Laboratorio Cianorte

Dicas, Recomendações, Ideias

Kibirli Ne Demek?

Kibirli insan kime denir?

Kibirli Ne Demek, TDK Sözlük Anlamı Nedir? Kibirli Kime Denir? Kibirli Ne Demek Kibirli Ne Demek, TDK Sözlük Anlamı Nedir? Kibirli kelimesini birçok kişi tarafından duymak mümkündür. Özellikle gündelik hayatta kibirli kimseler ile karşılaşmak ve bu kelimeyi sık sık duymak normal karşılanır. Kibirli, TDK sözlük anlamına bakıldığında kişinin yavaş yavaş kendini herkesten üstün görmeye başlaması demektir.

  • Ibirli Kime Denir? Kibirli kimseler hayatta oldukça fazladır ve bu nedenle de kibirli kelimesi sıkça kullanılır.
  • Ibirli kimseler kendini beğenmiş kimseler olarak kabul edilir.
  • Bu kişiler genelde kimse tarafından sevilmez ve kendilerine saygı duyulmaz.
  • Eğer biri kimseyi beğenmiyor, sürekli kendini övüyor ve kendini herkesten üstün görüyorsa o kişi kibirli demektir.

Kibirli kişiler genelde karşısındaki kişiler üzerinde sinir bozucu bir etki yaratırlar. Kibir, ayrıca insanlara hata yaptıran ve yalnız kalmalarına sebep olan bir davranıştır. Kibir İle İlgili Örnek Olaylar Kibir, insanların kendilerini üstün görme ve kimseyi beğenmeme halidir.

Kibir İle İlgili Cümleler – O kadar kibirli ki ona fikir versem bile asla beğenmez söylediğim an beni orada küçük düşürür.- Senin kadar kibirli birini hiç görmedim kendini bu kadar üstün görmesen belki daha çok dostun olurdu.- Bu kibirli hallerine biraz daha devam edersen kimse seninle konuşmayacak benden söylemesi.- Patron o kadar kibirliydi ki hiçbir söylediğimi dinlemedi ben de mecburen istifa ettim.- O kibrinden bir gün yalnız kalacaksın haberin olsun.

: Kibirli Ne Demek, TDK Sözlük Anlamı Nedir? Kibirli Kime Denir?

Kibirli olmak ne anlama geliyor?

Kibir Nedir? Kibirlenmek Kısaca Ne Demektir? TDK’ya Göre Kibirlilik Ne Anlama Gelir? Kibir bir kişinin kendisini beğenme ve başkalarından üstün görme anlamına gelmektedir. Günlük yaşam içerisinde hem sözlü hem de yazılı olarak çok fazla kullanılan kibir kelimesi, özellikle bir kişiye atıfta bulunmak için değerlendirilmektedir.

  1. Ibirlenmek Kısaca Ne Demektir? Herhangi bir olay ya da olgu üzerinden kişinin, yavaş yavaş kendini başkalarından daha üstün görmeye başlamasıdır.
  2. Özellikle anlık olaylar üzerinden yaşanan bazı durumlar için başkaları adına cümlede kullanılabilmektedir.
  3. TDK’ya Göre Kibirlilik Ne Anlama Gelir? Türk Dil Kurumu açısından bakıldığında kibirlilik kendini başkasından üstün görme, kendini aşırı beğenme anlamları taşımaktadır.

Özellikle çoğu zaman karşı tarafta istenmeyen sinir bozucu bir etki yaratabilmektedir. Kibir aynı zamanda kişinin hata yapmasına sebebiyet veren en ciddi olgular arasında yer alır. Bir olayda kendine toz kondurmayan ve her söylediğini doğru olduğunu düşünen kişiler için de kibir kelimesi kullanılabilmektedir.

Kibirli insanın özellikleri nelerdir?

Kibirli insanlar, insanları hiçe sayar, olumlu özelliklerin sadece kendilerine ait olabileceğini düşünürler. Hata yapmaktan ve insanlar arasında küçük düşürülmekten korkarlar. Eleştiriyi kabul etmezler. İnsanlara tepeden bakar onların hatalarını sık sık dile getirirler.

Kibir nedir ne anlama gelir?

Kibir pek çok komutan ve ek çok bireyin sonunu hazırlayan yegane huy olarak birçok araştırmacı ve yazar tarafında tarif edilmektedir. Özellikle bu denli tehlikeli bir durum hakkında bilgi sahibi olmak isteyen bireylerin aklına sık sık kibir hakkında sorular gelmektedir.

  • Ibir hakkında en çok sorulan soruların başında Kibir nedir ve ne demek? Kibir TDK sözlük anlamı nedir? Soruları bulunmaktadır.
  • Bu ve benzeri soruların cevabını sizler için derledik.
  • Ibir temelde insanın her türlü olumsuz etkiye karşı kendinin üstün görmesi ile sonuçlanan bir tür aktivite olmaktadır.

Kibir birçok insana oldukça zarar verebilmektedir. Bunun için insanlar kibrin tanımını iyi öğrenmeli karşısından sağlam önlemeler almalıdır. Kibir Nedir ve Ne Demek? İnanın her türlü kötü koşul karşısında dahi kendini üstün görmesine kibir denilmektedir.

  1. Her yıl binlerce kişi modern toplumun insanları yalnızlaştırması ile birlikte kibirli bir birey olmaktadır.
  2. Özellikle ailelerin çocuklarına bu kibir durumu hakkında yeterli bilgi ve eğitim vermemesi nedeni ile bireyler sorumluluk sahibi olmadan kibirli biri olur.
  3. Bazı yazar ve araştırmacılara göre öz güven için bir miktar kibrin oldukça fayda sı vardır.

Bu daha çok insanlar içinde kendini bilme olarak düşünülmektedir. Eğer bireyin kendini bilme durumu oldukça hat safhaya çıkar ve karşısında olan insan bir tür üstünlük şeklini alır ise bu duruma kibir denir. Kibir pek çok toplumun mahvolmasına ve pek çok bireyin hayatına mal olmuştur.

Kibirli bir insana nasıl davranılmalı?

KİBİRLİ İNSANLARLA BAŞA ÇIKMANIN YOLLARI. Sevgili dostlar, Bugünkü yazımda bazı zamanlar hayatı etrafına çekilmez hale getiren kibirli insanlarla başa çıkmanın bilimsel ve psikolojik yollarını ince ince anlatacağım. Eğer hayatınızı paçavraya çeviren kibirli insanlarla muhatapsanız ve onlardan yakanızı bir türlü kurtaramıyorsanız toplanın etrafıma anlatmaya başlıyorum.

  • Ufak ara notu : Bu yazıyı en beğenmeyecek kişiler bilin bakalım kimler olacak ? Tavsiye Yol 1 : İlk tavsiyem kibirli bir insana acıyıp onu düzeltme görevini üstlenmeyin.
  • Ibrin altında o kişinin geçmişinden gelen ciddi travmalar ve özgüvensizlikler vardır.
  • Endini sürekli değerli ve önemli hissetmek istediği için yumurta kabuğundan ince egosunu korumak amacıyla havadan geçen sineğe bile kibir basmaya çalışır.

Bu kendini iyi hissedebildiği tek yoldur. Bu tür kişileri nasihat veya uyarıyla yola getirmeniz imkansızdır çünkü her türlü nasihat ve uyarıyı hakaret olarak algılayacaktır. Kavga etmeniz de çözüm değildir çünkü “beni kıskandıkları için saldırıyorlar gözleri çıksın” moduna gireceklerdir.

  • Ibirli insanın kurtuluşunun tek yolu yaşam içinde hatasını görüp kendi kendine kibir bataklığından çıkmaktır.
  • Bu bataklıktan ya çıkacak ya da orada boğulacaktır.
  • Bu duruma empati kurabilirsiniz ama sakın ha onu kurtarmak için bataklığa girmeyin sizi de boğar.
  • Endisiyle yüzleşmeden durumunu değiştiremeyecektir.

Tavsiye Yol 2 : Kibirli bir insanın size olan davranışlarından sorumlu değilsiniz. Ne geçmişte yaptıklarınız ne de gelecekte yapacaklarınız onun davranışları üstünde etkili değildir. Onun kendi içinde bambaşka problemleri var. O sebeple “acaba şöyle yaptığım için mi üzerime geliyor ?” veya “acaba şu şekilde davransam bana iyi davranır mı ?” gibi gereksiz sorgulamalardan vazgeçin.

Kendinizi ona göre ayarlamaktan vazgeçtiğiniz anda gücünüz artacaktır. Kibirli insanlar ancak kendilerinden etkilenen kişiler üstünde güç sahibi olurlar. Tavsiye Yol 3: Net ve direkt olun. Kibirli bir insan sizi rahatsız ettiği zaman net ve sakin şekilde ona düşündüklerinizi ve yaptığından neden rahatsız olduğunuzu söyleyin.

Böylece sınırlarınızı çizmiş olursunuz. Bu net konuşmanız kibrinden vazgeçmesi için değil sınırlarınızı koymak içindir. Bu tür insanlara sınırlar koymazsanız sizi ittire ittire duvara sıkıştırır ve zaman içinde minicik bir böceğe çevirir. Sınırlarınızı doğru koyarsanız kibirli insanlar içten içe güvensiz oldukları için zarar vermek için farklı hedefler seçeceklerdir.

Tavsiye Yol 4 : Bazen tek başına karşı durmanız mümkün olmayabilir. Böyle bir durumda üçüncü kişilerin yardımını isteyin. Kibirli insanlara karşı ne kadar çok sayıda kişi bir araya gelir ve ortak tavır koyarlarsa o oranda başarılı olabilirler ve kibir virüsünü karantina altına alabilirler. Tavsiye Yol 5 : Oyunun kurallarını belirleyin.

Kibirli bir insana işiniz düştüğü zaman mutlaka görüşmenin süresini, nasıl konuşacağınızı ve ne tür tavırları kabul edeceğinizi önceden belirleyin ve bu kuralların dışına çıkmayın. Eğer kibirli insanlara karşı oyunun kurallarını baştan koyarsanız ya uslu çocuk olurlar ya da sizi kendi halinize bırakırlar.

  1. Ama onların oyununu kabul ederseniz ebelenen hep siz olursunuz.
  2. Tavsiye Yol 6 : Kibirli patateslerle mücadelede sakin kalabilmeniz çok önemlidir.
  3. Eğer korkar, öfkelenir veya sinir patlamaları yaşarsanız böyle duygulardan beslenen kibir anıtları sizi vampir gibi emerler.
  4. Meditasyon mu yaparsınız, hipnoz mu öğrenirsiniz ama mutlaka sakin kalmayı öğrenin.

Sakin kalabildiğiniz ölçüde kibirli saldırganlara karşı güçlü olacaksınız. Son olarak Kibirli insanlar bazen kibri baştan çıkarma aracı olarak kullanabilirler. Kibir bazen yanlış şekilde kendine güven gibi anlaşılabilir ve bu da belli bir çekicilik üretir.

Yapabileceğiniz en büyük yanlış kibirli bir insanın sizi sahte görüntülerle baştan çıkarmasına izin vermektir. Bu konuda kanalımda bulunan “Baştan Çıkarma Sanatı” videosunu izlemenizi önemle tavsiye ederim. Buyrunuz linki https://www.youtube.com/watch?v=SBy3XjLGQ_M Kibirli insanlardan mümkün olduğunca uzak bir yaşam sürebilmeniz dileklerimle.

Sevgilerimle Aydın Serdar Kuru

Kibirli tavır ne demek?

Terim anlamı olarak kibir; Allah’a ihtiyaç hissetmeksizin kendini büyük, başkalarını küçük görme, yok sayma halidir (Kasapoğlu,1997: 61).

Kibirli olmayana ne denir?

Tevazu kavramı sözlüklerde; alçak gönüllü olmak, tevazu göstermek, kibirden uzak durmak, gibi anlamlara karşılık gelmektedir. Tekebbürün, kibirli olmanın tam karşısıdır.

Kibrin sebebi nedir?

Binaenaleyh az bir kibrin ahirette böyle büyük bir cezası olursa acaba Firavun ve Nemrut gibi bu hususta haddi aşanların durumu nice olacaktır. Bu hadis-i şerifte ifade edilen kibir, Allah’a ve Peygamberlere karşı yapılan kibirdir. Kibrin sebebi, cehalet ve muhakeme noksanlığıdır.

Kibir insana ne kaybettirir?

Sadeliği Yıkan ve Sonu Azap Olan Bir Hastalık Kibir Nebevî Miras derslerimizin bu haftaki konusu kibirdi. Muhammed Emin Yıldırım Hocamız, “Sadeliği Yıkan ve Sonu Azap Olan Bir Hastalık Kibir” serlevhasının altında, kibrin nasıl kötü bir hastalık olduğunu, Kur’an’ın ve Hadislerin bu hastalık için ne gibi uyarılarda bulunduğunu, bu hastalığa müptela olanların neler yapmaları gerektiğini, örneklerle anlattı.

  • Dersten Cümleler
  • Ne olur özellikle bu dersi dinlerken aklınızda, falanca, filanca olmasın; direk kendi nefsiniz olsun
  • Sözlükte “büyüklük” anlamına gelen kibir (kibr), tevazuun karşıtı olarak, “kişinin kendini başkalarından üstün görmesi ve bu duyguyla başkalarını aşağılayıcı davranışlarda bulunması” demektir.
  • Kibir kavramına, anlam itibari ile yakın olan birçok kelime ve kavram daha vardır. Mesela, onlardan bazıları şunlardır: Tekebbür, İstikbar, Ucb, İhtiyâl ve Huyelâ, Fahr ve Tefâhur, Tahkir, Tecebbür, Tuğyan ve daha niceleri
  • Tekebbür: Ameli büyüklenme; kibrin eyleme dönüşmesi İstikbar: Meziyetleri ile övünme Ucb: Kendini beğenme, yaptığı ibadetleri büyük görme Gurur: Kendisinde olmayan şeylerle büyüklenme İhtiyâl ve huyelâ: Büyüklenme ve böbürlenme Fahr ve tefâhur: Övünme ve kendini öne çıkarma Tahkir: Başkasını aşağılama Tecebbür: Zorbalık Tuğyan: Taşkınlık, haddi aşmak
  • Kur’an’da kibir kelimesi terim anlamıyla sadece bir âyette geçmektedir. (Mü’min 40/56)
  • Kur’an-ı Kerim’de kibir nasıl anlatılır?

1. Kibir/Büyüklenme, sadece ve sadece Allah’ın hakkıdır. (Haşr 59/23) 2. Kibir/Büyüklenme, sadece ve sadece Allah’ın bir sıfatıdır. (Câsiye 45/37) “Kibriya benim ridâm, azamet ise benim ızârımdır. (yani benim elbisemdir) Bunlardan biri konusunda bana ters düşen kimseye muhakkak azap ederim.” (Müslim, Birr, 136; Ebû Dâvud, Libâs: 25) 3.

  • Ibir/Büyüklenme, İblîs’in şeytanlaşmasına neden olan bir haldir.
  • Bakara 2/34) 4.
  • Ibir/Büyüklenme, zalimlerin ve tağutların ortak hastalığıdır.
  • A‘râf 7/75-76; Sebe’ 34/31-33) 5.
  • Ibir/Büyüklenme, yapanı Allah’ın azabına ve ateşine götürecek bir durumdur.
  • Zümer 39/72) Üç çeşit kibirden bahsedilebilir: 1.

Mahlûkun Halik’a karşı kibirlenmesi 2. Kulun şeriatlere ve o şeriatleri getiren elçilere karşı kibirlenmesi 3. Kulun başka bir kula karşı kibirlenmesi Hadislerde kibir nasıl anlatılır? 1. Kibir, hakikati inkâr etmek, hakkı kabul etmemek ve insanları küçümsemektir.

  • Abdullah b.
  • Mes’ûd’dan rivayetle, Resulullah (sas) şöyle buyurdu: “Kalbinde zerre kadar kibir olan kimse cennete giremez.” Bunu duyan bir sahabî: “Ama insan elbise ve ayakkabısının güzel olmasını arzu eder!” deyince, Peygamberimiz buyurdu ki: “Allah güzeldir, güzelliği sever.” dedi ve şunu ekledi: “Kibir ise hakikati inkâr etmek ve insanları küçük görmektir.” (Müslim, Îmân, 147; Ebû Dâvûd, Libâs, 26; Tirmizî, Birr, 61) 2.

Kibir, insanı zalimlerin arasına girmesine neden olan çok kötü bir hastalıktır. Seleme b. Ekvâ’ dan (ra) o da babasından rivayetle: “Resûlullah (sas) şöyle buyurdu: “Kişi kendini yüksek göre göre sonunda cebbarlar/zorbalar içerisine yazılır ve onların başına gelen onun da başına gelir.” (Tirmizî, Birr, 61) 3.

Ibir, cehennemliklere mahsus başlıca kötü huylardan biridir. Ma’bed b. Hâlid (ra) rivayet ediyor: Resulullah (sas) bir gün şöyle buyurdu: “Dikkat edin! Size cennet ehlini haber veriyorum. Her zayıf olan ve zayıf görülen mü’min, kişi Allah üzerine yemin etse, muhakkak ki, Allah onu yeminini doğru çıkartır.

Dikkat edin! Size ateş ehlini de haber veriyorum: Onlar da her katı yürekli, kibirli, şerli ve büyüklük taslayan kimselerdir.” (Buhârî, Edeb, 61; Müslim, Cennet, 47) 4. Kibir, dünya-ahiret insana Allah’ın merhametini kaybettirecek bir haldir. Abdullah b.

Ömer elbisesini sürekliye sürekliye yürüyen bir adam göründüğünde: “Sen kimlerdensin?” diye sormuş. O da kendisine nesebini bildirmişti. Bir de ne görsün Benî Leys’den bir adam İbn Ömer onu tanımıştı. Sonra demiş ki: “Ben Resûlüllah’dan (sas) şu iki kulağımla dinledim, O (sas) buyurdu ki: “Bir kimse elbisesini sürükler de bununla büyüklenmekten başka bir şey kastetmezse, muhakkak kıyamet gününde Allah o kimseye bakmaz!” (Buhârî, “Libâs”, 1, 2, 5; Müslim, “Libâs”, 42-48) Ebû Zer radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Üç sınıf insan vardır ki kıyamet günü Allah, onlarla konuşmaz, yüzlerine bakmaz, onları temize çıkarmaz.

Hem de onlar için can yakıcı bir azab vardır.” Râvî dedi ki, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bu cümleyi üç kere tekrarladı. Ebû Zer: “Bu kimseler tam bir mahrumiyete ve hüsrana uğramışlar. Bunlar kimlerdir, Ey Allah’ın Resûlü?” diye soruldu. Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem de: “Elbisesini kibirle yerlerde sürüyen, yaptığı iyiliği başa kakan ve yalan yere yemin ederek ticaret malını iyi bir fiyatla satmaya çalışandır.” cevabını verdi.

Müslim, Îmân, 171; Ebû Dâvûd, Libâs 25) 5. Kibir, kıyamet gününde Hz. Peygamber (sas) ile uzak kalmaya neden olabilecek bir duygudur. Câbir b. Abdullah’dan (ra) rivâyete göre, Resûlullah (sas) şöyle buyurdu: “Kıyamet günü bana en sevgili ve en yakın olanınız; ahlakı en güzel olanlarınızdır. Kıyamet günü bana en sevimsiz ve benden en uzak olacak olanlar dengesiz biçimde saçmalayıp boşboğazlıkla insanları rahatsız edenlerle mütefeyhiklerdir.” Ashab: ‘Ey Allah’ın Resûlü! Dengesiz ve boşboğazları anladık fakat bu mütefeyyikler kimdir?’ deyince Resûlullah (sas) şöyle buyurdu: “Büyüklük taslayıp insanlara karşı kibirli davrananlardır.” (Tirmizî, Birr, 70) Kibir, şeytani bir vasıftır.

Kibir, küfrün köprüsüdür. Kibir, kalbin mühürlenme ve perdelenme sebebidir. Kibir, hakikat karşısında insanı konumlandıran bir haldir. Kibir, insanın anlama melekesini zayıflatan bir durumdur. Kibir, sadeliği yıkan ve sonu azap olan bir hastalıktır.

  1. İmam Gazzali, İmam Birgivi, İmam Küşeyri olmak üzere ahlak konusunda çok önemli şeyler söyleyen âlimlerimiz, gizli kibir dedikleri bir hastalığa dikkatlerimizi çekerler.
  2. Bir meclise girdiğinde insanların ayağa kalkmasını, sana özel ilgi göstermelerini istersen, böyle bir beklentiye girersen sen de kibir var.
  3. “İnsanların kendisi için ayağa kalkmasından hoşlanan kimse cehennemdeki yerine hazırlansın.” (Ebû Davud, Edeb, 151, 152)
  4. Bir yerlere gitmiyor, ziyaret ettiğin insanlar, ziyaret edilmenden daha fazla hale gelmişse sende kibir var.
  5. Bir meclise dâhil olmak durumunda kaldığında, boş bulduğun ilk yere değil de, meclisin görünen ve gözde yerlerine oturma arzun varsa sende kibir var.
  6. Karşılaştığın zengin ve soylu insanlara gösterdiğin aynı alaka ve ilgiyi, engelli, hasta, zayıf, fakir ve düşkün insanlara göstermiyorsan sende kibir var.
  7. Kendi eşyanı gücün yetmesine rağmen kendin taşımıyorsan, özel işlerini kendin yapmıyorsan, hep birilerine bir şeyler yaptırma arzun varsa sende kibir var.
  8. Akraba, dost, arkadaşlarınla bir araya geldiğinde sana ayrıcalık verilmesini istiyorsan, sayılan bu bağların ötesinde başka bir etiket arzuluyorsan sende kibir var.
  9. Hep kendini haklı görüyor, karşındakini haksız görüyorsan, ‘bende yanılabilirim, bende hata edebilirim’ demiyorsan, diyemiyorsan sende kibir var.
  10. Yanlış yaptığında özür dileyemiyorsan, arkadaşlarının hatalarını belleğine kayıt ediyor, yıllar sonra o hataları kendi meşruiyetin için delil olarak kullanıyorsan sende kibir var.
  11. Giydiğin elbise, büründüğün tesettür, bıraktığın sakal, taktığın çanta, bindiğin araba, sahip olduğun evlat veya baba, oturduğun ev veya muhit, dâhil olduğun vakıf veya cemaat, anıldığı zaman sende büyüklenmeye dair bir duygu oluşturuyorsa sende kibir var.
See also:  Eyrek AltıN Ne Kadar?

Kibir, her türlü insani bağı koparır. Kibir, bile bile insana yanlış üzerine yanlış yaptırır. Kibir, insanı hakikatin karşısında konumlandırır. Kibir, insanı elindeki nimetleri başkaları ile paylaştırmayarak cimrileştirir. Kibir, insanın kendisini hasta ettiği gibi, başkalarını da sürekli rahatsız eder.

Ibir nasıl tedavi edilmeli? 1. Allah’ın büyüklüğünü hakkı ile idrak eden insan, kendi küçüklüğünü ikrar edecektir. Hz. Ömer’in en çok korktuğu ve en çok duymaktan sevindiği cümle neydi biliyor musunuz? “Ömer! Allah’tan kork!” Bu sözü duyduğunda olduğu yere yıkılır, “Ben kimim ki Allah’tan korkmayayım” derdi.

Abdülmelik b.Mervan (halifelik dönemi 685-705): “Ben, bu ümmetin hastalıklarını kılıçtan başkasıyla tedavi etmeyeceğim. Yemin olsun ki şu andan sonra bana “Allah’tan kork” diyenlerin sadece başını vururum” demiştir. Fudayl b. İyaz ne diyordu: “Eskiden insanlara “Allah’tan kork!” denildiği zaman sevinirlerdi.

  • Şimdi sinirleniyorlar ve ‘ne yaptım ki Allah’tan korkayım!’ diyorlar.” 2.
  • Nefsinin acziyetini iyice kavrayan insan, kendi halini kabul edecektir.3.
  • Başka insanların kendinden iyi olabileceklerini düşünen insan, daha dikkatli davranacaktır.
  • Eller yahşi ben yaman! Eller buğday ben saman!” Tabiin neslinin büyük ismi Hasan-ı Basrî birgün talebelerine kibri anlatırken ne diyor biliyor musunuz? “Evinden çıkıp, tekrar evine dönene kadar yolda gördüğün her Müslümanı kendinden üstün kabul etmezsen, sen kibirden kurtulamazsın?” Bir tavaf esnasında Fudayl b.

İyaz, Şuayb b. Harb’e diyor ki: “Ey Şuayb! Eğer bu yıl ki hacca sen ve benden daha günahkâr bir kimse gelmiştir diye düşünüyorsan bil ki bu çok fena bir zandır.” 4. Her insanın Allah katında farklı bir değeri olduğunu bilen insan, hiç kimseye karşı büyüklenme hakkının olmadığını anlayacaktır.

“Ey Kâbe! Sen ne güzelsin ve senin kokun ne güzel! Sen ne büyüksün ve senin kudsiyetin ne büyük! Ancak, Muhammed’in canı (kudret) elinde olan Allah’a yemin ederim ki, mü’minin kudsiyeti (ve saygınlığı) Allah katında senin kudsiyetinden daha yüksektir; malı da canı da hürmete layıktır; mü’min hakkında ancak biz hüsnü zan besleriz.” (İbn Mace, Fiten, 2) 5.

Kibrin insanı dünyada ve ahirette nasıl bir kötü duruma düşürdüğünü iyice belleyen bir insan, bu kötü hastalığa karşı sürekli teyakkuz halinde olacaktır.

  • Kibrin zıttı, tevazudur.
  • Tevazu küçüğün küçük görünmesi değil, büyüğün küçük görünmesidir.
  • Ebû Hüreyre (ra) naklediyor: “Efendimiz (sas) buyurmuşlardır ki: “Af sebebiyle Allah bir kulunun ancak şerefini arttırır ve bir kimse Allah için tevazu gösterirse, Allah ancak o kişiyi yüceltir.” (Müslim, Birr, 69)

Tevazu, yüceltir; Kibir, alçaltır. Tevazu, sevdirir; Kibir, nefret ettirir. Tevazu, kolaylaştırır; Kibir zorlaştırır. Tevazu, iyileştirir; Kibir kötüleştirir. Tevazu, güzelleştirir; Kibir çirkinleştirir. Tevazu ile Zillet, Kibir ile İzzet asla birbirine karıştırılmamalıdır.

Kibir nasıl bir duygu?

Kelime anlamı büyüklük olan kibir, terim olarak ‘ kişinin kendini üstün görmesi ve bu duyguyla başkalarını aşağılayıcı davranışlarda bulunması ‘ anlamına gelir.

Kibirin kaynağı nedir?

Kibir nedir? Kelime anlamı büyüklük olan kibir, terim olarak “kişinin kendini üstün görmesi ve bu duyguyla başkalarını aşağılayıcı davranışlarda bulunması” anlamına gelir. Kur’an’da kibir sözcüğü tek bir ayette geçmekle birlikte, aynı kökten gelen büyüklenmek anlamındaki tekebbür ve istikbar kelimeleri şeytanın, toplumun seçkin kesiminin ve hakikati örtenlerin sıfatı olarak ve yerilerek kullanılmıştır.

Hadislerde kişiyi Allah ve peygamberinin yakınlığından iki dünyada da uzak tutacak kötü bir huy olarak sözü edilen kibir, literatürde özellikle “Kalbinde zerre kadar kibir bulunan kimsenin cennete giremeyeceği” belirtilen hadisle (Müslim, “İman”, 147) yer alır. Kimi zaman soyluluk, güzellik, fiziksel güç gibi yaratılıştan gelen birtakım özellikler; kimi zaman da Allah tarafından kendisine sonradan verilen zenginlik, makam, ilim ya da nüfuz gibi nimetler, kıskançlığa ve bencil tutkulara meyilli olarak yaratılan insanı kendini beğenmeye sevk eder.

Önceleri kendini beğenen kişi, zamanla sahip olduğu güzel özelliklerle övünmeye, başkalarından farklı olduğunu düşünerek büyüklenmeye başlar. Çevresindekileri küçük görerek kendisinin “en üstün” olduğu hissine kapılır ve böylece kibir hastalığına yakalanır.

Kibir kıskançlık, cimrilik, açgözlülük, nankörlük ve bencillik gibi pek çok kötü duyguyu hatta Allah’a isyanı beraberinde getirir ki bu duyguların hakim olduğu kalpte Müslümanlık alameti olan sevgi, merhamet ve güven gibi duyguların gelişmesi mümkün değildir. Ayet ve hadislerin yanı sıra dönemin ahlak ilmi verilerini esas alarak konuya yer veren tasavvuf literatüründe kibir insan benliğinin bayağı huyları arasında sayılarak çeşitleri, kaynağı ve bu huydan kurtulma yolları ele alınmıştır.

Kibrin Allah’a ve insanlara karşı iki türü vardır. En büyük kibir Allah’a karşı büyüklenme olmasına rağmen insanlara duyulan kibir de Allah’a karşı kibirlenmeye yol açtığı için aynı derecede sakıncalı görülmüştür. İnsanlara karşı kibir onları aşağı görmek ya da doğru olduğunu bildiği halde bazı gerçekleri diğer insanlardan geldiği için kabul etmemek şeklinde ortaya çıkar.

Kibrin bu türünün temelinde kendini başkalarına üstün görme isteği vardır. Bu bakımdan kibir ancak kişinin toplumla ilişkisinde ortaya çıkar. Kibirden kurtulmak için kişinin kendisine ve onu yaratana dair bilgi edinmesi ve daha sonra bu bilgiyi davranış düzeyine taşıması tavsiye edilir. Bu sayede insan yoktan yaratıldığını öğrenir ve kendi değerinin azalıp Rabbinin değerinin yüceldiğini görür.

Kibirden kurtulmanın bir diğer yolu ise insanın nefsini terbiye edici çeşitli uygulamaları alışkanlık haline getirmekle kibrin karşısında duran tevazuun (alçakgönüllülük) insan doğasında yer etmesini sağlamaktır.

Kibir şirk midir?

“Kibir, bir kişinin kendini önce mükemmel görmesini sonra da sonunu oluşturur” — Tolstoy – Ş irk; Allah’a ortak koşulması O’nun asla affetmeyeceği en büyük günahlardan Bugünün dezenformasyon ve fitne ortamında, insanın her an şirke düşmesi riski en büyük tehdit Kibir, şirke götüren en tehlikeli hastalık. Günümüz dijital dünyasında insanların kibri sürekli artıyor ve her yerde kibir abideleri yükseliyor.

“Öyle horozlar vardır ki, öttükleri için, güneşin doğduğunu sanırlar” diyen Tolstoy, sanki bugünün insanının benzer tutumlarını hicveder. Binlerce kişiye ekmek verdiğini söyleyenleri, kamu kaynakları ile yapılan hizmetleri kendi cebinden yapmışcasına böbürlenerek anlatanları bu çerçevede düşünebiliriz.

Filmlerin olmazsa olmazı olan ağır çekim havalı yürüme sahneleri, lüks otomobiller ve kıyafetler, siyasilerin bir toplantıya giderken kalabalık bir grup eşliğinde rüzgarlarını hissettirmeleri, trafikteki üstünlüğünü ispat çabaları, bazı akademisyenlerin yanına bile yaklaşamayan öğrenciler ve daha birçokları içine düştüğümüz kibir ve şirk girdabının bazı örnekleridir.

Özellikle de öz çekimlerde (selfie)”ben”in öne çıkması, kendini beğenme ve kibre giden bir bağımlılık söz konusu. İ nanan insan için her an Allah’ın onu gördüğü bilinci söz konusudur. İnsanların arasındayken ve yalnızken farklı davranan insan için ihlas ve kişilik sorunu vardır. “Kişilikli olmak, kimse görmeden de doğru olanı yapmaktır” der J.C.

Watts buna işaret ederek. Tüm bunlar riya ve şirke götüren tehlikeli davranışlardır. Victor Hugo’nun “Kapına geldim ve ben olmaktan vazgeçtim. Sen ‘Kim o?’ de yeter ki; çünkü kim olmamı istiyorsan o olmaya geldim.” sözü de ilahi kudret karşısındaki hiçliğe güzel bir örnektir.

Dinimizde şirk ve kibir hakkında açık ve çok şiddetli uyarılar var: “Yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Çünkü sen ne yeri yarabilirsin (ne de) boyca dağlara erişebilirsin.” (İsra, 37) “Ondan ve her türlü sıkıntıdan sizi Allah kurtarmaktadır. Sonra siz yine şirk koşmaktasınız.” (En’am, 64) “Hiç şüphesiz, Allah, Kendisi’ne şirk koşanları bağışlamaz.

Bunun dışında kalanlar ise, (onlardan) dilediğini bağışlar. Kim Allah’a şirk koşarsa elbette o uzak bir sapıklıkla sapmıştır.” (Nisa, 116) “Kalbinde zerre miktarı kibirlenme olan bir kimse hiç şüphesiz cennete giremez.” Hadis-i Şerif “Hazret-i Nuh, ölürken çocuklarına, ‘Şirk ile kibirden çok sakının’ buyurdu.” Hadis-i Şerif Şirk ile kibir arasındaki fark için, kelam-ı kibar olarak aktarılır ve denir ki “Şirkte başka bir şey Allah’a ortak koşulurken kibirde kişi kendisini Allah’a ortak koşar” Şirkin çok fazla çeşidi vardır ve en tehlikelisi olarak görüneni gizli şirk yani tevhid-i uluhiyete karşı olanıdır.

“Sakın kıyaslama kendini başkalarıyla! ‘Ama Ben’, ‘Ama Benim şu kadar’, ‘Ben yaptım’, ‘Ben ettim’ sakın, sakın deme! Şeytan da böyle demedi mi? ‘Ben!’ dedi ‘Üstünüm ondan!’ dedi, kıyasladı kendini, gururlandı ve kovulmuşlardan oldu!.” (Şems-i Tebrizi) Meleklere bile hocalık yapmış bir cin olan İblis’in secde emrine uymamasından öte Allah’ın emrini beğenmemesiydi asıl lanetlemesine neden olan.

Bunun da temelinde yatan gerçek ise ilmine rağmen kibrine yenik düşmesidir. K ibrin her türlüsüne karşı uyanık olmalı insan. Servet, makam, mevki, güç, sağlık Bunların her biri kibre neden olabilir. Irk, milliyet ve soy da birçokları için övünme ve kibir vesilesi.

  1. Seçme imkanımızın olmadığı şeylerle kibirlenmek ne kadar acınası bir durum İlmin çokluğu da alimler ve akademisyenler için fitne olmuş ve onları kibir bataklığına sürüklemiştir.
  2. Bazı akademisyenlerin toplumdan uzakta olmalarının en önemli nedenidir kibir.
  3. Bu konuda uyarmak için “Alimin afeti kendini büyük görmesidir” der İmam-ı Gazali (ks).

Bir insan Allah’a ibadet yapmaktan, kibrinden dolayı ne kadar kaçınırsa, Allah’a şirk koşmada o kadar ileri gitmiş olur. İslam tarihinde devlet adamlarının kibir konusundaki hassasiyetlerine dair çok sayıda örnek vardır. Ö mer bin Abdülaziz’in valilerine hitaben kaleme aldığı bazı yazıları, fazla beliğ olduğundan ve bu yüzden gurura kapıldığından göndermekten vazgeçtiği ve yırtıp attığı anlatılır.

  • Yine bazı Osmanlı padişahlarının sefer dönüşlerinde şehre gece girmeyi tercih etmeleri, böylelikle halkın tezahüratından kaçınmaları kibir tehlikesinden korunmak içindir.
  • İ nsanlar bazen varlıkla, bazen de yoklukla sınanır.
  • Varlıkla sınav; kendine yetme, başkalarına ihtiyaç duymama tehlikesini getirdiğinden kolay değildir.

Yokluk ve diğer sıkıntılar ise zor olmakla beraber kibir tehlikesini azaltır. “Fakirlik, hastalık ve ölüm olmasaydı, insanoğlunun kibirden başı eğilmez olurdu” (Hasan-ı Basri). Göstere göstere yapılan alçak gönüllülük de ayrı bir tehlike. Buna dikkat çeken Ataullah İskenderi’nin uyarısı ne kadar da yerine: “Tevazu gösterdiğinin farkındaysan kibirden kurtulamadın demektir.” Sosyal açıdan da kibir son derece zararlı.

  • Hz.Ali, “Kibir, insanı yalnızlığa mahkûm eder” sözü ile sosyal izolasyonunun önemli bir nedeni olarak kibri gösterir.
  • Ibir, bir kişinin kendini önce mükemmel görmesini sonra da sonunu oluşturur” derken Tolstoy, günümüzün mottosu haline gelen her anlamda mükemmel olma hastalığına ve sonuçlarına dikkat çekmiştir.

M anevi alanda bile kendini diğerlerinden üstün görenler, “Oldum” demenin, “Öldüm” demek olduğunu bilmiyorlar mı? Gerçekte “Pişmiş” olan kişi hep “Ham” olduğunu kabul etmeli ve söylemeli değil mi? “Şüphesiz insan kendini yeterli gördüğü için azar” (Alak, 6, 7) ikazını iyi anlamalı.

Gururlu kime denir?

Gurur Ne Demek, TDK Sözlük Anlamı Nedir? Gururlu Olmak Ne Anlama Gelir? kelimesiyle ilgili kurulan çok fazla sayıda cümle bulunuyor. Gurur, kendini beğenme ve kibir gibi anlamları olan özel bir sözcüktür. İnsanlar tarafından çok tercih edilebilir. Gurur Ne Demek, TDK Sözlük Anlamı Nedir? Gurur kelimesinin merak edilen anlamları kişilerce araştırabiliyor.

  • Gurur sözcüğünün TDK karşılığı da araştırılan bir bilgidir.
  • Gurur sözcüğünün neyi ifade ettiği ve hangi anlamlarda kullanıldığı kişilerin merak ettiği konudur.
  • Gurur, büyüklenme ve övünme anlamlarına sahip olan bir kelime türüdür.
  • Gururlu Olmak Ne Anlama Gelir? Gururlu olmak, kişilerin kendini övmesi ve beğenmesidir.

Gururlu olan kişiler her konuda her zaman kendini beğenir ve över. : Gurur Ne Demek, TDK Sözlük Anlamı Nedir? Gururlu Olmak Ne Anlama Gelir?

Psikolojide kibir nedir?

Yeşilbahçe Mah. Portakal Çiçeği Cad.1460 Sok. Turunç Plaza K:3 D:24 ANTALYA 0242 311 44 33

  1. Ana Sayfa
  2. HİZMETLERİMİZ
  3. Yetişkin Psikolojik Sorunları
  4. Hubris Sendromu

Tanrısal ego olarak da bilinen bu hastalık kibir sendromu ya da güç zehirlenmesi olarak tanımlanmaktadır. Hubris terimi Yunan mitolojisinde kelime anlamı olarak “kibir veya aşırı gurur ” anlamına gelmektedir. Mitolojide bir kahramanın kendisini diğerlerinden daha üstün görmesi hatta tanrısal özelliklere sahip olduğunu düşünmesidir.

Nemesis ise Yunan mitolojisinde “herkese hakkını vermek” anlamına gelmektedir ve intikam tanrıçasıdır. Kibirin ve hırsın etkisiyle kahramanın arsızlaşarak kendi yok oluş sürecini anlatır. Hubrise yakalanıp aşırı gurur ve kibire düşenlerin adaletini sağlamak adına cezasını Nemesis verir.Tanrıça Nemesis, insanlardaki kendine aşırı güvenin ve ölçüsüzlüğün bir sınırı olması gerektiğini hatırlatır.

Her duygunun belirli ölçüler çerçevesinde yaşanması insanın psikolojik gelişimi için önemlidir. Gurur, hırs ve kendini beğenme gibi duyguları da belirli ölçüler çerçevesinde yaşamak doğal ve önemli bir gereksinimdir. Fakat bu duygular belirli ölçüleri aştığı zaman hem kişinin kendisine, hem de çevresine zarar verebilen anormal davranışlara neden olur.

Hubris sendromu ndan muzdarip kişilerin kişilik özelliklerine bakıldığında empati kurmaktan yoksun, kendisi dışında kimseyi düşünmeyen, küçümseyici, kaygı düzeyi yüksek ve hayata karşı doyumsuzluk içerisindedirler. Hubris terimi tıbbi bir hastalık olarak tanımlanırken abartılı gurur ve başkalarını küçümseme duygusu olarak ifade edilmektedir.

Özellikle yöneticilerde ve liderlerde yaygın görülen bu sendrom, gücün belirli bir oranı aşması ve aşırı kibire kapılması sonucu görülen tıbbi bir hastalık olarak tanımlanmaktadır. Bir kişinin lider ya da yönetici pozisyonuna ulaştıktan sonra yaşadığı kişilik değişimidir.

  1. Gerçeklikle aradaki bağın kopmasıyla beraber, sahip olunan gücün ortaya çıkardığı dengesizlikleri içeren davranışlar görülmektedir.
  2. Bu sendromun temelinde narsistik, antisosyal ve histrionik kişilik bozuklukları bulunur.Kişiliğin gelişiminde 0-6 yaş önemli bir yer tutar.
  3. Aile içi oluşturulan sağlıklı iletişim kişinin önce yakın çevresiyle ardından da toplum içerisinde sağlıklı bir iletişim kurmasına zemin hazırlar.

Özellikle bebeklik ve çocukluk dönemindeki evreleri değerlendirmek, aile içi iletişimde hubris sendromuna neden olan etkenleri ayrıca göz önünde bulundurmak gereklidir. Hubris sendromu nun narsistik kişilik bozukluğuyla güçlü bir ilişkisi vardır.Narsist kişilik yapısına sahip kişilerin, kendilerini diğerlerinden üstün, özel ve seçilmiş görmesi, kibir duygusunu yani büyüklük duygusunu yoğun yaşaması hubris sendromuna yakalanma riskini de beraberinde getirmektedir.

İnsan ilişkilerinin ve yöneticilik vasfının önemli bir parçası güçtür. Bu sendromun ortaya çıkmasında en önemli etkenlerden biri güç diğeri ise başarıdır. Elde edilen güç ve başarı bu sendromun ortaya çıkmasında etkilidir. Özellikle CEO’larda ve liderlerde daha çok görülen bu sendrom gittikçe diğer meslek gruplarında da ortaya çıkmaktadır.

Bu kişilerin toplum tarafından üstün görülmesi, ilahlaştırılması hatta ulaşılamaz olarak algılanması bu sendromun oluşmasını pekiştirmektedir.Liderlerin kendi yeteneklerini ortaya koyarken bu gücü kullanma biçimi liderlik tarzını da etkilemektedir. Sahip olduğu gücü elinde bulundurma arzusuyla birlikte bu sendroma yakalananlar anormal davranışlar sergilemektedir.

İyi işler başarmış bir liderin elinde bulundurduğu güç ve başarıyla beraber hubris sendromuna yakalandıktan sonraki değişimi, yok edici bir lider pozisyonuna dönüşmesiyle tanımlanır. Liderlerin hırslı, gururlu ve kendini beğenen olması bir miktar kabul edilebilir fakat bu duyguların etkisi altında hareket ederek elindeki gücü orantısız kullanması durumunda bu sendromdan söz edebiliriz.

Hubris sendromu olan kişilerde aşağıdaki davranış özellikleri görülür :

  • Gerçeklik algısı zayıf ya da kopmuştur.
  • Kişisel imajını devamlı geliştirme eğiliminde bulunur.
  • Kendini iyi gösterebileceği durumlarda bulunmaya yatkınlık gösterir.
  • Davranışları yoğun bir endişe içerir.
  • Dünyayı gücünü rahatlıkla sergileyebileceği ve kendini yüceltebileceği bir alan olarak görür.
  • Aşırı bir özgüvene sahiptir.
  • Abartılı bir şekilde kendini her şeyi başarabilen biri olarak görür.
  • Kendini dünyanın merkezinde görürler.
  • Eleştiriye kapalıdır.
  • Her şekilde kendisini haklı bulur.
  • Kendine kutsallık atfetme eğilimindedir.
  • Kendini “seçilmiş kişi, mesih” olarak gösterme eğilimi vardır.
  • Konuşmalarında benzersiz olmasını vurgulamak amacıyla “biz” kavramı kullanarak kendisini kutsallaştırma ve yüceltme eğilimi vardır.
  • Kendisiyle hem fikir olmayanları “ötekileştirme ve aşağılama” vardır. Başkalarının fikirlerini ve görüşlerini küçümser, kendi fikirlerine karşı da aşırı bir güven duyar.
  • Hatalarını doğru gösterebilmek için din, kutsallık ve dürüstlüğe dayandırma eğilimi vardır.
  • Sadece üstün bir güce hesap verecek biri olarak kendini gösterir ve bu konuda yargılandığında ya da hesap vereceğinde haklı olduğuna inanır.
  • Sahip olduğu aşırı kibir yüzünden işlerinin ters gitme ihtimalini bile göz önünde bulundurmadan yetersizlik gösterir.
See also:  Quem Nasce Em Dezembro Qual O Signo?

Psikolog Funda Buharalı.

  • « Mizantropi
  • Ruhsal Hastalıklarda Belirti ve Bulgular »

Kibir ve gurur aynı şey mi?

Gurur ve kibir eş anlamlı olarak kullanılsalar da aslında farklı şeylerdir. Bir kişi kibirli olmadan gururlu olabilir. Kibir başkalarının hakkımızda ne düşünmesini istediğimiz, gurur ise kendi kendimizi değerlendirmemizdir.

Kaç çeşit kibir vardır?

Kibirlenmek üç çeşittir Sual: Kibir kaç çeşittir? CEVAP Kibir, kendini başkasından üstün görmektir. Yapıldığı yerlere göre üçe ayrılır:

  • 1- Allahü teâlâya karşı kibirdir:
  • (Büyüklenerek bana ibadet etmeyenler alçalmış olarak Cehenneme girecektir.)
  • 2- Peygamberlere karşı kibirdir:

Kibrin en kötüsü budur. Nemrud, Firavun böyle idi. İlahlık iddiasında bulundular. Bazı dinsizler de imanı, ibadeti, namaz kılmayı aşağılık, gericilik sanarak kibirlenirler. Allahü teâlâ buyuruyor ki: Bazıları, Peygamberleri kendileri gibi bir insan gördükleri için, kibirlenerek onlara uymayı kabul etmediler.

  1. 3- İnsanlara karşı kibirdir:
  2. Kibir ve tevazu
  3. (Allah rızası için tevazu edeni, Allahü teâlâ yükseltir.)

Herhangi bir hususta kendini başkasından üstün gören kibirlidir. Şam Ordusu kumandanı Ebu Ubeyde bin Cerrah hazretleri büyük bir kalabalıkla Hazret-i Ömer’i karşıladı. Hazret-i Ömer kölesi ile nöbetleşe deveye bindiğinden, Halife devesinden indi. Yerine kölesi bindi.

  • Devenin yularından tuttu.
  • Ayakkabılarını çıkarıp deredeki sudan geçti.
  • Bunu gören kumandan dedi ki: — Efendim, bütün Şamlılar, bilhassa Rumlar, müslümanların halifesini görmek için toplandılar.
  • Size bakıyorlar.
  • Bu yaptığınızı nasıl izah edebiliriz? Hazret-i Ömer buyurdu ki: — Ya Eba Ubeyde! Senin bu sözünü işitenler, insanın şerefini, vasıtaya binerek gitmekte ve süslü elbise giymekte sanacaklar.

Biz daha önce zelil ve hakir bir kavimdik. Allahü teâlâ, bizleri müslümanlıkla şereflendirdi. Bundan başka şeref ararsak, Allahü teâlâ bizi zelil eder, her şeyden aşağı eder. Aklı olan, kendini ve Rabbini tanıyan, hiç kibredebilir mi? İnsan aşağılığını, acizliğini, Rabbine karşı her an izhar etmek mecburiyetindedir.

Bunun için her an her yerde aczini göstermesi, tevazu üzere bulunması gerekir. Hadis-i şerifte de buyuruldu ki: Ehl-i sünnet âlimleri buyuruyorlar ki: Allahü teâlâ ilim gibi, kudret gibi bütün sıfatlarından kullarına biraz ihsan buyurmuştur. Fakat yalnız üç sıfatı kendine mahsustur. Bu üç sıfattan hiçbir mahlukuna vermemiştir.

Bu üç sıfatı, kibriya, gani olmak ve yaratmak sıfatlarıdır. Kibriya, büyüklük, üstünlük demektir. Gani olmak, başkalarına muhtaç olmamak, her şey Ona muhtaç olmak demektir. İnsan ise ihtiyaç sahibidir. Allah yaratıcıdır, insan ise yaratıktır, fanidir. Bunun için kibirlenmek, Allahü teâlânın sıfatına, hakkına tecavüz etmek olur.

Kula kibirlenmek yakışmaz. En büyük günahtır. Hadis-i kudside buyuruldu ki: (Azamet ve kibriya bana mahsustur. Bu iki sıfatta, bana ortak olmak isteyenlere, çok acı azap ederim.) Tevazu sahibi olabilmek için dünyaya niçin geldiğini, nereye gideceğini bilmek gerekir. İnsan, hiç yok idi. Önce bir şey yapamayan, hareket edemeyen bebek oldu.

Şimdi de, her an hasta olmak, ölmek korkusundadır. Nihayet ölecek, çürüyecek ve toprak olacaktır. Dünya zindanında, her an, ne zaman azaba götürüleceğini beklemektedir. Ölecek, leş olacak, böceklere yem olacak, kabir azabı çekecek, sonra diriltilip kıyamet sıkıntılarını çekecektir.

  1. Cehennemde sonsuz yanmak korkusu içinde yaşayan kimseye tekebbür mü yakışır, tevazu mu? Kibir ne kadar kötü ise, tevazu da o kadar iyidir.
  2. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Allah için affedenin şerefi artar, tevazu eden de yücelir.) (Kişi kibirlenince, iki melek, “Ya Rabbi bunu alçalt!” derler.
  3. Tevazu ederse, “Ya Rabbi bunu yükselt!” derler.) Sual: Üzerinde hakkı bulunanları ziyaret etmemek, hatırlarını sormamak, kibirli olmaktan mı ileri gelir? Cevap: Üzerinde hakkı bulunanları, yani tanıdıklarını ziyaret etmemek, hatırlarını sormamak da kibir alametlerindendir.

Kendinden aşağı olanları ziyaret etmek ise, tevazu alametidir.

Islama göre kibir nedir?

Buna göre kişinin kendini büyük, başkalarını küçük görmesine kibir, başkasını küçük görmeden kendini ve yaptıklarını beğenerek böbürlenmesine de ucb denilir. ‘Kişinin geçici değerlere aldanıp onlarla avunması’ anlamına gelen gurur da Türkçe’de ‘kendini beğenme, böbürlenme’ mânasında kullanılmaktadır.

Allah kibirli mi?

Allahu teala kibirlidir ayni zamanda tevazu sahibidir ve bu haller zatinin sıfatlaridir hakikati yansitmaktadir. Kendine itaat eden kuluna ikram edici merhametli ve tevazuludur isyan edene kufür üzere olup fitratini bozana karsi ise.kibirlidir hakikatte kibrin yani buyuklugun sahibi allahtir.

Kibir iyi midir?

Kibrin dindeki yeri Sual: Kibrin dindeki yeri nedir? CEVAP Kibir, kendisini başkasından üstün görmektir. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki: (Kibir, hakka, razı olmamak ve insanları küçük görmektir.) Fudayl bin Iyad hazretleri, (Tevazu, ister cahilden, ister çocuktan duyulsa da hakkı tereddütsüz kabul etmektir) buyuruyor.

Kabul edemeyen kibirlidir. Kibirli, kendini başkasından üstün görmekle, kalbi rahat eder. Burada başkasını düşünmez. Kendini ve ibadetlerini beğenir. Kibir, kötü huydur, haramdır. Allahü teâlâyı unutmanın alametidir. Kibirli olan, salih insan olamaz. Kibirli değilim diyen, kibirlidir. Kibir her iyiliğe engeldir, her kötülüğün anahtarıdır.

İki âyet-i kerime meali şöyledir: (Cehennem, kibirliler için ne çirkin ve ne kötü bir yerdir.) (Allah, kibredenleri sevmez.) Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki: (En şerliniz, katı kalbli ve kibirli olandır.)

  • (Kibirli, ahirette Allahü teâlâyı gazaplı bulur.)
  • (Allahü teâlâ, kibirliyi alçaltır, tevazu sahibini yükseltir.)
  • (Kibirli, Cehennemin en derin ve azabı en şiddetli olan Bolis çukuruna atılır.)
  • (Kalbinde zerre kadar kibir olan Cennete giremez.)
  • (Yiyin, için, giyinin ve sadaka verin, fakat israftan ve kibirden sakının.)
  • (Hazret-i Nuh, ölürken çocuklarına, “Şirk ile kibirden çok sakının” buyurdu.)

(Kibir, İblisi Hazret-i Âdem’e doğru secde ettirmemiştir.) (Kibirliler kıyamette zerre gibi ayak altında kalır. Herkes onları çiğner.)

  1. (Allahü teâlânın buğzettiği üç kimse: Zâni ihtiyar, kibirli fakir ve zalim lider.)
  2. (Kibir, her güzelliğin, âfetidir.)
  3. (Kibirli fakire şiddetli azap vardır.)
  4. (Cehennem, kibirsiz olan müslümana haram olur.)

(Kendisine el pençe divan durulmasını isteyen Cehenneme hazırlansın!) (Kibir, hıyanet ve borçtan temiz olarak ölenin gideceği yer Cennettir.) (Allahü teâlâ buyurdu ki: Kibriya ve azamet bana mahsustur. Bu ikisinde bana ortak olanı hiç acımadan Cehenneme atarım.) Kibir, diğer günahlardan niçin daha büyüktür? Çünkü kibir, yani büyüklük ancak Allahü teâlâya mahsus iken, kulun kibirlenmesi, bir kölenin hükümdarın tacını başına geçirerek onun tahtında oturup hükmetmesine benzer.

Hükümdarın bir emrini yapmayarak suç işlemekle, hükümdarlığına sahip çıkmak arasında elbette büyük fark vardır. İşte kibirlenmek, Allah’ın emrini yapmamak gibi bir suç değil, bizzat ilah olmak gibi büyük suç oluyor. Bu suçun biraz daha aşağısı ilahlığa ortak olmaktır. Hükümdarın maiyetine hakaret eden, onlara üstünlük taslayan ve onları kendi idaresine almak isteyen kimse, bir noktada hükümdara ortak olmuş sayılır.

Her ne kadar bunun tahtına oturmak gibi değilse de ona yakındır. Bütün yaratıklar, Allahü teâlânın kullarıdır. Bunlar üzerinde büyüklük, hakimiyet, yalnız Ona mahsustur. İnsanlara bu şekilde kibirlenen, Allahü teâlâya ortak olmuş sayılır. Aklı olan, kendini ve Rabbini tanıyan, hiç kibredebilir mi? İnsan aşağılığını, acizliğini, Rabbine karşı her an izhar etmek mecburiyetindedir.

Bunun için her an her yerde aczini göstermesi, tevazu üzere bulunması gerekir. Büyüklenerek ben demek feyz ve bereketi keser. Hazret-i Ebu Bekir buyuruyor ki: Kibirden sakının. Topraktan yaratılıp, yine toprağa dönecek olan bir varlığın kibirlenmesi, bugün var, yarın yok olan bir varlığın kendini beğenmesi ne kadar anlamsızdır.

Kibirli hakkı kabul etmez Asıl düşman içerdedir, bu da nefsimizdir. En büyük düşman, insanın nefsidir. Nefsinin arzularına tâbi olanın, Allahü teâlâya kul olması zordur. Nefs daima kötü şeyleri ister. Haram işlemek nefse esir olmayı gösterir. Nefs, bütün iyiliklerden süzülmüş, sadece bütün kötülüklerin bulunduğu en ahmak yaratıktır.

  • Nefs bir kötülük deposudur.
  • Endini iyi zanneder, halbuki süper cahildir.
  • Her istediği aleyhinedir.
  • Gıdası haramlardır.
  • Asıl arzusu ilah olmaktır.
  • Tatmin olmaz kötülük yaptırmakla, Rahat bulur kendine taptırmakla.
  • Büyük küçük herkeste nefs vardır.
  • Hiç kimse emir almak istemez.
  • Üçük diye, çocuk diye geçmemeli, onun gururu ile oynamamalı.

Ankara’ya yeğenimi ziyarete gitmiştim. Yeğenimin 2-3 yaşlarındaki kızının ayakları çıplaktı. Bir ayağı betonda bir ayağı halının üzerindeydi. Ona, betona basma, öteki ayağını da halının üstüne koy dedim. Sen bana ne karışıyorsun, ben kârımı zararımı bilmez miyim der gibi, bana ters ters baktı.

  1. Sonra hışımla, inatla halıdaki ayağını kaldırıp betondaki öteki ayağının yanına sertçe koydu.
  2. Çocuk olduğu için tepkisini gizleyemedi.
  3. Büyükler de aynen o tepkiyi gösteriyorlar, fakat ayıplanacağız diye tepkilerini belli etmemeye çalışıyorlar.
  4. Bir arkadaş anlattı: Kime sabah namazına gel dediysem herkes bir mazeret buldu, inşallah geliriz diyen kimse çıkmadı.

Kimisi, (Sen yatsıya gelmiyorsun biz de sabaha, sen önce kendine bak. Hem biz evde çoluk çocukla cemaat yapıyoruz) dedi. Halbuki haklı bile olsalar, geçerli bir mazeretleri bulunsa bile, tepki göstermemeleri gerekirdi. Doğru söz kimden gelirse gelsin inat etmeden kabul etmek gerekirdi.

Mazeretinden dolayı gelemiyorsa, (İnşallah) da denemez miydi? Nefs, kibir hepimizde mevcuttur. Bunu azaltmaya çalışmamız lazımdır. Dinin her emrine uymakta ve yasak ettiği her şeyden kaçmakta mutlaka nefsi kırma payı vardır. Buna riyazet ve mücahede denir. Riyazet, nefsin arzularını yapmamaktır. Mücahede, nefsin istemediği şeyleri yapmak demektir.

Kibir, şirkin kardeşidir. Kibir taşıyan kafada, akıl bulunmaz. Nefsi aradan çekmeli, kendimizi beğenmemeliyiz, kendimizden iğrenmeliyiz, kendinden tiksinmeyen kurtulamaz. Bir kimseye emri maruf yapınca, Allah’tan kork şunu yap, şunu yapma denince, eğer kabul etmezse o kişi nefsine mağlup olmuş demektir.

Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Allah’tan kork diyene, sen önce kendine bak diyeni Allahü teâlâ sevmez.) Hakkı, doğruyu kim söylerse söylesin kabul etmek gerekir. Doğru olan bir şeyi kabul etmemeye inat denir. İnat, karşımızdakini aşağı görmek, ondan nefret etmek, ona düşmanlık beslemek, haset etmek gibi sebeplerden ileri gelir.

Hakkı, düşmanımız da söylese kabul etmeliyiz. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Küçük, büyük, iyi kötü veya hoşlanmadığın biri, hakkı söylerse, kabul et.) (Bilmediği bir hususta inat edene, inadından vazgeçene kadar Allahü teâlâ gazap eder.) (Kibirli, hakkı küçük görür, inkâr eder, insanlara hakaret gözü ile bakar.)

  • (Müslümanı hakir görmek, kişiye kötülük olarak yeter.)
  • (Kendini beğenen helak olur.)
  • Kendini Cennetlik, günahkârı Cehennemlik bilmemeli Sual: Bir Müslümanın, kendini Cennetlik gibi, günahkârları da Cehennemlik gibi görmesi doğru mudur?

Abdülkadir Geylani hazretleri de, (Kardeşinin yaptığı öğüdü kabul et. Ona itiraz etme) buyurdu. CEVAP Günahkârları beğenmemelidir, fakat kendini günahkârlardan üstün de görmemelidir. Kendini Cennetlik, günahkârı Cehennemlik bilmemelidir. Hatta kâfir için bile böyle düşünmemelidir.

Âfir, bir Kelime-i şehadet getirerek Cennetlik, kendisi bir söz söyliyerek Cehennemlik olabilir. İsrailoğullarından bir eşkıya, kırk yıl günah işler. Bir gün Hazret-i İsa’yı havarilerden biri ile giderken görür. Yaptığı eşkıyalığa pişman olur. “Ben bunlara katılayım” diyerek peşlerine takılır. Havarinin yanına yaklaşır, “Benim gibi bir eşkıyanın böyle bir zatın yanında gitmesi uygun olur mu?” diye düşünür.

Havari de, “Bu yol kesici nereden çıktı? Benimle nasıl gelir?” diyerek ondan uzaklaşıp İsa aleyhisselama yaklaşır. Allahü teâlâ Hazret-i İsa’ya vahyeder ki: (İkisine de söyle! İkisinin de geçmişlerini mahvettim. Yeniden amele başlasınlar. Kendini beğendiği için havarinin ibadetini mahvettim.

  • Endini aşağı gördüğü için de eşkıyanın günahlarını affettim.) Hazret-i İsa, durumu her ikisine de bildirir ve eşkıyayı havarileri arasına alır. (İ.
  • Gazali) Amr bin Şeybe hazretleri anlatır: “Mekke’de Safa ile Merve arasında bulunuyorduk.
  • Bir adamın katır üzerinde geldiğini, etrafındaki hizmetçilerin herkese karşı sert davrandıklarını, adamın heybet ve ihtişam içinde olduğunu gördük.

Aradan yıllar geçti, deve üzerinde Bağdat’a girdim. Orada başı açık, yalınayak, uzun saçlı pejmürde bir adam gördüm. Tanıyacak gibi oldum. Adam, kendine dikkatle bakışımın sebebini sordu. (Seni birine benzetiyorum) dedim ve kime benzettiğimi anlattım. Adam da, (İşte o gördüğün benim.

Tevazu gösterilmesi gereken yerde kibirlendim. Şimdi ise bu hâle düştüm) dedi.” Bir kimse, biraz bilgiliyse, ibadet de yapıyorsa, kibirden zor kurtulur. Bilgisiz insanı, hayvan gibi görür. Kendisi için sevdiğini başkası için sevemez. Hak ve hakikati başkalarından duysa kabul etmek istemez. Onların nasihatine, tavsiyesine uymayı nefsine yediremez.

Kendini üstün görmek Sual: Mektubat’ta, kendisini Frenk kâfirinden aşağı görmek diye bir ifade var. Kendini Frenk kâfirinden aşağı görmek ne demek? Bir de orada İmam-ı Rabbani hazretleri, (Sol tarafımdaki melek durmadan günahlarımı yazıyor; ama sağ tarafımdaki melek yirmi yıldır hiçbir şey yazmıyor) buyuruyor.

Bu ne demektir? CEVAP O büyüklerde ruh ve nefs birbirinden o kadar ayrılmışlardır ki, onlar nefsi kendileri olarak görürler. Nefiste hiçbir iyilik yoktur; çünkü nefsin nihai hedefi günah işlete işlete insanı kâfir yapmaktır. Nefis, adeta kötülüklerin posasıdır. Sanki bademyağı ile posası gibidir. Hâlbuki kâfirlerde ruh ölüdür; ama dürüstlük, cömertlik gibi iyi vasıflar vardır.

O büyükler bundan dolayı kendi nefslerini o Frenk kâfirinden üstün görmezler. Bundan dolayı da, sağ tarafındaki meleğin hiç yazmadığını; sol tarafındaki meleğin ise devamlı yazdığını görürler. Bütün Müslümanlara dua etmeli Sual: Bende bir huy oluştu; karşımdaki kişinin fâsık, mezhepsiz, bid’at ehli vs.

olup olmadığına çok dikkat ediyorum. Öyle olunca da kendimi korumak için araya mesafe koyuyorum. Bazen kibirlenirim diye de korkuyorum. Kibirlenmemek için ne düşünmek lazım? CEVAP O İyi huy. Kibirlenmemek elde değil yani bundan kurtulmak çok zor. İnsanların hâli ortada. Bakıyorsunuz adam fâsık, yahut mezhepsiz bid’at ehli.

Fâsık, mezhepsiz bid’at ehli olmadığımız için ister istemez elhamdülillah ben değilim diyorsunuz. Kibirlenmemek için, o bir gün tevbe eder kurtulur da, Allah saklasın ben sapıtabilirim diyerek kendimizi ondan üstün bilmemeliyiz. Bütün müslümanların ehl-i sünnet itikadına kavuşmaları, dünya ve ahiret saadetine nail olmaları için dua etmeliyiz.

Büyükleri kalkarak karşılamalı Sual: Hadis-i şerifte, bir kimse gelince, ayağa kalkmanın yasak olduğu bildiriliyormuş. Şimdi biri gelince ayağa kalkınca günah mı işliyoruz? CEVAP Hadis-i şerifleri herkes anlayamaz. Hadis-i şerifleri âlimlerin açıklaması ile okumalıdır! Evet hadis-i şeriflerde (Haşimoğulları hariç birbirinize ayağa kalkmayın!) ve (Hasan ve Hüseyin ve onların sülalesi hariç, Kureyşe ayağa kalkmayın!) buyuruldu.

Bu hadis-i şeriflerin açıklamasında, İslam âlimleri, (Büyükler gelince kalkarak karşılamak müstehaptır. Kendi gelince, kalkılmasını sevmek mekruhtur) buyuruyor. (Redd-ül Muhtar) Havalı meslekler Sual: Tanıdığım çok doktor var. Hemen hepsi kendini tanıtırken ben doktor falanca diyor.

  1. Çok yakından tanıdığım doktor arkadaşım bana bile, ben doktor falanca diyor.
  2. Bana mesaj ve mail yazarken de, yine altına Dr.
  3. Falanca yazıyor.
  4. Avukat, mühendis, öğretmen niye unvanını böyle kullanmıyor da, bu doktorlar kullanıyor? Acaba kibirden mi ileri geliyor? CEVAP Alışkanlıktan olabilir.
  5. Doktorluğundan bahsetmeyenler de vardır.
See also:  Vamos Ne Demek?

Hepsi için genel bir hükme varmak yanlış olur. Emekli subaylardan da veya başka meslek sahiplerinden de unvanını kullanan çok oluyor. Hepsi için kibirli demek doğru olmaz. Pire için yorgan yakmak Sual: Öfkelenen bir arkadaş, (Benim kim olduğumu biliyor musun? Ben, falanca şehirli, filancayım, kancayı takarım, pire için yorgan yakarım) dedi.

  1. Bu, kibir alameti değil midir? CEVAP Evet, soyu ile, ırkı ile, memleketi ile, öfkesiyle övünmek doğru değildir.
  2. Peygamber efendimiz, soyu ile övünene buyurdu ki: (İki kişi, Musa aleyhisselamın yanında atalarıyla övünerek tartıştılar.
  3. Biri, “Bana filan oğlu falan derler” diyerek, dokuz atasını saydı,
  4. Bunun üzerine Allahü teâlâ, Musa aleyhisselama vahiy gönderip, “O övünenin dokuz ceddi Cehennemdedir, o da onuncusudur” buyurdu.) İki hadis-i şerif de şöyledir: (Dedelerinizle gururlanmayın! Dedeleriyle övünmeyi terk etmeyen, Allah nezdinde, pislik böceklerinden daha değersiz olur.) (İzzet ve şeref kazanmak için, dokuz dedesini sayan, Cehennemde onların onuncusu olur.) (Pire için yorgan yakarım) demek de çok yanlıştır.

Müslüman, ceza verecekse bire bir verir. Bire iki veya daha çok ceza verirse zulüm olur. Zulümle ve yanlışla övünmek Müslümana yakışmaz. Pire yüzünden, suçsuz yorganı yakmak akıllının işi değildir. Öfkesini yenemeyen, kibirli kişinin işidir. Kendine kıymet verenin, kıymeti olmaz Sual: Bazı kimseler, hep kendinden bahsedilsin, kendisi övülsün, kendisi önde olsun ister.

  1. Böyle kendine kıymet vererek önde olmayı istemek, dinimizce doğru mudur? Cevap: Tekebbür, kibir sahibi olma, kendini büyük gösterme anlamındadır.
  2. Mütekebbir ise; kibirlenen, kendini beğenen demektir.
  3. Tekebbür etmek haramdır.
  4. Tekebbür, Allahü teâlânın bir sıfatıdır, Kibir ve Kibriya sıfatı, ona mahsustur.

Hadis-i kudside; (Azamet ve kibriya bana mahsustur. Bu iki sıfatta, bana ortak olmak isteyenlere, çok acı azap ederim) buyuruldu. İnsan, nefsini ne kadar aşağılarsa, Allahü teâlâ indinde kıymeti o kadar yükselir. Kendine kıymet verenin, Allahü teâlâ katında kıymeti olmaz.

Ibrin zararını bilmeyen kimse için âlim demek, yalan olur. İnsanın ilmi arttıkça, Allahü teâlâdan korkması artar, günah işlemeye cesaret edemez. Bunun için, Peygamberler aleyhimüsselâm, tevazu sahibi idiler. Allahü teâlâdan çok korkarlardı, kendilerinde kibir ve ucub gibi kötü huylar hiç yoktu. Küçüklere, fasıklara ve facirlere karşı da kibirli olmamalıdır.

Yalnız, tekebbür sahibine karşı tekebbür etmek lazımdır. Bir âlim, cahili görünce, “bu, bilmediği için günah işliyor, ben ise, bilerek işliyorum” demelidir. Bir âlimi görünce, “bu benden daha çok biliyor ve ilminin hakkını veriyor, ihlas ile amel yapıyor, ben böyle değilim” demelidir.

Endinden daha yaşlı bir kimseyi görünce, “bu benden daha çok ibadet etti” demelidir. Gençleri görünce, “bunların günahı az, benim günahlarım çok” demelidir. Kendi yaşındakileri görünce, “günahlarımı biliyorum, onun ne yaptığını bilmiyorum, bilinen kötülükleri tahkir etmek lazımdır” demelidir. Bir bidat sahibini veya kâfiri görünce, “insanın hâli son nefeste belli olur, acaba benim hâlim ne olacak” demeli, bunlara da tekebbür etmemelidir.

Fakat, bunları sevmemelidir. Sual: Din bilgileri öğrendiği, kendini din adamı olarak tanıttığı halde, kendini beğenen, kibirli olanlar oluyor. Böyle kibirli olanların, bu halden kurtulması mümkün değil midir? Cevap: Kibre sebep olan ilmin ilacı iki şeyi bilmekle olur: Birincisi, ilmin kıymetli, şerefli olması, salih, iyi niyete bağlıdır.

İlmi, cehaletten ve nefsinin hevasından kurtulmak için öğrenmek lazımdır. İmam olmak, müftü olmak, din adamı tanınmak, herkesten üstün olmak için öğrenmemek lazımdır. İkincisi, ilmi ile amel etmek ve başkalarına öğretmek ve bunları ihlas ile yapmak lazımdır. Amel ve ihlas ile olmayan ilim zararlıdır. Hadîs-i şerifte; (Allah için olmayan ilmin sahibi Cehennemde ateşler üzerine oturtulacaktır) buyuruldu.

Mal, mevki ve şöhret için ilim sahibi olmak böyledir. Dünyalık ele geçirmek için ilim öğrenmek, yani dini dünyaya vesile etmek, altın kaşıkla necaset yemeye benzer. Dini dünya kazancına alet edenler, din hırsızlarıdır. Hadîs-i şerifte; (Din bilgilerini dünyalık ele geçirmek için edinenler, Cennetin kokusunu duymayacaklardır) buyuruldu.

Kibirli insanlara karşı nasıl davranmalıyız?

KİBİRLİ İNSANLARLA BAŞA ÇIKMANIN YOLLARI. Sevgili dostlar, Bugünkü yazımda bazı zamanlar hayatı etrafına çekilmez hale getiren kibirli insanlarla başa çıkmanın bilimsel ve psikolojik yollarını ince ince anlatacağım. Eğer hayatınızı paçavraya çeviren kibirli insanlarla muhatapsanız ve onlardan yakanızı bir türlü kurtaramıyorsanız toplanın etrafıma anlatmaya başlıyorum.

  1. Ufak ara notu : Bu yazıyı en beğenmeyecek kişiler bilin bakalım kimler olacak ? Tavsiye Yol 1 : İlk tavsiyem kibirli bir insana acıyıp onu düzeltme görevini üstlenmeyin.
  2. Ibrin altında o kişinin geçmişinden gelen ciddi travmalar ve özgüvensizlikler vardır.
  3. Endini sürekli değerli ve önemli hissetmek istediği için yumurta kabuğundan ince egosunu korumak amacıyla havadan geçen sineğe bile kibir basmaya çalışır.

Bu kendini iyi hissedebildiği tek yoldur. Bu tür kişileri nasihat veya uyarıyla yola getirmeniz imkansızdır çünkü her türlü nasihat ve uyarıyı hakaret olarak algılayacaktır. Kavga etmeniz de çözüm değildir çünkü “beni kıskandıkları için saldırıyorlar gözleri çıksın” moduna gireceklerdir.

Ibirli insanın kurtuluşunun tek yolu yaşam içinde hatasını görüp kendi kendine kibir bataklığından çıkmaktır. Bu bataklıktan ya çıkacak ya da orada boğulacaktır. Bu duruma empati kurabilirsiniz ama sakın ha onu kurtarmak için bataklığa girmeyin sizi de boğar. Kendisiyle yüzleşmeden durumunu değiştiremeyecektir.

Tavsiye Yol 2 : Kibirli bir insanın size olan davranışlarından sorumlu değilsiniz. Ne geçmişte yaptıklarınız ne de gelecekte yapacaklarınız onun davranışları üstünde etkili değildir. Onun kendi içinde bambaşka problemleri var. O sebeple “acaba şöyle yaptığım için mi üzerime geliyor ?” veya “acaba şu şekilde davransam bana iyi davranır mı ?” gibi gereksiz sorgulamalardan vazgeçin.

  1. Endinizi ona göre ayarlamaktan vazgeçtiğiniz anda gücünüz artacaktır.
  2. Ibirli insanlar ancak kendilerinden etkilenen kişiler üstünde güç sahibi olurlar.
  3. Tavsiye Yol 3: Net ve direkt olun.
  4. Ibirli bir insan sizi rahatsız ettiği zaman net ve sakin şekilde ona düşündüklerinizi ve yaptığından neden rahatsız olduğunuzu söyleyin.

Böylece sınırlarınızı çizmiş olursunuz. Bu net konuşmanız kibrinden vazgeçmesi için değil sınırlarınızı koymak içindir. Bu tür insanlara sınırlar koymazsanız sizi ittire ittire duvara sıkıştırır ve zaman içinde minicik bir böceğe çevirir. Sınırlarınızı doğru koyarsanız kibirli insanlar içten içe güvensiz oldukları için zarar vermek için farklı hedefler seçeceklerdir.

  1. Tavsiye Yol 4 : Bazen tek başına karşı durmanız mümkün olmayabilir.
  2. Böyle bir durumda üçüncü kişilerin yardımını isteyin.
  3. Ibirli insanlara karşı ne kadar çok sayıda kişi bir araya gelir ve ortak tavır koyarlarsa o oranda başarılı olabilirler ve kibir virüsünü karantina altına alabilirler.
  4. Tavsiye Yol 5 : Oyunun kurallarını belirleyin.

Kibirli bir insana işiniz düştüğü zaman mutlaka görüşmenin süresini, nasıl konuşacağınızı ve ne tür tavırları kabul edeceğinizi önceden belirleyin ve bu kuralların dışına çıkmayın. Eğer kibirli insanlara karşı oyunun kurallarını baştan koyarsanız ya uslu çocuk olurlar ya da sizi kendi halinize bırakırlar.

  • Ama onların oyununu kabul ederseniz ebelenen hep siz olursunuz.
  • Tavsiye Yol 6 : Kibirli patateslerle mücadelede sakin kalabilmeniz çok önemlidir.
  • Eğer korkar, öfkelenir veya sinir patlamaları yaşarsanız böyle duygulardan beslenen kibir anıtları sizi vampir gibi emerler.
  • Meditasyon mu yaparsınız, hipnoz mu öğrenirsiniz ama mutlaka sakin kalmayı öğrenin.

Sakin kalabildiğiniz ölçüde kibirli saldırganlara karşı güçlü olacaksınız. Son olarak Kibirli insanlar bazen kibri baştan çıkarma aracı olarak kullanabilirler. Kibir bazen yanlış şekilde kendine güven gibi anlaşılabilir ve bu da belli bir çekicilik üretir.

Yapabileceğiniz en büyük yanlış kibirli bir insanın sizi sahte görüntülerle baştan çıkarmasına izin vermektir. Bu konuda kanalımda bulunan “Baştan Çıkarma Sanatı” videosunu izlemenizi önemle tavsiye ederim. Buyrunuz linki https://www.youtube.com/watch?v=SBy3XjLGQ_M Kibirli insanlardan mümkün olduğunca uzak bir yaşam sürebilmeniz dileklerimle.

Sevgilerimle Aydın Serdar Kuru

Kibirli tavır ne demek?

Terim anlamı olarak kibir; Allah’a ihtiyaç hissetmeksizin kendini büyük, başkalarını küçük görme, yok sayma halidir (Kasapoğlu,1997: 61).

Kibirin kaynağı nedir?

Kibir nedir? Kelime anlamı büyüklük olan kibir, terim olarak “kişinin kendini üstün görmesi ve bu duyguyla başkalarını aşağılayıcı davranışlarda bulunması” anlamına gelir. Kur’an’da kibir sözcüğü tek bir ayette geçmekle birlikte, aynı kökten gelen büyüklenmek anlamındaki tekebbür ve istikbar kelimeleri şeytanın, toplumun seçkin kesiminin ve hakikati örtenlerin sıfatı olarak ve yerilerek kullanılmıştır.

  • Hadislerde kişiyi Allah ve peygamberinin yakınlığından iki dünyada da uzak tutacak kötü bir huy olarak sözü edilen kibir, literatürde özellikle “Kalbinde zerre kadar kibir bulunan kimsenin cennete giremeyeceği” belirtilen hadisle (Müslim, “İman”, 147) yer alır.
  • Imi zaman soyluluk, güzellik, fiziksel güç gibi yaratılıştan gelen birtakım özellikler; kimi zaman da Allah tarafından kendisine sonradan verilen zenginlik, makam, ilim ya da nüfuz gibi nimetler, kıskançlığa ve bencil tutkulara meyilli olarak yaratılan insanı kendini beğenmeye sevk eder.

Önceleri kendini beğenen kişi, zamanla sahip olduğu güzel özelliklerle övünmeye, başkalarından farklı olduğunu düşünerek büyüklenmeye başlar. Çevresindekileri küçük görerek kendisinin “en üstün” olduğu hissine kapılır ve böylece kibir hastalığına yakalanır.

  1. Ibir kıskançlık, cimrilik, açgözlülük, nankörlük ve bencillik gibi pek çok kötü duyguyu hatta Allah’a isyanı beraberinde getirir ki bu duyguların hakim olduğu kalpte Müslümanlık alameti olan sevgi, merhamet ve güven gibi duyguların gelişmesi mümkün değildir.
  2. Ayet ve hadislerin yanı sıra dönemin ahlak ilmi verilerini esas alarak konuya yer veren tasavvuf literatüründe kibir insan benliğinin bayağı huyları arasında sayılarak çeşitleri, kaynağı ve bu huydan kurtulma yolları ele alınmıştır.

Kibrin Allah’a ve insanlara karşı iki türü vardır. En büyük kibir Allah’a karşı büyüklenme olmasına rağmen insanlara duyulan kibir de Allah’a karşı kibirlenmeye yol açtığı için aynı derecede sakıncalı görülmüştür. İnsanlara karşı kibir onları aşağı görmek ya da doğru olduğunu bildiği halde bazı gerçekleri diğer insanlardan geldiği için kabul etmemek şeklinde ortaya çıkar.

  • Ibrin bu türünün temelinde kendini başkalarına üstün görme isteği vardır.
  • Bu bakımdan kibir ancak kişinin toplumla ilişkisinde ortaya çıkar.
  • Ibirden kurtulmak için kişinin kendisine ve onu yaratana dair bilgi edinmesi ve daha sonra bu bilgiyi davranış düzeyine taşıması tavsiye edilir.
  • Bu sayede insan yoktan yaratıldığını öğrenir ve kendi değerinin azalıp Rabbinin değerinin yüceldiğini görür.

Kibirden kurtulmanın bir diğer yolu ise insanın nefsini terbiye edici çeşitli uygulamaları alışkanlık haline getirmekle kibrin karşısında duran tevazuun (alçakgönüllülük) insan doğasında yer etmesini sağlamaktır.

Psikolojide kibir nedir?

Yeşilbahçe Mah. Portakal Çiçeği Cad.1460 Sok. Turunç Plaza K:3 D:24 ANTALYA 0242 311 44 33

  1. Ana Sayfa
  2. HİZMETLERİMİZ
  3. Yetişkin Psikolojik Sorunları
  4. Hubris Sendromu

Tanrısal ego olarak da bilinen bu hastalık kibir sendromu ya da güç zehirlenmesi olarak tanımlanmaktadır. Hubris terimi Yunan mitolojisinde kelime anlamı olarak “kibir veya aşırı gurur ” anlamına gelmektedir. Mitolojide bir kahramanın kendisini diğerlerinden daha üstün görmesi hatta tanrısal özelliklere sahip olduğunu düşünmesidir.

Nemesis ise Yunan mitolojisinde “herkese hakkını vermek” anlamına gelmektedir ve intikam tanrıçasıdır. Kibirin ve hırsın etkisiyle kahramanın arsızlaşarak kendi yok oluş sürecini anlatır. Hubrise yakalanıp aşırı gurur ve kibire düşenlerin adaletini sağlamak adına cezasını Nemesis verir.Tanrıça Nemesis, insanlardaki kendine aşırı güvenin ve ölçüsüzlüğün bir sınırı olması gerektiğini hatırlatır.

Her duygunun belirli ölçüler çerçevesinde yaşanması insanın psikolojik gelişimi için önemlidir. Gurur, hırs ve kendini beğenme gibi duyguları da belirli ölçüler çerçevesinde yaşamak doğal ve önemli bir gereksinimdir. Fakat bu duygular belirli ölçüleri aştığı zaman hem kişinin kendisine, hem de çevresine zarar verebilen anormal davranışlara neden olur.

  1. Hubris sendromu ndan muzdarip kişilerin kişilik özelliklerine bakıldığında empati kurmaktan yoksun, kendisi dışında kimseyi düşünmeyen, küçümseyici, kaygı düzeyi yüksek ve hayata karşı doyumsuzluk içerisindedirler.
  2. Hubris terimi tıbbi bir hastalık olarak tanımlanırken abartılı gurur ve başkalarını küçümseme duygusu olarak ifade edilmektedir.

Özellikle yöneticilerde ve liderlerde yaygın görülen bu sendrom, gücün belirli bir oranı aşması ve aşırı kibire kapılması sonucu görülen tıbbi bir hastalık olarak tanımlanmaktadır. Bir kişinin lider ya da yönetici pozisyonuna ulaştıktan sonra yaşadığı kişilik değişimidir.

Gerçeklikle aradaki bağın kopmasıyla beraber, sahip olunan gücün ortaya çıkardığı dengesizlikleri içeren davranışlar görülmektedir. Bu sendromun temelinde narsistik, antisosyal ve histrionik kişilik bozuklukları bulunur.Kişiliğin gelişiminde 0-6 yaş önemli bir yer tutar. Aile içi oluşturulan sağlıklı iletişim kişinin önce yakın çevresiyle ardından da toplum içerisinde sağlıklı bir iletişim kurmasına zemin hazırlar.

Özellikle bebeklik ve çocukluk dönemindeki evreleri değerlendirmek, aile içi iletişimde hubris sendromuna neden olan etkenleri ayrıca göz önünde bulundurmak gereklidir. Hubris sendromu nun narsistik kişilik bozukluğuyla güçlü bir ilişkisi vardır.Narsist kişilik yapısına sahip kişilerin, kendilerini diğerlerinden üstün, özel ve seçilmiş görmesi, kibir duygusunu yani büyüklük duygusunu yoğun yaşaması hubris sendromuna yakalanma riskini de beraberinde getirmektedir.

İnsan ilişkilerinin ve yöneticilik vasfının önemli bir parçası güçtür. Bu sendromun ortaya çıkmasında en önemli etkenlerden biri güç diğeri ise başarıdır. Elde edilen güç ve başarı bu sendromun ortaya çıkmasında etkilidir. Özellikle CEO’larda ve liderlerde daha çok görülen bu sendrom gittikçe diğer meslek gruplarında da ortaya çıkmaktadır.

Bu kişilerin toplum tarafından üstün görülmesi, ilahlaştırılması hatta ulaşılamaz olarak algılanması bu sendromun oluşmasını pekiştirmektedir.Liderlerin kendi yeteneklerini ortaya koyarken bu gücü kullanma biçimi liderlik tarzını da etkilemektedir. Sahip olduğu gücü elinde bulundurma arzusuyla birlikte bu sendroma yakalananlar anormal davranışlar sergilemektedir.

  1. İyi işler başarmış bir liderin elinde bulundurduğu güç ve başarıyla beraber hubris sendromuna yakalandıktan sonraki değişimi, yok edici bir lider pozisyonuna dönüşmesiyle tanımlanır.
  2. Liderlerin hırslı, gururlu ve kendini beğenen olması bir miktar kabul edilebilir fakat bu duyguların etkisi altında hareket ederek elindeki gücü orantısız kullanması durumunda bu sendromdan söz edebiliriz.

Hubris sendromu olan kişilerde aşağıdaki davranış özellikleri görülür :

  • Gerçeklik algısı zayıf ya da kopmuştur.
  • Kişisel imajını devamlı geliştirme eğiliminde bulunur.
  • Kendini iyi gösterebileceği durumlarda bulunmaya yatkınlık gösterir.
  • Davranışları yoğun bir endişe içerir.
  • Dünyayı gücünü rahatlıkla sergileyebileceği ve kendini yüceltebileceği bir alan olarak görür.
  • Aşırı bir özgüvene sahiptir.
  • Abartılı bir şekilde kendini her şeyi başarabilen biri olarak görür.
  • Kendini dünyanın merkezinde görürler.
  • Eleştiriye kapalıdır.
  • Her şekilde kendisini haklı bulur.
  • Kendine kutsallık atfetme eğilimindedir.
  • Kendini “seçilmiş kişi, mesih” olarak gösterme eğilimi vardır.
  • Konuşmalarında benzersiz olmasını vurgulamak amacıyla “biz” kavramı kullanarak kendisini kutsallaştırma ve yüceltme eğilimi vardır.
  • Kendisiyle hem fikir olmayanları “ötekileştirme ve aşağılama” vardır. Başkalarının fikirlerini ve görüşlerini küçümser, kendi fikirlerine karşı da aşırı bir güven duyar.
  • Hatalarını doğru gösterebilmek için din, kutsallık ve dürüstlüğe dayandırma eğilimi vardır.
  • Sadece üstün bir güce hesap verecek biri olarak kendini gösterir ve bu konuda yargılandığında ya da hesap vereceğinde haklı olduğuna inanır.
  • Sahip olduğu aşırı kibir yüzünden işlerinin ters gitme ihtimalini bile göz önünde bulundurmadan yetersizlik gösterir.

Psikolog Funda Buharalı.

  • « Mizantropi
  • Ruhsal Hastalıklarda Belirti ve Bulgular »