kendi içinde potansiyelleri ile kendini değerlendirmeye almaktadır.

Aksi taktir de kendi kendine yetmediğinde öbürüne ihtiyaç duyacak, öbürünün köle efendi ilişkisinde efendiliğini kabul edecek, öbürünün sadistliğini kabul etme durumun da kalacak. Kendi dünyasında ne kadar kendine yeter bir pozisyon yaratabilirse, o kadar özgür o kadar bağımsız olabilecektir. Guntrip’e göre şizoid hastaların garip bir üstünlük hissi vardır.

Bu his, kendi kendine yetmeye doğal olarak bir üstünlük hissine de eşlik etmektedir. Diğer insanlara ihtiyacı olmayan bir, onsuz yapamayacağı birinin olmaması. Burada insanlardan farklı olma hissi de ortaya çıkmaktadır. Şizoidin üstünlük hissi narsislik bozuklukta şişirilmiş kendilikle uzaktan yakından alakası yoktur.

Eleştiren, utandıran yada aşağılayan şeklinde algılayan kişilerin yok edilmesi yada değerinin düşürülmesi ihtiyacı şizoid bağdaşmaz. Guntrip’in tanımladığı şizoid hastaları için arzu kaybının özel bir anlamı vardır. Hastanın kendi içerisinde kendi kendine yetebilmesi kabiliyeti, nesne ile olabildiğince az ilişki kurmasını gerektirir.

Nesne ile olabildiğince az ilişki kuran şizoid nesnenin ne hissettiğini empati ile algılayamaz anlayamaz. Daha doğrusu nesne ile direkt iletişim kurmada yetersizliği vardır, ona olabildiğince az ihtiyaç duymak ister. Buda onda arzu kaybını getirir. Öbürünün en hissedip hissetmediğini, kendisinin en hissedip hissetmediğini bilemez.

Bu tipin vurguladığı arzu kaybını başka bir süreç olan, co hasta tarafından belirtilen duygusal hissizlikten ayırt etmek gerekmektedir. O disosiyatif bir süreçtir. Şizoid deneyimi duygusal hissizleştirmelerden birisi değildir. Fakat çatışma ve belirsizliklerden birisidir. Şizoidler hissetmekte yeteneksiz değillerdir.

Hisleri ne olduğu veya hislerin ne anlattığı konusunda kararsızlardır ve cimrilerdir. Çoğunlukla deneyimlerini başkaları tarafından anlaşılmaları için kullanılan kelimeleri ifade etmekte kendilerini yeteneksiz hissederler. Guntrip‘in şizodi tanımlarken ifade ettiği özelliklerden biriside yalnızlıktır.

Guntrip’e göre yalnızlık şizoid içe dönüklüğe dış ilişkileri fes etmenin bir sonucudur. Tekrar tekrar ortaya çıkan yoğun arkadaşlık ve sevgi hasreti kendini belli eder. Bir kalabalığın ortasında olan yalnızlık, şizoidin duyuşsal rapordan mahrum olmasını sağlayan bir deneyimdir. Özellikle dışarıdan gözlemci tarafından fark edilmeyen ancak şizodin içsel olarak tecrübelediği bir şeydir.

Guntrip’in belirttiği diğer bir özellik benlik yitimidir. Benlik yitimini bireysellik ve kimlik kaybı olarak da tanımlar. Benlik yitimi disosiyatif bir savunmadır. Benlik yitimini genellikle şizoid hasta tarafından ters yüz olmak veya kapatmak veya gözlemci ve katılımcı egonun bir birinden ayrılma tecrübesi olarak tanımlar.

Anksiyete durumu baş edilemez gibi gözükür ve şizoid tarafından deneyimledir. Daha önce açıklanan arzu kaybından çok daha mutlak bir biçimdedir. Şizoid de arzu kaybı çok daha kronikken benlik yitimi deneyimi bunaltıcı anksiyete ve tehlikenin doğrudan deneyime karşı daha vahim bir savunmadır. Guntrip’e göre diğer bir şizoid özellik gerilemedir.

Dipteki bir şizoid kişinin kendi dış dünyası tarafından bunaltılması ve hem içeri kaçışı hem de geri anne rahmindeki emniyete arayışı ifade edilir. Şizoid hastanın tedavisinde özel süreçler işler. Şizoid hastanın kısa dönem tedavisinde amaçlar ve hedefler ne olmalıdır: 1- Kişiler arası anksiteyi azaltma 2- Geri çekilme yada inzivaya çekilmenin durdurulması 3- Kişiler arası iletişim ve bağlantıyı teşvik etmek, kısa süreli hedeflerdir.

Bir telepatik süreçte şizoid bir hasta ile çalışabilmek için belirli etaplar vardır, bu etaplardan birincisi hastaya fikir birliği ile eşleştirilmesinin yapılması. Ne demektir fikir birliği eşleştirilmesi kavramı? Terapistin şizoid ikilemi anladığını, hastanın görmesi anlamına gelir. Eğer terapist ile hasta arasında şizoid anksiyetelerin doğası bir fikir birliği var ise hasta terapistinsin bu anksiyeteleri hakkındaki bilgisinden haberdar ise o zaman hasta telepatik ortamın daha az tehlikeli ve riskli olduğunu hisseder.

Terapistin hastanın anksiyetelerine daha saygılı olacağını hakkında hastanın daha fazla inancı ve ümidi vardır. Hasta aynı zamanda terapistin sözlerinin ve davranışlarının hasta üzerindeki etkisinden daha fazla farkında olacaktır. Fikir birliği eşleştirmesini gerçekleştirmiş olacaktır.

İkinci etap itibari ile hastanın telepatik süreç içerisinde tutulması veya tutmaktır. Tutma ile anlatılmak istenen nedir? Fikir birliği eşleştirilmesi ile nasıl ilintilidir? Fikir birliği eşleştirilmesi hastanın kişiler arası ilişkilerde yeni bir mesafe düşünmesi için hastanın yeteneğini destekler. Kaçınılmaz sürgün ya da esaret beklentisine ya da fantezisine sekte vurur.

İlk olarak terapistin sağlam bir yorum duruşu sergilemesi gerekir. Bu da şizoid hastanın tedavisinde terapistin çoğu zaman meydan okuma ya da aynalama yorumlarını kullanmayı engelleyeceği anlamına gelir. Meydan okuma şizoid hasta tarafından çoğu zaman, hastayı yönlendirme bir gündemi empoze etme yada baskı yapma çabası olarak deneyimlenir.

Örneğin şizoid savunmayı bir meydan okuma şu yönde olabilir. “Neden her sefer ileri bir adım attığında kendini geri çekiyor, ya da inzivaya çekiliyorsun?” Bu beyanın içeriği dışında hiçbir şey doğru değildir. Şizoid hasta bunu bir saldırı olarak algılayacaktır. Halbuki şizoidi algı ve yorum hastada içselleşecek ve kapasitesinin artırmasına neden olacaktır.

See also:  Furacin Merhem Ne IE Yarar?

Üçüncü etapta daha yakın bir uzlaşma ile ilgili bir hedef ortaya konur. Daha yakın uzlaşma hastanın el konulma ve temelli sürgün gibi dayanılmaz iki uç arasındaki alternatif ara durum olasılıklarını deneyimleyeceği anlamına gelir. Hasta daha az kişiler arası mesafe oluşturarak risk alabiliyordur.

Yazan Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir: “Şizoid Hastaların Savunma Sistemleri Nasıl Çalışır?” başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Erol AKDAĞ’e aittir ve makale, yazarı tarafından (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır. Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Erol AKDAĞ’ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.

Şizoid Hastaların Savunma Sistemleri Nasıl Çalışır?

Şizotipal kişilik ne demek?

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Şizotipal bozukluk
Uzmanlık Psikiyatri, psikoloji

Şizotipal kişilik bozukluğu (ŞTKB) veya şizotipal bozukluk, şiddetli sosyal anksiyete, düşünce bozukluğu, paranoid düşünceler, derealizasyon, geçici psikoz ve çoğu zaman sıra dışı inançlar ile karakterize zihinsel bir bozukluktur. Bu bozukluğu olan insanlar, insanlarla yakın ilişkiler kurmakta büyük bir rahatsızlık hissederler, çünkü özellikle akranlarının kendilerine karşı olumsuz düşünceler taşıdıklarını düşünürler, bu yüzden onlarla ilişkilerden kaçınırlar.

  • Tuhaf konuşma tarzları ve garip kıyafet tarzları da bu hastalığın belirtileridir.
  • ŞTKB’li olanlar konuşurken garip tepki verebilirler,cevap vermeyebilir veya kendileriyle konuşabilirler.
  • Durumları sıklıkla tuhaf veya sıra dışı bir anlama sahip olarak yorumlarlar; paranormal ve batıl inançlar yaygındır.

Bu insanlar, kişilik bozukluğu yerine sık sık endişe veya depresyon için tıbbi yardım isterler. Şizotipal kişilik bozukluğu genel popülasyonun yaklaşık % 3’ünde görülür ve erkeklerde daha sık görülür. “Şizotip” terimi ilk olarak 1956’da Sandor Rado tarafından “şizofrenik fenotip” in bir kısaltması olarak tanımlandı.

Obsesif kişilik ne demek?

Obsesif-Kompulsif Kişilik Bozukluğu – Obsesif kompulsif kişilik bozukluğu kurallar, düzen ve kontrol üzerine aşırı düşünme olarak karakterize edilir. Bu kişiler bir şey üzerinde kontrol sahibi olamama ihtimali varsa aşırı derecede kaygı yaşarlar ve bu nedenle bu tür durumlardan kaçınırlar.

Kontrol sağlayamadıkları durumlarda ise öfkelenirler. Aşırı kontrollü halleri, madde bağımlılığı, dikkatsiz cinsel ilişki kurma, finansal sorumsuzluk gibi durumları engeller. İş konusunda çok hassas ve kuralcı olduklarından çok başarılı olabilirler. Rahat ve esnek davranamama, mükemmeliyetçilik, detaylarla aşırı ilgilenme gibi durumlar günlük yaşantılarını çok zorlaştırır ve işlerini yaparken büyük bir zaman ve enerji israfına neden olur.

Yapılan işin asıl amacını unutturacak derecede ayrıntılarla, kurallarla, listelerle, sıralamayla, organize etme ve program yapma ile uğraşırlar. Bu kişiler yeniliklerle ve esneklik gerektiren durumlarla karşılaşınca rahatsızlık duyarlar. Kültürel normlara çok bağlı olmakla birlikte inatçı bir kişilik yapısına sahiptirler.

  • Uralcıdırlar ve kurallara tam olarak uymasını beklerler.
  • Mantık adamıdırlar ama bu durum karşısındaki için sıkıcı bir hal alabileceğinden iletişimlerinde zorluk yaşayabilirler.
  • Uralcılıkları ve detaycılıkları eşlerini ve yönetimi altında olan çalışanları bezdirir.
  • Hataya ne kendilerinde ne de başkalarında tahammül edebilirler.

Başkaları tam olarak kendileri gibi düşünüp, hareket etmedikçe onlarla bir çalışma içine girmek istemezler, zorunda kalırlarsa agresifleşirler. Yanlış yapmamak için yaptıklarını defalarca kontrol ederler. Olayların olumlu olumsuz yönlerini sürekli tartmaya çalıştıkları için karar vermekte güçlük çekerler.

Duygularını göstermeyip, her zaman mantığı ön planda tutarlar. Mantıklı olmadıklarına inandıkları kişilere öfkelenirler ya da onlarla iletişim kurmak istemezler. Eğlenceli ortamlardan zevk almazlar. Genellikle katı, inatçı, cimri kişilerdir. Obsesif-kompulsif kişilik bozukluğu ve obsesif-kompulsif kişilik özellikleri olan kişilerde ön plana çıkan özellikler şunlardır: Titiz ve Kuralcıdırlar: İş ve özel hayatlarında o kadar kuralcıdırlar ki, her şeyin bu kurallar çerçevesinde yapılmasını isterler.

Kurallarını sorgulatmazlar ve mutlaka uyulmasını beklerler. Bu beklentileri aşırı titiz olmalarına yol açar. Kurallara titizlikle uyulmalıdır. Uyulmadığında sinirlenirler. Kendileri kendi kuralları dışına çıkarsa endişe ve kaygı yaşarlar ve kendilerini suçlarlar.

  1. Siyah-beyaz düşünürler: Onlar için orta yol pek yoktur.
  2. Ya hep ya hiç’ mantığına göre hareket ederler.
  3. Bir iş dört dörtlük olmayacaksa hiç olmasın daha iyidir.
  4. Birisi bir hata yaptığında olumlu yönleri görünmez olur.
  5. Urallarında esneme olamaz.
  6. Mükemmeliyetçidirler: Ne kendilerinde ne de başkalarında hataya tahammül edemezler.

Her şey dört dörtlük olsun isterler. Onlar için hata olmaması gereken bir şeydir. Herkes her konuda olması gerektiği gibi olmalı, davranmalı ve düşünmelidir. Bunun aksi olursa sinirlenirler ve öfke patlaması yaşayabilirler. Kendileri için hata yapma durumu söz konusu olursa kendilerine kızarlar.

Sinirlidirler: Kurallara uymak ve hata yapmamak o kadar önemlidir ki aksini düşünemezler. Ancak gerçek hayatta çoğu insan onların kafalarındaki kurallar doğrultusunda hareket etmeyeceğinden ve insanoğlu hata yapan bir varlık olduğundan, bu durumlarla karşılaşmaları kaçınılmazdır; dolayısıyla, obsesif-kompulsif kişilik özellikleri olan insanlar gün içinde pek çok kez sinirlilik hali içine girerler ve öfke patlamaları yaşayabilirler.

Kendilerine Kızarlar: Obsesif-kompulsif kişilik özellikleri olan kimselerde insan olduklarından hata yaparlar ve kurallarının dışında davranmak zorunda kalırlar. Bu durumlar, kendilerine şiddetli biçimde kızmalarına ve/veya aşırı kaygı yaşamalarına neden olur.

Kaygılıdırlar: Mükemmeli yakalamak ve hata yapmamak konularındaki aşırı hassasiyetleri gün içinde tedirginlik ve kaygı hallerini çok sık yaşamalarına yol açar. Kendileri ve etrafındakilerle ilgili sürekli tetiktedirler, çünkü kendileri ve başkaları her an hata yapabilirler ve bu onlar için asla olmaması gereken bir durumdur.

Detaycıdırlar ve Aşırı Mantık Yürütürler: Her konu ile ilgili detaylı ve mantıklı açıklamaları vardır. Mantıkları detaylar üzerine kuruludur. Detaylar üzerinde durmayı ve mantık yürütmeyi çok severler; aslında detaylara odaklanmadan ve mantık yürütmeden edemezler.

  1. Duygusal meselelere dahi mantıkla yaklaşırlar.
  2. Aşırı mantıklı halleri, dışarıdan soğuk ve mesafeli algılanmalarına neden olur.
  3. Aslında gerçekte de soğuk ve mesafelidirler.
  4. Detaycılıkları, bir iş yaparken ya da bir şeyle uğraşırken çok zaman kaybetmelerine ve bunun sonucu olarak da kaygı ve/veya sinirlilik hali yaşamalarına neden olur.

Belirsizliğe Tahammül Edemezler: Belirsizliği bir çok kişi sevmez, ancak obsesif-kompulsif kişilik özellikleri olan kimselerde belirsizlik korkunç bir durumdur. Kafalarının içindeki kuralları, hataya karşı aşırı tahammülsüzlükleri aslında belirsizliği ortadan kaldırmak ve belirli, sürpriz olmayan, rutin durumları yaratma çabalarının bir sonucudur.

  • Ertelemecidirler: İnsan için mükemmellik olamayacağı ve hatalar kaçınılmaz olduğu için, mükemmel olamama ve hata yapma durumlarını kaçınılmaz olarak hayatlarında yaşayan bu kişiler kendileri ile ilgili derin hayal kırıklıkları yaşarlar.
  • Bu hayal kırıklıklarının yarattığı kaygı ve kendine öfkelenme o kadar fazla olur ki, obsesif-kompulsif kişilik özellikleri aşırı uçta olan kişiler kendileri ile ilgili bu hayal kırıklığını yaşamamak için hareket edemez hale gelebilirler ya da yapmaları gereken işleri sürekli erteleyebilirler.

Erteleme hali daha çok yeterince kontrol edemediklerini düşündükleri durumlarda kendini gösterir. Takıntıları Vardır: Bu kişilerde özellikle kontrol takıntılarına çok rastlanır. Yaptıkları şeyin mükemmel ve hatasız olması için defalarca kontrol etmeden duramazlar.

Duygusal donukluk neden olur?

Psikolojik şok veya duygusal şok, tipik olarak beklenmeyen yoğun bir stres etkenine veya travmatik bir olaya karşı vücudun göstermiş olduğu fiziksel bir tepkidir. Donukluk veya donma tepkisi olarak da adlandırılabilen psikolojik şok nedenleri arasında; doğal afetler, deprem travması, araba kazası, ani ölümler, boşanma, ayrılık, korkutucu bir olaya tanık olmak ya da korku duygularına yol açabilecek herhangi bir olay gibi bir dizi travmatik olay yer alabilir. Izoid Ne Demek Aşırı stres, korku veya travma anında beyinde savaş veya kaç tepkisi ortaya çıkar. Kişinin beyni bir durumdan kaynaklı korku olduğunu ve bu durumdan kaçması yönünde mesaj iletiyor. Bu noktada travmanın nedenine bağlı olarak hareket edilmelidir.

Narsist ne demek?

Narsist Kelimesi Ne Anlama Gelir ve Narsist Kişilik Bozukluğu Nedir? – Türk Dil Kurumu tarafından Türkçe’ye özsever olarak çevrilen narsist kelimesi abartılı bir öz-önem duygusuna sahip, son derece benmerkezci olan kişileri tanımlamak için kullanılır.

  1. Narsist kelimesinin bir diğer anlamı ise fiziksel görünümüyle aşırı ilgilenen kişidir.
  2. Narsist kişilik bozukluğu ise özellikle abartılı bir kendini beğenmişlik duygusu, kendisine sürekli hayranlık duyulması ihtiyacı, başkaları için empati eksikliği, başarılardan aşırı gurur duyma ve küçümseyen veya tepeden bakan tutumlarla karakterize bir kişilik bozukluğudur.

Açık veya gizli kalabilen bu özellikler, narsist kişilik bozukluğunun temel özelliklerindendir. Yaygın olarak görülmesine ve çoğu zaman diğer psikiyatrik bozukluklarla beraber olmasına rağmen üzerinde en az çalışılan kişilik bozukluklarından birisidir.

Tedavinin oldukça zor olduğu bu durumda beraber ortaya çıkan diğer bozuklukların tedavisi de zorlaşabilir. Yapılan çalışmalarda narsist kişilik bozukluğunun ortaya çıkma sıklığı ve sosyodemografik özellikleri tanı kriterlerinin halen gelişme aşamasında olması nedeniyle net bir şekilde ortaya konamamıştır.

Ancak Avrupa ve ABD genelinde yapılan çalışmalar görülme sıklığının yüzde 0 ile 6.2 arasında olduğunu ve erkeklerde görülme oranının kadınlara göre daha fazla olduğunu göstermiştir. Klinik çalışmalarda ise kliniklere ayaktan başvuran nüfusta NKB görülme oranının yüzde 1 ila 17 arasında olduğu bulunmuştur.

Şizoid kişilik bozukluğu neden olur?

Şizoid Kişilik Bozukluğunun Nedenleri Nelerdir? – Kişilik bozukluklarının birçoğunda olduğu gibi şizoid kişilik bozukluğunun da temelinde çocukluk döneminden kalma etkiler olduğu görülebilir. Çocuklukta aile içinde soğuk bir ortama sahip olmak, yeterli olmayan sosyal etkileşimler, duygusal olarak ihmal edilme gibi etkiler gözlemlenebilir. Nedenleri daha ayrıntılı haliyle şu şekilde sıralanabilir:

Şizoid Fantezi ne demek?

Şizoid fantezi, şizoid bozukluğa sahip olan kişilerde sıkça görülen ve bu kişilerin kendilerini tatmin etmelerini sağlayan yöntemdir. Bu kişiler dış dünya ve olaylardan uzak durmak isterler ve karakteristik olarak fantezi sahibidirler. Bu fantezinin asıl nedeni içsel bile olsa nesnelere bağlanma ihtiyacıdır.

Şizoid savunma nedir?

Şizoid Hastaların Savunma Sistemleri Nasıl Çalışır? Şizoid Hastaların Savunma Sistemleri Nasıl Çalışır? MAKALE #17292 © Yazan | Yayın Ekim 2016 | 6,928 Okuyucu Şizoid kendilik bozukluğu da diğer kendilik bozukluları gibi, iki ana birimden ibarettir. Libdinal birimin yüklenmiş olduğu efendi-köle ilişkisi, agresif duygunun yüklenmiş olduğu sadistlik nesne-sürgündeki kendilik parça birimidir.

Efendi-köle parça biriminin, diğer birimlerde olduğu gibi, parça kendilik temsili, parça nesne temsili, ikisinin arasındaki duygulanım ve bunlara eşlik eden patalojik ego ittifakı söz konusudur. Haz egosu ittifakı söz konusudur. Efendi-köle parça biriminin içerisinde, parça kendilik temsili olarak, bağımlılığın parça kendilik temsili, nesne içinde işlev sağlayan bir köle ve kurban olarak hissedilen kendilik vardır.

Onun karşısında parça nesne temsili ise, zorlayıcı, yönlendirici, materyal parça yani anne parça nesne ilişkisi ki bu efendidir, ilgilenmeyi değil kullanmayı ister. İçselleştirilmiş olan parça nesne temsili, şizoid bir kendilik bozukluğunda bu şekilde tezahür etmektedir.

Parça nesne ve parça kendiliği birleştiren duygulanım ise, hapsedilmiş fakat bağlantılı, kabullenilen var oluş, kurtuluş, başka bir varlık ta değildir. Aradaki mesafe uzlaşı devam ettirilmelidir. Şizoid kendilik bozukluğunun, diğer biriminde yani sadistlik nesne, sürgündeki kendilik parça birimi ise yine bir parça kendilik temsili var, parça nesne temsili var, bunlar arasındaki bir duygulanım bağı var ve gerçeklik egosunun bulunduğu bir alan var.

Parça kendilik temsilinin özelliklerine baktığımızda, yabancılaşmış varlığın, parça kendilik temsili olarak tanımlanmaktadır. Bu sürgündedir, soyutlanmış fakat kendine güvenmek için kendi kendine yeten durumundadır. Yani kendi fildişi kulesindedir veya özel alanındadır.

  1. Bu durumda nesnenin algılanma şekli ise, nesne ilişkileri teorisine göre, içselleşmiş temsili nesnenin sadisttir, tehlikelidir, değersizleştiricidir, yoksunlaştırıcıdır, zarar vericidir, terk edici olan, maternal parça nesne olarak belirlenir.
  2. Bu parça kendilik temsili ile parça nesne temsili birbirine bağlayan duygulanım köprüsünde ise, terk depresyonunun klasik mahşerin altı atlısı dediğimiz, bulgularını buluruz.

Depresyon, öfke, yalnızlık, evrensel veya kozmik yalnızlık korkusu ve mutsuzluk hisleri buna eşlik etmektedir. Şizoid kendilik bozukluğunun, kullandığı savunma düzeneklerine baktığımızda, bölme, eyleme vurma, yapışma, kaçınma, inkar, yansıtma, yansıtmalı özdeşim, gerçek ilişkilerinde ve arkadaş ilişkilerinde fantezi kullanma şeklindeki ilkel ego savunma düzeneklerini bulmak mümkündür.

Ego kusurları açısından değerlendirildiğinde, zayıf gerçeklik algısı, engellenme tolerans düşüklüğü, dürtü kontrol bozukluğu ve ego sınırlamalarında yetersizlikte, göz önüne gelebilmektedir. Yine burada da ego bölünmüştür. Libdinal yani efendi köle parça birimi içerisinde, haz egosu veya patoloji egosu yer alırken, sadistlik sürgündeki parça birimi yani terk depresyonu ile ilgili karşılaştığımız alanda da gerçeklik egosu, egodistonik olarak bulunmaktadır.

Şizoid kendilik bozukluğunun ilişkisinin diğer kendilik bozukluklardan ayırmak gerekir. Çünkü diğer kişilik bozukluklarına sistem biraz daha, farklı çalışırken, şizoid kendilik bozukluğunun kendisine has bir özelliği vardır. Bilindiği gibi borderline kendilik bozukluğunda, bağlanma birimi, ödüllendirici nesne ilişkileri birimidir.

Ve bağlanmama birimi de, geri çekilen nesne birimi ilişkisidir. Narsisistik kendilik bozukluğunda ise bağlanma birimi omnipotent nesne gösterişli kendilik birimidir. Ve bağlanamama birimi de saldırgan nesne boş kendilik birimidir. İki biriminde halen ilişkisel birimler olduğu vurgulanmalıdır. Bağlanmama birimi anksiyete ve rahatsızlık ortaya koyabilmektedir.

Peki, kendiliği şizoid bozukluk için bölme, nesne ilişkilerinin doğası nedir? Narsisistik ve borderline kendilik bozukluklarında olduğu gibi, basit bir bağlanma ve basit bir bağlanmama birimi vardır. Şizoid hasta için nesneye bağlanmanın ve ilişkilenmenin zorluklarından ve tehlikelerinden bahsettikten sonra, bu bakış açısına yukarıdaki beyan şaşırtıcı gelebilir.

Aslında o zorlukların ve tehlikelerin hiçbir tanımı, insan ilişkilerindeki, nesne ilişkilerinin motivasyon önceliğini yalanlamaz. Şizoid hastanın nesnel ilişkilerle ilintili memnuniyetini ulaşmak için, yaradılışından gelen bir ihtiyacı vardır. Nesnel ilişkilerle olan uğraşım yani diğerlerine ulaşabilme ve tutunabilme arzusunun, herkeste olduğu kadar şizoid hasta da, motivasyon gücü vardır.

Şizoid hasta için temel bağlanma birimi, efendi-köle birimidir. Temel ağlanmama birimi ise sadist nesne sürgündeki kendilik birimidir. Şizoid hastayı esas olarak tanımlayan ilişkisel birim sadist nesnel sürgündeki kendilik birimidir. Böylece bu bağlamda şizoid hasta ile narsisistler ve borderline bozukluk hastalar arasındaki dikkat çekici ilişki arasında bir fark vardır.

  1. Şizoid hasta için ev bağlanmama birimidir.
  2. Bu tip hastalar genellikle sadist, nesne sürgündeki kendilik birimi içinde yaşarlar.
  3. Bu diğerlerine göre oldukça farklıdır.
  4. Yani borderline ve narsistlik kişilik özellikleri patolojik egonun bulunmuş olduğu libidinal birimde dururken, şizoid hastalar tam tersi bir şekilde, agresif birimin içinde kendilerini izole ederek, yalnızlığın içinde kendilerini yalnızlığa mahkum kılarak, orada güvenlik içerisinde yaşamayı tercih etmektedirler.
See also:  Qual O Primeiro Dia Da Semana?

Çünkü yakınlaşma onlar için tehlike ve tehdit demektir. Efendi-köle içinde her an duyguların açığa çıkma riski vardır. Bu nedenle kendileri daha çok, sadist nesne ve sürgündeki kendilik biriminde durmayı tercih etmektedirler. Bu durumda şizoid hastalar için gitmek zorunda oldukları yer sürgündeki kendiliktir.

Burada onları her zaman güvenli olacaklardır. Şizoid hastanın ilk ve birincil endişesi, sadist nesne ve sürgündeki kendilik birimi içerisinde varlığını güvende ve sabit tutmaktır. Bir hastanın derdi, üstünlük, yaklaşmak değil, nesne ile kurduğu ilişki de, kendini güvenli bir mesafede tutmaktır. Bütün ilişkilerini baştan itibaren, güvenli bir mesafe ayarı ile süzer.

Her an tehdit ve tehlike algısı içindedir. Her an efendi konumundaki nesne, sadist nesneye dönüşebilir. Bölünme birimi etkisi altında, sistem ya libidinal birimde, ya da saldırgan birimdedir. Libidinal birimde olduğunda hastanın, dikkatli bir şekilde nesne ile kurduğu ilişkide mesafenin, yaklaşmanın ve uzaklaşmanın, her an ayarlanması ve değerlendirilmesi gerekir.

Hasta kendisine çok yaklaşıldığını hissettiği zamanda sıkıntı içerisinde hisseder. Terk edildiği zamanda sıkıntı içerisinde hisseder. Veya karşı tarafın nesnenin hareketleri, iç dünyasında bir an kendisini sadist nesne, sürgündeki kendilik yani saldırgan unit nesnenin içerisine gönderebilir. Depresyon bulguları ile karşılaştırabilir.

Onun için hasta olabildiğince, nesne ile uyum göstererek hep bir uzlaşı noktasını, aramak konumundadır. Bu çerçevede şizoid hasta, nesnesi ile kurduğu ilişkilerde şizoid dilemma dediğimiz, yaklaşma ve uzaklaşma arasındaki çelişkiyi çözebilmek için, hep bir uzlaşı noktası aramak zorundadır.

  1. Endilik bozukluğunun birimlerine bakacak olursak, savunmacı efendi- köle birimi yönlendirici, zorlayıcı nesne temsiline sahiptir.
  2. Efendidir ve ilgilenmek deyip kullanmak ister.
  3. Endilik temsili bağımlılıktır.
  4. Bir nesne için işlev sağlayan bir köledir.
  5. Bir kurbandır.
  6. Duygulanım şu ikisini bağlar, hapsedilmiş olmak, en azından bağlı olmak.

Kabul edilen var oluş yabancılaşmanın ve huzur duygusu vardır. Sadistlik nesne sürgündeki kendilik, sadist, yönlendirmeci, düşman, saldırgan ve kullanan bir nesne temsiline, yabancılaşmış ve soyutlanmış fakat kendiliği kısıtlayan varlığın, parça kendilik temsiline sahiptir.

  • Duygulanım, terk edilme depresyonu ile bazı önemli eklentileri birbirine bağlar.
  • Bu eklentiler nesne ile olumlu bağlantı eksikliği ile yabancılık duygusu, kişinin geri dönemeyeceği ve hiç ilişki kuramayacağı yabancılaşma korkusudur.
  • Bu korku genellikle dış mekan keşfinden çıkarılan bir metafor ile ifade edilir.

Astronot bir iple kapsüle bağlıdır. İp kopar astronot boşlukta süzülür ve tümüyle uzaklaşır. Şizoid hastanın ego fonksiyonları bir çok önemli özelliğe sahiptir. Şizoid hastanın düşüncesinde nesnelerle memnuniyete giden hiçbir yol yoktur. O nedenle kişi kendini yeterli olma gibi bir görünüm geliştirir.

  • Ama aslında bu sahte bir kendine yeterliliktir.
  • Yani savunmacı kendine yeterliliktir.
  • Bunun yanında şizoid hastalar, nesne ile ilişki kurmamaları yönünde bir arzunun olmayışı ile literatürde bir üne sahiptir.
  • Bu doğru değildir.
  • Her zaman nesne ile ilişki kurma arzusu ve açlığı içindedir.
  • Şizoid hastaların savunma sistemleri nasıl çalışır? Ayrılma stresi ya da kendilik aktivasyonu paylaşım ve yakınlaşmaya doğru yönelir.

Altta yatan sadist nesne sürgündeki kendiliği tetikler. Kopma olur ve daha çok yabancılaşmaya doğru hareket eder. Dayanılmaz olduğu efendi-köle birimine geri döner. Biz buna ileri geri şizoid uzlaşma hareketi deriz. Ne çok yakındır, ne de çok uzak. Çok yakınlık köle olma, çok uzaklaşma ise, boşlukta yabancılaşma anlamına gelir.

Şioid hasta bu dilemmayı çözmek zorundadır ve ortak noktada buluşmak zorundadır ve her an bunu ayarlamak zorundadır. Masterson gruba ait çalışmalarıyla tanınan şizoid hastanın ana yapısını şöyle betimlemektedir: “Güvenlik şizoid hasta için anahtar kelimedir. Diğerlerinden yeteri kadar uzaklıkta olma olarak tanımlanır.

Sadizm, ihlal etme ve ayrılma için belirli bir mesafeden, ancak tümden izolasyon ve yabancılaşma olmaması için de belli bir yakınlıkta olmak zorundadır. Sürgündeki kendilik güvenliği zorunlu kılar. Sürgündeki güvenlik temsili, şizoid hastaya rahat nispeten anksiyetisiz mesafede, iç pşişik ve kişiler arası tehlikeli bir biçimde yakın olmaktansa, diğerlerinden uzak olmasını sağlar” demektedir.

  • Bir hastanın en temel savunması fantezi kurmasıdır.
  • Fantezi şizoid hastanın hayatında son derece önemlidir.
  • Bunun da çeşitli işlevleri vardır.
  • Genellikle fantezi kişinin dünyadan geri çekilmesinin, içe dönüşün ve diğerlerinden uzaklaşmasının bir parçası olarak görülür.
  • Bu şekilde bakılırsa fantezi sürgündeki kendiliğin temel bir bileşenidir.

Fakat bundan çok daha karmaşıktır. Fantezi vekâlet sayesinde dünya ile iletişimdir. Vekâleten bir ilişkidir. Ancak yinede bir ilişkidir. Şizoid bir hasta için, ideal savunmacı, telafi edici bir ilişkidir. Sürgündeki kendiliğin bir ifadesidir. Çünkü kendini kapsayan, el konumları ile bağdaştıran tehlike, anksiyeteden yoksundur.

  • İçsel nesnelere rağmen nesnelere bağlanmaya çabalayan kendiliğin dışa vurumudur.
  • Fantezi şizoid hastalarının bağlanmış hissetmesine yardımcı olur.
  • Halen efendi köle biriminin tutuklanmasından bağımsızdır.
  • Isaca fantezide birey bağlanmış içsel nesneye ve aynı zamanda da özgür olabilmektedir.
  • Şizoid hasta için fantezi, şizoid ikilem tarafından sunulan problemin çözümü gibi gözükse de birlikte kendi problemlerini de getirmektedir.

Bu şizod hasta için çalışan terapist içinde geçerlidir. Fantezinin sürgündeki kendilik yapısını güçlendirme ve sağlamlaştırma yeteneği de vardır. Şizodi hastanın daha yüksek seviyede öz güven ve kendini kapsamasını mümkün kılar. Fantezi temel bağlanma ihtiyacını memnun etmek için dış gerçekliğin nesnelerine ihtiyaç duymaz.

  • Bu sebeple şizoid hastanın izole olmadan sürgünde yaşama kapasitesini geliştirir.
  • Fantezi, şizoid hastanın tehlike olmadan, ne çok uzakta ne çok yakında bir ilişki içerisinde yaşamasına izin verir.
  • Bu şizoid uzlaşmanın başlıca örneğidir.
  • Tarihsel süreç içerisinde şizoidi bize ilk tanımlayan Guntrip’in 1969 yılında 29 maddelik listesidir.

Listede şizoidin temel özelliklerini, Guntrip 9 maddeye indirgemiştir. Bunlar a- içedönüklük b- çekingenlik c- narsisizm d- kendi kendine yetme e- üstünlük hissi f- arzu kaybı g- yalnızlık h- benlik yitimi ı- regresyon ve gerileme olarak tanımlamıştır.

Şizod hasta içe dönük bir yaşam sürer. Dış dünyadaki ilişkilerini canlı ve aktif yaşamak yerine, sıklıkla fantezilerinde hayalperest yaşamın içerisinde, kendi iç dünyasında zengin bir yaşam belirler. Çekingenlik açısından baktığımızda; çekingenlik dış dünyadan ayrılıktır ve içe dönüklüğün diğer bir yüzüdür.

Hasta aktif bir hayata girmez, çekiniktir. Şizoide bariz çekingenlik, net ve gözlemlenebilir utangaçlık, gönülsüzlük yada dış dünyanın ve kişiler arası engellenmesi gibi tablo sergileyen çok sayıda şizoid birey olsa da bazı bireylerde bunların tem tersi görüldüğü halde şizoid tablo bulunabilmektedir.

  1. Bunlar gizli şizoid olarak tanımlanan, iç dünyalarındaki yapıları ile dışarıdan sergiledikleri tabloları çok farklı.
  2. Temelde şizoid olup da sempatik etkileşimli bir kişilik tavrı sergileyen çok kişi vardır.
  3. Bu hastalara gizli şizoid denmektedir.
  4. Şizoidin narsislik özelliği, diğer narsistler gibi bir üstünlük iddiası olması şeklinde ifade edilemez, şizoidde görülen narsisistik savunma veya tablo ötekini kendisine yaklaştırmaya engel olacak bir mesafeyi ayarlamak için bulunmuş bir araç gibidir.

Şizoid hiçbir zaman öbürüne üstün olduğu iddiası ile bir perspektiften narsislik duruş sergilemez. Sadece arasına mesafe koymayı ayarlamak için narsislik tablo çizer. Guntrip’in özelliklerinden biride kendine yetmedir. Kendine yetme hasta yada şizoid, diğer insanlara olabildiğince az ihtiyaç duymak onlara olabildiğince az dayanmak, temel ihtiyacı nedeni ile kendine yetmeye ve kendine güvenmeye ve kendi içinde potansiyelleri ile kendini değerlendirmeye almaktadır.

Aksi taktir de kendi kendine yetmediğinde öbürüne ihtiyaç duyacak, öbürünün köle efendi ilişkisinde efendiliğini kabul edecek, öbürünün sadistliğini kabul etme durumun da kalacak. Kendi dünyasında ne kadar kendine yeter bir pozisyon yaratabilirse, o kadar özgür o kadar bağımsız olabilecektir. Guntrip’e göre şizoid hastaların garip bir üstünlük hissi vardır.

Bu his, kendi kendine yetmeye doğal olarak bir üstünlük hissine de eşlik etmektedir. Diğer insanlara ihtiyacı olmayan bir, onsuz yapamayacağı birinin olmaması. Burada insanlardan farklı olma hissi de ortaya çıkmaktadır. Şizoidin üstünlük hissi narsislik bozuklukta şişirilmiş kendilikle uzaktan yakından alakası yoktur.

Eleştiren, utandıran yada aşağılayan şeklinde algılayan kişilerin yok edilmesi yada değerinin düşürülmesi ihtiyacı şizoid bağdaşmaz. Guntrip’in tanımladığı şizoid hastaları için arzu kaybının özel bir anlamı vardır. Hastanın kendi içerisinde kendi kendine yetebilmesi kabiliyeti, nesne ile olabildiğince az ilişki kurmasını gerektirir.

Nesne ile olabildiğince az ilişki kuran şizoid nesnenin ne hissettiğini empati ile algılayamaz anlayamaz. Daha doğrusu nesne ile direkt iletişim kurmada yetersizliği vardır, ona olabildiğince az ihtiyaç duymak ister. Buda onda arzu kaybını getirir. Öbürünün en hissedip hissetmediğini, kendisinin en hissedip hissetmediğini bilemez.

Bu tipin vurguladığı arzu kaybını başka bir süreç olan, co hasta tarafından belirtilen duygusal hissizlikten ayırt etmek gerekmektedir. O disosiyatif bir süreçtir. Şizoid deneyimi duygusal hissizleştirmelerden birisi değildir. Fakat çatışma ve belirsizliklerden birisidir. Şizoidler hissetmekte yeteneksiz değillerdir.

Hisleri ne olduğu veya hislerin ne anlattığı konusunda kararsızlardır ve cimrilerdir. Çoğunlukla deneyimlerini başkaları tarafından anlaşılmaları için kullanılan kelimeleri ifade etmekte kendilerini yeteneksiz hissederler. Guntrip‘in şizodi tanımlarken ifade ettiği özelliklerden biriside yalnızlıktır.

  • Guntrip’e göre yalnızlık şizoid içe dönüklüğe dış ilişkileri fes etmenin bir sonucudur.
  • Tekrar tekrar ortaya çıkan yoğun arkadaşlık ve sevgi hasreti kendini belli eder.
  • Bir kalabalığın ortasında olan yalnızlık, şizoidin duyuşsal rapordan mahrum olmasını sağlayan bir deneyimdir.
  • Özellikle dışarıdan gözlemci tarafından fark edilmeyen ancak şizodin içsel olarak tecrübelediği bir şeydir.

Guntrip’in belirttiği diğer bir özellik benlik yitimidir. Benlik yitimini bireysellik ve kimlik kaybı olarak da tanımlar. Benlik yitimi disosiyatif bir savunmadır. Benlik yitimini genellikle şizoid hasta tarafından ters yüz olmak veya kapatmak veya gözlemci ve katılımcı egonun bir birinden ayrılma tecrübesi olarak tanımlar.

Anksiyete durumu baş edilemez gibi gözükür ve şizoid tarafından deneyimledir. Daha önce açıklanan arzu kaybından çok daha mutlak bir biçimdedir. Şizoid de arzu kaybı çok daha kronikken benlik yitimi deneyimi bunaltıcı anksiyete ve tehlikenin doğrudan deneyime karşı daha vahim bir savunmadır. Guntrip’e göre diğer bir şizoid özellik gerilemedir.

Dipteki bir şizoid kişinin kendi dış dünyası tarafından bunaltılması ve hem içeri kaçışı hem de geri anne rahmindeki emniyete arayışı ifade edilir. Şizoid hastanın tedavisinde özel süreçler işler. Şizoid hastanın kısa dönem tedavisinde amaçlar ve hedefler ne olmalıdır: 1- Kişiler arası anksiteyi azaltma 2- Geri çekilme yada inzivaya çekilmenin durdurulması 3- Kişiler arası iletişim ve bağlantıyı teşvik etmek, kısa süreli hedeflerdir.

Bir telepatik süreçte şizoid bir hasta ile çalışabilmek için belirli etaplar vardır, bu etaplardan birincisi hastaya fikir birliği ile eşleştirilmesinin yapılması. Ne demektir fikir birliği eşleştirilmesi kavramı? Terapistin şizoid ikilemi anladığını, hastanın görmesi anlamına gelir. Eğer terapist ile hasta arasında şizoid anksiyetelerin doğası bir fikir birliği var ise hasta terapistinsin bu anksiyeteleri hakkındaki bilgisinden haberdar ise o zaman hasta telepatik ortamın daha az tehlikeli ve riskli olduğunu hisseder.

Terapistin hastanın anksiyetelerine daha saygılı olacağını hakkında hastanın daha fazla inancı ve ümidi vardır. Hasta aynı zamanda terapistin sözlerinin ve davranışlarının hasta üzerindeki etkisinden daha fazla farkında olacaktır. Fikir birliği eşleştirmesini gerçekleştirmiş olacaktır.

  1. İkinci etap itibari ile hastanın telepatik süreç içerisinde tutulması veya tutmaktır.
  2. Tutma ile anlatılmak istenen nedir? Fikir birliği eşleştirilmesi ile nasıl ilintilidir? Fikir birliği eşleştirilmesi hastanın kişiler arası ilişkilerde yeni bir mesafe düşünmesi için hastanın yeteneğini destekler.
  3. Açınılmaz sürgün ya da esaret beklentisine ya da fantezisine sekte vurur.

İlk olarak terapistin sağlam bir yorum duruşu sergilemesi gerekir. Bu da şizoid hastanın tedavisinde terapistin çoğu zaman meydan okuma ya da aynalama yorumlarını kullanmayı engelleyeceği anlamına gelir. Meydan okuma şizoid hasta tarafından çoğu zaman, hastayı yönlendirme bir gündemi empoze etme yada baskı yapma çabası olarak deneyimlenir.

  1. Örneğin şizoid savunmayı bir meydan okuma şu yönde olabilir.
  2. Neden her sefer ileri bir adım attığında kendini geri çekiyor, ya da inzivaya çekiliyorsun?” Bu beyanın içeriği dışında hiçbir şey doğru değildir.
  3. Şizoid hasta bunu bir saldırı olarak algılayacaktır.
  4. Halbuki şizoidi algı ve yorum hastada içselleşecek ve kapasitesinin artırmasına neden olacaktır.

Üçüncü etapta daha yakın bir uzlaşma ile ilgili bir hedef ortaya konur. Daha yakın uzlaşma hastanın el konulma ve temelli sürgün gibi dayanılmaz iki uç arasındaki alternatif ara durum olasılıklarını deneyimleyeceği anlamına gelir. Hasta daha az kişiler arası mesafe oluşturarak risk alabiliyordur.

Yazan Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir: “Şizoid Hastaların Savunma Sistemleri Nasıl Çalışır?” başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Erol AKDAĞ’e aittir ve makale, yazarı tarafından (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır. Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Erol AKDAĞ’ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.

Şizoid Hastaların Savunma Sistemleri Nasıl Çalışır?

Şizotipal kişilik bozukluğu nedir ve zararları nelerdir?

Şizotipal Kişilik Bozukluğu Bu kişiler olaylara dışsal tepki vermek yerine tepkilerini içlerinde yaşarlar, bazı sosyal aktivite olaylarında ise aşırı derecede heyecan, alınganlık, kuşkuculuk ve kaygı yaşarlar. Ayrıca, bu kişiler toplum içinde garip davranabilir, ilginç düşüncelere sahip olabilirler.