Laboratorio Cianorte

Dicas, Recomendações, Ideias

Prednol Ne IIn KullanıLıR?

Prednol Ne IIn KullanıLıR

Prednol nedir ve ne için kullanılır?

PREDNOL, 30 g’lık alüminyum tüp içerisinde kullanıma sunulmaktadır. PREDNOL kortikosteroidlere cevap veren gelişmiş deri rahatsızlıklarında dışarıdan cilde sürülerek kullanılır. Bunlar; deride şiddetli ve uzun süreli kızarıklık, genital bölgede kaşıntı, döküntü ile seyreden bazı dermatit türleridir.

Prednol ilaç hangi hastalıklarda kullanılır?

Gözde Virüs (örneğin herpes) veya mantar enfeksiyonu. Son zamanlarda kalp krizi geçirdiyseniz Kalp yetmezliği dahil kalp problemleri. Hipertansiyon (Yüksek kan basıncı) Hipotiroidi (tiroid bezinin az çalışması). Pankreatit (karın bölgesinde ve sırtta ciddi ağrıya neden olan pankreas iltihabı).

Prednol kortizonlu bir ilaç mıdır?

PREDNOL -L enjeksiyon için beyaz toz ve çözücü formundadır. Metilprednisolon sodyum süksinat etkin maddesini içerir. Kortikosteroidler adı verilen bir ilaç sınıfına dahildir. Kortikosteroidler vücudunuzda doğal olarak üretilirler ve birçok vücut fonksiyonu için önemlidirler.

Prednol-l nedir ne için kullanılır?

Astım tedavisinde, 1-4 mg/kg/gün dozu 1-3 gün için önerilmektedir. PREDNOL – L kullanımıyla büyümede gerileme riski söz konusu olduğundan, çocuklarda zorunlu nedenler olmadıkça kullanılmamalıdır.

Kortizon bıraktıktan sonra ne olur?

İltihaplı romatizma hastaları, genellikle hayatlarının bir döneminde, tedavilerinin bir parçası olarak kortizon (steroid) almak zorunda kalabilirler. Kortizon adını duyar duymaz hastalar genellikle, aman bunu kullanmak istemiyorum, çok zararlı diye tepki gösteriyorlar.

  • Oysa kortizon, birçok iltihaplı romatizma hastalığında olduğu kadar astım, ürtiker gibi alerjik hastalıklar, nörolojik hastalıklar gibi tıpta birçok hastalıkların seyrinde hayat kurtarıcıdır.
  • Romatolojide, lupusun böbrek tutulumu, beyin tutulumu, kan hücrelerinde ağır tutulum, vaskülitle giden hastalıklarda böbrek ve diğer hayati öneme sahip organ tutulumlarında, yüksek dozlarda kortizon kullanmak hayat kurtarıcıdır.

Romatid artrit tedavisinde, hastalığı kontrol altına alan ilaçların etkileri ortaya çıkana kadar iltihabı ve ağrıyı kontrol etmek için düşük doz kortizon kullanmak gerekir. Kortizon bir ömür boyu değil, hastalığı kontrol altına alan asıl romatizma ilaçlarının etkisi başladıktan sonra, doktor kontrolünde en kısa sürede azaltılarak kesilmelidir.

  1. Ortizonun mucizevi faydalarının yanı sıra önemli yan etkileri de yar.
  2. Yani iki ucu keskin bıçağa benzetilebilir.
  3. Ortizon tedavisi alırken erken dönemde karşılaşılan yan etkilerden biri kan şekeri düzensizliğidir.
  4. Ortizon kullanırken beslenme ve egzersiz gibi gerekli önerilere uyulmazsa, insülin direncine (kan şekerinin enerji için dokulara ulaşamaması) hatta şeker hastalığına yatkın bireyde kortizona bağlı şeker hastalığına neden olabilir.

Şüphesiz bu durum geçici olup, kortizonun kesilmesiyle geri döner. Ancak bu durumun önüne geçmek için, kortizon kullanırken hastalarımıza özel bir diyet veririz. Yeterli gelmezse metformin gibi, insülin direnci ve tokluk şekerine etkili bir tedaviyi ekleriz.

Steroid alan her hasta, özel bir diyet yapmalı. Bu diyetin en önemli özelliği, tuzun kısıtlandığı, proteinden zengin (et, yumurta, balık ve özellikle kalsiyum kaynağı olacak süt ürünleri), glisemik indeksi düşük liften zengin karbonhidrat (rafine un ve şekerden fakir, kan şekerinizi ve insülini hızlı yükseltmeyen-glisemik indeksi düşük gıdalar) tercih edilmeli.

Şeker ihtiyacını ara öğün olarak, gün içinde çok şekerli olmayan meyveden sağlayabilirsiniz. Bu aynı zamanda kortizon kullananlarda, potasyum ihtiyacını da karşılar. Her meyve potasyumdan zengindir. Tatlandırıcı veya şeker kullanmak yerine, bol tarçın eklemek, hem inflamasyon (yangı) üzerine olumlu etkisi olacak hem de şeker ihtiyacınızı azaltacaktır.

  • Omega-3’ten zengin beslenerek hem yangı hem de kemik-kas sağlığını desteklemek gerekir.
  • Günlük omega-3 ihtiyacınız 500mg; bunu haftada 2-3 balık tüketerek veya keten tohumu, ceviz gibi bitkisel ürünleri beslenmenize ekleyerek de sağlayabilirsiniz.
  • Ortizon kullanırken, kullandığınız doza bağlı enfeksiyonlara yatkınlığınız da artar.

Bu nedenle toplumda sık görülen ve aşıyla korunmanın mümkün olduğu pnömokok (zatürre) ve influenza (grip) aşılarını olmanız önerilir. Kortizonun uzun dönemde ortaya çıkan yan etkilerinden biri de osteoporoz (kemik erimesi)’dur.3 aydan uzun süreli ve 5mg ve üzerinde kortizon kullanımı, kortizona bağlı osteoporoza neden olur.

  • Ortizona bağlı osteoporozdan korunmak için, yeterli düzeyde vitamin D ve kalsiyum almak gerekir.
  • Günlük vitamin D ihtiyacımız 1000 IU (kışın 2000 IU ulaşır) ve kalsiyum ihtiyacımız 1200-1500mg arasındadır.
  • Alsiyum ihtiyacımızı her gün 1 kibrit büyüklüğünde sert peynir (kaşar) veya bunun iki katı beyaz peynire ilaveten 1 kâse yoğurt ve bir bardak ayran/kefir/süt ile alabilirsiniz.

Taze sıkılmış portakal suyu da kalsiyumdan zengin ancak lif içermediği ve kan şekerini hızlı yükselteceğinden önerilmez. Ancak portakalı, suyunu sıkmadan meyve olarak tüketmeniz daha faydalıdır. Bunları tüketemiyorsanız dışardan kalsiyum takviyesi alınabilir.

Hem kalsiyumdan zengin beslenip hem de dışardan kalsiyum takviyesi almanız, böbrekte taş oluşuna neden olabilir. Sadece kalsiyum değil günlük 300-350 mg magnezyum sitrat da doğal yollarla yiyeceklerden veya takviye olarak almanız önerilir. Kortizon kullanan hastalarda en sık karşılaştığımız sorunlardan biri de kortizona bağlı Cushing hastalığıdır.

Derinin inceldiği, tüylenmenin ve sivilcelerin arttığı, yüzün ay dede görünümü aldığı, gövdesel yağlanmayla birlikte şişmanlığın arttığı, boyun arkasında ve omuzlarda yağ yastıkçıklarının oluştuğu, deride gerilmeyle birlikte önce morumsu sonra beyaza dönen çatlaklıkların oluştuğu bir durumdur.

As kitlesinin kaybıyla birlikte kol ve bacaklarda incelme ve kas güçsüzlüğü gelişir. İşte steroide bağlı Cushing gelişmesini önlemek veya minimuma indirmek amacıyla, steroid diyetine uymak ve egzersiz yapmanız çok önemli. Oturduğunuz yerde bile yapabileceğiniz terebant (lastik) veya hafif dumble (ağırlıklar) ile veya aletli pilates ile kas gruplarınızı çalıştırabilirsiniz, düz yürüyüşler, eliptik bisiklet veya yüzme gibi aerobik egzersizler yapabilirsiniz.

Yüksek doz kortizon kullanan hastalarda geçici adet düzensizliği olabilir. Kortizon kullanırken, su ve tuz tutulumu artarak, tansiyon yüksekliği gelişebilir. Tuzu kısıtlayarak, kontrol altına almak mümkün. Mide üzerine ülser yapıcı etkilerinden korunmak için, mide koruyucu ilaçlar alınabilir.

Uzun süre kortizon kullanımında katarakt gelişebilir. Lupus gibi hastalıklarda veya kişisel duyarlılığa bağlı olarak, aseptik kemik nekrozu (kemiği besleyen kılcal damarlarda tıkanmayla kemik dokusunun ölmesi) gelişebilir. Kortizon, normalde böbrek üstü bezinden salınan bir hormondur. Dışardan kortizon alımı, buradan salınan kortizonu baskılar be böbrek üstü bezinde geçici fonksiyon azalmasına neden olur.

Bir aydan uzun süre kortizon tedavisi, alanlarda aniden veya hızlı kesilmesiyle; halsizlik, yorgunluk, baş dönmesi, tansiyon düşüklüğü ve tuz kaybıyla giden sürrenal (böbrek üstü bezi) yetmezliği gelişebilir. Bu nedenle, kortizon yavaşça doz azaltılarak kesilmelidir.

Prednol saat kaçta içilmeli?

Kortizon (steroid), vücudumuzdan düzenli olarak salınan ve yaşamsal önemi olan bir hormondur. Yokluğu yaşamla bağdaşmaz, çünkü kortizonun vücutta çok önemli görevleri vardır. Kortizonun en önemli etkilerinden birisi, romatizmal iltihap (mikropsuz iltihap) üzerine olan baskılayıcı özelliğidir.

Bu özelliği nedeniyle, kortizon içeren ilaçlar, romatizma hastalıklarının tedavisinde kullanılmakta ve yüz güldürücü sonuçlar alınmaktadır. Kortizonun hangi dozda ve ne süreyle kullanılacağına, sizi izleyen hekim, hastalığınıza, klinik bulgularınıza ve kendi bilgi ve deneyimine göre karar verecektir.

Piyasada “Prednol” adı altında 4 ve 16 mg tabletleri, 20-40 ve 250 mg ampulleri vardır. Ayrıca “deltacortril” 5 mg tablet ve “ultralan” 5-20 mg tabletler de vardır. Kortizonlu ilaçlar sabah erken saatlerde tok karnına alınmalıdır. Kortizonlu ilaçlar, uzun süre ve yüksek dozlarda kullanılırsa, yan etkilere neden olurlar: Yüz yuvarlaklaşır cilt altı dokusu incelir ve deride kolaylıkla morluklar oluşur.

  • Tuz tutucu etki nedeniyle tansiyon yükselebilir, iştah artırıcı özellik nedeniyle kilo alınabilir.
  • Ortizonun kan yağı ve kan şekerini yükseltici özelliği de vardır, bu nedenle kortizon tedavisi sırasında şeker hastalığı ortaya çıkabilir veya mevcut şeker hastalığının tedavisi zorlaşabilir.
  • Diğer yan etkileri arasında, midede ülser-gastrit oluşması, kaslarda ve kemiklerde zayıflama, gözlerde katarakt gelişmesi ve bulaşıcı hastalıklara (enfeksiyon) eğilim sayılabilir.

Ancak tüm bu yan etkilerin kortizonun çok uzun süre, yüksek dozda ve hiçbir tedbir alınmadan kullanılması sonucunda olacağını vurgulamak isteriz. Kortizonlu ilacın yan etkilerini azaltmak için yiyecek ve içeceklerinizde tuz olmamalıdır. Kortizonun iştah açıcı etkisi vardır, bu nedenle beslenmenize dikkat ederek fazla kilo almamalısınız.

  • Yiyecekleriniz yağ, şeker ve undan fakir olmalıdır.
  • Ortizonun kas ve kemikler üzerindeki zayıflatıcı etkisi nedeniyle, düzenli yürüyüş ve benzeri egzersizler yapmalı, kalsiyum ve D vitamini desteği almalısınız.
  • Nedeni ne olursa olsun, uzun süre yüksek dozda kortizonlu ilaç kullanan bir olguda, ilacın aniden kesilmesi veya dozun hızla düşürülmesi çok tehlikelidir.

İlacın azaltılması veya kesilmesi gerekiyorsa, mutlaka doktorunuza danışınız. Kortizon kesileceği zaman, doz yavaşça azaltılarak, doktor kontrolünde kesilmelidir. Hatta yıllarca kortizon kullanmak zorunda kalmış bir olgunun kortizonunun kesilmesi büyük bir tıbbi yanılgı ve sorumsuzluktur.

Prednol ne zaman verilir?

PREDNOL tabletler, yemek sırasında veya yemekten hemen sonra bir miktar sıvı ile alınmalıdır. PREDNOL alırken greyfurt yemeyiniz veya greyfurt suyu içmeyiniz. İlacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız. bu durumdan haberdar ediniz.

Kortizon nedir ne işe yarar?

Kortizon, vücutta böbrek üstü bezlerinden salgılanan bir hormondur. Bu hormonun bağışıklık sistemini baskılayıcı, iltihaplanmayı yani inflamasyonu azaltıcı etkisi bulunur. Kortizon ilaçları da kortizon hormonuna benzer kimyasal özellikler gösteren ilaçlardır.

Kortizon vücuttan ne kadar sürede çıkar?

Kortizon Vücuttan Nasıl Atılır? –

Kortizon vücutta doğal olarak salgılanan bir hormondur. Bu açıdan bakıldığında kortizonun vücuttan tamamen atılması gibi bir durum söz konusu değildir. İnsan vücudunda ölüm anına kadar kortizon hormonu salgılanır. Kortizonun ilaç olarak kullanılması durumda, tedavi bittikten sonra vücut yeniden kendi düzenine döner. Kortizon vücutta yeniden olması gerektiği gibi salgılanır.

: Kortizon Tedavisinde Beslenmenin 7 Sağlıklı Yolu

Prednol çok kilo aldırır mı?

Evet, aldırabilir. Kortizonun iştah açıcı etkisi vardır.

Kortizon tedavisi zararlı mı?

Kortizon Kullanırken Bunlara Dikkat Edin! – Kortizon ilacı, steroid olmayan anti-inflamatuvar ilaçlar ile karşılaştırıldığında birçok hastalıkta verimli bir tedaviye olanak sunar. Bununla birlikte, istenmeyen yan etkilerden kaçınılması için bazı noktalara özen gösterilmelidir.

Ortizon, bağışıklık sistemini baskıladığı için tedavi sürecinde enfeksiyon riski oluşturur. Bu nedenle özellikle aktif enfeksiyon kuşkusu olan kişilerin kortizon kullanımı konusunda dikkatli olmaları önerilir. Tüberküloz (verem) gibi ciddi enfeksiyonlarda ise kortikoid alımından kesinlikle kaçınılmalıdır.

Kortizonun yan etkilerinde bulunan hastalıklara sahip bireylerin ise yalnızca hekimlerinin yoğun kontrolleri eşliğinde ilaç kullanmaları gerekir. Kortizona bağlı olarak gözlenebilen osteoporoz, özellikle uzun süreli tedavi alan kişiler açısından bir risk oluşturur. İç Hastalıkları (Dahiliye) 29.4.2022 29.4.2022 946335 Bu içeriğin geliştirilmesinde Medical Park Yayın Kurulu katkı sağlamıştır. Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Sayfa içeriğinde tedavi edici sağlık hizmetine yönelik bilgiler içeren ögelere yer verilmemiştir. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz.

Kortizon kullanan hastalar ne yememeli?

Kortizon Alırken Hangi Besinlerden Uzak Durmalısınız? – Kortizon kullanılırken özellikle belirli besinlerden uzak durulması gerekir. Vücuttaki aşırı ödem oluşumu ve potasyum dengesizliğinden kaynaklı olarak kortizon kullanan kişilerin tuz kısıtlaması yapması önerilir.

Yoğun tuz içeren besinler sınırlandırılmalı peynir ve zeytin gibi tuzlu besinler tuzsuz tercih edilmelidir. İşlenmiş hayvansal ürünler, cips, hazır çorbalar veya tuzla çeşitlendirilmiş paketli ürünlerden uzak durulması gerekir. Kortizon kullanırken rafine şeker içeren ürünlerden uzak durulmalıdır. Kortizonun hem kan şekeri üzerinde dengesizlikler yaratması hem de şekerin de ödem tutucu etkisi olması kortizon yan etkilerini arttırıcı etki gösterebilir.

Bu noktada şeker ilaveli paketli ürünler beslenmeden çıkarılmalıdır. Kortizon kullanan kişilerin sigara ve alkol tüketmemesi önerilir. Bununla beraber kortizon kullanan kişilere günlü kafein alımını sınırlandırılması önem taşır. Bu noktada günlük tüketilen çay, kahve ve çikolata gibi gıdalar sınırlandırılmalıdır.

Prednol 1000 mg nasıl uygulanır?

Kortizon tedavisinin yan etkileri nedir? – Yüksek doz damardan verilen kortizon tedavisi MS’in akut atağında uzun yıllardan beri dünya çapında kabul görmüş bir tedavidir. Kortizon tedavisinin atakların düzelme hızında belirgin etkisinin olmasına karşın uzun dönemdeki olumlu etkisi belirsizdir.

  • Vücutta doğal olarak bulunan bu hormonun fizyolojik tepe noktası sabah saatlerinde olduğu için tedavi öğleden önce tok iken (mümkünse sabah saatlerinde) yapılmalıdır.
  • MS’de ve klinik izole sendromda kullanılan kortizon türü metilprednizolon (Prednol®) isimli ilaçtır.
  • Tedavi 1000 mg metilprednizolonun 100-250 ml sıvı içerisinde 1-2 saatte damardan uygulanması şeklinde yapılmaktadır.

Kortizon tedavisinin yan etkileri arasında halsizlik, enfeksiyonlara yatkınlık, kan şekeri ve tansiyonda yükselme, kemik erimesi, mide-bağırsak ülserleri, mide kanaması, eklemde harabiyet (avasküler nekroz), vücutta sıvı tutulmasına bağlı ödem, iştah artışı ve kilo alımı sayılabilir.

Bu yan etkiler açısından hastaların düzenli takibi gerekmektedir. Hastaların kortizon aldıkları dönemde kan şekerlerini ve tansiyonlarını düzenli olarak ölçtürmeleri öğütlenmektedir. Yine bu dönemlerde tuzsuz ve şekersiz yemeleri (kortizon diyeti) yan etkilerin gelişme riskini azaltacaktır. Kemik erimesi riskinin azaltılması açısından özellikle uzun süre kortizon tedavisine ihtiyaç duyan hastaların yılda bir kemik yoğunluğu ölçümü yaptırmaları gerekmektedir.

Kemik erimesi olasılığını azaltmak için ağızdan alınan kalsiyum içeren efervesan veya tabletler de kullanılabilir. Mide-bağırsak ülserlerinden korunmak için hastalara rutin olarak mide koruyu bir ilaç da başlanmalıdır.

Metilprednizolon kortizon mu?

Prof.Dr. Ahmet Mesut Onat / Kortizona bakışımız Prednol Ne IIn KullanıLıR İKI UCU KESKİN KILIÇ: KORTİZON Prof.Dr. Ahmet Mesut Onat Romatolojik hastalıkların tedavisinde özellikle son 10 yıldır yaşanan değişim göz kamaştırıcı boyutlardadır. Halk arasında ‘iltihaplı romatizma’ olarak bilinen özellikle romatoid artrit, ankilozan spondilit, sistemik lupus ve Behçet hastalığı bu hastalıkların ilk akla gelenleridir.

  • Ön planda eklem şişliği ve ağrısı ile seyreden hastalıklar, hastaların hayat kalitesini ve günlük yaşam aktivitelerini de hızlı bir şekilde kısıtlamaktadır.
  • Işi, kendisini hayli rahatsız eden bu şikayetinden bir an evvel kurtulmaya çalışmakta ve bunun yollarını aramaktadır.
  • Önce ağrı kesiciler ve derken kortizonlu tedaviler hayatına girmektedir.
See also:  KurdeEne Ne Iyi Gelir?

Hele de başvurduğu romatoloji uzmanı hastalığının uzun yıllar süreceğini kendisine söylemiş ise bir anda bu ilaç hasta için korkutucu bir hal almaktadır. Bizlere başvuran hastalarımızın kortizondan bu denli korkmalarının pek çok nedeni vardır. Ancak en etkili sebep, çevrede bu ilacı kullanan birisinin yüzü ve vücudunda gelişen değişikliklerdir.

Bir de bu ilacın kemik erimesine yol açtığı kendisine söylenmiş ise, mutlak bir çöküntü hali gelişir. Peki hastalarımız kortizondan gerçekten bu kadar korkmalı mıdır, ya da, ölürüm de bu ilacı almam diye doktoruna karşı koyması normal bir tepki midir. Malesef ki, ülkemizde gelişen boş magazin anlayışı ve yanlış sağlık haberleri biz hekimleri zor durumda bırakmaktadır.

Hastalarımızın konu-komşu, eş-dost ve gezmelerdeki sohbetlerden edindikleri mesnetsiz bilgiler, kafalarında aşılmaz engeller oluşturmakdır. Romatizmal hastalıklarda sıklıkla başvurduğumuz, bazen uzun bazen de kısa süre kullandığımız kortizonlu ilaçlar, şu anda insanlığın kullandığı tüm diğer ilaçlar kadar yan etkilere sahiptirler.

Nasılki araba kullanırken uyduğumuz trafik kuralları bizlerin kaza yapmasını önlemekteyse, her türlü tedavi yöntemi de hastaların belli kurallara uymasını zorunlu kılar. Kortizonlu ilaçlar, kendi içlerinde kısa-orta ve uzun etkili olarak ayrılırlar. Özellikle iltihabi romatizmal hastalıkların tedavisinde kullanılan diğer ilaçların etkileri yavaş ortaya çıkmaktadır.

Şikayetlerin yoğun olduğu zamanda belki de birkaç ayı bulacak bu etkisizlik döneminde kullanılan kortizon tedavileri hastaları rahatlatmaktadır. Zaman içinde tedavide kullanılan temel ilaçların etkileri geliştikçe kortizon dozları da azaltılır. Her zaman ihtiyacı karşılayan en düşük doz verilmeli ve uygun olur olmaz da azaltılmaya çalışılmalıdır.

Uzun süreli tedavilerde tablet seçenekleri tercih edilmelidir. En sık kullanılan kortizonlar metilprednizolon ve prednizolondur. Düşük doz olarak kast edilen ise 10 mg’ın altındaki dozlardır. Lupus, damar iltihabı (vaskülitler) ve Behçet hastalıklarında bazen çok yüksek dozlarda kortizon ihtiyacı gelişir.

Burada günde 60 mg tablet veya 1000 mg serum dozları kullanılır. Amaç hastanın hayati tehlikesini gidermektir. Yüksek dozların kullanıldığı bu durumlarda ise ilaç dozu çok daha yavaş olarak azaltılır. Aksi takdirde benzer sorunlar yeniden ortaya çıkacaktır.

Uzun etkili kortizon enjeksiyonları da, özellikle eklem içine veya mecburi haller var ise romatizmanın tedavisinde kullanılan yöntemlerdir. Tehlike, tanısı konmayan hastaların sürekli olarak bu ilaçları kullanmaya devam etmeleriyle başlar. Hasta kortizon ile rahatladığını düşünür, ancak bu ilaç hastalığı tedavi edemez sadece maskeler.

Zamanla gelişecek eklem hasarları önlenemez hal alır. Burada unutulmaması gereken nokta ise, bu ilaçların bazı hastalıkları tedavi edebildikleri bazılarında ise temel tedavilerin yanında destek amacıyla kullanıldıkları gerçeğidir. Örneğin lupus hastalığında, vaskülitlerde tedavi edici iken romatoid artritte destek amacıyla önerilirler.

  1. Ortizonlu ilaçlar hangi yöntemle kullanılırlarsa kullanılsınlar (tablet, enjeksiyon, damla veya solunum yoluyla ör: astım) değişmeyen bir gerçek vardır.
  2. Uzun süreli kortizon kullanımında doz aşımı var ise yan etkiler gelişir.
  3. Peki o halde neden hala doktorlar bu ilaçta ısrarcı olmaktadırlar Kortizonun uzun süreli kullanımında kemik erimesi (osteoporoz), katarakt, damar sertliği ve hipertansiyon, kalp hastalıkları, kan şekeri yüksekliği, tüylenmede artış, sivilcelenme, iştah artması neticesinde kilo alma ve özellikle yüz ve gövdede farklı yerlerde yağ birikimleri başlar.

Hayatı, normal ve sağlıklı yaşamı korumak biz doktorların temel hedefi iken bu yan etkiler bizleri de hastalarımız adına korkutmaktadır. Şu anda belli hastalıklarda ve belli amaçlar için daha iyi alternatifleri bulunana kadar kortizon tedavileri çok kıymetli ilaçlardır.

Tuzsuz ve uygun kalorili bir diyet: mutlaka bir diyetisyenden yardım alınarak ve hastanın günlük ihtiyaçlarına göre gıdasını düzenlemek, sofra kültürümüzde tuzun hangi gıdalarda olduğunu güzelce anlatmak ve salçayı gerekirse yasaklamak. Düzenli bir egzersiz: yürüyüş başta olmak üzere hafif spor alışkanlığı kazanmak. Düzenli kilo takibi. Yağlı gıdalardan kaçınmak. Tansiyon ve gerekiyora kan şekerlerini izlemek. Düzenli göz muayenesi (en az yılda bir kez) Kemik erimesini (osteoporoz) önlemek için kalsiyum ve gerekiyorsa kemik erimesi ilaçları. Özellikle uzun süreli tedavi alan kişiler bu ilaçların aniden bırakılmaması

Neticede hasta, hastalığı ile ilgili doğru bilgileri ilgili uzmandan aldığı sürece ve dikkat edilmesi gereken hususlarda iradesini kullanarak takiplerini sürdürebilirse sorunlar ve yan etkiler minimuma inecektir. Hekim de hastanın ihtiyacı olan en az kortizon dozunu vermeye çalışacaktır.

Buscopan ampul nedir ne işe yarar?

BUSCOPAN aşağıdaki organların kaslarında meydana gelen ani, şiddetli nöbetler şeklindeki ağrılı kasılmaların (spazm) geçirilmesi için kullanılır: – Mide – Bağırsaklar – İdrar kesesi ve idrar yolları – Safra kanalları – Üreme organları Page 2 2/7 BUSCOPAN teşhis ve tedaviye yönelik radyolojik girişimler sırasında (

Kortizon aldıktan sonra nelere dikkat edilmeli?

KORTİZON TEDAVİSİNDE BESLENME Kortizol, vücudumuzda bulunan ve böbreküstü bezlerinden salgılanan bir hormondur. Kortizon, tıbbi tedavilerde sık kullanılan ilaçlardan biridir. Kortizon tedavisi, vücudun kortizonu yetersiz ürettiğinde ya da hiç üretim yapılmadığında dışarıdan verilen kortizon takviyesidir.

  1. Vücuttaki görevi karbonhidratı ve yağ metabolizmasını düzenlemektir.
  2. Gün içinde farklı oranlarda salgılanır.
  3. Bu farklılık zamana, kan basıncına ve vücut ısısına göre değişir.
  4. En çok sabah saatlerinde üretilir.
  5. Sinirlerin gergin olduğu zamanlarda bu oran, on katına kadar çıkabilir.
  6. Doğumdan sonraki 3.
  7. Hafta başlayan kortizon üretimi, ölüm anına kadar devam eder.

Vücutta bu hormonun azalması ya da üretilmemesi halinde dışarıdan takviye gerekir. Kortizon hangi hastalıkların tedavisinde kullanılır? Bu hormon bir çok hastalıkta tedavi seçeneğidir. Hastalıkların tedavisi için verilecek oran, doğru bir şekilde verildiğinde fayda sağlayacaktır. Mutlaka doktor kontrolünde verilmesi gerekir. Fazla miktarlarda alınması, komplikasyonlara ve başka hastalıklara sebep olabilir.

Kalp ve damar hastalıklarında, romatizmal hastalıklarda, sinir sistemini etkileyen hastalıklarda, kan hastalıklarında, alerjik hastalıklarda, bağ dokusunu etkileyen hastalıklarda, karaciğer hastalıklarında, tümörlerin tedavi edilmesinde, hormonal hastalıklarda, böbrek ve idrar yolu hastalıklarında, göz hastalıklarında kullanılan kortizonun ciddi yan etkileri vardır.

Bu yüzden kortizon kullanırken beslenme şekline dikkat etmek gerekir. Kortizonun yüksek ve uzun dönem kullanımlarında oluşabilecek bazı yan etkiler şunlardır; Şeker Hastalığı: Kortizon insülin hormonuna zıt etki yaparak kan şekerinin yükselmesine neden olabilir. Bu da şeker hastalığı görülme riskini yükseltebilir. Ayrıca kortizon kullananlarda iştah açılması görülebilir.

  • Bunun nedeni ise vücudumuzdaki şeker metabolizmasının bozulmasıdır.
  • Sonuçta iştah açılarak daha fazla yemek yemeye sebebiyet verir ve kilo artışına zemin hazırlanabilir.
  • Psikolojik Bozukluklar: Kişilerde depresyon, anksiyete (kaygı bozukluğu) görülebilir.
  • Bununla birlikte iştah açılması olabilir.
  • Ödem ve Yüksek Tansiyon: Kortizon vücutta su ve tuz tutulumuna neden olur buna bağlı olarakta ödem ve tansiyon yükselmesi görülür.

Su ve tuz tutulması özellikle böbrek, kalp yetmezliği ve hipertansiyon hastalarında belirgin sorunlar yaratabilir. Cushing Sendromu: Tedaviye bağlı olarak gelişebilir. Omuzlar ve karında yağ toplanması, kemik erimesi, kaslarda erime gibi sorunlar görülebilir. BESLENME NASIL OLMALIDIR? Tuz Kullanımı Kortizon kullanan kişiler tuz kullanımını azaltmalıdır çünkü kortizon tuzun böbreklerden geri emilimini azaltır. Tuz kullanımı sadece ek olarak yemeklere atılan tuz olarak düşünülmemelidir, bu dönemde her yerden gelen tuz alımına dikkat edilmelidir.

Bu dönemde gizli sodyum alımına dikkat edilmelidir. Örneğin tuzsuz ekmek kullanılmalıdır, soda tüketilmemelidir, hazır ve paketli ürünlerden kaçınılmalıdır. Bol Sebze ve Meyve Kortizonun böbrek üzerinde sadece tuz tutma etkisi yoktur aynı zamanda potasyum atma etkisi de vardır. Bu nedenle kortizon kullanan kişilerde potasyum kayıpları çok görülür.

Potasyum kaybı kalbin kasılma işlevini olumsuz etkiler ve kas güçsüzlüklerine yol açar. Bu yüzden bol sebze ve meyve tüketilmelidir. Potasyum içeriği yüksek olan sebze ve meyvelere ağırlık verilmelidir. Kalsiyum Alımı Bu dönemde kalsiyumdan zengin beslenilmelidir çünkü kortizon alan hastalarda kemik yıkımı hızlanır.

  1. Ortizon alan hastalarda kalsiyumun bağırsaklardan emilimi azalır ve osteoporoza neden olabilir.
  2. Süt, yoğurt, tuzsuz peynir, kurubaklagiller, yeşil yapraklı sebzeler kalsiyum açısından zengin kaynaklardır.
  3. Tatlı Besinler Kortizon alan hastalarda vücuttaki şeker metabolizması bozulduğundan tatlı ve yağlı besinlere olan istek ve iştah artar.

Bu yüzden tatlı, yağlı, hazır paketli ürünlerden olabildiğince uzak durulmalıdır. Bu dönemde daha az işlenmiş gıda ve daha fazla taze besin tüketilmelidir. Şeker ve tatlı ihtiyacı, taze meyve ve kuru meyvelerden karşılanabilir. Hurma, kuru kayısı ve kuru erik tüketilebilir.

  • KORTİZON TEDAVİSİ İÇİN ÖRNEK BESLENME PROGRAMI
  • Uyanınca: 1 bardak ılık su.
  • Sabah:
  • 1 adet yumurta (haşlanmış/omlet/menemen olabilir, 1 tatlı kaşığı zeytinyağı yada tereyağı kullanabilirsiniz.) +
  • 2 dilim tuzsuz lor peyniri+
  • Domates, salatalık ve yeşillikler dilediğiniz kadar kullanabilirsiniz +
  • Domates, salatalık ve yeşillikleri çok iyi yıkayarak tüketiniz, enfeksiyon riski oluşmasın+
  • 6-7 adet tuzsuz zeytin yada 2 tam ceviz+ 1 dilim tam tahıllı tuzsuz ekmek + Şekersiz açık çay/ Yeşilçay
  • Ara: (Kahvaltıdan 2-2,5 saat sonra)
  • 200 gr ev yoğurdu yada kefir (tuzsuz) +
  • 7-8 adet tuzsuz çiğ badem ve fındık
  • yada
  • 1 adet taze meyve (mandalina/ elma/ muz olabilir, mevsimine uygun meyve tercih ediniz)+ 1 kase yoğurt (200 gr)
  • Öğle:
  • – 1 porsiyon (150 gr) (4-5 kadar) tuz ilavesiz kırmızı et (köfte/ kuzu pirzola/ bonfile olabilir) + Salata+ 200 gr yoğurt+ 1 dilim tuzsuz tahıllı ekmek
  • ya da

– 1 porsiyon ızgara balık (tuz ilave etmeyin) + Salata (yeşil salata gaz yapıyorsa, pişmiş sebzeler tercih ediniz. Kabak, kırmızı biber, havuç gibi sebzeleri tercih edebilirsiniz. Besinleri pişirirken yada piştikten sonra üzerine kimyon ilave ederek gaz şikayetlerinizi minimuma indirebilirsiniz.)

  1. ya da
  2. – 7-8 yemek kaşığı 1 porsiyon sebze yemeği (tuz ilavesiz) (Sebze yemeklerinin içine az da olsa et yada ekleyerek protein oranını arttırabilirsiniz) +Yoğurt+ Salata + 1 dilim tuzsuz tahıllı ekmek
  3. Ara: (Öğle yemeğinden 2-2,5 saat sonra)
  4. – 1 adet orta boy meyve+ 1 avuç tuzsuz çiğ kuruyemiş (ceviz, badem, fındık, hurma, kurukayısı, kuru üzüm gibi) + (Yeşilçay antioksidan kapasitesi yüksek olduğu için iyi hücreleri destekler, günde 1 bardak tüketebilirsiniz.)
  5. yada
  6. – 1 bardak kefir yada yoğurt + 2 adet hurma+ 2 ceviz
  7. Akşam:
  8. -1 porsiyon ızgara balık (250 gr) + Yanında 5-6 yemek kaşığı tuzsuz pişmiş sebzeler
  9. yada
  10. – 4-5 köfte kadar tuzsuz ızgara kırmızı et/ tavuk + Yanında salata yada pişmiş sebzeler+ 1 dilim tuzsuz tahıllı ekmek
  11. yada
  12. -1 kase tuzsuz çorba+ 1 porsiyon (7-8 yemek kaşığı) etli/ zeytinyağlı sebze yemeği (kış sebzeleri bağışıklığı yükseltir ancak gaz problemlerine sebep olabilir, brokoli-karnabahar-pırasa-lahana-ıspanak-kereviz gibi)+ 1 kase yoğurt+1 dilim tuzsuz tahıllı ekmek
  13. *1 kase yoğurt / 200 gram yoğurt ortalama 4 yemek kaşığı (dolu dolu) şekilde karşılık gelmektedir.
  14. Ara: (Uykudan 2 saat önce)
  15. Bol bol su!
  16. Akşam saatlerinde Açlık olursa:

*1 bardak süt/ sütlü kahve/ ayran/ yoğurt/ kefir yada 1 kutu activia prebiyotik yoğurt (sade) yiyebilirsiniz! SINIRSIZ SALATALIK, DOMATES KULLANABİLİRSİNİZ! *Gece atıştırmalığı olarak, meyve+ yoğurt yada 2 adet tuzsuz galeta 2 dilim tuzsuz peynir tüketebilirsiniz. !!! ÖNEMLİ NOTLAR !!!: – Hergün mutlaka 2-2.5 litre su içmelisiniz! Su tüketimi tedavi boyunca çok önemli! Her öğünden 5-10 dk önce 1 bardak şeklinde tüketiniz. Sabah uyanınca 1 bardak ve uykudan önce 1 bardak su içiniz.

  • – Siyah çay ve kahve gün içinde toplam 2 bardağı geçmeyiniz.
  • – Şeker, şekerli besinler, yapay ürünler, paketli ve katkı maddeli ürünler, ev dışında yapılan ve hijyenik koşulları belirli olmayan besinleri tüketmeyiniz.
  • – Besinlerin iyi yıkanmış olmasına, özellikle sebze-meyveleri kabuksuz şekilde tüketmeye özen gösterin.
  • – Kan şekerinizin düşebilme ihtimaline karşı başucunuzda tuzsuz çiğ kuruyemişler bulundurunuz.

: KORTİZON TEDAVİSİNDE BESLENME

Kortizonun cinselliğe etkisi ne demek?

Baba Olmak İsteyen Erkekler Romatizma İlaçlarını Ne Yapmalı? – Prednol Ne IIn KullanıLıR Kadınların hamilelik ve öncesinde hangi ilaçlara dikkat etmesi gerektiği konusunda genelde daha fazla bilgiye ulaşmak mümkün. Peki erkekler ilaç kullanırken baba olmak isterlerse tamamen güvendeler mi nelere dikkat etmeliler, hangi ilaçlardan kaçınmalılar? Öncelikle erkeklerin ilaç kullanımı ve bebek hazırlıkları ile ilgili bilgiler, hamilelik ve öncesi bilgiler kadar fazla değil.

Glukokortikoidler (Kortizon): Uzun süreli kortizon kullanımının kan testosteron düzeyini azalttığı gösterilmiş. Ancak bunun hamilelik ve bebek üzerine olumsuz etki gösterdiğine dair bir veri yok. Bu açıdan gerekli ise kullanılmaya devam edilebilir. Kortizon Olmayan İltihap Azaltıcı İlaçlar : (Anti-Romatizmal, Ağrı Kesici olarak bilinen grup ilaçlar)). Sürekli kullanımda sperm kalitesi ve yoğunluğuna olumsuz etkileri var, ancak bu ilacın da bebek olmasına engel olduğuna dair sağlam veri yok. Şayet ilaç kullanılırken hamilelik gerçekleşmiyorsa sperm analizi yapılıp, anormal sonuç saptanırsa ilacın kesilmesi önerilebilir. Kolşisin: Sperm sayısı ve fonksiyonlarında azaldığına dair veriler mevcut. Ancak bu konudaki çalışmalar çok sınırlı ve hamileliğe engel olduğuna dair net bir veri yok. İlacın kullanılmasının elzem olduğu durumlarda devam edilmesi, hamilelik olmuyorsa ileri inceleme sonrası yeniden değerlendirilmesi uygun olabilir gibi görünüyor. Hidroksiklorokin / Kinin grubu ilaçlar: Bu ilaç hakkında da net bir veri yok, ancak yıllardır verilen erkeklerde çocuk sahibi olmaya engel olduğuna dair de bir gözlem olmamış. Sonuç olarak kullanılmaya devam edilebilir. Metotreksat: Geçici olarak sperm sperm sayısında azalma yapıyor. Bebekte baba kaynaklı bir zarara neden olduğuna dair veri yok. Ancak yine de böyle bir risk teorik olduğu için baba olmak isteyen erkeklerin hamilelik hazırlığından en az 3 ay, tercihen 1 yıl önce ilacı kesmesi öneriliyor. Leflunomid: Bu grup ilaçlar için de tıpkı metotreksatta olduğu gibi baba olmaya yönelik zarar verdiğine dair bulgu olmasa da teorik olarak böyle bir olasılık mevcut. Bu açıdan ilacı kullananların hamilelik hazırlıkları öncesi ya ilacı 2 yıl önce kesmesi ve ilaç düzeyinin kanda ölçülemeyecek seviyeye gelmesi beklenir ya da kolestiramin denen madde,ile ilacın temizlenmesi için işlemi uygulandıktan en az 3 ay sonra kan ilaç düzeyi bakılıp, kanda saptanamayacak düzeye geldiyse hamilelik hazırlığı yapılmalı. Sülfasalazin: Sperm sayısında ve hareketlerinde azalma ve sperm yapısında bozulma gibi kalıcı olmayan etkileri var. Bu etkiler genelde ilacın 2,5-3 ay kesilmesi ile ortadan kalkar. Azathioprine: Baba olmaya yönelik olumsuz bir etkisi yok, kullanılmaya devam edilebilir. Anti-TNF İlaçlar ve Diğer Biyolojik Ajanlar: Bu konudaki bilgiler sınırlı olsa da çoğu çalışmada baba olmaya yönelik olumsuz bir etki gösterilmemiş

See also:  Qual O Melhor HorRio Para Tomar?

Kortizon tedavisi kaç günde etkisini gösterir?

Kortizon İğnesi Etkisini Ne Zaman Gösterir? – “Kortizon iğnesi ne işe yarar? Ne zaman etki gösterir?” sorusu da merak edilen bir diğer konudur. Kortizon iğnesinin etkisinin görülmesi genellikle bireyden bireye değişkenlik gösterir. Ancak genel bir kural olarak kortizon iğnesinin alımından sonra 24 ile 48 saat arasında ilk iyileştirmelerin hissedilmesi beklenir.

Kortizon tedavisinde hangi meyveler yenmeli?

KORTİZON KULLANANLAR NASIL BESLENMELİ ? | Diyetin Sağlıklı Yaşam Merkezi Kortikosteroidler olarak bilinen ilaçlar böbrek üstü bezlerden salgılanan bir hormon olan kortizole benzer yapıda ilaçlardır. Bu hormonun vücuttaki görevi karbonhidrat ve yağ metabolizmasını düzenlemektir.

Ullanılan ilaçların en çok bilinen ismi ‘’kortizon”dur. Vücut yetersiz ürettiğinde ya da hiç üretim yapılmadığında dışarıdan kortizon takviyesi verilmesi gerekir. Sıklıkla bazı tedavilerde tercih edilmektedir. Kortizon kullanan bireylerin ise beslenmesine çok dikkat etmesi gerekir. Toplumda kortizon kullananlar mutlaka kilo alır diye bir algı olduğu için bir telaş başlar.

‘’Ne yapmalıyım? ‘’

Doğru bir beslenme ile telaş etmenize gerek yok. Adım adım gidelim Görülebilecek Yan Etkiler Nelerdir ? · Kan şekeri düzensizliği, dolayısıyla iştah artışı· Tansiyon yüksekliği ve ödem· Stres, kaygı· Cushing Sendromu: Yağlanmada artış, kemik erimesi gibi sorunlar görülebilir.· Potasyum kayıpları görülebilir. Nasıl Bir Beslenme Programı Uygulanmalıdır?

Tuz kısıtlanmalıdır. Tüm besinlerden ve yemeklerden gelen tuz sınırlandırılmalıdır. Peynir, zeytin gibi besinlerin tuzsuz olanları tercih edilmelidir. Bol sebze ve meyve tüketilmelidir. Ortalama öneri günde 2 porsiyon sebze ve 3 porsiyon meyvedir. Potasyum içeriği yüksek olan besinler tercih edilmelidir. Bunlar muz, ıspanak, yogurt, domates, kurubaklagiller, kuru meyveler vb besinlerdir. Kalsiyumdan zengin beslenilmelidir. Süt, yoğurt, tuzsuz peynir, kurubaklagiller, yeşil yapraklı sebzeler kalsiyum açısından zengin kaynaklardır. Fiziksel aktivite arttırılmalıdır. Şekerli besinlerden, tatlılardan, aşırı yağlı besinlerden, paketli ürünlerden uzak durulmalıdır. Su tüketimi yetersizse arttırılmalı, günde ortalama 2.5-3 litre olmalıdır. Sigara ve alkolden uzak durulmalı ve kafein kısıtlanmalıdır.

Kortizon kullanıyorsanız ve nasıl beslenmeniz gerektiğini bilmiyorsanız ayrıntılı bilgi ve danışmanlık için bizimle 05323953557 ‘yi arayarak iletişime geçebilirsiniz. Diyetisyenlerimiz ile ücretsiz ön görüşme yapabilirsiniz. : KORTİZON KULLANANLAR NASIL BESLENMELİ ? | Diyetin Sağlıklı Yaşam Merkezi

Prednol ne zaman verilir?

PREDNOL tabletler, yemek sırasında veya yemekten hemen sonra bir miktar sıvı ile alınmalıdır. PREDNOL alırken greyfurt yemeyiniz veya greyfurt suyu içmeyiniz. İlacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız. bu durumdan haberdar ediniz.

Tüp bebek tedavisinde prednol ne için kullanılır?

Memorial Şişli Tüp Bebek Merkezi / Tedavi Yöntemleri Ovulasyon indüksiyonu (Yumurta gelişiminin uyarılması) Düzenli adet gören bir kadında yumurtalıklardan her ay bir adet yumurta seçilir ve yumurtlama zamanında bu yumurta çatlayarak tüplerde sperm ile karşılaşır ise döllenme gerçekleşir.

  1. Ancak düzenli adet görmeyen ve yumurtlama problemi olan kadınlarda bu durum gerçekleşmeyecektir.
  2. Bu nedenle yumurtlamayı uyarmak için yapılacak ovulasyon indüksiyonunda amaç verilen ilaçlar ile bir veya iki follikülün gelişmesinin sağlanmasıdır.
  3. Follikül olgunlaştığında eklenecek tetikleyici hormon bu yumurtanın olgunlaşması ve çatlamasını sağlayacaktır.

Tetikleyici hormon verildikten 36 saat sonra zamanlı bir ilişki yapılması veya intrauterin inseminasyon (aşılama) yapılması gebelik şansını arttıracaktır. Bu işlemlerin yapılabilmesi için tüplerin açık, sperm incelemesinin normal ve gebeliğe engel olabilecek başka bir durumun olmadığının önceden kanıtlanmış olması gerekmektedir.

  • Ovulasyon indüksiyonu için kullanılan ilaçlar 1.
  • Lomifen sitrat: Hipotalamustaki östrojen reseptörlerine bağlanıp yumurta geliştiren hormonların (gonadotropinlerin) salgılanmasını uyararak follikül gelişimini sağlar.
  • Lomifen sitrat çoğunlukla ovulasyon indüksiyonu amaçlı kullanılmasına rağmen tüp bebek tedavisinde de yalnız veya gonadotropinlerle beraber kullanılabilmektedir.2.

Letrozol : Vücutta sentezlenen östrojen hormonunu azaltarak FSH salgısını arttırır. Hem ovulasyon indüksiyonu amaçlı ve hem de tüp bebek tedavisinde ve özellikle de meme kanseri öyküsü olan kadınlarda östrojen hormon seviyesinin yükselmesinin engellemek amaçlı gonadotropinlere eklenerek kullanılmaktadır.3.

Gonadotropinler: Rekombinant FSH veya hMG içerikli ilaçlardır. Cilt altı veya kas içi enjeksiyonlar şeklinde uygulanır. Intra-uterin inseminasyon (IUI) Semen örneğinin hazırlık aşamalarından geçirildikten sonra en iyi hareketli spermlerin seçilmesi ve ince bir kateter yardımı ile rahim içine verilmesi işlemidir.

Semen örneğinin hazırlanarak spermlerin seminal plazmadan, hücre artıklarından ve lökositlerden ayrıştırılıp, ileri hızlı hareketli spermlerin seçilmesi ve bunların rahim içine verilmesi sağlanır. İşlem sonrası elde edilen en hızlı hareket eden spermler bir kateter vasıtası ile rahim içerisine verilir (Resim 1),

Bu şekilde vajina ve rahim ağzı geçilerek spermin yumurtaya daha yakın bir yere bırakılması sağlanmış olur. İşlem bütünüyle ağrısız olup anestezi gerektirmemektedir. IUI öncesinde yumurtaların geliştirilebilmesi için yukarıda bahsedilen ovulasyon indüksiyonu yöntemleri kullanılır. Yumurta boyutu 18-20mm’ye ulaşınca olgunlaştırma-çatlatma iğnesi olarak bilinen rekombinant-hCG enjeksiyonu uygulanır.

İlaç enjeksiyonundan yaklaşık 36 saat sonra çift işlem için çağırılır. Açıklanamayan infertilite olgularında IUI ile başarı şansı %15-18 arasında değişmektedir. Prednol Ne IIn KullanıLıR

  • Resim 1: Semen örneği hazırlık aşamalarından geçirilerek hareketli spermler seçilir ve ince bir kateter ile rahim içine verilir.
  • Tüp bebek işlemleri
  • Konvansiyonel tedavi yöntemleri ile başarı sağlanamadığında veya aşağıdaki faktörlerin birinin varlığında direkt olarak tüp bebek işlemlerine geçilebilmektedir.
  • Şiddetli erkek faktörü (Sperm parametrelerinde şiddetli bozukluk izlenmesi, sperm sayısında belirgin azalma (<5milyon/mL), hareket azlığı, ciddi şekil bozukluğu ya da menide hiç sperm bulunmaması)
  • Tubal faktör (tüplerde yapışıklık veya tıkanıklık izlenmesi veya tüplerin cerrahi olarak alınmış olması)
  • Şiddetli endometriosis
  • Uzun süreli (3 yılı aşmış) ve diğer tedavilere cevapsız, açıklanamayan infertilite olguları
  • Konvansiyonel tedavilere yanıtsız yumurtlama problemleri
  • İleri anne yaşı(>38 yaş) ya da yumurta rezervinin belirgin azaldığı durumlar
  • Tek gen hastalıkları ve HLA uyumlu embriyo seçimi gerektiren olgular
  1. Tüp bebek tedavileri aşağıdaki basamaklardan oluşmaktadır
  2. – Yumurtalıkların uyarılması (kontrollü ovaryan hiperstimülasyon, KOS)
  3. – Yumurta toplama işlemi (OPU)
  4. – Laboratuvar ortamında döllenme (fertilizasyon)
  5. – Embriyo kültürü, gerekirse embriyo dondurma (FET)
  6. – Embriyo transferi (ET)

Tüp bebek işlemlerinin ilk aşaması çok sayıda yumurta gelişiminin sağlanmasını hedefleyen tedavi kısmı kontrollü ovarian hiperstimulasyon, KOS olarak bilinir. Bu amaçla kadının yumurtalık rezervi, yaşı, kilosu ve varsa önceki tedavileri açısından değerlendirme yapılır ve kendisi için en uygun olabilecek ilaç kullanım protokolü ve ilaç dozlarına karar verilir.

  • Bu kararlar hastaya göre seçilmekte ve bireyselleştirilmiş tedavi protokolleri benimsenmektedir.
  • Dolayısı ile bir hastanın tedavisi bir başka hastadan farklılık gösterebilmektedir.
  • Ontrollü ovarian hiperstimulasyonda kullanılan ilaçlar (Gonadotropinler) Follikül Stimülan Hormon: FSH içerir.
  • Rekombinant DNA teknolojisi ile üretilir.

Cilt altına enjekte edilerek kullanılır. Luteinizan Hormon: LH içerir. Rekombinant DNA teknolojisi ile üretilir. FSH içeren ilaçlar ile follikül büyümesinin yetersiz olduğu özellikle ileri yaş vakalarında FSH ile birlikte kullanılabilir. Human Menopozal Gonadotropin: Menopozdaki kadının idrarından elde edilir.

  • Doğal FSH ve LH içerir.
  • Cilt altına veya kas içine enjekte edilerek kullanılır.
  • Highly Purified Human Menoposal Gonadotropin: Menopozdaki kadınların idrarından elde edilir.
  • HMG’den farkı yüksek derecede saflaştırılmış olmasıdır.
  • FSH ve LH içerir.
  • Cilt altına enjekte edilerek kullanılır.
  • Yumurtalıkları Olgunlaştırmak için Kullanılan İlaçlar: Human Chorionic Gonadotropin: Kimyasal yapısı ve fonksiyonu LH’ya benzer.

Yumurtalıklardaki folliküller istenilen boyuta ulaştığında yumurtaların olgunlaşmasını sağlamak için yapılır. Tek doz şeklinde cilt altına uygulanır. Gonadotropin Releasing Hormon (GnRH Analoğu): GnRH hipofizden FSH ve LH salgılanmasını uyaran bir hormondur.

  1. Ullanılmaya başlandığında ilk önce flare up etki ile FSH ve LH hormonu salgılanmasını arttırırken sonrasında baskılayıcı etkisi ortaya çıkar.
  2. Yarılanma ömrü r-hCG’ye göre daha kısa olduğu için yumurta toplama işleminden sonra yumurtalıklarda kalan folliküllerin büyümesini engelleyerek OHSS (yumurtalıkların aşırı uyarılması) riskini ortadan kaldırır.

Baskılayıcı İlaçlar: GnRH Antagonisti: Kısa protokol uygulanan vakalarda kullanılır. Hipofizden FSH ve LH salgılanmasını baskılayarak yumurtalıklardaki folliküllerin asenkron büyümesini ve zamansız çatlamasını engellemek için kullanılır. GnRH Analoğu: Uzun protokol uygulanan vakalarda kullanılır.

  • Ullanılmaya başlanan ilk günlerde FSH ve LH salgılanmasını uyarırken devam eden günlerde bu hormonların salgılanmasını baskılayarak yumurtalıklardaki folliküllerin erken çatlamasını engeller.
  • Diğer ilaçlar: Folik asit: Folik asit eksikliğinde yeni doğan bebeklerde nöral tüp defektleri nadiren de olsa oluşabilmektedir.

Bu nedenle tedavinin hazırlık döneminde varsa folik asit eksikliğini engellemek için kullanılır. Antibiyotik: Rahim ağzında veya menide bulunabilecek ve cinsel yolla geçebilecek bazı bakteriler tüp bebek tedavisinde başarı şansını olumsuz etkileyebilir.

Bu nedenle hazırlık döneminde hem kadın hem de erkeğe antibiyotik kullanımı önerilir. Metformin: İnsülin direnci olan olgularda, polikistik over sendromu vakalarında ve obezite problemi olan vakalarda artan insülin düzeyleri yumurta kalitesini ve hormonal durumu olumsuz etkileyebileceği için bu hastalarda metformin kullanımı önerilir.

Prednol: Embriyo transfer edildiğinde endometrium tarafından embriyonun yabancı hücre gibi algılanmasını baskılamak için transferden itibaren sadece 4 gün kullanılmaktadır. Progesteron: Embriyonun rahim iç tabakasına tutunması ve gebeliğin devam etmesi için progesteron hormonuna ihtiyaç vardır.

Jel, iğne veya ağızdan kullanılan formları mevcuttur. Tedavi protokolleri: IVF uygulamalarında amaç, kadından yeterli sayıda ve kalitede yumurta elde etmektir. Uygulamalarda protokol seçimi hastaya göre değişmektedir. Bu seçimde, tüp bebek merkezinin deneyimi ve başarısı önemli bir kriterdir. Kadının yaşı, yumurtalık rezervi, hormon değerleri, vücut kitle indeksi ve varsa önceki tedavilere verilen yanıtlara uygun olarak seçilen bir protokol ile yumurta büyütme sağlanır.

Olguların özelliklerine göre farklı şekillerde uygulanabilen KOS tedavilerinde öncelikle gonadotropin adı verilen yumurtalıkları uyarıcı ilaçların yardımı ile yumurtalar belli bir olgunlaşma aşamasına getirilir. Bu süreçte istenmeyen bir zamanda yumurtaların çatlamasını engellemek için agonist veya antagonist adı verilen ilaçlar kullanılır.

Antagonist protokol: Günümüzde tedavide en yaygın kullanılan protokol, “kısa protokol” olarak da bilinen “antagonist protokol” olup, bu tedavi şemasında tedaviye genellikle adetin ikinci veya üçüncü günü başlanır. Fakat kanser tanısı konulması ve kemoterapi gerekliliği gibi acil durumlarda adetin herhangi bir günü tedaviye başlanabilmektedir (random start).

Tedavide öncelikli amaç çok sayıda yumurtanın ve embriyonun elde edilebilmesini sağlamaktır. Bu amaçla yumurtalıkların uyarılması için hormon preparatlarının cilt altı enjeksiyon yöntemi ile uygulanmasına başlanır. Kullanılan başlıca ilaçlar; folikül uyarıcı hormon (rec-FSH), insan menopozal gonadotropini (hMG), rekombinant luteinizan hormon (rec-LH) ve rec-FSH + rec-LH kombinasyonu içeren preparatlardır.

  1. Tedavinin ilerleyen günlerinde gelişen yumurtaların boyutları ve kan hormon düzeylerinin ölçülmesi için kontroller gerekebilmektedir.
  2. Takipte elde edilen sonuçlar doğrultusunda ilaç dozlarında gereken değişiklikler yapılır.
  3. Yapılan bu kontrollerde yumurta boyutlarının belli bir aşamaya gelmesini takiben kan hormon düzeylerinin kontrolsüz olarak artmasını ve yumurtaların zamanından önce çatlamasını engellemeye yönelik olarak tedavi şemasına ilave ilaçlar eklenmektedir.

GnRH antagonistleri denilen bu ilaçlar uyarıcı ilaçlar ile birlikte yumurta olgunlaştırma-çatlama iğnesinin yapıldığı güne kadar devam eder. Bu tedavi ile yumurta gelişimi ortalama olarak kişinin ilaca verdiği cevaba göre değişebilmekle beraber genellikle 10-12 gün kadar sürmektedir. Prednol Ne IIn KullanıLıR Şekil 1: Antagonist protokol: Uzun protokol Uzun protokolde tüp bebek tedavisine bir önceki adetin 21. günü (ovulasyondan 7 gün sonra) 10 IU veya Gonapeptyl ile başlanır. Bu enjeksiyonlardan yaklaşık 10 gün sonra adet kanaması başlar. Adetin 2. günü yapılan ultrasonografi ve hormon sonuçlarına göre gonadotropinlere başlanır ve baskılayıcı enjeksiyonun dozu yarıya indirilir.

  • Prednol Ne IIn KullanıLıR
  • Şekil 2: Uzun Protokol
  • Oral kontraseptif ile kombine long (uzun) protokol:

Long protokolden farklı olarak doğum kontrol hapına bir önceki adetin 2. veya 3. günü başlanır ve bitinceye kadar (21 gün) kullanılır. Doğum kontrol hapının 16. gününde ise baskılayıcı cilt altı enjeksiyon iğnelerine başlanır. Tedavinin geri kalan kısmı uzun protokol ile aynı şekilde uygulanır.

Long stop protokol Adetleri düzenli olan kişilerde adetin 21. günü, adetleri düzenli olmayanlarda ise yumurtlama gününden 1 hafta sonra, GnRH analoğu 10 ünite, başlanır. Enjeksiyonun başlanmasından yaklaşık 10 gün sonra adet kanaması başlar. Adetin 2. günü ultrasonografi ve hormon sonuçlarına göre yumurtalıklardaki folliküllerin büyümesini sağlamak için gonadotropin tedavisine başlanır ve baskılayıcı enjeksiyon iğneleri kesilir.

Adetin 5 veya 6. günü yapılan ultrasonografi sonucuna göre yumurtalıklarda bulunan folliküller belli bir boyuta ulaşınca yumurtaların erken çatlamasını engellemek için tedaviye GnRH antagonisti eklenir. Bu ilaçlar, yumurtalar yeterli sayı ve boyuta ulaştığında kesilir ve yumurta olgunlaştırma iğnesi yapılır. Prednol Ne IIn KullanıLıR Şekil 3: Long stop protokol Co flare-up protokol Adetin 2. günü yapılan hormon testleri ve ultrasonografi bulguları normal ise tedaviye GnRH-a iğnesinden 10 ünite ile başlanır. Adetin 3. günü tedaviye yumurtalıklardaki folliküllerin büyümesini uyarmak için gonadotropin eklenir.

  1. Adetin 5. veya 6.
  2. Günü yapılan ultrasonografi ve hormon testlerinin sonucuna göre kullanılan enjeksiyon dozu yarıya indirilir (5 ünite) ve gonadotropin enjeksiyonları ile yumurtalıklardaki folliküller yeterli sayı ve boyuta ulaşıncaya kadar devam edilir.
  3. Yumurtalıklardaki folliküller yeterli sayı ve boyuta ulaştığı zaman yumurta olgunlaştırma iğnesi yapılır.
See also:  Yks SNavı Ne Zaman?

Olgunlaştırma iğnesinden 36 saat sonra yumurta toplama işlemi yapılır. Prednol Ne IIn KullanıLıR Şekil 4: Co flare-up protokol Mikrodoz Flare-up Protokol Mikrodoz protokolünde tedaviye başlamadan önceki ay, adetin 2. veya 3. günü doğum kontrol hapı başlanır. Doğum kontrol hapı bittikten 2 gün sonra yapılan hormon testleri ve ultrasonografi sonuçlarına göre tedavinin ikinci aşamasına geçilerek günde 2 kez 40 mcg GnRH-a enjeksiyonuna başlanır.

  1. Prednol Ne IIn KullanıLıR
  2. Şekil 5: Mikrodoz flare-up protokol
  3. Ultra – long Protokol

İleri evre endometriozis ve adenomyozis olgularında kontrollü over stimülasyonuna başlamadan 3 ay önce GnRH analoğu depo formundan yapılır. Amaç endometriozis veya adenomyozis odaklarını baskılamaktır. Mild Stimülasyon Mild stimülasyon protokollerinde standart protokollere göre daha düşük doz ve daha kısa süreli gonadotropin kullanılır.

  • Yapılan çalışmalarda mild stimülasyonda diğer protokole göre ovarian hiperstimülasyon sendromu riskinin ve maliyetin daha düşük olduğu gösterilmiştir.
  • Ancak mild stimülasyonda diğer protokollere göre uygulamaların sayısına göre elde edilen gebelik oranlarının daha düşük olduğu da gösterilmiştir.
  • Random Start Protokol Klasik olarak IVF uygulamalarında yumurtalıkları uyarıcı ilaçlara adetin 2.

günü başlanmakta ve bu tedavi yaklaşık 12- 15 gün sürmektedir. Kemoterapi veya radyoterapi alması gereken kanser (özellikle meme kanseri) olgularında fertilitenin korunması amacı ile tedaviye başlamadan önce yumurta veya embriyo dondurma işlemleri önerilmektedir.

  1. Emoterapiye başlama zamanını geciktirmemek için bu vakalarda adet olmalarını beklemeden siklusun herhangi bir döneminde yumurta uyarma işlemine başlanabilir.
  2. Bu protokole adetin herhangi bir gününde başlanabilir olmasından dolayı random start protokol denir.
  3. Özellikle östrojen reseptörü pozitif olan meme kanseri vakalarında verilen gonadotropinlerin östrojen seviyesini yükseltmemesi için tedavi süresince letrozole verilerek östrojen düzeyi yükselmeden çok sayıda yumurta ve embriyo elde edilebilir.

Yapılan çalışmalarda random start başlanan protokoller ile adetin 2. günü başlanan standart protokoller arasında yumurta kalitesi, embriyo gelişimi ve döllenme oranları açısından bir fark bulunmadığı gösterilmiştir. Yumurta Toplama İşlemi (OPU) Yumurta toplama işlemi vaginal yoldan hafif anestezi (sedoanaljezi) altında uygulanmaktadır (Resim 2-3).

Bu nedenle bir önceki akşam saat 24:00’den itibaren hiçbir şey yiyip içmemeniz ve sabah size bildirilen saatte aç olarak merkeze gelmeniz istenecektir. İşlem için ultrasonografi probuna ilave edilmiş bir iğne kullanılır ve her bir folikülün içine girilerek ultrason eşliğinde follikülün içindeki yumurta aspire edilir.

Çoğu zaman işlem rahat tolere edilir ve ciddi bir ağrıya yol açmaz. Eğer işlem sonrası ağrı hissedilirse parasetamol tablet almanızda sakınca yoktur. İşlem bitiminde bir süre sulu gıdalarla beslenmeniz sağlanıp yaklaşık bir iki saat gözlem altında tutulduktan sonra ayrılmanıza izin verilecektir.

  • Yumurta toplama işlemlerinde nadir de olsa kanama ve enfeksiyon gibi komplikasyonlar görülebilmektedir.
  • Böyle bir durumda hastanede gözlem altında olmanız veya kanamadan şüpheleniliyor ise nadiren laparoskopi yapılması gerekebilmektedir.
  • Yumurta topluma işleminden sonra aşağıdaki belirtilerden herhangi birinin olması durumunda mutlaka doktorunuzla iletişime geçmeniz önerilir.

– 38 derece veya daha yüksek ateş, – Aşırı vaginal kanama (hafif veya lekeleme tarzında kanamalar normaldir), – İşlemden 8-10 saat sonrasında artan ağrı ile birlikte, halsizlik baygınlık hissi, omuza vuran ağrı, – Ani kilo artışı, bulantı, kusma, ishal, nefes almada zorluk, karında şişkinlik Prednol Ne IIn KullanıLıR

  • Resim 2: Yumurta toplama işlemi vaginal yoldan hafif anestezi (sedoanaljezi) altında uygulanmaktadır.
  • Prednol Ne IIn KullanıLıR
  • Resim 3: Yumurta toplama işleminin şematik görüntüsü
  • Video 1: Yumurta Toplama İşlemi

Elde edilen yumurtaların aynı gün eşinizin spermleri ile IVF veya ICSI yöntemleri kullanılarak döllendirilecektir. IVF (in-vitro fertilizasyon) işleminde elde edilen yumurtaların öevresine hastanın eşinden alınan spermler bırakılır ve spermlerin yumurtayı döllemesi beklenir.

ICSI (intrasitoplazmik sperm injeksiyonu-mikroenjeksiyon) yöntemi ise başarı oranlarının çok daha yüksek olması nedeni ile günümüzde artık pek çok merkez tarafından tercih edilen ve merkezimizde de rutin olarak uygulanan yöntemdir (Video-2). Bu yöntemde her yumurta için seçilen bir sperm mikropipetler yardımı ile 200-400 kat büyütme sağlayan mikroskoplar kullanılarak yumurta içine direkt enjekte edilir.

Ülkemizde mikroenjeksiyon işlemi ilk kez 1994 yılında Prof. Dr. Semra Kahraman ve ekibi tarafından gerçekleştirilmiş ve ‘lk canli doğumlar elde edilmiştir. Mikroenjeksiyon için ejekulattan veya testislerden elde edilen spermler kullanılabilmektedir, yumurtaların döllenip döllenmediğinin kontrolleri ertesi gün yapılır.

Döllenen yumurtalardan elde edilen embriyolar her gün gelişimleri açısından kontrol edilir. Embriyolar merkezimizde çoğunlukla 5.-6. güne kadar kültüre edilmekte ve blastokist aşamasına ulaşmaları sağlanmaktadır. Video 2: ICSI- mikroenjeksiyon işlemi Embriyo transferi Yumurta toplanma işleminden sonraki 3-4 veya 5-6.

günlerde seçilecek embriyolar rahim içine ince bir kateter ile transfer edilmektedir (Video 2). Embriyoların hangi gün transfer edileceği embriyolarınızın gelişme durumuna göre doktorlarımızın ve embriyologlarımızın ortak kararı ile belirlenmektedir. Embriyo transferleri tüp bebek işleminin son basamağı olup son derece önemli bir işlemdir.

Uygun şartlarda yapılan embriyo transferi, tüp bebek tedavisinde başarıyı arttıran bir faktördür ve önemi göz ardı edilemez. Bu nedenle transferi gerçekleştirecek doktorun ve embriyoloğun dikkati ve özeni büyük önem taşımaktadır. Tüp bebek işlemlerinin başarısını belirleyen en önemli faktörlerden biri transfer edilen embriyoların kalitesidir.

Çok sayıda embriyonun transferi, gebelik şansını arttırmamakta ancak beraberinde çoğul gebelik riskine yol açmaktadır. Çoğul gebelikler, erken doğum ve buna bağlı olarak bebeklerde yetersiz akciğer gelişimi, enfeksiyonlara eğilim, mental gerilik gibi ciddi risklerin oluşumunu arttırmaktadır.

  • Ayrıca gebelik sürecinde hem anne hem de gelişen bebekler birçok tıbbi sorunla karşılaşılabilmektedir.
  • Bu nedenle, Sağlık Bakanlığı tarafından çoğul gebelik riskinin azaltılması için transfer edilecek embriyo sayısına sınırlandırılma getirilmiştir.
  • Merkezimizde özellikle çok sayıda iyi embriyosu gelişen vakalarda en iyi embriyonun seçimine olanak sağlamak için 5.

Veya 6. gün (blastosist dönemi) embriyo transferi tercih edilmektedir. Blastosist döneminde seçilen en iyi tek embriyonun transferi yapılmakta ve böylece gebelik şansı arttırılırken çoğul gebelik riski azaltılmaktadır, arta kalan iyi embriyolar, çiftlerin birlikte onayı alındıktan sonra dondurularak saklanmaktadır.

  1. Bunun dışında, bazı riskli durumlarda gelişen tüm embriyoların zorunlu olarak dondurulması gerekebilir.
  2. Özellikle yüksek yumurtalık rezervi olan hastalarda yumurta gelişimi için verilen hormon ilaçlarına bağlı yumurtalıkların aşırı uyarılması (OHSS: Ovarian Hiperstimulasyon Sendromu) gelişirse elde edilen tüm embriyolar dondurulur.

Embriyo transfer işlemi yumurta toplama işleminden 1-2 ay sonra yapılır. Dondurma işlemi ayrıca preimplantasyon genetik tanı yapılması planlanan hastalarda, tedavi esnasında rahim içi dokusunun, embriyonun tutunması için yeterli kalınlıkta olmamasının saptanması durumunda, transfer öncesi rahim içinde büyük polip, aşırı sıvı toplanması veya tüplerde sıvı izlenmesi gibi durumlarda da embriyoların tümü dondurulmaktadır. Resim 3: Transfer kateteri Embriyoların rahim içinde verileceği en uygun yerin tespit edilmesi ve rahim içi zarına dokunulmaması açısından, embriyo transfer işleminin dolu mesane (idrar torbası) ile ve ultrasonografi eşliğinde yapılması tercih edilmektedir.

  • Bu şekilde rahim ağzı ve rahim arasındaki açı tespit edilerek, transfer kateterinin izleyeceği yol belirlenmekte ve işlemin daha az travmatik olması sağlanmaktadır.
  • Yüksek çözünürlüğü olan ultrason kullanımı da transfer işleminin daha iyi görülmesini sağlayarak başarıyı olumlu yönde etkilemektedir.
  • Video 3: Embriyo Transfer İşlemi Transfer işlemi sırasında rahim ağzında bulunan mukus steril bir çubuk ile temizlenir, ince ve yumuşak bir kateter yardımı ile embriyolar rahim içerisine bırakılır.

Transferde yumuşak kateter tercih edilmesi rahim ağzında kanama riskini de azaltmaktadır. Kullandığımız kateterlerin uçları ultrasonografi ile gözlenebildiği için embriyoların rahim içinde bırakılacağı bölge net olarak tespit edilebilmektedir. Kateter içerisine yüklenen embriyoların transferi nazik bir şekilde yapıldıktan sonra kateter yavaşça çıkarılır ve embriyologlarımız tarafından mikroskop altında embriyoların tümünün transfer edilip edildiği kontrol edilir.

Metilprednizolon kortizon mu?

Prof.Dr. Ahmet Mesut Onat / Kortizona bakışımız Prednol Ne IIn KullanıLıR İKI UCU KESKİN KILIÇ: KORTİZON Prof.Dr. Ahmet Mesut Onat Romatolojik hastalıkların tedavisinde özellikle son 10 yıldır yaşanan değişim göz kamaştırıcı boyutlardadır. Halk arasında ‘iltihaplı romatizma’ olarak bilinen özellikle romatoid artrit, ankilozan spondilit, sistemik lupus ve Behçet hastalığı bu hastalıkların ilk akla gelenleridir.

  1. Ön planda eklem şişliği ve ağrısı ile seyreden hastalıklar, hastaların hayat kalitesini ve günlük yaşam aktivitelerini de hızlı bir şekilde kısıtlamaktadır.
  2. Işi, kendisini hayli rahatsız eden bu şikayetinden bir an evvel kurtulmaya çalışmakta ve bunun yollarını aramaktadır.
  3. Önce ağrı kesiciler ve derken kortizonlu tedaviler hayatına girmektedir.

Hele de başvurduğu romatoloji uzmanı hastalığının uzun yıllar süreceğini kendisine söylemiş ise bir anda bu ilaç hasta için korkutucu bir hal almaktadır. Bizlere başvuran hastalarımızın kortizondan bu denli korkmalarının pek çok nedeni vardır. Ancak en etkili sebep, çevrede bu ilacı kullanan birisinin yüzü ve vücudunda gelişen değişikliklerdir.

  • Bir de bu ilacın kemik erimesine yol açtığı kendisine söylenmiş ise, mutlak bir çöküntü hali gelişir.
  • Peki hastalarımız kortizondan gerçekten bu kadar korkmalı mıdır, ya da, ölürüm de bu ilacı almam diye doktoruna karşı koyması normal bir tepki midir.
  • Malesef ki, ülkemizde gelişen boş magazin anlayışı ve yanlış sağlık haberleri biz hekimleri zor durumda bırakmaktadır.

Hastalarımızın konu-komşu, eş-dost ve gezmelerdeki sohbetlerden edindikleri mesnetsiz bilgiler, kafalarında aşılmaz engeller oluşturmakdır. Romatizmal hastalıklarda sıklıkla başvurduğumuz, bazen uzun bazen de kısa süre kullandığımız kortizonlu ilaçlar, şu anda insanlığın kullandığı tüm diğer ilaçlar kadar yan etkilere sahiptirler.

Nasılki araba kullanırken uyduğumuz trafik kuralları bizlerin kaza yapmasını önlemekteyse, her türlü tedavi yöntemi de hastaların belli kurallara uymasını zorunlu kılar. Kortizonlu ilaçlar, kendi içlerinde kısa-orta ve uzun etkili olarak ayrılırlar. Özellikle iltihabi romatizmal hastalıkların tedavisinde kullanılan diğer ilaçların etkileri yavaş ortaya çıkmaktadır.

Şikayetlerin yoğun olduğu zamanda belki de birkaç ayı bulacak bu etkisizlik döneminde kullanılan kortizon tedavileri hastaları rahatlatmaktadır. Zaman içinde tedavide kullanılan temel ilaçların etkileri geliştikçe kortizon dozları da azaltılır. Her zaman ihtiyacı karşılayan en düşük doz verilmeli ve uygun olur olmaz da azaltılmaya çalışılmalıdır.

  1. Uzun süreli tedavilerde tablet seçenekleri tercih edilmelidir.
  2. En sık kullanılan kortizonlar metilprednizolon ve prednizolondur.
  3. Düşük doz olarak kast edilen ise 10 mg’ın altındaki dozlardır.
  4. Lupus, damar iltihabı (vaskülitler) ve Behçet hastalıklarında bazen çok yüksek dozlarda kortizon ihtiyacı gelişir.

Burada günde 60 mg tablet veya 1000 mg serum dozları kullanılır. Amaç hastanın hayati tehlikesini gidermektir. Yüksek dozların kullanıldığı bu durumlarda ise ilaç dozu çok daha yavaş olarak azaltılır. Aksi takdirde benzer sorunlar yeniden ortaya çıkacaktır.

Uzun etkili kortizon enjeksiyonları da, özellikle eklem içine veya mecburi haller var ise romatizmanın tedavisinde kullanılan yöntemlerdir. Tehlike, tanısı konmayan hastaların sürekli olarak bu ilaçları kullanmaya devam etmeleriyle başlar. Hasta kortizon ile rahatladığını düşünür, ancak bu ilaç hastalığı tedavi edemez sadece maskeler.

Zamanla gelişecek eklem hasarları önlenemez hal alır. Burada unutulmaması gereken nokta ise, bu ilaçların bazı hastalıkları tedavi edebildikleri bazılarında ise temel tedavilerin yanında destek amacıyla kullanıldıkları gerçeğidir. Örneğin lupus hastalığında, vaskülitlerde tedavi edici iken romatoid artritte destek amacıyla önerilirler.

Ortizonlu ilaçlar hangi yöntemle kullanılırlarsa kullanılsınlar (tablet, enjeksiyon, damla veya solunum yoluyla ör: astım) değişmeyen bir gerçek vardır. Uzun süreli kortizon kullanımında doz aşımı var ise yan etkiler gelişir. Peki o halde neden hala doktorlar bu ilaçta ısrarcı olmaktadırlar Kortizonun uzun süreli kullanımında kemik erimesi (osteoporoz), katarakt, damar sertliği ve hipertansiyon, kalp hastalıkları, kan şekeri yüksekliği, tüylenmede artış, sivilcelenme, iştah artması neticesinde kilo alma ve özellikle yüz ve gövdede farklı yerlerde yağ birikimleri başlar.

Hayatı, normal ve sağlıklı yaşamı korumak biz doktorların temel hedefi iken bu yan etkiler bizleri de hastalarımız adına korkutmaktadır. Şu anda belli hastalıklarda ve belli amaçlar için daha iyi alternatifleri bulunana kadar kortizon tedavileri çok kıymetli ilaçlardır.

Tuzsuz ve uygun kalorili bir diyet: mutlaka bir diyetisyenden yardım alınarak ve hastanın günlük ihtiyaçlarına göre gıdasını düzenlemek, sofra kültürümüzde tuzun hangi gıdalarda olduğunu güzelce anlatmak ve salçayı gerekirse yasaklamak. Düzenli bir egzersiz: yürüyüş başta olmak üzere hafif spor alışkanlığı kazanmak. Düzenli kilo takibi. Yağlı gıdalardan kaçınmak. Tansiyon ve gerekiyora kan şekerlerini izlemek. Düzenli göz muayenesi (en az yılda bir kez) Kemik erimesini (osteoporoz) önlemek için kalsiyum ve gerekiyorsa kemik erimesi ilaçları. Özellikle uzun süreli tedavi alan kişiler bu ilaçların aniden bırakılmaması

Neticede hasta, hastalığı ile ilgili doğru bilgileri ilgili uzmandan aldığı sürece ve dikkat edilmesi gereken hususlarda iradesini kullanarak takiplerini sürdürebilirse sorunlar ve yan etkiler minimuma inecektir. Hekim de hastanın ihtiyacı olan en az kortizon dozunu vermeye çalışacaktır.