Laboratorio Cianorte

Dicas, Recomendações, Ideias

Ne IE Yarar?

İlaç nedir ve ne için kullanılır?

Vikipedi, özgür ansiklopedi

İlaç
Analjezik (ağrı kesici) bir ilaç olan tilidin

Sıkça rastlanan yuvarlak tablet şeklinde ilaçlar İlaç, canlı hücre üzerinde meydana getirdiği tesir ile bir hastalığın teşhisini, iyileştirilmesi veya semptomlarının azaltılması amacıyla tedavisini veya bu hastalıktan korunmayı mümkün kılan, canlılara değişik uygulama yöntemleri ile verilen doğal, yarı sentetik veya sentetik kimyasal preparatlardır.

  1. İlaçların tüketimi inhalasyon, enjeksiyon, sigara içme, yutma, derideki bir yama yoluyla emilim, fitil veya dil altında çözünme yoluyla olabilir.
  2. Ticari ilaçlar ilaç firmaları tarafından üretilir ve genellikle patentlidir,
  3. Etken maddesinin patent süresi dolmuş ve birden çok firmanın üretebildiği ilaçlara ise jenerik ilaçlar denir.

İlaçlar uygulama yoluna, kimyasal özelliklerine ve etkilediği biyolojik sistemlere göre sınırlandırılabilir. Daha güvenilir ve geniş kullanım alanına sahip sınıflandırma sistemi ise Anatomical Therapeutic Chemical Classification System dir ( ATC sistemi). Eczacılar ilaç uzmanlarıdır. İlaçların sindirim kanalı aracılı ile kana geçiş yoluna enteral yol denir. Bunun dışında kalan injeksiyon, buğuseptil gibi ilaç alma şekline de parenteral yol denir. Hazırlama Şekline göre ilaçlar:

  1. Majistral ilaç : Doktor tarafından yazılan formüllü etken madde ve miktarlarına göre eczacının hazırladığı yapma ilaç şekli.
  2. Ofisinal ilaç: Farmakope’ de bulunan formüle göre eczacı tarafından hazırlanan, hazır bulundurulan ilaçlardır.
  3. Müstahzar: Sağlık Bakanlığından alınmış ruhsatla ilaç firmaları veya ilaç laboratuvarları tarafından hazırlanan ilaçlar.

İlaçların kimyasal yapıları ile fizyolojik etkileri arasında bağlantı yoktur. Örneğin; alkollerin hem hipnotik, hem analgesik, hem de antibiyotik etkileri vardır. Çeşitli aminler de analgesik, antihistaminik ve antimalerial etki gösterebilir. Bu nedenle ilaçlar genellikle fizyolojik etkilerine göre sınıflandırılır:

  1. Sinir sistemini etkileyen ilaçlar
    1. Merkezî sinir sistemini etkileyen ilaçlar
      1. Anestetik ilaçlar
      2. Hipnotik ve sedatif ilaçlar
      3. Analgesik ilaçlar
    2. Perifer sinir sistemini etkileyen ilaçlar
    3. Otonom sinir sistemini etkileyen ilaçlar
  2. Kalp ve damar sistemini etkileyen ilaçlar
  3. Sindirim sistemini ve bağırsakları etkileyen ilaçlar
  4. Solunum sistemini etkileyen ilaçlar
  5. Kemoterapik etki gösteren ilaçlar
  6. Vitaminler ve hormonlar
  7. Dezenfektan ve antiseptik etki gösteren ilaçlar

İlaç iki kısımdan meydana gelir:

  1. Etkin madde (drog): Canlıda fizyolojik etki gösteren bir veya birkaç kimyasal madde karışımıdır.
  2. Taşıyıcı (sıvağ): Etkin maddenin hasta tarafından kolay alınabilmesi veya iyi doze edilebilmesi için katılan fizyolojik etkisi olmayan kimyasal maddelerdir ( glukoz, parafin, gliserin gibi).

İlaçlar tesirlerini veriliş yoluna göre iki şekilde gösterir:

  1. Lokal tesir: İlacın tatbik edildiği bölgede meydana getirdiği tesirdir.
  2. Sistemik tesir: İlacın kana karışıp dokulara yayıldıktan sonra organizmada meydana getirdiği etkidir.

İlaçların reçeteleme şekilleri

  • Reçetesiz ilaçlar
  • Reçeteli ilaçlar
  • Kontrole tabi ilaçlar
  • Kırmızı reçeteye tabi ilaçlar
  • Yeşil reçeteye tabi ilaçlar
  • Mor reçeteye Tabi ilaçlar
  • Turuncu reçeteye tabi ilaçlar

İlaçların saklama koşulları

  • Günümüzde pek çok ilaç oda sıcaklığında saklanabilir.
  • Soğuk zincirde saklanması gereken ilaçlar. (2-8 derece)
  • Işık almayan ortamda saklanması gereken ilaçlar.
  • Kuru yerde saklanacak ilaçlar.

İlaç son kullanma tarihi İlacın kalitesini belli bir tarihe kadar güvence altına alınması. Ülke koşullarına göre üretici firma bazen hızlandırılmış deneylerle (yüksek ısı ve nem) bazen de uzun süreli denemelerle bu tarihi belirler. Bazı ilaçların bu uzun süreli deneyler sonunda son kullanma tarihlerinde uzaklaşma söz konusu olabilir.

Lityum ilacı ne işe yarar?

Lityum karbonat
Kimlik belirteçleri
CAS numarası 17341-24-1
ATC kodu N05AN01 ( WHO ),,
PubChem 28486
DrugBank DB01356
Farmakokinetik özellikler
Proteine bağlanma Yok
Metabolizma Böbrek
Yarılanma ömrü 24 saat ila 36 saat (yaşlılar)
Atılma >%95 böbrek
  • g
  • t
  • d

Lityum kapsülleri Lityum tuzları olarak da bilinen lityum öncelikle psikiyatrik ilaç olarak kullanılır. Öncelikle bipolar bozukluğu tedavi etmek ve antidepresan kullanımından sonra düzelmeyen majör depresif bozukluğu tedavi etmek için kullanılır. Bu rahatsızlıklarda intihar riskini azaltır.

  1. Lityum ağızdan alınır.
  2. Yaygın yan etkiler arasında artan idrara çıkma, ellerin titremesi ve artan susuzluk sayılabilir.
  3. Ciddi yan etkiler hipotiroidizm, şekersiz diyabet ve lityum toksisitesini içerir.
  4. Potansiyel toksisite riskini azaltmak için kan seviyesinin izlenmesi önerilir.
  5. Seviyeler çok yükselirse, ishal, kusma, zayıf koordinasyon, uyku hali ve kulaklarda çınlama meydana gelebilir.

Hamilelik sırasında kullanılırsa lityum bebekte sorunlara neden olabilir. Emzirirken kullanmak güvenli görünmektedir. Lityum tuzları duygudurum düzenleyiciler olarak sınıflandırılır. Lityumun nasıl işe yaradığı bilinmemektedir.

Lityumun yan etkileri nelerdir?

0242 311 44 33

  1. Ana Sayfa
  2. PSİKİYATRİ – PSİKOTERAPİ
  3. PSİKİYATRİ TANI VE TEDAVİ
  4. Ruhsal Bozukluklarda Lityum Kullanımı

Lityum, psikiyatride birçok kapıyı açan, altın anahtar niteliğinde bir ilaçtır. Mani nöbetlerinin tedavisi ve iki uçlu bozuklukta koruyucu etkisi kanıtlanmıştır. Lityum kanda belli düzeyin altına düştüğünde etkisi olmayan, ancak toksik sınırları da dar olan bir ilaçtır.

  • Etkinliği sağlarken toksik dozlara erişmemek için düzenli kan kontrolleri şarttır.
  • Buna uyum sağlayamayan ve uymayan hastalarda kullanılmaması en uygun yaklaşım olur.
  • Lityum, ağız yoluyla alınımını takiben 18–24 saat kanda kalır ve böbrek yoluyla vücuttan atılır.
  • Gençlerde ve ilaca yeni başlayanlarda ilacın yarılanma ömrü daha kısadır.

Yaşla ve kullanım süresiyle orantılı olarak bu süre uzar. Vücutta en çok tiroid bezi ve böbreklerde tutulur. Beyine girişi ve temizlenişi ise yavaştır. Düzenli alımı takiben 3–8 gün içinde kan ve hücrelerde lityum belli bir dengeye oturur. Bu esnada ilk kan lityum düzeyleri ölçülmelidir.

Lityumun çok çeşitli ruhsal bozukluklarda kullanım alanı mevcuttur. Bunlar; -Mani nöbetlerinin kontrol altına alınması, -Bipolar duygudurum bozukluklarında koruyucu olarak, -Yineleyici depresyonlarda koruyucu olarak, -Siklotimide duygudurum dengeleyici olarak, -Şizoafektif bozuklukta antipsikotiklere yardımcı olarak, -Dirençli depresyonlarda antidepresan etkisini güçlendirmek için, -Antipsikotiklere dirençli şizofrenilerde direnci kırmak için, -Suça eğilimli, saldırgan davranışlar gösteren kişilerde, -Alkol ve madde bağımlılığında duygudurum dengeleyici olarak.

Lityumun hasta üzerindeki uzun dönemli koruyucu etkisine 6–12 aylık bir tedavi sürecinden sonra karar verilmelidir. Önceki hastalık dönemlerinde lityumdan fayda gören, ailede iki uçlu bozukluk ve lityuma iyi yanıt öyküsü olan, aile ve sosyal desteğin güçlü olduğu, maniyi izleyen çökkünlük durumları ve ilacın ilk mani atağında başlanması durumunda etkinlik daha iyidir.

Çökkünlüğü izleyen mani, karma ve hızlı döngülü nöbetler, alkol ve madde kullanımı, kişilik bozuklukları, dürtü denetim bozuklukları, ailede şizofreni öyküsü ve sosyoekonomik durum bozukluğunda etkin yanıt oranı daha düşüktür. Lityumun koruyucu tedavideki etkinliğinin birinci koşulu hastanın ilaca uyumudur.

Bu amaçla hastalara hastalığının özellikleri, hastalığın gidişi ve dönemlerin sonuçları anlatılmalı, yan etkiler konusunda bilgilendirilmelidir. Karşılaştığımız en büyük sorun henüz az sayıda nöbet geçiren genç hastaların, nöbetlerin artık gelmeyebileceği beklentisiyle düzenli ilaç kullanmaktan kaçınmalarıdır.

  • Hâlbuki erken başlanan koruyucu tedavinin etkinliği daha yüksektir.
  • An düzeylerinin kontrolleri düzenli olarak yapılmak kaydıyla lityum çok uzun yıllar güvenle kullanılabilir.
  • Düzenli ilaç kullanan hastaya denemek amacıyla kesme gibi bir hataya düşülmemelidir.
  • Ani kesmelerde nöbetler çok ağır biçimde ortaya çıkabilir.

Kesme zorunluluğu varsa aylar içinde doz ağır ağır düşürülmelidir. Uzun süreli lityum kullanımında hemogram, idrar tahlili, böbrek fonksiyon testleri, kan şekeri, tiroid testleri ve kalp grafisi takip edilmelidir. Antienflamatuar ilaçlar, idrar söktürücü ilaçlar, ACE inhibitörü gibi antihipertansif ilaçlar ve metranidazol ile birlikte lityum kullanımı zehirlenme belirtilerine yol açabilir.

Hastaların kullandığı ilaçları doktorlarına bildirmeleri bu bağlamda çok önemlidir. Lityumun iyileştirici etkisi 7–10 günden önce görülmez. Lityum başlanan hastada 5 gün sonra kan düzeyine bakılır, etkin kan düzeyine gelinceye kadar doz ayarlaması yapılır. İlk 2 ay, bir-iki haftada bir lityum kan düzeyleri ölçülür.

Kan testi gece alınan dozdan 12 saat sonra yapılmalıdır. Lityum seviyesi sabitlendikten sonra kontroller 2–4 ayda bir yapılabilir. Gebeliğin ilk 3 ayında lityum kullanımının, bebekte kalp damar anomalilerini yükselttiğine dair araştırmalar mevcut olup, genel doğum anomalilerinde ciddi bir artış saptanmamıştır.

  • Gebe annede lityum kullanımı zorunlu ise bebeğin fetal kalp incelemeleri yakinen izlenmelidir.
  • Gebelikte ilacın idrar ile atılımı hızlandığından lityum dozunu arttırmak gerekebilir.
  • Lityum, anne sütüne de geçmekte, sütte kan düzeyinin %70’ine ulaşabilmektedir.
  • Emziren annelerin lityum kullanımı tartışmalı olup, kullanılmamasını önerenler olduğu gibi dikkatlice kullanılabileceğini söyleyen araştırmacılarda mevcuttur.

Lityum genelde iyi tolere edilen ve fazla yan etkisi olmayan bir ilaçtır. Bulantı, ellerde titreme, fazla su içme, çok idrar yapma, iştah ve kilo artımı en sık görülen yan etkileridir. Okul ve iş yaşamını pek etkilemez. Dikkat, algılama, konsantrasyon gibi bilişsel yetilerde hafif azalma bazı hastalarda görülebilir.

  • Lityum, tiroid bezi ile yoğun etkileşime girer.
  • Tedavi öncesinde ve her 6 ayda bir tiroid fonksiyonları kanda izlenmelidir.
  • Lityum hipotiroidi ve guatr sıklığını arttırabilir.
  • Guatr görüldüğünde veya tiroid yetmezliği belirtileri çıktığında ilacı çoğu kez bırakma gereği yoktur.
  • Tiroid hormon takviyesi sorunu çözecektir.

Çok su içme ve çok işeme lityum alan hastalarda sıktır. Bu durum bazen hastaları tedirgin eder. İlacı kesmekle düzelen bu yan etki antidiüretik hormonun etkisinin azalmasına bağlıdır. Böbrekte gerçek bir hasar çok nadirdir. Yılda bir veya iki kez böbrek fonksiyon testlerine bakılmalıdır.

Dilde yanma, ağızda metalik tad, bulantı, kusma, ishal, sersemlik hissi, yorgunluk, baş ağrısı, deride döküntü, özellikle kadınlarda saç dökülmesi, gözlerde sulanma, kızarma ve yanma, kanda lökositoz, kilo alımı ve ödem diğer yan etkileri olup çoğu kez ilaç kesmeyi gerektirmez. Lityum zehirlenmesi fazla lityum alımına ve böbrek fonksiyonlarında azalmaya bağlıdır.

Koma ve ölüme kadar gidebilir. Hastane tedavisi gerekir. Uygun tedavi ile vakaların çoğu düzelir.

  • « Kişilik Bozukluğu Türleri, Tanı ve Tedavisi
  • OKB Benzeri Hastalıklar »

Paylaş Facebook Twitter E-Mail Whatsapp

3 * 2 ilaç kullanımı ne demek?

Günde 3 sefer içilmesi gereken ilaç örneğin sabah saat 8.00 de başlanmışsa 2. seferi 16.00 da, üçüncüsü ise gece 24.00 de içilmelidir.

İlaç içtikten ne kadar sonra kana karışır?

Ağız yoluyla ilaç alındığında, mide ve bağırsaklardan emilimi nedeniyle etkisi 30 ila 90 dakikada ortaya çıkar.

İlaç yapan kişiye ne denir?

Bir adam eczacıya danışırken, 2005
İsimleri Eczacı, İspençiyar
Etkin sektörler Sağlık hizmeti, sağlık bilimleri, kimya
Yeterlikler Tıp etiği, sanatı ve bilimi, analitik beceriler, eleştirel düşünme
Gerekli eğitimler Eczacılık lisans diploması (Türkiye’de), PharmD, MPharm, BPharm (Bazı ülkelerde)
İlgili meslekler Hekim, eczacı teknisyeni, toksikolog, kimyacı ve diğer sağlık uzmanları

Eczacı, ilaçların bileşenleri, etkileri, etki mekanizmaları, uygun ve etkili kullanımları konusunda uzmanlaşmış sağlık profesyonelidir, Eczacı, ilaçların etki mekanizması hakkındaki bilgilerini kullanarak ilaçlardan maksimum fayda, minimum yan etki elde etmek ve ilaç etkileşimlerinden kaçınmak için nasıl kullanılmaları gerektiğine hakimdir.

  • Eczacılar, ilaçların biyokimyasal mekanizmalarını ve etkilerini, ilaç kullanımlarını, tedavi edici rollerini, yan etkilerini, olası ilaç etkileşimlerini ve izleme parametrelerini öğrenmek için üniversite veya yüksek lisans düzeyinde eğitim alırlar.
  • Eczacılar bu uzmanlık bilgisini yorumlar ve hastalara, doktorlara ve diğer sağlık hizmeti sağlayıcılarına iletir.

Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu ‘nun eczane ve eczacılık hakkındaki yönetmeliğine göre eczacı, ”Hastalıkların teşhis ve tedavisi ile hastalıklardan korunmada kullanılan tabii ve sentetik kaynaklı ilaç hammaddelerinden değişik farmasötik tipte ilaçların hazırlanması ve hastaya sunulması; ilacın analizlerinin yapılması, farmakolojik etkisinin devamlılığı, emniyeti, etkililiği ve maliyeti bakımından gözetimi; ilaçla ilgili standardizasyon ve kalite güvenliğinin sağlanması ve ilaç kullanımına bağlı sorunlar hakkında hastaların bilgilendirilmesi ve çıkan sorunların bildiriminin yapılmasına ilişkin faaliyetleri yürüten sağlık hizmetini” gerçekleştirir.

Diğer lisans gerekliliklerinin yanı sıra, bazı farklı ülkeler eczacıların Eczacılık Lisansı (BPharm, Bachelor of Pharmacy), Eczacılık Yüksek Lisansı (MPharm, Master of Pharmacy) veya Eczacılık Doktoru (PharmD, Doctor of Pharmacy) derecelerine sahip olmasını şart koşmaktadır. Dünyadaki en yaygın eczacı pozisyonları, eczane eczacısı, hastane eczacısı ve klinik eczacıdır,

Çoğu ülkede meslek, mesleki düzenlemeye tabidir. Bazı ülkelerde yasal uygulama kapsamına bağlı olarak eczacılar bazı yetki alanlarında reçete yazılmasına ve belirli ilaçların uygulanmasına (örneğin aşılar) katkıda bulunabilir. Eczacılar ayrıca endüstride medikal müdür, farmakovijilans uzmanı vb.

Lityum sakinleştirir mi?

BİPOLAR (İKİ UÇLU) BOZUKLUK* BİPOLAR (İKİ UÇLU) BOZUKLUK* Ne IE Yarar HASTA VE YAKINLARI İÇİN SORULARLA BİPOLAR (İKİ UÇLU) BOZUKLUK Duygudurum, insanların içinde bulunduğu içsel-dışsal etmenlere göre dalgalanma gösteren ruhsal süreçlerdir. Bu süreçlerin, uzun süreli ve olağandışı şiddette yaşanıyor olmasına “duygudurum bozukluğu” denir.

  • Duygudurum bozuklukları kabaca iki türlü olabilir.
  • Örneğin; isteksizlik, karamsarlık, hayattan zevk alamama, ağlama isteği gibi duyguların uzun süreli ve şiddetli olması depresyon denilen ruhsal çökkünlüğü akla getirirken, aşırı neşelilik, çok konuşma, enerji artışı, uyuma isteğinde azalma, taşkınlık, öfke manik dönemi düşündürür.

Bu iki rahatsızlık dönemlerinden depresyon ve mani veya yalnız mani dönemlerinin olduğu bu duygudurum bozukluğuna Manik-Depresif bozukluk (iki uçlu bozukluk) denilmektedir. Bu bozuklukta rahatsızlık dönemler şeklinde gelir. Dönemler arasında kişi tedaviyle hastalık öncesi ruhsal iyilik haline geri döner.

Bu bozuklukta kişinin duygu durumu terazi kefelerine benzetilirse terazinin dengede durması hastalarda önemlidir. Görülme sıklığı nedir? Hastalığın toplumda görülme sıklığı yaklaşık % 1’dir. Yani 100 kişiden birinde görülür. Başlangıç yaşı nedir? Hastalık her yaşta görülebilir. Ancak genellikle onlu yaşların sonu, yirmili yaşların başlarında başlar.

Cinsiyet farkı var mıdır? Manik depresif bozukluk kadın ve erkekte eşit sıklıkta görülür. Manik depresif bozukluğun nedeni nedir? Hastalığın nedeni kesin olarak bilinmemektedir. En önemli nedeni soyaçekimdir. Yani ailede aynı hastalığı taşıyan akrabaların bulunmasıdır.

  1. Ancak hastalığın çeşitli nedenlerle tetiklenebileceği bildirilmiştir.
  2. Bunlardan en çok kabul görenler; yakın zamanda karşılaşılan yaşam olayları veya önemli yaşam değişiklikleri, beynin işleyişini etkileyen ilaçlar veya hastalıklar gibi etkenlerdir.
  3. Manik depresif bozukluğun eğitim düzeyi ile ilişkisi var mıdır? Eğitim düzeyi ile hastalık arasında kesin bir ilişki bulunamamıştır.

Manik depresif bozukluğun ekonomik durumla ilişkisi var mıdır? Hastalığın maddi durumla (zenginlik veya fakirlik) ilişkisi bulunamamıştır. Manik depresif bozuklukta soyaçekimin (kalıtımın) rolü var mıdır? Hastalığı olanların anne-baba ve kardeş gibi çok yakın akrabalarında hastalanma riski genel nüfusa göre daha yüksektir.

Ancak manik depresif bozukluğu olan birinin çocuğunda da bu bozukluğun mutlaka olacağı düşüncesi yanlıştır. Manik depresif bozukluğu olanlar evlenebilir mi? Hastaların aktif rahatsızlık dönemi dışında evlenmelerinin önünde herhangi bir engel yoktur. Manik depresif bozukluğun mevsimsel özelliği var mıdır? Her mevsimde görülmesine rağmen, hastalık yaz aylarında daha sık görülür.

İlkbahar/yaz aylarında mani veya hipomani, sonbahar/kış aylarında depresyon daha sık görülür. Manik depresif bozukluğu tetikleyebilen yaşam olayları nelerdir? Askere gitmek, hamilelik, lohusalık, ciddi fiziksel hastalıklar, ekonomik zorluklar, sevilen birinin kaybı, ayrılıklar gibi yaşam olayları hastalığın ortaya çıkmasına veya tekrarlanmasına yol açabilir.

  1. Manik depresif bozuklukta sadece manik dönemler mi görülür? Hayır.
  2. Bazı manik dönemler öncesinde, sonrasında veya sırasında çökkünlük (depresyon) dönemleri de görülebilir.
  3. Hamilelik ve doğum yapmak hastalık açısından risk oluşturur mu? Çalışmalar manik depresif bozukluğu olan kadınlarda doğum sonrası hastalığın % 25-35 oranında tekrarladığını göstermektedir.

Manik dönemin başlıca belirtileri nelerdir? Uykusuzluk, neşe, öfke, enerji artışı, aşırı para harcama, kendini coşku dolu hissetme, aşırı konuşma ve aşırı hareketlilik, cinsel istekte artış, düşüncesizce iş yatırımları, uygunsuz cinsel içerikli konuşma, dikkatini toplamada güçlük, vb.

  1. Hastalar çok hareket etseler de yorgunluk hissetmezler, enerjiktirler.
  2. Çok hızlı ve ara vermeden konuşabilirler.
  3. Sanki düşünceleri birbiri ile yarışıyor gibidir.
  4. Yabancı kişilerle çabuk samimi olabilir ve önceden tanıdıklarını sık arayabilirler.
  5. Saatlerce telefon görüşmesi yapabilirler.
  6. Bir işi bitirmeden bir başkasına geçebilir, gerçekçi olmayan projeler peşinde koşma, anlamsız yatırımlar yapma, kurallara uymama gibi davranışlar gösterebilirler.
See also:  Inovatif Ne Demek?

Her yeni manik dönem öncekilerden daha mı şiddetli olur? Tedavi edilmeyen her atak, sonraki atakların daha şiddetli olmasına neden olur. Hasta manik dönemlerde hasta olduğuna nasıl ikna edilir? Genellikle ikna edilemez. Çoğu kez birkaç ataktan sonra hasta geriye dönük olarak rahatsızlığını kabullenir.

Hasta yakınlarının tutumu ne olmalıdır? Yaptığı her şeye karışılan, öfkeli davranışlara ve eleştirilere maruz kalan hastaların, ilaçlarını düzenli olarak alsalar bile, sık hastalanabildikleri bildirilmektedir. Bu sebeple hastalara doğal davranmak, hastalık hakkında, hastalığı iyi bilgilendirmek, tanımalarını, başlangıç belirtilerini bilmelerini sağlamak ve tedavisine yardımcı olmak önemlidir.

Manik depresif bozukluk bireyin kontrolü altında mıdır? Hayır. Depresif dönemin belirtileri nelerdir? Kendini devamlı üzgün, endişeli hissetme, kötümserlik ve ümitsizlik duygusu, suçluluk ve değersizlik hisleri, günlük aktivitelere ilgi ve isteğin azalması, yoğunlaşma ve karar vermede güçlük, unutkanlık, iştah ve kilo kaybı ya da kilo alımı, ölüm ve intihar düşünceleri, intihar girişimi gibi belirtileri vardır.

  1. Farklı hastaların kendi hastalıklarını tanımlamaları: Depresyon: ” Yeteneklerimin tümünü kaybettim.
  2. Aklım yavaş çalışıyor sanki neredeyse işe yaramaz bir haldeyim.
  3. Çaresizlik ve ümitsizlik içindeyim.
  4. Diğerleri sadece moral bozukluğu olduğunu ve üstesinden gelebileceğimi söylüyorlar.
  5. Ama ne hissettiğim hakkında en ufak fikirleri yok.

Eğer hissedemezsem, düşünemezsem, hareket edemezsem ve de iyileşemezsem niye bu dünyada yaşıyorum ki?” Hipomani: “İlk önce kendimi yüksekte hissediyorum, bu harika bir şey Düşünceler hızlanıyor Sanki yıldızlar daha parlak görünüyor Doğru kelimeleri ve fikirleri anında buluyorum.

  • Daha önce hiç ilgilenmediğim insanlar ve eşyalar birdenbire ilginç hale geliyorlar.
  • Şehvet hislerim artıyor ve baştan çıkarmak ve çıkarılmak karşı konulmaz bir hal alıyor.
  • Endimi çok iyi, çok mutlu ve çok güçlü hissediyorum.
  • O anda her şeyi yapabilirim.
  • Ama bütün bunlar bir noktada değişiveriyor.” Mani: “Zaten hızlı olan düşüncelerim daha da hızlandı.

Düşünceler kendi kendine geliyorlar durduramıyorum. Bulaşıcı bir mizah anlayışım oluyor. Arkadaşlarım benden korkuyorlar. Her şey benim aleyhime oluyor. Çabuk sinirleniyorum, zaman zaman korkularım oluyor, kontrolümü kaybediyorum.” Manik dönem ne kadar sürer? Birkaç haftadan birkaç aya kadar değişen bir aralıkta sürer.

  1. Manik dönem tamamen iyileşir mi? Genellikle hasta, tedavi sonrası daha önceki işlevselliğine döner.
  2. Ancak tedavi edilmeyen hastaların % 20-35′ inde hastalığa ait tortu belirtilerin önemli ölçüde sürdüğü bildirilmektedir.
  3. Manik dönem kendiliğinden geçer mi? İlaç tedavisi uygulamasının yapılmadığı dönemlerde hastalığın 6 ay ile 1 yıl arasında sürdüğü gözlenmiştir.

Ancak ilaç tedavisi ile süre çok kısalmıştır. Manik dönem tekrarlar mı? Tedaviden sonra, tekrarlama için en kritik dönem ilk 3 aydır. Hastaların, yaşam boyu, ortalama 2-30 arası tekrarlamaları olduğu bildirilmektedir. Tekrarlamalar tedaviyle önemli ölçüde azalır.

Manik dönem tedavi edilebilir mi? Tedavi başarısı yüksektir. Ancak tekrarlayabilir. Tedavide amaç nedir? Tekrarlamaları, hastalığın süresini, şiddetini ve olumsuz sonuçlarını azaltmak, hastaların tekrarlamalar arasındaki iş yapabilirliğini artırmaktadır. Kullanılan ilaçlar hemen etki eder mi? Hastalığın tedavisinde lityum, karbamazepin, valproik asid, lamotrijin, antipsikotikler, antidepresanlar ve benzodiazepinler gibi pek çok ilaç kullanılabilir.

Ancak bunlardan en sık kullanılan lityum düzenli kullanımda, hastaların yaklaşık %80′ inde 2-3 haftada etkisini gösterir. Manik depresif bozuklukta korunmak mümkün müdür? Lityum ile %80 etkinlikte bir korunma sağlanabilmektedir. Lityum, uzun süreli alındığında, bu olağandışı ruhsal değişiklikleri kaldırabilir veya en azından bunların sıklığını ve şiddetini azaltabilir.

  • Lityum düzenli kullanılırsa etkili olmaktadır.
  • En önemli sorun hastaların kendilerini iyi hissettikleri dönemde ilaç almayı unutmalarıdır.
  • Lityum bir sakinleştirici değildir.
  • Alışkanlık, bağımlılık yapmaz.
  • Lityum kesildiği zaman yoksunluk belirtileri görülmez.
  • Bazı hastalarda karbamazepin, valproik asit, lamotrijin, eski ve yeni kuşak antipsikotikler ve bunların uzun etkili “depo” formları gibi koruyucu başka ilaçlar kullanılabilmektedir.

Manik depresif bozuklukta tedavi kaç yıl sürer? Tedavinin ne kadar süreceği hastaya göre değişmekteyse de yeni çalışmalar hastalığın ömür boyu tedavi gerektirdiğini belirtmektedir. Manik depresif bozukluğun kalıcı tedavisi yok mudur? Ömür boyu sürebilen bir hastalıktır.

  • Bu yönde, hücre içindeki genetik kodlarla ilgili çalışmalar yapılmaktadır.
  • Ama henüz kalıcı tedavi yönünde kesin bir sonuç yoktur.
  • Manik depresif bozukluğun ilaç dışı tedavi yöntemi var mıdır? İlaçlarla kontrol altına alınamayan dönemlerin tedavisinde elektrokonvulsif tedavi (EKT, “şok”) uygulanabilir.

Akut dönem geçirildikten sonra ve tekrarlar arasında, ilaç tedavisine ilave olarak, psikoeğitim uygulamaları yapılabilir. Manik depresif bozukluğun gidişi nasıldır? Manik depresif bozukluk genel olarak tekrarlayıcı bir hastalıktır. Koruyucu ilaçların uzun süreli düzenli kullanımı, kişinin hastalık hakkında bilgi sahibi olması, tekrarlaması durumunda hemen hekime başvurması, gidişatı olumlu yönde etkileyen özelliklerdir.

  1. Yardım alınabilecek yerler: Manik depresif bozukluğu olan bir kişi mutlaka bir psikiyatrist tarafından tedavi edilmelidir.
  2. Psikiyatri hastaneleri, devlet hastaneleri, üniversite psikiyatri klinikleri, psikiyatrist bulunduran özel hastaneler, özel çalışan psikiyatristler.
  3. Uyarılar: 1.
  4. Hasta koruma amaçlı verilen Lityum, Valproik asit, Karbamazepin, eski ve yeni kuşak antipsikotikler, Lamotrijin gibi ilaçların tedavisine devam etmeli.

Doktordan habersiz ilacı kesmemeli, ya da dozu değiştirmemeli.2. Ani uyku değişikliklerinden sakınılmalıdır. Uykusuz kalmamaya dikkat edilmelidir.3. Doktor kontrollerini aksatmamalıdır.4. Lityumun yan etkilerine karşı aşırı susuz kalmaktan ve az tuzlu yemekten kaçınmalıdır.

Aşırı kusma, ishal gibi durumlarda da hekime başvurulmalıdır. Hekim uygun gördükçe Lityumun kan düzeyine baktırılabilir.5. Alkol, esrar, eroin ve uyarıcılar gibi maddelerden uzak kalınmalıdır.6. Gebelik planlarken doktora danışılmalıdır.7. Uzun süren uykusuzluk, sinirlilik, hızlı konuşma gibi belirtiler hastalığın tekrarlama işaretleri olabilir.

Bu durumda hemen doktorunuza başvurunuz.8. En az iki hafta boyunca sürekli yorgun, karamsar, üzüntü, moral bozukluğu gibi belirtiler varsa hemen doktorunuza başvurunuz. *Dikkat: Buradaki yazı Prof. Dr. Haluk Savaş ve Doç. Dr. Mehmet Yumru tarafından hazırlanmıştır.

Lityum ağır bir ilaç mı?

Lityum, tedavi edici dozlarda kullanıldığında fazla yan etkisi olmayan bir ilaçtır. En sık görülen ve hafif geçen yan etkileri arasında bulantı, fazla su içme ve idrara çıkma, iştah artması ve kilo alma sayılabilir.

Bipolar bozukluk neden olur?

Bipolar, taban tabana zıt olan ‘mani’ ve ‘depresif’ duygudurumuna sahip kişilerde iki uçlu bozukluğu tanımlamaktadır. İki ayrı hastalık dönemlerinde görülen mani, coşkulu, taşkın ve enerjik bir ruh halini ifade ederken, depresif ise üzgün olan, intihara kadar uzanabilecek depresyona işaret etmektedir.

Lityum neden kilo aldırır?

Lityum

LİTYUM

Lityum (Eskalith, Lithonate, Lithotabs, Cibalith-S) bipolar-I bozukluğun kısa dönem ve profilaktik tedavisinde en sık kullanılan ilaçtır. Lityum %70-80 hastada bipolar I bozukluğun kısa dönem tedavisi ve profilaksisinde kulanılmaktadır. Manik ve depresif hecmelerin her ikisinde yalnızca Lityum tedavisine yanıt vermektedir.

Terapotik konsantrasyonunda Lityum tedavisine yanıt alınması en az 3 hafta gerektirmesine rağmen neredeyse manik hastaların %80’i Lityum tedavisine yanıt vermektedir. FDA tarafından onaylanmamasına rağmen Lityum Bipolar I Bozukluğun depresyonunda etkilidir. Lityum ile koruma tedavisi Bipolar I hastalarda manik ve depresif hecmelerin sıklığını, şiddetini ve süresini belirgin şekilde azaltmaktadır.

Bipolar I bozukluğun depresyon ve manik hecmesinin 2. hecmesinden sonra Lityum koruma tedavisi başlanmalıdır. Adolesanlada, aile öyküsünde bipolar I hastalık bulunanlarda, yüksek özkıyım riski olanlarda, ilk atağı manik hecme olanlarda, kötü destek faktörü olanlarda, ilk hecmeye neden olabilecek presipitan faktörü olmayanlarda, 30 yaş ve üstü hastalarda, ilk hecmesi hızlı başlayanalrda ve erkek hastalarda birincil hecmeden sonra Lityum tedavisi başlanmalıdır.

Eğer tek başına lityum tedavisi yetersiz kalırsa kilinisyen Carbamazepine (Tegretol) veya Valproate (Depakene) ile destek tedaviyi düşünmelidir. Şizoaktif bozukluğun (bipolar tip) tedavisinde Lityumun kesinlikle yeri vardır. Majör depresif hecmede Lityumun primer endikasyonu hasta tek başına antidepresan tedaviye yanıt vermediğinde tedaviye eklenmesi şeklindedir.

Birçok çalışma antidepresan tedaviye yanıt vermeyen hastaların %50’sinin Lityuma yanıt verdiğini belirtmektedir. Şizofrenik hastalarda antipsikotik tedaviye Lityum eklendiğinde bulguların 1/5 – 1/2’si azalmaktadır. Bazı şizofrenik hastaların aralıklı saldırgan patlamalarını da Lityum tedavisi ile azaltılabilir.

  1. Lityum şizofrenik hastalarda, hapishane mahkûmlarında, mental retarde hastalarda, saldırgan patlamaların tedavisinde kullanılır.
  2. Afa travması ve epilepsiye bağlı saldırganlıklarda lityumun başarısı düşüktür.
  3. Saldırganlığın tedavisinde kullanılan diğer ilaçlar antikovülzanlar, beta-adrenerjik reseptör antagonistleri ve antipsikotiklerdir.

Lityum tedavisinin en yaygın yan etkileri gastrik rahatsızlık, kilo alımı, tremor, yorgunluk ve hafif bilişsel işlevlerde bozukluktur. Kilo alımı lityumun karbonhidrat mekanizması üstünde az bilinen etkisi sonucu oluşmaktadır. Kilo alımı lityumun neden olduğu ödem sonucu da olabilir.

Lityum tedavisi alan hastalarda şiddetli tremor geliştiği zaman, lityum zehirlenmesi olasılığı düşünülmelidir. Lityum kulanımı disfori, spontanite yokluğu, reaksiyon zamanının uzaması ve hafızanın bozulmasına neden olabilir. Lityumun böbrekteki en yaygın yan etkileri sekonder polidipsi ile birlikte poliüridir.

Poliüri antidiüretik hormonun etkilerinin lityum tarafından antagonize edilmesi ile oluşur, böylece böbrekteki distal tubüllerden sıvı emilimi düşer. Lityumun çok nadir görülen ancak en ciddi yan etkisi glomerulonefrit, interstisyel nefrit ve renal yetmezliğe neden olabilmesidir.

Lityum tiroid işlevlerinin dolaşımdaki tiroid hormonlarının konsantrasyonlarını etkileyerek benign ve geçici bir şekilde azaltarak etkiler. Guatr (%5), benign reversibl exoftalmus ve hipotiroidizm ( hastaların %7-9’u) lityum tedavisinde görülebilir. Eğer hipotiroidizm gelişirse Levotiroxine (Synthroid) tedavisine başlanmalıdır.

Lityum tedavisi altındaki kişilerde TSH düzeyleri her 6 yada 12 ayda bir bakılmalıdır. Lityumun kardiyak etkileri, hipokaleminin EKG (elektrokardiogram) deki etkilerine benzer ve intraselüler potasyumun lityum iyonu ile yer değiştirmesine bağlıdır. EKG deki en yaygın değişiklik T dalgasının düzleşmesi veya tersine dönmesidir.

Değişiklikler benigndir ve lityum vücuttan atıldıktan sonra ortadan kalkar. Lityumun sinus nodundaki pacemakeri baskılaması nedeniyle lityum tedavisi bayılma episodları ile sonuçlanan, sinus disritmine neden olur. Bu nedenle hasta sinus sendromu olan kişilerde lityum tedavisi uygulanmamalıdır. Lityum tedavisinde doza bağlımlı olarak çeşitli deri yan etkileri görülmektedir.

En sık görülen etkileri akneiform, foliküler ve makülopapüler döküntüler, pretibial ülserasyonlar ve psöriazisin kötüleşmesidir. Lityum zehirlenmesinin erken belirti ve bulguları tremor, disartri ve ataksi iken geç belirtileri bilinç bozukluğu, muskuler fasikülasyonlar, myoklonus, nöbetler ve komadır.

Lityum düzeyi ne kadar yüksek ve bu yükseklik ne kadar uzun sürerse bulguların kötülüğü o kadar yüksektir. Lityum zehirlenmesi kalıcı nöronal hasar ve ölüme neden olabileceği için acil müdahale gerektiren bir durumdur. Tedavide lityumun kesilmesi ve dehidratasyonun önlenmesi esastır. Ciddi durumlarda lityumun vücuttan atılması için hemodializ etkili olabilir.

Lityum yaşlılar için güvenilir ve etkili bir ilaçtır. Gebe kadınlar; Erken çalışmalar ilk trimesterde lityuma maruz kalmış yenidoğan bebeklerin %10’unun majör konjenital anomaliler gösterdiğini belirtmişlerdir. En sık malfarmasyon kardiyak sistemde olmakta ve triküspid kapağın Ebstein anomalisiydi.

  1. Doğumdan hemen önce lityum kesilmelidir ve doğumdan sonra postpartum mizaç bozuklukları riski oluşmaya başladığı süre içinde ve annenin bebeği emzirme isteği doğrultusunda tekrar başlanmalıdır.
  2. Emziren annelere lityum verilmemelidir.
  3. Bebeklerde lityum toksisite belirtileri, letarji, siyanoz, anormal reflexler ve bazende hepatomegalidir.

Hafif parkinsonizm ataksi ve disartri ( bu son iki bulgu genellikle lityum intoksikasyonun belirtileridir) gibi nadir nörolojik yan etkilerde olabilir. Lityum alan hastalarda EKT uygulaması gerektiğinde, iki tedavinin bir arada kullanılmasıyla oluşabilecek delirium riskini azaltmak amacıyla, EKT başlamadan 2 gün önce lityum kesilmelidir.

  • Lityum tek değerli bir iyondur, karbonat tuzu şeklinde hızlı etkili ve yavaş salınımlı ağızdan verilebilen preparatları vardır.
  • Plazma konsantrasyonları; akut mani tedavisi için 0,6 – 1,2 Eq/L’dir.
  • Yüksek lityum düzeyleri yüksek toksite riski taşıdığı için genellikle 1,5 mEq/L üstü lityum düzeylerini aşmamak gerekmektedir.

Fazla sodyum alımı (örneğin dietteki ani değişiklikler) lityum düzeyini düşürebilir. Tersine çok düşük sodyum (örneğin fad dietler) da lityum düzeyini toksik düzeylere arttırabilir. : Lityum

Lityum en çok hangi besinlerde bulunur?

Bir Ağır Metal Olarak Lityum, İnsan Sağlığı ve Deri Lityumun kimyasal sembolü “Li”dir. Atom numarası 3, atom ağırlığı 6,941 olan lityum, periyodik tablonun birinci grubunda alkali metaller arasında yer alır. İkinci gruptaki toprak alkalilerin özelliklerini de gösterir. Ne IE Yarar Saf lityum gümüşî renkte, yumuşak bir elementtir. Bıçakla kesilebilir. Sodyumla benzer özellikler taşır. Ancak sodyuma oranla daha az aktiftir ve daha serttir. Yoğunluğu en düşük metaldir. Bu sebeple hidrokarbonlar üzerinde batmadan durabilir. Oda sıcaklığında azot ile reaksiyona giren tek metaldir.

Su ile şiddetli tepkimeye girer. Hava ve su ile kolayca oksitlenir ve lekelenir, kararır. Su ve su buharındaki oksijenle tutuşur. Havadaki oksijenle reaksiyona girerek lityum oksidi oluşturur. Oksitlenmesinin önlenmesi için yağ içinde saklanır. Sıvı halinin sıcaklık değerleri lityumu kullanışlı hale getirir.

İnorganik ve organik reaktiflerle çok sayıda reaksiyona girer. Halojenlerle kolayca bağlanır ve ışık emisyonlu halojenürler oluşturur. Bitkiler tarafından kolayca emilir, bu sebeple birçok sebzede lityum içeriği vardır. Doğada nadirdir, saf olarak bulunmaz.

  1. Yerkabuğunda bulunma oranı yüzde 0,006 civarındadır.
  2. Deniz suyunda 0,1 ppm lityum olduğu tahmin ediliyor.
  3. Dünyada görünür ve potansiyel lityum rezervinin 7 milyon ton olduğu tahmin edilmektedir.
  4. Yıllık lityum üretimi ise 40 bin ton civarındadır.
  5. Ticari lityum elde etmek için spodumen minerali önemli bir cevherdir.

Killer, tuzlu yer altı suları (salamuralar), çeşitli minerallerde lityum içerikleri bulunmaktadır. Lityum içeren mineral sayısı 150 civarındadır; ancak ticari lityum içeren ekonomik mineraller çok azdır. Ticari lityum içeren bazı mineraller şunlardır; petalit, spodümen,lepidolit, ambligonit, trifilit.

Lityum, pil ve bataryaların önemli bir maddesidir. Cep telefonları, dizüstü bilgisayarlar, tabletler, kameralar ve fotoğraf makineleri gibi elektronik cihazların şarj edilebilir bataryaları lityumdan üretilir. Lityum piller, çinko pillerden daha fazla güce sahiptir ve anot olarak kullanılmaktadır. Lityum oksit, özel camlar ve cam seramiklerin üretiminde; lityum stereat, yüksek sıcaklıkta çalışan parçalar için yağlayıcı olarak; lityum hidrit, hidrojen yakıtı depolanmasında kullanılır.

Lityumun metal formunun magnezyumla alaşımı zırh kaplamalarında kullanılmaktadır. Lityum-alüminyum alaşımı ise, hafifliği sebebiyle uçak gövdelerinde kullanılır. Ayrıca lityum karbonat bileşiği alüminyum üretiminde kullanılan maddelerdendir. En çok kullanılan bileşiği de lityum karbonattır.

Lityum hangi hastalara verilir?

Lityum Testi Kaç Günde Çıkar? – Günümüz şartlarında ortaya çıkan bipolar hastalığının gün geçtikçe daha fazla görünmeye başladı. Ortaya çıkan rahatsızlığın kontrol altına alınabilmesi için uygun ve doğru olan tedavi yöntemlerinin uygulanması gerekir. Bipolar rahatsızlığında hastanın geçireceği ataklar sonucunda kontrol altına alınabilmesi ve atakların azaltılması için lityum tedavisine başvurulur.

  1. Tedavi öncesinde uygulanan Lityum testi ile birlikte hastaya verilecek olan ilacın dozu ayarlanmış olur.
  2. Test yapılmadan uzman hekimin doz ayarı yapması mümkün değildir.
  3. Test sayesinde kan değerlerine karar verilir ve hastaya doğru doz takviyesi yapılır.
  4. Fakat yapılan testin sonuçlanabilmesi için beklemek gerekir.
See also:  Qual A MDia Do Tamanho Do óRgãO Masculino Angolano?

Bunu için sonucunda kaç günde çıkacağı hakkında kesin olarak bilgiye rastlamak mümkün değildir. İşlemin yapıldığı hastanenin yoğunluk durumu ele alınarak işlemin yapılması gerekir. Aksi durumlarda raporun sonuçlanması zaman alabilir. Bu sebepten dolayı işlemlerinizi özel hastanede gerçekleştirebilir ve buradan kesin sonuçlanma gününü de öğrenebilirsiniz.

Ani kalp krizine neden olan ilaçlar?

Kalp rahatsızlığı olan hastalarda ağrı kesici kullanımı; kalp krizi ve inme riskini doğuruyor. Ağrı kesicilerin asla kullanılmaması gereken durumlar ise; yeni geçirilmiş bypass cerrahisi, kalp krizi ve bilinen kalp yetersizliğidir. YRD. DOÇ. DR. GAMZE BABÜR GÜLER Kardiyovasküler hastalığı olan (koroner arter hastalığı, inme, hipertansiyon, kalp yetersizliği gibi) insanların yarısından fazlasında kas iskelet sistemi hastalığı ve artrit (eklem iltihabı) olduğu tahmin edilmektedir.

  1. Bu hastalıklar ağrı kesiciler olarak bilinen nonsteroid antiinflamatuar (NSAI) ilaçlarla tedavi edilirler.
  2. Bu ilaçların kalp hastalıklarında kullanımı ile alakalı sakıncalar bulunduğu da bilinen bir gerçektir.
  3. Ağrı kesiciler ağrıyı, iltihabı azaltmakta ve ateş düşürmekte kullanılır.
  4. Ülkemizde reçetesiz olarak, çok kolay ulaşılabilen ilaçlar olması tehlikeyi büyütmektedir.

Geleneksel NSAI ilaçlar (naproksen, buprofen, diklofenak gibi) veya COX-2 inhibitörleri (selekoksib, rofekoksib gibi) olmak üzere sınıflandırılabilirler. On beş yıldan fazladır, araştırmalar, NSAI ilaçların artmış kalp krizi ve inme riskiyle ilişkilendirmektedir.

Ayrıca kan basıncında artış ve kalp yetersizliği de görülebilecek diğer durumlardır. Kalp krizi ve inme riski özellikle rofekoksib (Vioxx) denilen ilaç grubuyla ilişkilendirilmiş ve bu sebeple ilaç Eylül 2004’te toplatılmıştır. Bu kötü deneyim sonrasında NSAI ilaçların kardiyovasküler yan etkileri daha dikkatli incelenmeye başlanmış, çalışmalar bu ölümcül yan etkilerin sadece Vioxx (rofekoksib) ile sınırlı olmadığını göstermiştir.

NSAI ilaçların kan basıncını yükselttiği bilinen bir gerçektir. Anti hipertansif ilaç kullanırken, tansiyonları normal giden bir hastada NSAI kullanımı ile kan basıncı düzeni bozulabilir ve ani yükselmeler ile karşı karşıya kalınabilir. Çalışmalarda uzun süre kullanım ve yüksek doz kullanım kalp krizi ve inme riskini artırmakta daha riskli bulunmuştur.

  1. DOZU DÜŞÜK ASPRİN KULLANILABİLİR Kalp hastalıklarında tedavi yöntemlerimizi belirleyen kılavuzlarda, bilinen kalp yetersizliği olan hastalarda NSAI ilaçların kullanımı kırmızı alarmla verilmektedir.
  2. Ayrıca kendisi de bilinen en eski NSAI ilaçlardan olan aspirin, koroner arter hastalığında olmazsa olmaz ilacımızdır.

Ancak kalp hastalarında kullanılan dozu düşük ve sadece pıhtılaşma hücrelerine etki edecek kadardır. Aspirinle beraber diğer NSAI ilaçların kullanımı ise başka bir tartışmalı konudur. Çünkü bu ilaçların aspirinin kalp koruyucu etkisini azalttığına dair yayınlar varken etkilemediğini söyleyen yayınlar da vardır.

Peki, NSAI ilaçların ne kadar süre kullanımı sorun oluşturur? Bu sorunun cevabını net olarak söylemek mümkün değil. Bypass hastalarında ameliyat sonrası erken dönemde ve yakın zamanda kalp krizi geçirmiş hastalarda yapılan çalışmalardan sonra bazı grup NSAI kullanımı yasaklanmıştır. NSAI ilaçların kesinlikle kullanılmaması gereken durumlar ise, yeni geçirilmiş bypass cerrahisi, yeni geçirilmiş kalp krizi ve bilinen kalp yetersizliğidir.

YAN ETKİLERİNİ BİLMEK GEREK Bir NSAI ilacı hastamıza reçete ederken olası fayda ve yan etkilerinden hastaya bahsetmek hekim olarak bizim görevimizdir. Ancak bir hipertansiyon hastasının bu ilaçların onun tansiyonunu etkileyeceği bilincinde olup hastanın en ufak bir ağrı hissettiğinde dolapta bulunan ilk ağrı kesiciyi danışmadan içmemesi de kendi sorumluluğudur.

  • Bununla birlikte; ciddi artriti (eklem iltihabı) olan ve ilaçsız yürüyemeyen bir hastanın; ilaçların yan etkileri bilinerek ve göze alınarak tedaviye başlaması veya devam edilmesi bazı hastalarda tek seçenek olabilir.
  • Son olarak; kalp hastaları için en iyisi bu ilaçlardan mümkünse kaçınmaktır ancak mümkün değilse, en düşük etkili dozda ilaç kullanmak ve kullanım süresini sınırlamak önemli bir önlemdir.

Özellikle COX-2 inhibitörü dediğimiz NSAI ilaç gruplarının (bu başlayan hekimin bilincinde olması gereken durumdur) bilinen kardiyovasküler hastalığı olan hastalarda kullanılmaması önerilir. Eğer NSAI seçim alternatifimiz olursa asetominofen (parasetamol) kalp krizi ve inme açısından güvenli gözükmektedir.

  • Bununla birlikte; parasetamol dozu günlük 4 bin mg’ı geçerse karaciğer hasarı yapabilir.
  • Isıtlı data olmakla beraber NSAI grubundan Naproksen’in bilinen kalp hastalığı bulunanlarda daha güvenli olduğu ve parasetamolun işe yaramadığı noktada tercih edilebileceği bilgisi bulunmaktadır.
  • Eğer NSAI alırken göğüs ağrısı, nefes darlığı, ani halsizlik hissederseniz; acil hekime başvurmak gerekmektedir.

BUNLARA DİKKAT EDİN Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi’nin (FDA) Eylül 2015’te bu konuyla alakalı bir uyarı metni yayınlamıştır. Metne göre, f Kalp krizi ve inme riski kısa dönem kullanımlarında bile artış göstermektedir ve risk NSAI ilaç alınmaya başlamasıyla ilk haftalarda ortaya çıkabilir.

f Kardiyovasküler risk, NSAI ilaçların yüksek doz ve uzun süreli kullanımları ile daha da artmaktadır. f Kalp hastalığı olanlarda ilaçların riskleri en yüksek olmakla beraber kalp hastalığı olmayanlar da risk altındadır. f Önceki çalışmalarda naproksen grubunun daha güvenilir olduğu gösterilmiş olsa da kesin bir kural olarak söylemek için yeterli değildir.

f Bütün NSAI ilaç çeşitlerinin benzer yan etki riskine sahip olduğunu söylemek için yeterince bilimsel kanıt bulunmamaktadır. f NSAI kullananlarda kalp yetersizliğinde artış olmakta

İlaç ağır gelirse ne olur?

Fazla ilaç kullanımının vücuda zararları nelerdir? – İlaçların gereğinden fazla kullanılması bağışıklık sistemini baskıladığı gibi diğer organ ve sistemler üzerinde de birçok olumsuz etki gösterir.

Yoğun ağrı kesici kullanımı başta mide olmak üzere sindirim kanalının diğer organlarında da çeşitli problemler meydana getirir. Mideyi çeşitli zararlara, enfeksiyon benzeri hastalıklara ve doku hasarına karşı koruyan mide mukozası, fazla miktarda ağrı kesici tüketimi ile zarar görür ve durum midede kanama, ülser ve şiddetli ağrılar gelişmesine neden olur. Ağrı kesici ve antibiyotiklerin bilinçsiz tüketimi aynı zamanda karaciğer üzerinde de büyük olumsuz etkiler meydana getirir. Karaciğer fonksiyon testlerinin bozulması ile başlayan bu sağlık problemi, karaciğer yetmezliği gibi çok daha büyük problemler gelişmesine neden olabilir. Bilinçsiz ilaç kullanımından büyük oranda etkilenen bir diğer organın ise bağırsaklar olduğu söylenebilir. Gereğinden fazla ilaç tüketilmesi bağırsak sisteminin işleyişini bozarak uzun süren kronik ishal problemi yaşanmasına neden olur. Çoğunlukla kimyasal içerikler ile geliştirilen ilaçların fazla miktarda kullanıldığında vücuttan atılması zorlaşır ve böbrek metabolizması üzerinde olumsuz etkiler meydana gelir. Uzun vadede böbreklerin işleyişini büyük oranda bozan hatta böbrek kayıplarına dahi neden olabilen ağrı kesiciler ve benzer ilaçların yalnızca doktor kontrolünde ve gerekli durumlarda kullanılması önerilir.

Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları 7.5.2021 7.5.2021 564027 Bu içeriğin geliştirilmesinde Medical Park Yayın Kurulu katkı sağlamıştır. Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Sayfa içeriğinde tedavi edici sağlık hizmetine yönelik bilgiler içeren ögelere yer verilmemiştir. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz.

1 sınıf geri çekme nedir?

Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü

  • Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumundan:
  • GERİ ÇEKME YÖNETMELİĞİ
  • BİRİNCİ BÖLÜM
  • Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar
  • Amaç
  • MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı, tüketicinin sağlığı ve emniyeti açısından, hatalı olduğundan şüphe edilen, hatalı bulunan ya da kullanılmasında sakınca görülen ürünlerin araştırılması, ayrıca gerekli olduğu durumlarda piyasadan kısa sürede ve etkin bir şekilde geri çekilmesinde ve toplatılmasında uyulacak kural, yetki ve sorumluluklar ile kontrol esaslarını belirlemektir.
  • Kapsam
  • MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik; Kurumun görev alanına giren beşeri tıbbi ürünler, medikal gazlar, geleneksel bitkisel tıbbi ürünler, özel amaçlı diyet gıdalar, homeopatik ürünler, ileri tedavi ürünleri, insan doku ve hücre ürünleri ve tüm bunların üretiminde kullanılan hammaddeler ile bunların üretimini, ithalatını, depolamasını, dağıtımını ve satışını yapan tüm yerler ile nihai kullanıcıları kapsar.
  • Dayanak
  • MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelik; 14/5/1928 tarihli ve 1262 sayılı İspençiyari ve Tıbbi Müstahzarlar Kanunu ile 11/10/2011 tarihli ve 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 27 nci ve 40 ıncı maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.
  • Tanımlar
  • MADDE 4 – (1) Bu Yönetmelikte geçen;
  • a) Geri çekme: Hatalı veya hatalı olduğundan şüphe edilen ürünün, sorumlu firma tarafından belirli dağıtım zincirlerinden toplanmasını,
  • b) Geri çekmenin sınıflandırılması: Ürünün sağlığa zarar verme veya hata niteliğine göre uygulanacak geri çekmenin derecesini ve seviyesini,
  • c) Hatalı ürün: Tüketicinin sağlığı ve emniyeti açısından bir tehlike arz eden veya kalite hataları tespit edilen ürünü,
  • ç) Hatalı olduğundan şüphe edilen ürün: Tüketicinin sağlığı ve emniyeti açısından bir tehlike arz edebileceği veya kalite hataları olabileceği yönünde somut emareler bulunan ürünü,
  • d) Kurum: Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunu,
  • e) Sorumlu firma: Ürünü üreten/ürettiren ve/veya piyasaya veren firmayı,
  • f) Toplatma: Kurumca verilmiş izin veya ruhsat belgesi bulunmayan ürünlerin piyasadan toplatılmasını,
  • g) Ürün: Beşeri tıbbi ürünler, medikal gazlar, geleneksel bitkisel tıbbi ürünler, özel amaçlı diyet gıdalar, homeopatik ürünler, ileri tedavi ürünleri ve insan doku ve hücre ürünleri ile tüm bunların üretiminde kullanılan hammaddeleri,
  • ğ) İyi Üretim Uygulamaları: Ürün ve etkin maddelerin kullanım amacına uygun, kalite standartlarına uyumlu bir şekilde sürekli olarak üretimini ve kontrolünü sağlayan kalite güvence sisteminin parçasını,
  • ifade eder.
  • İKİNCİ BÖLÜM
  • Görev ve Sorumluluklar, Bildirimler ve Karar Süreci
  • Kurum tarafından yapılacak işlemler
  • MADDE 5 – (1) Kurumca yapılan piyasa gözetim ve denetim faaliyetleri sırasında ve Kuruma yapılan bildirimler ile tespit edilen hatalı ürünün değerlendirilmesi ve gerektiğinde piyasadan geri çekilmesi ile ilgili olarak Kurum tarafından yapılacak işlemler aşağıda belirtilmiştir:
  • a) Gerek görülmesi durumunda sorumlu firmadan en kısa sürede bilgi veya açıklama talep etmek,
  • b) Sorumlu firmanın cevabını değerlendirmek ve gerekiyorsa ek bilgi istemek,
  • c) Sorumlu firmanın açıklama ve önerilerini değerlendirmek, geri çekmenin sınıf ve seviyesine karar vermek,
  • ç) Uygulanabilir durumlarda Kurum İlaç Takip Sisteminde veya benzer yazılımlarla ürünle ilgili işlemleri yapmak ve sorumlu firmayı bilgilendirmek,
  • d) Geri çekme işlemlerinin zamanında ve belirlenen seviyede yapıldığına ilişkin takibi yapmak,
  • e) Gerek görülen durumlarda hatalı ürünün üretimini veya ithalatını durdurmak,
  • f) Üretim ya da ithalatın durması söz konusu ise hatanın tekrar etmemesi için gerekli önlemlerin alındığının tespiti halinde, ivedilikle üretim ya da ithalatın yapılmasına izin vermek,
  • g) Geri çekme işleminin sonlandırılması ve dosyanın kapatılması işlemlerini yapmak, ürünü piyasa kontrolleri ile takip etmek,
  • ğ) Geri çekmenin yürütülmesini gerekli gördüğü her safhada denetlemek,
  • h) Sorumlu firmanın, geri çekme işlemini yürütmekte yetersiz kaldığı ve sağlık sorunu yaratabilecek durumlarda gerekli tedbirleri almak,
  • ı) Hatalı ürünün ıslahı söz konusu ise gerekli hallerde ürünün tüm analizlerinin/kontrollerinin yapılıp uygun bulunmasından sonra piyasaya verilmesine yönelik işlemleri yapmak,
  • i) Gerek görülen durumlarda ürünleri piyasadan toplatmak.
  • Sorumlu firmanın ve diğer kuruluşların görev ve sorumlulukları
  • MADDE 6 – (1) Hatalı ürünün değerlendirilmesi ve gerektiğinde piyasadan geri çekilmesi ile ilgili olarak sorumlu firmanın ve diğer kuruluşların görev ve sorumlulukları aşağıda belirtilmiştir.
  • a) Sorumlu firmanın sorumlulukları şunlardır:
  • 1) Herhangi bir anda hemen işleme konabilecek ve kısa sürede etkin bir şekilde geri çekmeye imkan verebilecek şekilde, sorumlulukları, izlenecek yolu, duyuru yapılacak ve bilgi verilecek yerleri, duyuru biçimini, geri çekilen ürünlerle ilgili tutulacak kayıt ve kayıt muhafaza işlemlerini belirleyen bir prosedüre sahip olmak,
  • 2) Hatalı olduğundan şüphe edilen veya hatalı bulunan ürünler hakkında Kurumu ivedilikle bilgilendirmek,
  • 3) Geri çekmenin, geri çekme planı doğrultusunda ve tüm dağıtım zincirinde etkin ve ivedi bir şekilde yapılmasını sağlamak, geri çekmenin indiği seviyeye göre tüm dağıtım zincirlerine bildirim yapmak ve bildirimin yapıldığı yerlerde ürünün bulunup bulunmadığına ilişkin geri bildirim tutanaklarını ve gerekli diğer tüm verileri Kuruma eksiksiz olarak iletmek ve herhangi bir değişiklik veya ek bilgi durumunda gerekli bilgilendirmeyi yapmak,
  • 4) Kurumca açıklama istenmesi durumunda en kısa sürede inceleme ve değerlendirme yaparak geri bildirimde bulunmak, geri çekmenin sınıf ve seviyesi hakkında öneri sunmak,
  • 5) Dağıtım kayıtlarını gerektiğinde ürünün en kısa sürede geri çekilmesini sağlayacak şekilde tutmak, söz konusu kayıtları ve geri çekme işlemi ile ilgili tüm bilgi-belgeleri ürünün raf ömrünün dolmasından itibaren en az beş yıl daha saklamak,
  • 6) Hayati tehlike arz eden durumlarda, Kurumu mesai gün ve saatleri dikkate alınmaksızın derhal haberdar etmek,
  • 7) Geri çekme plânında yapılan değişiklikler hakkında Kurumu bilgilendirmek,
  • 8) Geri çekmeyle ilgili olarak Kurumun öngördüğü tüm önlemleri almak, Kurumun gerekli gördüğü ilave bilgileri sağlamak, iyi niyet ve sorumluluk bilinciyle davranmak,
  • 9) Ürünün ihraç edilmiş olması durumunda, dağıtıcıyı ve ilgili ülke otoritesini bilgilendirmek,
  • 10) Türkiye’de ruhsatlı bir ithal ürünün Türkiye’ye ithal edilmemiş serileri için de, yurtdışında gerçekleştirilen bir geri çekme olması durumunda Kurumu geri çekmenin içeriği ve nedeni hakkında bilgilendirmek.
  • b) Yönetmelik kapsamına giren ürünlerin, depolamasını, dağıtımını ve satışını yapan ve kullanıma sunan, sorumlu firma haricindeki, tüm kurum/kuruluşların sorumlulukları şunlardır:
  • 1) Geri çekme duyurusunun alınmasını müteakip, ilgili partinin kullanımını engellemek ve sorumlu firmanın yönlendirmesine göre ivedilikle işlemleri başlatmak,
  • 2) Geri çekmenin seviyesine ve sınıfına göre sorumlu firmanın geri çekme duyurusuna cevaben geri bildirim tutanağı düzenleyerek, ürünün bulunması halinde iade işlemlerini başlatmak,
  • 3) Kurum tarafından talep edilecek her türlü bilgi ve belgeyi sunmak, gerektiğinde Kurum denetimine açık olmak,
  • 4) Gerektiğinde geri çekme işleminin eksiksiz ve zamanında yapılabilmesi için bir geri çekme planına sahip olmak,
  • 5) Ürünün dağıtımının yapıldığı yerlerle en kısa sürede irtibat kuracak bir sistem oluşturmak.
  • Bildirim süreci
  • MADDE 7 – (1) Hatalı olduğundan şüphe edilen veya hatalı bulunan ürünler ile ilgili bildirimler, kişi, kurum ve kuruluşlar tarafından Kuruma, il sağlık müdürlüklerine veya sorumlu firmaya yapılabilir.
  • (2) Bildirimler ile ilgili aşağıda belirtilen süreç uygulanır:

a) Sorumlu firmaya yapılan bildirimlerde, hatalı olduğundan şüphe edilen veya hatalı bulunan ürün bildirimlerinde sorumlu firma şikayet değerlendirme işlemini başlatır. Sorumlu firmaya yapılan bütün bildirim ve şikayetler detaylı bir biçimde incelenir ve yapılan değerlendirmeler sonrasında bildirimin bu Yönetmelik kapsamında olmadığının/geri çekme işlemi gerektirmediğinin tespiti halinde şikayet ve rapor sorumlu firma kayıtlarında tutulur.

  1. Eğer bildirim ve şikayet bu Yönetmelik kapsamında değerlendiriliyor ise, firma tarafından ek-1’deki form doldurularak Kuruma gönderilir.
  2. B) Kurum ve il sağlık müdürlüklerine yapılan bildirimlerde, hatalı olduğundan şüphe edilen veya hatalı bulunan ürün bildirimlerinin Kurum veya il sağlık müdürlüklerine yapıldığı durumlarda bildirim yapılan ürün fiziksel olarak mevcut ise bu ürün incelenmek ve değerlendirilmek amacıyla Kuruma teslim edilir.

Gerektiği durumlarda bildirim Kurum tarafından sorumlu firmaya iletilir ve firmadan bilgi alınır. Sorumlu firma tarafından bizzat tespit edilen ürün kalitesi ile ilgili şüpheli durumlar ek-1’deki form doldurularak Kuruma bildirilir. Bildirimlerin değerlendirilmesi MADDE 8 – (1) Kurumca yapılan piyasa gözetim ve denetim faaliyetleri ve Kuruma yapılan bildirimler ivedilikle değerlendirilir.

  1. a) Sorumlu firmanın ürün ile ilgili araştırmasını genişletmesini ve risk değerlendirme çalışması yapmasını isteyebilir.
  2. b) Geri çekme kararı alınmaksızın, nihai karar verilinceye kadar ürünün ilgili veya bütün partilerinin dağıtılmasını engelleyebilir.
  3. c) Geri çekme kararı alarak ek-1’de yer alan formun doldurulmasını isteyebilir.
  4. ç) Hatanın tekrar etmemesi için İyi İmalat Uygulamalarına göre gerekli ve uygun önlemlerin alınmasını isteyebilir.
  5. d) İyi Üretim Uygulamaları ile ilgili sorun tespit edilmesi halinde ilgili sorunun tesiste üretilen farklı ürünleri de etkilediği durumlarda geri çekmeye konu ürünle beraber etkilenen diğer ürünlerin üretimini ve/veya ithalatını durdurabilir.
  6. (2) Değerlendirme sonucunda ürünün geri çekilmesine karar verilmesi hâlinde, geri çekmenin sınıf ve seviyesi belirlenerek geri çekme işlemleri başlatılır.
  7. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
  8. Geri Çekmenin Sınıflandırılması, Geri Çekmenin Nedenleri ve
  9. Geri Çekme İşlemleri
  10. Geri çekmenin sınıflandırılması
  11. MADDE 9 – (1) Geri çekmenin sınıfı, hatalı veya hatalı olduğundan şüphe edilen ürünün tüketici sağlığına zarar verme riski ve hatanın niteliği değerlendirilerek belirlenir.
  12. (2) Geri çekmenin sınıfları aşağıda belirtilmiştir:
  13. a) Birinci sınıf: Ciddi ve hayati sağlık sorunlarının çıktığı ve çıkabileceğine dair kabul edilebilir nedenlerin bulunduğu durumlar.
  14. b) İkinci sınıf: Geçici ve tedavi edilebilir sağlık sorunlarının çıktığı veya muhtemel olduğu durumlar.
  15. c) Üçüncü sınıf: Ürünün kullanılmasının sağlığa zararlı olmadığı durumlar.
  16. Geri çekmenin sınırları
  17. MADDE 10 – (1) Geri çekmenin dağıtım zincirinin hangi seviyesine kadar ineceği şu şekilde belirlenir:
  18. a) A seviyesi, nihai kullanıcı seviyesine kadar iner.
  19. b) B seviyesi, nihai kullanıcıya ürünü sağlayan tüm yerlere kadar iner.
  20. c) C seviyesi, toptan satış, depo vesaire seviyesine kadar iner.
  21. Geri çekmenin nedenleri ve başlatılması
  22. MADDE 11 – (1) Geri çekme nedenleri arasında, bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla her türlü kalite hataları, etkililik ve güvenlilik sorunları, spesifikasyon dışı sonuçlar, ambalaj hataları, izin/ruhsat uygunsuzluğu, mevzuata uyumsuzluklar, üretim yeri şartlarının İyi Üretim Uygulamaları kurallarına uymaması gibi hususlar yer almaktadır.
See also:  Qual O Melhor Omega 3 Do Mercado?

(2) Kurumca geri çekme kararı alınması halinde, Kurum sorumlu firmayı durumdan haberdar eder ve sorumlu firma tarafından en geç beş işgünü içerisinde ek-1’de yer alan formun doldurulmasını ve gönderilmesini ister. Sorumlu firma tarafından gönderilen bilgi ve belgeler incelendikten sonra Kurum tarafından halk sağlığı da gözetilerek, önlem olarak ürünün üretiminin/ithalatının durdurulup durdurulmaması, stoklarda ve piyasada bulunan diğer partilerin satışlarının durdurulup durdurulmaması hakkında karar verilir.

3) Geri çekmeyi gerekli kılabilecek bir durumun sorumlu firma tarafından tespit edilmesi halinde, firma geri çekme işlemine derhal başlar. Ek-1’deki formu doldurarak Kuruma gönderir. Kurum önerilen geri çekme sınıf ve seviyesinde değişiklik yapabilir. (4) Birinci sınıf geri çekmeyi gerektirecek durumlar hariç olmak üzere, tespit edilen uygunsuzluğa benzer bir uygunsuzluğun son beş yıl içerisinde tespit edilmediği münferit hallerde, ilgili parti İlaç Takip Sisteminde bloke edilerek, sorumlu firmadan açıklama istenmesi yoluna gidilebilir.

Böyle hallerde sorumlu firmanın Kuruma beş işgünü içerisinde sunduğu açıklama değerlendirilerek ürün hakkında nihai karar verilir. Geri çekmenin duyurulması MADDE 12 – (1) Bir geri çekme kararı alındığında, durum sorumlu firma tarafından en kısa sürede ek-2’de yer alan duyuru metnine uygun olacak şekilde, geri çekme seviyesine göre ürünü bulundurabilecek tüm kurum/kuruluşlar ve kişilere bildirilir.

  • (3) Geri çekmenin sınıfına göre aşağıdaki işlemler uygulanır:
  • a) Birinci sınıf geri çekmelerde süreç aşağıdaki şekildedir.
  • 1) Kurum, tüm kitle iletişim araçlarını kullanarak hatalı ürünler hususunda kamuoyunu bilgilendirir.
  • 2) Sorumlu firma tarafından, geri çekme seviyesine göre hatalı partiye ait ürünü bulundurabilecek tüm kurum/kuruluşlar ve kişilere yazılı duyuru yapılır.
  • 3) Duyurunun yapılmasından sonra sorumlu firma tarafından, 24 saat içinde piyasada mevcut hatalı ürünün kontrol altına alınması için gerekli tedbirler alınır.
  • 4) Gerçekleştirilen işlemlerle ilgili haftalık olarak Kuruma bilgi verilir.
  • b) İkinci sınıf geri çekmelerde, duyurunun yapılmasını takiben sorumlu firma tarafından hatalı ürünün 48 saat içinde kontrol altına alınması için gerekli tedbirler alınır.
  • c) Üçüncü sınıf geri çekmelerde duyurunun yapılmasını takiben sorumlu firma tarafından hatalı ürünün 72 saat içinde kontrol altına alınması için gerekli tedbirler alınır.
  • ç) Geri çekmelerle ilgili duyurular Kurumun resmî internet sitesinden yapılabilir.
  • Dağıtım ve satışı durdurma
  • MADDE 13 – (1) Geri çekme duyurusundan sonra, hatalı ürünü bulunduranlar, bu ürünün dağıtımını ve satışını durdurmak, geri çekme işlemi bitinceye kadar gerekli tedbirleri almakla yükümlüdürler.
  • Üretim veya ithalat faaliyetlerinin devamı

MADDE 14 – (1) Kurum tarafından geri çekme işlemi uygulanan ürünün üretiminin veya ithalatının durdurulması kararı alındığında sorumlu firma ürünün üretimini veya ithalatını durdurur. Hatanın nedeni ve tekrarlanmaması için alınan tedbirler ile ilgili bilgilerin Kuruma verilmesinden sonra, Kurumca ivedilikle değerlendirme yapılarak üretimin veya ithalatın devam edip etmeyeceği hususunda karar verilir.

  1. Ön rapor
  2. MADDE 15 – (1) Geri çekme işleminin sınıf ve seviyesine göre hatalı ürün ile ilgili, belirtilen süreler içerisinde gerekli işlemler yapılır ve geri çekme kararının firmaya bildirilmesinden itibaren on iş günü içerisinde ek-3’te belirtilen hususları içeren ön rapor hazırlanarak Kuruma gönderilir.
  3. Ürün tazmini
  4. MADDE 16 – (1) Sorumlu firma, geri çekilen ürünlerden dolayı ilgililerin uğrayacakları mağduriyeti gidermekle yükümlüdür.
  5. Nihai rapor ve geri çekmenin sona ermesi
  6. MADDE 17 – (1) Sorumlu firma, geri çekmenin indiği seviyeye kadar piyasada mevcut tüm hatalı ürünlerin geri çekildiğinden emin olduktan sonra, talebe istinaden Kurum tarafından verilen ek bir süre olmadığı durumlarda, en geç on iki hafta içerisinde ek-4’te yer alan bilgileri de içeren nihai raporu hazırlayarak Kuruma verir.

(2) Geri çekmenin sona erdirilmesi kararı Kurumca sorumlu firma tarafından sunulan bilgiler değerlendirilerek verilir. Geri çekmenin yetersiz görüldüğü durumlarda Kurum işlemlerin devam etmesini firmadan isteyebilir. İmha veya ıslah MADDE 18 – (1) Islahın söz konusu olmadığı durumlarda hatalı ürünün Kurum yetkililerince tespit işlemlerinin gerçekleştirilmesinden sonra sorumlu firma tarafından mahrecine iadesi veya yürürlükteki mevzuat doğrultusunda imhası yapılır.

  • Geri çekme sürecinin tamamlanması
  • MADDE 19 – (1) İmha ve ıslah işlemleri tamamlandıktan sonra sorumlu firma tarafından verilen tüm bilgiler Kurumca değerlendirilir. Kurum tarafından;
  • a) Geri çekmenin tam olarak yapıldığından,
  • b) Geri çekilen ürün ıslah edilecekse ıslahının tamamlandığından,
  • c) İmha edilmesi gerekiyorsa, imhasına ilişkin ilgili mevzuata göre yetkilendirilmiş kuruluşa teslim edildiğinden veya imha edildiğinden ya da mahrecine iade edildiğinden,
  • ç) Aynı hatanın tekrarlanmaması için gerekli önlemlerin alındığından,
  • emin olunduktan sonra geri çekme sürecinin tamamlandığına karar verilir.
  • DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
  • Çeşitli ve Son Hükümler
  • Yaptırımlar

MADDE 20 – (1) Sorumlu firma hakkında, 9 uncu maddenin dördüncü fıkrasında belirtilen münferit haller dahil olmak üzere tespit edilen uygunsuzlukla ilgili olarak, ürünlerin her bir partisi için 1262 sayılı İspençiyari ve Tıbbi Müstahzarlar Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.

Sorumlu firma tarafından gönüllü başlatılan, ikinci ve üçüncü sınıf geri çekmelerde, geri çekmeye konu birden fazla parti bulunması durumunda bu hükümler parti bazında uygulanmaz. (2) Geri çekme duyurusundan sonra, hatalı partinin satışına devam eden sorumlu firma, ecza deposu, eczaneler gibi işletmeler hakkında fiilin niteliğine göre 1262 sayılı İspençiyari ve Tıbbi Müstahzarlar Kanununun, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun ve 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.

Ayrıca, geri çekme kararını uygulamayan veya geri çekme kararı verildikten sonra geri çekme dosyası üç yıl içinde kapatılmayan ürünün ruhsatı askıya alınır. Ürün ruhsatı askıya alındıktan sonra geri çekme dosyasının bir yıl içerisinde kapatılmaması durumunda ise ruhsat iptal edilir.

  1. Yürürlükten kaldırılan yönetmelik
  2. MADDE 21 – (1) 15/8/1986 tarihli ve 19196 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Farmasötik ve Tıbbi Müstahzar, Madde, Malzeme, Terkipler ile Bitkisel Preparatların Geri Çekilmesi ve Toplatılması Hakkında Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır.
  3. Yürürlük
  4. MADDE 22 – (1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
  5. Yürütme
  6. MADDE 23 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanı yürütür.
  7. Ek-1 Hatalı Bulunan ve Hatalı Olduğundan Şüphe Edilen Ürün Bildirim Formu
  8. 1. Ürünün adı, farmasötik şekli ve dozu,
  9. 2. Geri çekilecek ürünün parti numarası, son kullanım tarihi ve imal tarihi,
  10. 3. Geri çekme kararının nedeni, tarihi, hatanın tespit edildiği durumlar,
  11. 4. Hataya bağlı riskin tahmini, risk altındaki tüketici grubu,
  12. 5. Hatalı parti ve partilerin toplam sayısı,
  13. 6. Piyasaya verilen diğer partilerin ve ürünlerin hatadan etkilenip etkilenmediği,
  14. 7. Ürünün hatalı parti/partilerinin ihracatının yapılıp yapılmadığı,
  15. 8. Dağıtımı yapılan ürün miktarı,
  16. 9. Parti bazında dağıtımın yapıldığı yerlerin (depo, eczane, hastane ve diğer kurum/kuruluşlar) isimleri ve dağıtılan ürün miktarı,
  17. 10. Önerilen geri çekmenin sınıfı ve seviyesi,

11. Geri çekme işleminden sorumlu kişilerin iletişim bilgileri.

  • Ek-2 Duyuru Metni
  • 1. Ürünün adı,
  • 2. Farmasötik şekli ve dozu,
  • 3. Parti no, son kullanma tarihi,
  • 4. Geri çekme nedeni,
  • 5. Geri çekmenin seviyesi ve sınıfı,
  • 6. Ürünün ne şekilde geri çekileceği,

7. Geri çekilen ürünün ne şekilde tazmin edileceği.

  1. Ek-3 Ön Rapor İçeriği
  2. 1. Hatalı ürünün parti bazında üretilen/ ithal edilen miktarı ve piyasaya ilk veriliş tarihleri,
  3. 2. Geri çekmenin sınıf ve seviyesine göre ürünü bulunduran ve bulundurabilecek yerlere gönderilen duyuru mektubunun örneği,
  4. 3. Hatanın nereden kaynaklandığına ilişkin ön inceleme ve değerlendirme raporu,

4. Benzer hatalara ilişkin şikâyetlerin gözden geçirilmesi sonucu elde edilen rapor.

  • Ek-4 Nihai Rapor İçeriği
  • 1. Geri çekmenin bildirildiği yerler, tarih ve bildirme şekli,
  • 2. Geri çekme duyurusuna uyan müşteri sayısı ve ellerindeki miktarları gösteren geri bildirim tutanakları,
  • 3. Uyarıya dikkate almayan müşteriler,
  • 4. Hatanın kök nedeni ve düzeltici önleyici faaliyetlere ilişkin bilgi ve belgeler,

5. Geri çekilen ürünün toplam sayısı (bu miktar mahalli sağlık otoritesince bir tutanakla tespit edilir.), 6. Geri çekilen ürün hakkında uygulanacak işlem. : Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü

İlaç vücuda ne yapar?

İlacın vücuda alınışı (oral, deri, inhalasyon vb.) kimyasal, metabolik değişikliğe uğraması ve vücuttan atılması olayıdır. gerekmektedir. İlaçların etkilerinin sonlanması ilaçların biyotransformasyonu sonucu olur.

En hafif depresyon ilacı hangisi?

Lustral İlacının Etkileri Nelerdir? – Lustral antidepresanının çözüm bulduğu bir çok ruh hali şikâyeti vardır. En yaygın kullanılan ve en zararsız olan antidepresan olarak bilinir. Tablet ya da kapsül halinde satışı bulunan bu ilaç tok karın ile alınması gerekir.

Aç karnına ilaç ne zaman içilir?

Aç olarak alınması gereken ilaçlar, yemek yemeden en az 30 dakika önce veya yemekten en az iki saat sonra alınmalıdır. Örneğin, akşam aç olarak alınması gereken ilacınız varsa orucunuzu bir yudum su, zeytin ya da hurma ile açtıktan sonra ilacınızı içmeli ve yemeğinizi yarım saat sonra yemelisiniz.

Türkiye’de ilk eczacı kimdir?

1840 yılında eczacı okulundan mezun olan Ahmed Mustafa Efendi, Osmanlı İmparatorluğu döneminde İstanbul’da öğrenim görerek ‘eczacılık diploması’ alan ilk eczacıdır.

İlaç nedir 10 sınıf?

İLAÇ: Canlı hücre üzerinde meydana getirdiği etki ile bir hastalığın teşhis ve tedavisini veya bu hastalıktan korunmayı mümkün kılan kimyasal preparatlara ilaç denir.

İlaç nasıl kullanılır?

Doğru İlaç Kullanımı | Pharmatürk Ecza Deposu Akılcı ilaç kullanımı, öncelikli olarak halkın sağlığını ve toplumun çıkarını gözetir. Akılcı ilaç kullanımının sağlanabilmesi için aşağıdaki hususlara dikkat edilmesi gerekmektedir:

Öncelikle hastanın probleminin tanımlanması, yani hekim tarafından doğru teşhisin konulması gerekmektedir. Buna paralel olarak, ilaçlı veya ilaçsız, etkili ve güvenilir tedavinin tanımlanması, eğer ilaçla tedavi uygulanacaksa, uygun ilaçların seçimi, her bir ilaç için uygun dozun ve uygulama süresinin belirlenmesi ve uygun reçetenin yazılması basamakları izlenmelidir. Bu aşamada onaylanmış, güncel tanı ve tedavi kılavuzları esas alınmalıdır. Kullanılmakta olan ve en son kullanılan ilaçlar, hastanın alerjik durumları sorgulanmalı ve hasta tarafından belirtilmelidir. İlaçların nasıl, hangi dozda, hangi sıklıkta (günde 2 defa, 12 saat arayla), ne kadar süre (kaç gün) kullanılacağı ve hangi koşullarda saklanacağı hastaya tam olarak anlatılmalı ve hasta/hasta yakını tarafından eksiksiz olarak uygulanmalıdır. Hasta/hasta yakını ilacın olası yan etkileri, ilacın besin ve ilaç etkileşimleri konusunda bilgilendirilmelidir. Bu durum hasta/hasta yakını tarafından da sorgulanmalıdır. İlaçlar kullanma talimatında belirtilen şekilde saklanmalıdır. Uygun olmayan saklama koşullarında ilaçların kimyasal yapılarında bozulma olabileceği yani etkisini kaybedebileceği hatta istenmeyen etkilerin ortaya çıkabileceği, zehirlenmelerin oluşabileceği unutulmamalıdır. Buzdolabında saklanması gereken ilaçlar kesinlikle buzlukta saklanmamalı ve dondurulmamalıdır. Hamilelik ve emzirme döneminde, çocuklarda, yaşlılarda, böbrek ve karaciğer yetmezliği olan hastalarda, kronik hastalığı olanlarda, ilaç alerjisi öyküsü olanlarda ilaç kullanımı konusunda daha dikkatli olunmalıdır. İlaç; hekimin veya eczacının önerisi dışında; çiğnenerek, kırılarak, bölünerek veya suda çözülerek kullanılmamalıdır. Unutmayınız ki her ilaç buna uygun olarak üretilmemiştir. İlaçlar çocukların göremeyeceği, ulaşamayacağı yerlerde, ışıktan ve nemden korunarak ve ambalajında saklanmalıdır. İlaç, hekiminiz tarafından önerilen süre boyunca kullanılmalıdır. İlaç kullanımı yarıda kesilmemeli, hekime danışmadan doz değişikliğine gidilmemelidir. Doz atlamamaya ve ilacı hekimin önerdiği şekilde almaya özen gösterilmelidir. İlaç dışı gıda takviyesi, bitkisel ürün gibi tedaviye yönelik diğer ürünlerin bilinçsiz kullanımından kaçınılmalıdır. Kesilmiş veya açılmış ambalajlar satın alınmamalı, son kullanma tarihi geçmiş olan ilaçlar kesinlikle kullanılmamalıdır.

Kaynak : http://www.akilciilac.gov.tr/

İlaç kimyası nedir?

Farmasötik Kimya AD – Eczacılık Fakültesi – Süleyman Demirel Üniversitesi Farmasötik Kimya Anabilim Dalı Farmasötik kimya, ilaç etken maddesinin tasarımını, sentezini, yapı aydınlatmasını, miktar tayinini, yapı etki ilişkilerini, metabolizmasını, inceleyen bir bilim dalıdır.

  1. Daha etkili, daha az yan etkili ve daha az toksik olan ideal ilacı geliştirmeyi amaçlar.
  2. Geliştirdiği ilaç etken maddesinin etkisinin araştırılmasını da farmakoloji, biyokimya, mikrobiyoloji gibi bilim dalları ile beraber çalışarak saptar.
  3. İlaç etken maddesinin ADMET (absorbsiyon, dağılım, metabolizma, eliminasyon ve toksisite) özelliklerini inceler.

Farmasötik kimya çalışması genellikle laboratuvar ortamında yapılır. Farmasötik kimyayı öğrenip incelemek, öğrencilerin hayat kurtaran ilaçları geliştirerek başkalarına yardım etmelerine olanak tanır. Farmasötik kimya ayrıca ilaç etken maddesinin farmakokinetik ve farmakodinamik özelliklerini de inceler ve bunlar, ilaçların vücut üzerindeki etkilerini öğrenmek için önemlidir.

Farmasötik Kimya I, Farmasötik Kimya II, Farmasötik Kimya III, Farmasötik Kimya IV, Farmasötik Kimya Laboratuvarı I, Farmasötik Kimya Laboratuvarı II, Farmasötik Kimya Laboratuvarı III, Farmasötik Kimya Laboratuvarı IV, Medisinal Kimyada Bilgisayar Uygulamaları, Medisinal Kimyada Biyoenformatik ve İlaç Metabolizması dersleri verilmektedir.

Akademik Kadro 1- 2- 3- 4- 5-

: Farmasötik Kimya AD – Eczacılık Fakültesi – Süleyman Demirel Üniversitesi

İlaçlar kaç şekilde adlandırılır?

İlaçlar, farmasötik şekillerine göre ve tedavi edici niteliklerine göre olmak üzere iki şekilde sınıflandırılabilir.