Laboratorio Cianorte

Dicas, Recomendações, Ideias

Tolerans Ne Demek?

Tolerans ne demek örnek?

Türkçeye sonradan girmiş ancak kısa süre içerisinde yaygın hale gelmiş kelimelerden biri tolerans olarak bilinmektedir. Hatta oldukça fazla kullanıldığını söylemek mümkündür. Peki, tolerans ne demek? Tolerans nedir? Tolerans TDK kelime anlamı hakkında detaylar.

Belli başlı bazı farklı anlamları ile beraber tolerans gündelik yaşamda çok fazla yerde kullanılmaktadır. Ancak genel olarak TDK açısından, ‘Hoşgörü ile beraber bir işlem sırasında izin verilen hata sınırı’ biçiminde karşılık bulunmaktadır. Tolerans Ne Demek? Tolerans kelimesi değişik anlamları ile beraber ve her anlamı üzerinden Türkçede çok fazla kullanılmaktadır.

– Hoşgörü, – Bir işlem esnasında izin verilmiş olan hata sınırı, Kullanılacak olan alana bağlı şekilde tolerans kelimesi oldukça esnek bir yapıya sahiptir. Örneğin gündelik yaşamda bir hoşgörü amaçlı kullanırken yapılan bir işlem esnasında en yüksek hata sınırı şeklinde ifade edilebilir.

Aynı zamanda çok hücreliler ile beraber farklı canlıların ilaçlara karşı gösterdiği direnç sınırı şeklinde de ifade edilmektedir. Bu doğrultuda tıp alanında daha birçok değişik nokta için sınır çizgisi olarak kullanılır. Türkçede halk arasında özellikle hoşgörü sınırı şeklinde ifade etmek mümkündür. Yani bir kişinin herhangi bir duruma karşı gösterdiği sabır olarak da dile getirilebilir.

‘’Buraya kadar tolerans gösterdim, ancak bundan sonrası için İzin veremem.” Bu şekilde amaca uygun değişik cümlelerde ya da tek başına kullanabilirsiniz. Aynı zamanda alana uygun şekilde diğer anlamları üzerinden de ele almanız mümkün.

Tolerans nedir ne işe yarar?

Tolerans, iş parçalarının ideal ve tam ölçüsünde üretilmesidir. Fakat her ne kadar hassas ve otomatik makinalar, özel kesici aletler, çeşitli iş kalıpları, ölçme ve kontrol aletleri veya mastarları kullanılarak çok becerili kişiler tarafından işleme ve ölçme aletleri ile yapılsa da ölçü tam ve ideal olmayabilir.

Tolerans tıp ne demek?

x x
INFECTIOUS DISEASE BAKTERIYOLOJİ İMMNOLOJİ MYCOLOGY PARASITOLOGY VIROLOGY
İMMNOLOJİ – BLM ONALTI TOLERANS VE OTOİMMNİTE Abdul Ghaffar, Ph.D. Emertius Professor of Pathology, Microbiology and Immunology University of South Carolina eviri: Do. Dr. Erkan Yula İzmir, Katip elebi niversitesi, Tıp Fakltesi, Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı
ENGLISH
FRANCAIS
PORTUGUES
Let us know what you think FEEDBACK
SEARCH
Logo image Jeffrey Nelson, Rush University, Chicago, Illinois and The MicrobeLibrary
ĞRENİM HEDEFLERİ Tolerans kavramı ve neminin kavranması Toleransı indkleyen ve belirleyen faktrlerin bilinmesi Toleran indksiyon mekanizmaları Otoimmnite kavramının anlaşılması Major otoimmn hastalıkların zellikleri Otoimmn hastalık etyolojilerinde eşitli teorilerin ğrenilmesi TOLERANS GİRİŞ Tolerans aynı antijene bir antijene karşı spesifik bağışıklık tepkimesizliğini anlamına gelir. Tolerans en nemli şekli, kendi antijenlerine tepkime vermemsi iken, z olmayan antijenlere karşı tolerans grlmesi de mmkndr. Bir antijen toleransı indklyorsa bu antijen tolerojenik olarak adlandırılır. Z (SELF) ANTİJENLERE KARŞI TOLERANS Normalde, z (self) antijenlere karşı kuvvetli bir immn cevap oluşmamaktadır, bu fenomen self-tolerans olarak adlandırılır. İimmn sistem z antijenleri tanıdığı ve kuvvetli bir immn cevap oluşturduğu durumlarda otoimmn hastalıklar gelişmektedir. Yine de, immn sistem, yabancı antijene cevabı dzenlemek iin self-MHCleri tanımak zorundadır. Bylece, immn sistem srekli olarak self, non-self ayırımı yapmakta ve doğru cevabı dzenlemektedir. YAPISAL OLMAYAN (NON-SELF) ANTİJENLERE KARŞI TOLERANSIN UYARILMASI Antijenin değişmesiyle, antijenin ağız gibi zel bir yoldan verilmesiyle, antijenin immn sistem gelişirken alınması gibi yollarla non-self (yabancı) antijenlere karşı tolerans tetiklenebilir. Birtakım bakteri ve virsler toleransı tetikleyen yollar geliştirmiştir bylece konak bu mikroorganizmaları ldrmemektedir. rneğin lepramatz tip lepra hastaları, Mycobacterium lepraeya karşı immn cevap oluşturmamaktadır. DOKU VE HCRELER KARŞI TOLERANS Doku ve hcreler karşı tolerans yeni doğanda hemopoetik (kk) hcrelerin enjeksiyonu veya şiddetli immn yetmezlikli (letal radyasyon veya ila ile muameli edilmiş) hayvanlarda sağlanabilmektedir. Aynı zamanda allojenik kemik iliği veya timusun yaşamın erken dnemlerinsde nakli ile verici hcre ve dokularınatoleransla sonulanır. Bu tip hayvanlar kimera olarak bilinirler. Bu bilgiler, kemik iliği nakli uygulamalarında pratik neme sahiptir.
ZNEBİLEN ANTİJENLERE KARŞI TOLERANS Birok T bağımlı ve T bağımsız antijene karşı tolerans durumu, eşitli deneysel modellerle gerekleştirilmiştir. Bu alışmalar ile bir antijenin immn sistemi uyaracağı veya toleransı uyaracağı ile ilgili bir ok faktrn rol oynadığı bulunmuştur (Tablo 1).

Tablo 1 Antijene maruziyet sonrası tolerans veya immn sistemin uyarılmasını belirleyen faktrler
Antijene cavabı etkileyen faktrler İmmn cevap lehine Tolerans lehine
Antijenin şekli Byk, agrage olmuş, kompleks molekller Soluble, aggregatsız, grece kk,daha az kompleks molekller, ASH tarafından işlenmeyen antijenler veya sınıf II MHC dışında işlenen antijenler
Antijenin verilme yolu Deri altı veya kas ii Oral veya bazen damar ii
Antijen dozu Optimal doz ok byk (veya bazen ok kk) doz
Hayvanın yaşı Yaşlı ve immnolojik olarak olgun Yeni doğan (fare), immnolojik olarak immature
Hcrelerin farklılaşma dzeyi Tam farklılaşmış hcreler, hafıza T ve B hcreleri Grece farklılaşmamış: sadece IgM taşıyan B hcreler (IgD yok), T hcreler (rneğin timik korteksteki hcreler)

TOLERANSIN İMMNOLOJİK ZELLİKLERİ Tolerans, immnspresyon ve immnyetmezlikten farklı bir durumdur. Antijene cevapta, aktif bir antijen-bağımlı bir prosesdir. İmmn cevap gibi tolerans spesifiktir ve immnolojik hafıza gibi T hcreler, B hcreler veya her ikisi bulunmaktadır ve T hcre dzeyinde tolerans B hcre dzeyinden daha uzun sre devam eder. T hcrelerde toleransın uyarılması kolaydır ve B hcre toleransından grece olarak daha az tolerojene ihtiya duyar. İmmnolojik toleransın devamı, antijenin uzun sre varlığına ihtiya duyar. Tolerans doğal olarak bozulabilir (otoimmn hastalık gibi) ve edinilmiş olarak bozulabilir (deney hayvanlarında gsterildiği gibi, x ışınları ile, bazı ila tedavileri ile ve apraz reaktif antijenlere maruziyet ile) Tolerans bir antijen zerindeki tm epitoplara olabileceği gibi bazı epitoplara karşı da olabilir ve tek bir antijene karşı tolerans B hcre, T hcre veya her iki seviyede de olabilir.

TOLERANS İNDKSİYON MEKANİZMALARI Toleransın uyarılmasının ve devam ettirilmesinin tam mekanizmaları anlaşılmamıştır. Bununla birlikte deneysel veriler birok olasılık olduğunu işaret etmektedir. Klonal delesyon Gelişim sırasında self antijenlerle karşı karşıya gelen T ve B lenfositler apoptozis veya programlanmış hcre lm olarak bilinen bir srele klonal delesyona uğratılırlar. rneğin, ilk olarak timusta gelişen T hcreler CD4 ve CD8 ekprese etmemektedirler. Bu hcreler daha sonra hem CD4 hem CD8 edinirler ve ift pozitif hcre olarak adlandırlırlar ve dşk dzeyde αβ TCR eksprese ederler. Bu hcreler cortikal epitelyum zerinde eksprese edilen sınıf I veya sınıf II molekller ile etkileşim sonrası pozitif seleksiyona uğrarlar. Bu işlem sresince, dşk aifiniteli MHCye sahip hcreler pozitif olarak seilirler. Seilmeyen hcreler apoptozis ile ldrlrler. Sonra hcreler CD8 veya CD4lerini kaybederler. Bu T hcrelere dentritik grceler zerindeki self MHC moleklleri ile self peptitler sunulurlar. Yksek afiniteli MHC+ resptrl T hcreler klonal delesyona uğrar ve bu durum negatif seleksiyon olarak da bilinmektedir. Bu işlemlerdeki herhangi bir bozukluk otoreaktif T hcrelerin kamasına yol aabilir ve otoimmn hastalıkları başlatabilir. Benzer şekilde, erken B hcrelerinin farklışamasında self antijenlerle karşılaşanlar delesyona uğrarlar. Bylece klonal delesyon self antijenlere toleransta anahtar roloynamayı sağlamaktadır. Periferal tolerans Klonal delesyon tam anlamaıyla alışan bir sistem değildir ve sıklıkla T ve B hcreler delesyondankurtulurlar ve bu hcreler periferal lenfoid organlara bir kez ulaştı mı potansiyel olarak otoimmn hastalıklara neden olabilirler. Bu nedenle, immn sistem, toleransın devamı iin ek kontrol noktaları tasarlanmıştır. Aktivasyonun indklediği hcre lm Aktive T hcreler sadece sitokin retmez yada efektr fonksiyonlarını uygulamaz aynı zamanda programlanmış hcre lm ile lrler. Bu srete, lm resptr (Fas) ve onun ligangı (FasL) kritik rol oynar. Bylece, normal T hcreler Fas ekprese ederler fakat FasL eksprese etmezler. Aktivasyon ile, Thcreler Fas ile bağlanacak FasL eksprese ederler ve kaspaz-8in aktivasyonu ile apoptozisi başlatırlar. Fas (lpr mutasyonu) veya FasL (gld mutasyonu) olan fareler zerinde yapılan alışmalarla Fas ve FasLnin nemleri aıkca gsterilmiştir. Bu farelerde ciddi lenfoproliferatif ve otoimmn hastalık gelişirken ve 6 ay ierisinde lrlerken normal fareler 2 yıla kadar yaşamışlardır. İnsanlardaki apoptotik genlerdeki benzer mutasyonlar otoimmn lenfoproliferatif sendrom (APLS) olarak adlandırılan lenfoproliferatif hastalığa yol amaktadır. Klonal anerji Oto-reaktif T hcreleri, antijen sunan hcre zerindeki antijenik peptitlere yardımcı uyarıcı CD80 (B7-1) veya CD86 (B7-2) olmadan maruz kaldığında antijene karşı anerjik (cevapsız) olurlar. Aynı zamanda, CD28 yoluyla T hcrelerin aktivasyonu IL-2 retimini başlatırken, CTLA4n aktivasyonu IL-2nin retilmesini ve anerjiyi inhibe eder. Aynı zamanda B hcreleri ok miktarda soluble antijenle karşı karşıya kaldıklarında yzey IgM molekln down-regle ederler ve anerjik olurlar. Bu hcreler aynı zamanda yzeylerindeki Fas molekllerini upregle ederler. Bu B hcrelerinin Las ligand taşıyan T hcreleri ile etkileşimi apoptozis ile hcdre lmne yol aar. Klonal habersizlik Timusta sunulmayan self antijenlere karşı aktif T hcreler olgunlaşak ve perifere g edecektir fakat asla uygun antijenle karşılaşmayacaklardır nk ulaşılamayan dokularda tecrit edilmişlerdir. Bu tr hcreler uyarı eksikliği nedeniyle lebilirler. Delesyondan ka otoaktif B hcreler antijeni bulamayabilir veya zgl T hcreler yardımı olmayabilir ve bylece aktive olamazlar ve lrler. Anti-idiotip antikorlar Bu antikorlar diğer antikorların spesifik idiotiplerine karşı oluşmuşlardır. Anti-idiotip antikorlar tolerizasyon sresince retilirler ve tolerant hayvanlarda demonstre edilmişlerdir. Bu antikorlar B hcre reseptrnn antijenle etkileşime girmeşini nleyebilirler. Reglatr T hcreleri (suppresr hcreler) Son zamanlarda, T hcrelerinin belli bir poplasyonu reglatr T hcreleri olarak adlandırılmaya başlanmıştır. Reglatr T hcrelerinin ok eşitleri bulunmaktadır fakat en iyi karakterize edileneleri CD4+ ve CD25+ olanlardır. nk aktive olmuş CD4 T hcreleri aynı zamanda CD25 eksprese ederler, bu nedenle aktive Thcreler ile reglatr T hcreleri ayırmak kolay değildir. Son alışmalar reglatr T hcrelerin transkripsiyon faktr Foxp3 expresyonu ile tanımlandığını bildirmektedirler. Foxp3 ekspresyonu T hcre gelişimi ve fonksiyonu iin gereklidir. Hangi reglatr T hcrenin diğer T hcrelerin fonksiyonlarını baskıladığı ile ilgili kesin mekanizma aık değildir. Bu mekanizmalardan bir tanesi TGF-β ve IL-10 gibi immnospresif sitokinlerin retimidir. İnsanlarda Foxp3de genetik mutasyonlar immn disreglasyon, Poliendokrinopati, enteropati, Xe bağlı sendrom (IPEX) olarak bilinen ciddi ve hızlı fatal otoimmn bozukluklara yol amaktadır. Bu hastalık, reglatr T hcrelerin otoimmn hastalıklardan korunmada kritik bir rolnn olduğuna dair en arpıcı delili oluşturmaktadır. Toleransın sonlandırılması Deneysel olarak indklenmiş tolerans, tolerajene uzun sre maruziyetin yokluğu ile, immn sistemin ciddi zedelenmesi ile (x ışınları) veya apraz reaktif antijenlerle immnizasyon ile sonlandırılabilir. Bu gzlemler otoimmn hastalıkların kavramsallaştırılmasında anlamlıdır.
OTOİMMİNİTE TANIM Otoimmnite, self tolerans ile ilgili mekanizmaların bozulması ve kendi komponentlerine karşı immn cevabın uyarılması olarak tariflenebilir. Byle bir immn cevap her zaman zararlı olmayanilir (rn, anti-idiotip antikorlar). Fakat organizmanın kendisine zarar veren birok otoimmn hastalık tanımlanmıştır. OTOİMMN HASTALIKLARDA EFEKTR MEKANİZMALAR Otoimmn hastalıklarda zedelenmede hem antikorlar hem de efektr T hcreler rol oynamaktadır. GENEL SINIFLAMA Otoimmn hastalıklar genellikle kapsadıkları organ ve doku temelinde sınıflandırılmaktadır. Bu hastalıklar immn sistemin cevap verdiği antijenlerin bir organı hedef aldığı organ-spesifik kataogoride olabileceği gibi antikorların bir organı hedef almayan organ dışı otoimmn hastalık katragorisinde de olabilir (Tablo 2). oğu otoimmn hastalıkta antijen hastalığın adından gelmektedir. OTOİMMNİTEDE GENETİK YATKINLIK Fare alışmaları ve insanlardaki gzlemler otoimmnite iin genetik yatkınlığın olduğunu dşndrmektedir. Belli HLA tipleri ile otoimmn hastalıkların ilişkileri belirlenmiştir (HLA: B8, B27, DR2, DR3, DR4, DR5 vb.).
Şekil 1 Addison’s hastalığında oral mukazada hiperpigmentadyon Bristol Biomedical Archive. Used with permission Şekil 2 Goodpasture sendromunda IgG nin lineer immnofloresans boyanması Bristol Biomedical Archive. Used with permission Şekil 3 Pemphigus vulgaris – immnofloresans Bristol Biomedical Archive. Used with permission Şekil 4 Mukoz membran pemphigoid – immnofloresens Bristol Biomedical Archive. Used with permission Şekil 5 Sjogren’s sendromunda parotid bymesi Bristol Biomedical Archive. Used with permission Şekil 6 Vitiligoda depigmentasyon Bristol Biomedical Archive. Used with permission OTOİMMN HASTALIKLARI ETYOLOJİSİ Otoimmn hastalıkların tam etyolojisi bilinmemektedir. Fakat, eşitli teroriler nerilmiştir. Bunlar, tecrit edilmiş antijenler, oto-reaktif klonların kaışı, spresr hcrelerin kaybı, ekzojen antijenleri (patojenleri) ve değişmiş z antijenleri kapsayan apraz reaktif antijenleri kapsamaktadır. Tecrit edilmiş antijen Lenfoid hcreler gelişimleri sresince bazı self antijenlere maruz kalamamış olabilirler nk ge gelişen antijenler olabilir veya zelleşmiş organlarda saklı tutulabilirler (rn: testisler, beyin, gz vb.). Bu antijenlerin bu organlardan travmatik zedelenme veya cerrahi mdahale sonrası dışarıya ıkışı immn cevabı uyarabilir ve otoimmn hastalığı başlatabilir. Oto-reaktif klonların kaışı Timustaki negatif seleksiyon self reaktif hcreleri tam olarak elemine edemeyebilir. Tm self antijenler timusta sunulamayabilir veya belirli antijenler uygun işlenmeiş ve sunulmamış olabilir. Regulatr T hcre eksikliği Bir ok otoimmn hastalıkta daha az reglatr T hcre bulunmaktadır.

Tablo 2 Otoimmn hastalıkların spektrumu, hedef organlar ve tanısal testler
Haslaık Organ Antikor Tanısal test
Organ-Spesifik Organ spesifik değil Hashimoto’s thyroiditi Tiroid Tiyroglobulin, tiroid peroksidaz (mikrozomal) RIA, CF, hemaglutinasyon
Primer miksdem Tiroid Sitoplasmik TSH reseptr İmmnofloresens (IF)
Graves’ hast. Tiroid Bioassay, TSH reseptr yarışı
Pernisiz anemi Eritrosit Intrinsik faktor (IF), Gastrik parietal hc B-12 bağlanması IF immnofloresens
Addison’s hast. (Şekil 1) Adrenal Adrenal hc İmmnofloresens
Prematu menopoz cgelişmi Ovaryum Steroid reten hc İmmnofloresens
Erkek infertilitesi Sperm Spermatozoa Aglutinasyon İmmnofloresens
İnsulin bağımlı juvenil diabet Pankreas Pankreatic islet beta hc
İnslin direnli diyabet Sistemik Insulin reseptr Reseptr yarışı
Atopik allerji Sistemik Beta-adrenerjik reseptr Reseptr yarışı
Myasthenia graves Kas Kas, asetil kolin reseptr İmmnofloresens, reseptr yarışı
Goodpasture’s sendromu Bbrek, akciğer Bbrek ve akciğer bazal membranı İmmnofloresens (linear boyanma) (Şek.2)
Pemfigus Deri Desmosom İmmnofloresens (şek.3)
Pemfigoid Deri Deri bazal membranı İmmnofloresens (şek.4)
Fakogenik uveit Lens Lens protein
Hemolitik anemi Eritrosit Platelet Eritrosit Pasif hemagglutination Direct Coomb’s test
İdiopatik trombositopeni Platelet İmmnofloresens
Primer bilier siroz Karaciğer Mitokondri İmmnofloresens
İdiopatik ntropeni Ntrofil Ntrofil İmmnofloresens
lseratif kolit kolon Kolon lipopolisakkarit İmmnofloresens
Sjogren’s sendromu Sekratuar bezler (Şekil 5) Mitokondri İmmnofloresens
Vitiligo Deri Melanosit (fig 6) İmmnofloresens
Romatoid artrit Deri, bbrek, eklem vb. IgG IgG-latex aglutinasyon
Sistemik lupuseritematosus Eklem DNA, RNA, nkleoproteinleri RNA-, DNA-latex aglutinasyon, IF(bbrekte granular)
Hastalıklar organ spesifikten (yukarı) daha az spesifiğe doğru (aşağı) sıralanmıştır.

apreaz reaktif antijenler Bazı patojenlerin zerindeki antijenler konak antijenleri ile apraz reaksiyon verebilen determinantlara sahip olabilir ve bu determinantlaraı karşı oluşan immn cevap efektr hcrelerin veya antikorları doku antijenleriyle etkileşime girmesine yol aabilir. Streptekokal enfeksiyon sonrası nefrit ve kardit, sifiliz sresince grlen antikardiolipin antikorları ve Klebsiella ile ankilozan spondilit arasındaki ilişki bu tr apraz reaksiyonlara rnektir. TANI Otoimmn hastalıkların tanısı, semptomlara ve doku ve hcrelerdeki antijenlere karşı antikorların (ve/veya ok erken T hcreleri) tespiti ile yapılmaktadır. Doku/hcre antijenlerine karşı oluşan antikorlar immnofloresans yntemi ile tespit edilebilmektedir. Soluble antijenlere karşı oluşan antikorlar ELISA veya radyoimmnoassya ile tespit edilebilir. Bazı durumlarda, biyolojik/biyokimyasal testler kullanılabilir (graves hast, pernisiyz anermi vb.) TEDAVİ Otoimmn hastalıkların tedavi amacı,vcudun enfeksiyonlara karşı savaş kabiliyetinin devamını sağlabilecek bir şekilde semptomların azaltılmasını ve otoimmn cevabın kontrol altına alınmasını kapsamaktadır: antienflamatuat (kortikosteroid) ve immnospresif ila tedavisi (siklofosfamit, azotioprin, siklosporin)v şuanki tedavi yntemleridir. eşitli yeni tedavi yntemleri ileri araştırmalarla uygulanmaktadır: anti-TNF alfa tedavisi artritlerde, toleransın indklenmesi iin oral yolla antijen verilmesi, anti-idiotip antikorlar, antijen peptitler, anti-IL-2 reseptr antikorları, anti-CD4 antikorları ve anti-TCR antikorları rnek olarak verilebilir. OTOİMMN HASTALIK MODELLERİ Otoimmn hastalık alışm aları iin birok deneysel ve doğal hayvan modelleri bulunmaktadır. Deneysel modeller, deneysel atoalleriji ensefalitler, deneysel troiditler, adjuvan indksiyonlu artrit ve benzerleri kapsamaktadır. Doğal oluşan modeller arasında ise NZB farelerinde hemolitik anemi, NZB/NZW (BW), BXSB ve MRL farelerde sistemik lupus eritematosus ve obez farelerde diabet modelleri yer almaktadır.

Mikrobiyoloji ve İmmnoloji On-line, İMMNOLOJİ Blmne Dnnz This page last changed on Thursday, March 31, 2016 Page maintained by Richard Hunt

Tolerans payı ne demek?

Tasarım aĢamasında belirli bir aralık veya hata payı ile parça boyut değiĢim miktarına, tolerans denilmektedir. Genelde boyut toleransları, parçalardaki daha hassas veya fonksiyonel kısım ya da unsurlar üzerinde olmaktadır.

Tolerans nasıl ifade edilir?

Toleransların sınır değerlerinin sıfır çizgisinden olan uzaklıkları harfler ile ifade edilmektedir. ISO tolerans bölgeleri harflerden meydana gelir.

Tolerans ne demek psikoloji?

Yeşilbahçe Mah. Portakal Çiçeği Cad.1460 Sok. Turunç Plaza K:3 D:24 ANTALYA 0242 311 44 33

  1. Ana Sayfa
  2. HİZMETLERİMİZ
  3. Yetişkin Psikolojik Sorunları
  4. Madde Bağımlılığı

Madde bağımlılığı, psikiyatri literatüründeki adıyla madde kullanım bozuklukları, biyolojik ve çevresel faktörlerle harmanlanan karmaşık bir psikolojik sorundur. Binlerce yıldır insan yaşamında yeri olan opium, kannabis, tütün, koka gibi maddeler asıl amaçları tıbbi yardım olsa da suistimale açık maddeler olması, günümüzde yeni ilaçların keşfi ve yeni uygulama şekillerinin gelişmesi, doğada var olan bir çok maddenin kolay ve ucuz biçimde sentetik olarak üretilmesi madde bağımlılığı, madde kullanım bozukluğu olarak büyük bir soruna yol açmıştır.

Madde kötüye kullanımı ile ilgili geniş bir terminoloji vardır. Bunları bilmeden madde bağımlılığı nedir sorusuna doğru yanıt veremeyiz. Bağımlılık nedir? Fiziksel bağımlılık olsun veya olmasın tekrarlanan ilaç veya kimyasal madde kullanımını bağımlılık olarak tanımlayabiliriz. Davranışsal bağımlılık nedir? Madde arayışı aktiviteleri ve patolojik kullanım yöntemlerine kayış davranışsal bağımlılığı tarifler.

Fiziksel bağımlılık nedir? Tekrarlanan ilaç ve madde kullanımına bağlı değişmiş fizyolojik durum ve kullanımın kesilmesi durumunda yaşanan özgül sendromlarla karakterize durum fiziksel bağımlılıktır. Psikolojik bağımlılık nedir? Alışkanlık olarak da isimlendirilen psikolojik bağımlılık, disforik durumdan kaçınmak için maddenin süreğen ya da aralıklı olarak yoğun biçimde arzu edilmesi durumudur.

Davranışsal, fiziksel ve psikolojik bağımlılık madde kullanım bozukluklarının temel öğelerini oluşturur. Madde kötüye kullanımı nedir? Sosyal ya da medikal açıdan onaylanmışın dışında, kişinin kendi isteğiyle, endikasyonunda ya da başka amaçlarla herhangi bir ilaç ya da maddeyi kullanmasıdır. Müptelalık nedir? Maddenin tekrarlayan ve artarak kullanımıdır.

Kullanılmadığında kişi ilacı tekrar almak için dayanılmaz bir istek duyar, yoksunluk belirtileri ortaya çıkar. Yoksunluk nedir? Uzun süre düzenli kullanılan ilaç ya da maddenin miktarının azaltılması veya kesilmesinden sonra görülen maddeye özgül sendromdur.

Fizyolojik belirtiler yanında duygu, düşünce ve davranışlarda da bozulmalar ortaya çıkabilir. Tolerans nedir? Bir ilaçtan alınan etkinin aynısını elde etmek için dozu giderek arttırma ihtiyacının doğmasıdır. Eş bağımlılık nedir? Madde kullanıcısının davranışlarından etkilenen veya onun davranışlarını etkileyen aile bireyleri için kullanılan terimdir.

Bu terim ‘’imkan sağlayıcı” terimi ile ilişkilidir. İmkan sağlayıcı kişi bağımlının alışkanlık yaratan davranışlarını kolaylaştırır. Madde bağımlılığı tedavisinde bu nokta gözden kaçırılmamalıdır. Bir madde bağımlılığı olgusunda inkar mekanizması çoğu kez işler.

Aile üyeleri, madde kullanıcıları ile birlikte madde kullanımının oluşturduğu sorunları genellikle kabullenmezler. Dış müdahaleyi kolay kolay istemezler. Burada aile içi koruyucu mekanizmalar söz konusudur. Hem ailenin de sorumlu olduğu, hem de bağımlı bireyi koruma ihtiyacı burada devreye girmiştir. Amerika Birleşik Devletlerinde 12 yaşından büyük nüfusun yaklaşık %10’unda madde kullanım bozukluğu saptanmıştır.

Ne yazık ki ülkemizde de durum çok farklı değildir. Bu grubun büyük çoğunluğunu alkol bağımlılığı ya da alkol kötüye kullanımı oluştururken, ağrı kesici kötüye kullanımı, esrar, kokain ve eroin kullanımı sırasıyla izlemektedir. İlk kullanım yaşı düştükçe müptela olma ihtimali yükselmektedir.14 yaş altı ve 21 yaş üstü ilk kez alkol deneyenlerle yapılan bir çalışmada, 14 yaş altında alkole başlayanların bağımlı olma oranları 21 yaşındakilere göre 5 kat daha fazla bulunmuştur.

  • Maddeye ulaşılabilirlik, sosyal kabul ve akran baskıları bir maddeyi ilk kez deneyimlemede en önemli etmenlerdir.
  • Işilik özellikleri ve bireyin biyolojisi bundan sonra devreye girmekte ve bağımlılık noktasına ulaşmada pay sahibi olmaktadır.
  • Lasik psikodinamik teoriye göre madde kötüye kullanımı mastürbasyonla denktir.

Bazı eroin kullanıcılarının başlangıçtaki rush halini (en keyifli, coşkulu dönem) cinsel orgazma benzetmeleri sıktır. Günümüzde ise madde kullanımı bozulmuş ego işlevlerinin bir göstergesi kabul edilir. Örneğin, gerçeklikle baş edemeyen bir birey alkol, opioid ya da benzeri maddelere sığınarak kendini rahatlatır ve bağımlı hale gelebilir.

Kendi içsel duygusal durumlarının farkına varmakta güçlük çeken kişiler de müptela olmaya eğilimlidirler. Madde kullanımı ve madde bağımlılığının öğrenme ve koşullanma yanı da vardır. Ağrı, kaygı ve depresyon gibi olumsuz duygulardan kurtulmayı sağlayan maddeler ya da farmakolojik etkilerden bağımsız olarak arkadaşlar arasında statü kazanma, utangaçlığından uzaklaşma, öfori haline girme gibi pekiştireçler bağımlılık yolunda adımları hızlandırır.

Alkol ve diğer madde kötüye kullanımı ve bağımlılıklarında genetik komponentin varlığı da ikiz, evlat edinme ve kardeş çalışmalarıyla yapılan araştırmalarda ortaya konmuştur. Madde bağımlılığı üzerinde nörokimyasal çalışmalar da tüm hızıyla devam etmekte, yeni bilgiler elde edilmektedir.

  1. Opioid, dopamin, gama amino bütirik asit gibi nörotransmitterlerin çeşitli reseptör, yolak ve reseptör sistemleri üzerinden bağımlılığa yol açabildiklerine dair farklı deliller bulunmakta ve her gün yeni bir bilgiye ulaşılmaktadır.
  2. Eş tanılı başka bir ruhsal hastalığa sahip bulunma madde bağımlılığında ciddi bir sorundur.

Alkol, kokain ve opioid gibi madde müptelalarında ek bir psikiyatrik bozukluk görülme oranı %50’yi geçer. Antisosyal kişilik bozukluğu ve majör depresif bozukluk en sık rastlananlarıdır. Madde kullanım bozukluğunu (madde bağımlılığı) şu tanı ölçütlerine göre tanımlayabiliriz.

  1. Madde kullanımı nedeniyle iş, okul veya evde problem yaşama.
  2. Riskli olabilecek durumlarda da madde kullanımı. (Otomobil kullanırken madde almak gibi.)
  3. Madde etkisiyle kişiler arası ilişkilerde çatışma yaşama. (Eşiyle tartışma, trafikte kavga etme gibi.)
  4. Arzulanan etkiye ulaşmak için madde miktarını arttırma ihtiyacı ya da maddenin aynı oranda kullanılmasının devamıyla belirgin derecede azalmış etki ile karakterize tolerans durumu.
  5. Yoksunluk belirtilerinin yaşanması.
  6. Maddenin çoğu kez niyet edilenden daha büyük ölçüde ve daha uzun süreli alınması.
  7. Madde kullanımını bırakmak veya kontrol altında tutmaya karşı sürekli bir istek duymak ancak başarısız çabalarda bulunmak.
  8. Maddeyi elde etmek, kullanmak ya da etkilerinden kurtulmak için gereğinden fazla uğraşıda bulunmak.
  9. Önemli sosyal, mesleki ya da eğlence aktivitelerini madde kullanımı nedeniyle terk etmek veya çok azaltmak.
  10. Madde kullanımına bağlı fiziksel ya da ruhsal zarar gördüğünü bilmesine rağmen madde kullanımını sürdürmek.
  11. Özgül bir maddeyi kullanmak için dayanılmaz bir arzu ve ihtiyaç hissetmek.
  12. 12 aylık bir süre içinde yukarıdaki maddelerden iki veya daha fazlası var ve bunun sonucunda klinik açıdan belirgin bir sıkıntı ve stres oluşuyorsa madde bağımlılığından söz edebiliriz.

Madde yoksunluğu nedir? Uzun süredir kullanılan bir maddenin aniden kesilmesiyle oluşan, maddeye özgül sendrom madde yoksunluğu olarak tanımlanır. Fizyolojik belirtiler yanında sosyal, mesleki ve ailevi işlevsellikte ciddi bozulma ve stres hali oluşur.

  • Madde bağımlılığı tedavisi nasıl yapılır? Madde ile ilişkili bazı sorunları olan bireylerin yaşlandıkça tedavisiz iyileşebildiklerine dair örnekler bulunsa da madde bağımlılığı tedavisi özel prosedürler ve teknikleri gerektiren zorlu bir süreçtir.
  • Bireysel terapi, aile terapisi, grup terapisi, relaps önleme ve farmakoterapi madde bağımlılığı tedavisinde kullanılan yöntemlerdir.

Tüm bağımlılık tedavilerinde tasarlama öncesi, tasarlama, tedarik, aksiyon ve sürdürüm aşamaları vardır. Bunlar arasında hastanın değişime hazır olma aşaması olan tasarlama basamağı belki de en önemlisidir. Alkolizm için disülfiram, naltrekson ve akomprosat, eroin bağımlılığı için metadon, levometedilasetat ve buprenorfin, nikotin bağımlılığı için bupropion farmakolojik tedavide kullanılan özgül ilaçlardandır.

  1. Madde bağımlılığı tedavisinde kullanılan psikoterapi yöntemlerinin ayrıntılarını ise ( www.antalyapsikiyatri.com ), ( www.psikoterapi.pro ) ve ( www.antalyapsikiyatrist.com ) web sitelerimizdeki psikoterapi yazılarımızda bulabilirsiniz.
  2. Madde bağımlısı iseniz, uyuşturucu tedavisi görmek, madde bağımlılığından kurtulmak istiyorsanız Antalya Psikiyatri ve Psikoterapi Merkezimizden destek alabilirsiniz.

Antalya Psikiyatri ve Psikoterapi, Madde Bağımlılığı ve Uyuşturucu Tedavisi Antalya. Psikiyatri Uzmanı ve Psikoterapist Dr. Emine Filiz Uluhan.

  • « Depresyonun Psikolojik ve Sosyal Yönü
  • Özgül Fobi Nedir, Nasıl Tedavi Edilir »

Yüksek tolerans nedir?

Tolerans Ne Demek? Tolerans TDK anlamı nedir? –

  • Tolerans kelimesinin TDK sözlüğe göre 4 farklı anlamı vardır.
  • Tolerans kelimesinin kökeni Fransızca dilidir.
  • Tolerans kelimesinin Fransızca dilindeki karşılığı tolérance şeklindedir.

Tolerans TDK sözlük anlamı şu şekildedir:

  1. isim Hoşgörü
  2. teknik İşlenmiş bir parçanın yapım ölçüsünde olabilecek özür payı
  3. tıp Yüksek dozda verilen herhangi bir ilaca karşı vücudun gösterdiği dayanma gücü
  4. tıp Sürekli aynı dozun kullanılması sonucu bir ilacın etkilerinin giderek azalması durumu

: Tolerans ne demek? Tolerans kelimesinin TDK sözlük anlamı nedir?

Tolerans anlayışı nedir?

Tolerans; ırk, din, cinsiyet farkı olmaksızın bütün insanların toplum içerisinde ve yasalar karşısında eşit ve özgür oldukları düşüncesinden hareket etmektedir.

Tolerans sınırı ne demek?

Üretilecek her parçanın sayısal bir boyutu vardır. Bu sayısal boyut aritmetik bir sayı ile ‘ölçülendirilir’. Pratikte bu boyut hiçbir zaman istenilen aritmetik değerde tam olarak elde edilemez. Bunun için önceden kabul edilen bir sapma alanı ile ölçü ‘ tolerans ‘ lanır.

1 tolerans ne demek?

1) Tolerans terimleri: İmal edilecek makine parçalarının amacına uygun imal edilebilmesi için, kabul edilir iki sınır değeri arasında kalması yeterlidir. Bu iki sınır değeri arasındaki farka Tolerans denir.

Tolerans ve yoksunluk nedir?

Madde kullanım isteği. Tolerans ( kullanılan madde miktarının yeterli gelmemesi sebebiyle giderek artırılması) Yoksunluk (Amerikan Psikiyatri Birliği, çev.2013).

Tolerans düzeyi ne demek?

Toleransın Belirlenmesi. Karsinojenik etkisi veya etki tehlikesi bulunan maddelerin dışında kalan bileşiklerin besinlerde bulunmasına izin verilen düzeyi (tolerans düzeyi); o maddenin kendisine en duyarlı hayvan türündeki etkisiz miktarı (veya KGA miktarı) ve güven faktörü dikkate alınarak hesaplanır.

Tolerans değerleri neye göre belirlenir?

2.3. Tolerans analizinde, ölçü toleransları bilinir ve nihai bir ölçü üzerindeki tolerans belirlenir. Bir tasarım fonksiyonuyla ilgili olarak, fonksiyonun değişkenliği elde edilir.

Tolerans analizi nedir?

Tolerans analizi nedir? – Tolerans analizi, önceden tanımlanmış toleranslara dayalı olarak mekanik parçalardaki ve montajlardaki boyutsal değişimleri analiz eden süreçtir. Sonuçlar, tasarımcıların işleme için çok fazla zaman ve para harcamadan montaj uyumunu sağlamalarını mümkün kılar,

Tolerans tablosu ne demek?

Tolerans tablosu, farklı çaplardaki ve farklı üretim toleranslarındaki malzemelerin hangi çap aralığında olduğunun anlaşılmasını sağlayan bir tablodur. Tabloda yer alan değerlerin tamamı milimetre cinsinden gösterilmiştir. Tolerans tablosunun kullanımını kısaca şu şekilde özetleyebiliriz. Örneğin Çap 35mm malzeme için h10 töleransında malzemenin hangi çap aralığında olduğunu anlamak istiyoruz. Bunun için sol tarafta çap 35mm’e denk gelen satırı buluyoruz. Ardından tablonun üst kısmından da tolerans 10 yazan yeri bulup, ardından hem çap değerinin hemde tölerans 10 değerinin kesiştiği yerdeki değere bakıyoruz. Bu örnekteki çap 35mm malzemenin tölerans 10’a göre çıkan değeri 0.100mm dir. Ardından tölerans değerinden önce gelen harfe bakıyoruz. Yukarıdaki açıklamada da yazdığı gibi h eksi toleranstır ve sonuç olarak çap 35mm malzemeye göre h10 toleransı 35mm -0.100mm aralığındadır. Yani bu aralıkta 34.900mm ile 35.000mm arasında denk gelmektedir.

Sıfır tolerans ne anlama gelir?

sıfır tolerans

basbakan in hakkinda konusurken birden alevlenip soyledigini dusundugum ifade. sozunun arkasinda durmasini ve en azindan bir adet kanit sunmasini bekliyoruz. mesela i yanina alip bir fotograf cektirmesini ozellikle talep ediyorum. ya da bizim bilmedigimiz gormedigimiz iskence magduru insanlardan herhangi birinin kilina zarar gelmesi bence dogrudan basbakanin birinci dereceden suclu hissetmesini gerektirir. arka bahçe tarafından 2002 yılında yayınlanan ve altı sayı süren x-men macerası. insanlar ve mutantlar arasında ki sürtüşme had safhaya çıkmış ve hükümet sıfır tolerans adı altında bir program başlatmıştır. buna göre gücü ne olursa olsun tüm mutantlar bir araya toplanacak karşı çıkan olursa ebesi bellenecektir. ‘de pek uygulanmadığı için konusu ile gündeme geldiği zaman çoğu kimse tarafından yanlış anlaşılan olgu.sıfır tolerans demek, hata yapan herkesi as, kes, vur, kır, parçala demek değildir. yalnızca inisiyatif alarak göstermiş olduğun esnekliği göstermeden gerekli kanunları uygula ve ilgili cezayı ver demektir. mesela, kırmızı ışıkta geçmenin cezası nasıl ehliyete el konulma değilse ve her suçun cezasının ağırlığı farklı ise, şüphe altında bulunan her takımın da yi ‘nden men olarak olmayabilir. sıfır tolerans uygulamasında amaç verilmesi gereken cezayı ağırlaştırmak değil yalnızca mevcut nin uygalanmasını garanti etmektir. tff ve uefa tarafından fenerbahçe’ye uygulanmış, nde sıfatıyla adı geçen diğer takımlara ise uygulanmamıştır. (bkz: ) anladığımız kadarı ile:”şampiyonluğun kader maçından bir gün önce karşı takımdan arkadaşlarla yemekte buluşmanın””kupa sizin, şampiyonluk bizim geyiklerinin””kayıp 1 milyon euroların””bir türlü ortaya çıkamayan makbuzların””20:45 senaryolarının””haluk ulusoy’ lu şen şakrak federasyon günlerinin””ezeli rakibi başkanı ile teşvik imalı telefon konuşmaların”içinde bulunmadığı tolerans türü. insanda utanma olacak utanma. sonra yumurta kapıya dayanıp, kadıköy yolu görününce, aaauuuvvvv sıfır tolerans. az önce kıvanç koçak’ın müdelediğine göre ‘ın önümüzdeki hafta iletişim’den çıkacak yeni kitabının adı. sanırım, tahmin edilebileceği üzere boy boy afişleri yaptırılan “işkenceye sıfır tolerans” vaadinin “benzin 1 tl olacak!” vaadine dönüşüşünü anlatacak. radikal gazetesi muhabiri ismail saymaz’ın yeni kitabı.2007 yılından bu yana medyaya yansımış ama çabuk unutulan pek çok olay irdelenmiş. tabi olayların soruşturma, dava süreçleri hakkında da bilgiler var. etkileyici bir kitap. ‘ın “işkenceye sıfır tolerans” söyleminden yola çıkan ‘ın, polisin eline düşünce durumun hiç de öyle olmadığını gözler önüne serdiği kitabı. ismail saymaz’ı ele aldığı haberlerin fikri takibini yapacak sabrı ve azmi gösterdiği için tebrik etmek istiyorum. en çok da sabrı için.zira ben bile, avukat olduğum halde, sinir buhranları içinde okudum yazılanları.cmk avukatlığı yaptığım dönemde elime gelen dosyalardan da biliyorum. savcı ve hakimler, dosyada delil namına bulunan polis tutanaklarına adeta bir kuran hükmü gibi yaklaşmakta, doğruluklarından zerre kuşku duymamakta. yakın geçmişte avukatlığını yaptığım bir davada sanık, üzerine atfedilen suçu işlemediğini, müşteki ve tanık da suçu işleyenin duruşmadaki sanık olmadığını söylemelerine rağmen, mahkeme heyeti sanığı suçlu buldu. niye? eldeki tek veri olan polis tutanağı öyle yazıyor. halbuki polis tutanağını okuyunca, zorunlu müdafii olmadan ifade alındığı ve kanuna,usule tamamen aykırı yalapşap bir teşhis işlemi yapıldığı hemen göze çarpıyor. ancak bu hatalar bir tek mahkeme heyetinin gözüne çarpmıyor.polisin taraf olduğu davalarda bu yanlı görünüm iyice göze çarpıyor. nitekim avukatlarından güray dağ’ın söylediği gibi: “.bağımsız, tarafsız, adil yargılamadan bahsediyoruz ama işin bir ucu polisse, yargı doğrudan kendini taraf hissediyor. o kolluğu korumaya dönük mekanizma arıyor kendi kendine.”avukat güray dağ, bu açıklamayı festus okey davasına müdahil olma taleplerini reddeden ve davanın gereksiz yere uzamasına sebep olan mahkeme için söylemişti. ancak bu lafın ardından avukat ve muhtemelen böyle düşündüğü için müdahil olma talebinde bulunan diğerleri için mahkeme, bu talepleri reddettiği gibi “mahkemeye ve savcıya hakaret içeren ve mahkemeyi etkileyerek manevi baskı altına almaya yönelik söylemler” iddiasıyla şikayetçi oldu.polisin ne yaparsa yapsın neden bu kadar kollandığını anlayamıyorum. her seferinde “ayağım kaydı, düştüm, silahım böylece ateş almış” deyip deyip maktulü kafasından vurmak nasıl bir ayak kaymasıdır. nişan alsa ancak bu kadar isabet eder. işin daha komik yanı, polislerin bu insan aklına hakaret savunmalarının itibar görmesi. o kadar itibar görmesi ki, polisin gemi azıya alarak “düğmemi kopardı, boynumu tırnakladı” diyerek şikayet etme cüretini gösterebilmesi.içişleri bakanlığı’nın da bu polislerden yana tutum sergileyemesi en çileden çıkartıcısı. neden vatandaşın yanında olmayı bir zul addeder ki bu bakanlık. neden vatandaşa “zararınız neyse telaffi ederiz, özür dileriz” demek bu kadar zor. ne kaybedersin? içindeki çürük elmaları temizlemektense, neden onları ödüllendirirsin? kitapta bu durumlarla ilgili onlarca somut örnek var.,,,,,olayların nasıl geliştiğini, nasıl örtbas edilmeye çalışıldığını, o polislere ne olduğunu ya da ne olmadığını görürsünüz okudukça. iyi ki basın var. böylece birazcık kamuoyu oluşuyor da farkındalık yaratılıyor. yoksa hiç haberimiz olmadan sümen altı edilecekler.daha çok şey var söylenecek ama gerçekten sinirleniyorum. sinirlenmemek için haberleri izlemeyen insanım ben. sinirlerim kaldırmıyor ne yapayım. ben mi çok önyargılıyım acaba, diye düşünmeden de edemedim aslında. keza kitap hakkında da benzer şüphelerim olmadı değil. çok mu yanlı? ama görüyoruz, okuyoruz, tanık oluyoruz. kamuoyunda oluşan polis ve adalet algısını yansıtıyor sadece. ogrenci suclarini, cezalarini cabuk ve degismeyen sekilde yonetmelige uygun sekilde verilmesidir. ornegin, kanada ve abd, sifir hosgoruyu okulda etkili bir sekilde disiplini saglamak amaciyla kullanmaktadir. okullarda fiziksel siddet, uyusturucu, alkol, silah ve yaralayici ve oldurucu aletlere karsi sifir hosgoru politikasi vardir. amac sifir hosgoru sayesinde ya ulasabilmektir.ayrica (bkz: )

Boyut toleransı ne demek?

Boyut ölçülerinin üzerine konulan toleranslar olup iki sınır değerine ait alt ve üst sapma farklarıdır. Sapma farklarının seçiminde esas olan ölçü anma boyutudur.

Tolerans geliştirme ne demek?

BAĞIMLILIK BAĞIMLILIK NEDİR? Bağımlılık, bir şeyin kişiye zarar vermesine rağmen kullanmaya devam etmektir ve alışkanlıktan ötedir. Bağımlılığın bir çok çeşidi vardır ve bunlardan en yaygınları, tütün (nikotin), alkol, uyuşturucu, internet, uçucu madde, kumar ve kafein bağımlılığıdır.

Bağımlılığın oluşmasında çevresel ve sosyal etmenler rol oynamaktadır. Kişi, ilk başta deneme amaçlı bir şeye başlayabilir, daha sonra sosyalleşmek için kullanır fakat bu durum kötüye kullanım olarak devam eder ve kişi, o nesneye bağımlı olur. FİZYOLOJİK VE PSİKOLOJİK BAĞIMLILIK 1-FİZİKSEL BAĞIMLILIK: Maddenin varlığına karşı duyulan fiziksel bir ihtiyaçtır.

Madde vücuda alınmadığı takdirde bulantı, kusma, terleme, titreme ve üşüme gibi olumsuz belirtiler ortaya çıkabilir.2-PSİKOLOJİK BAĞIMLILIK: Maddeye alışma, arzu etme, onsuz yapamayacağına inanma halidir. Madde alınmadığı taktirde anksiyete, sinir gibi psikolojik belirtiler ortaya çıkabilir.

Fizyolojik (fiziksel) bağımlılık ve psikolojik bağımlılık kişide aynı anda görülebilir ve fizyolojik bağımlılığın tedavisi, psikolojik bağımlılığa oranla daha kolaydır çünkü psikolojik bağımlılıktan kurtulma kişinin isteğine bağlıdır ve uzun terapi süreci gerektirir. BAĞIMLILIK ÇEŞİTLERİ 1-ALKOL BAĞIMLILIĞI: Kişinin alkol tüketimi, sosyal içici düzeyindeyse ve bazen iş, aile ve sosyal çevresine zarar verecek boyutta olsa bile buna bağımlılık denemez.

Bağımlılık oluşması için kişinin alkol tüketimini alması gereken dozun üstünde alması gerekir. Bağımlılık tanımı, hem düzenli olarak yüksek dozda alkol tüketimi, hem de dipsomani (belirli bir süre ara verdikten sonra tekrar yüksek dozda alkol tüketimine başlamak) için geçerlidir. Kurumunuza ait program, modül sınırlamalarını siz değil, otomasyonunuz takip etsin. YASAL LİMİT: Türkiye’de yasal alkol limiti 0.50 promildir. Alkolün Oranlarla Vücuda Etkileri: -2 Bira (60 promil): Bu oran vücutta deri kızarıklığına neden olur, aynı zamanda kişi, çok fazla konuşkan olur ve sağlıklı karar verme yetisi azalır.

-3 Bira (60-90 promil): Kişide, öfori (neşe hali), kısıtlama kaybı, kas koordinasyonu bozukluğu görülür -4 Bira (100-190 promil): Kişide, düzensiz konuşma biçimi, şiddetli kas koordinasyonu bozukluğu, mide bulantısı, baş dönmesi, kol ve bacaklarda uyuşukluk görülür -8 Bira (200-290 promil): Uyuşukluk, bilinç kaybı, tutarsız konuşma, ve kusma görülür.

-300 ve 390 promilden fazla alkol tüketimi durumunda kişi, komaya girebilir ve solunum sorunlarıyla karşılaşabilir.2-SİGARA (NİKOTİN) BAĞIMLILIĞI: Sigarada 4000’den fazla kimyasal madde bulunur ve bu maddeler kalp ve damar hatalıkları, cilt sararması gibi etkilerinin yanı sıra lösemi, akciğer, dudak ve ağız, pankreas, rahim ağzı (serviks uteri), böbrek, yemek borusu, gırtlak, burun sinüsleri gibi kanser çeşitlerine neden olur.

Sigarayı her gün düzenli olarak yüksek dozda tüketen kişilere sigara bağımlısı denir ve esas bağımlılık yapan madde nikotindir.3-OPİYAT (EROİN) BAĞIMLILIĞI : Afyondan elde edilen ve genellikte burun yoluyla tüketilen maddeye eroin denir. Bir-iki hafta düzenli olarak kullanıldığında kişi bağımlı olur ve bu durum duyarlılık durumuna göre değişebilir.

Hareketlerde ve konuşmalarda yavaşlama, sıcaklık hissi, uyuşukluk, rahatlama, göz bebeklerin küçülmesi, yüzde kızarıklık gibi olumsuz sonuçları vardır. Kişi genellikle rahatlamak, ağrının azalması ve uyuşukluk hissi için kullanır. Yüksek dozlarda alındığında ölüme yol açar (altın vuruş). Öğrenciye verilen eğitim modüllerinin sınır kontrolü otomatik yapın.4-ESRAR (MARİJUANA) BAĞIMLILIĞI: Esrar, kenevir bitkisinden elde edilir ve genellikle sigara gibi sarılarak içilir. Sigara ile birlikte alındığında 30 dakika gibi bir sürede etki eder ve etkisi 3-4 saat sürer (kısa vadeli etki).

Ağızdan alındığında ise daha az ve geç etki eder ve 12 saat etkisi sürer. Yüksek derecede haz verir, bellek sorunları, kalp hızında artış, anksiyete, panik atak ve paranoya gibi olumsuz etkileri vardır.5-İNTERNET BAĞIMLILIĞI: Teknoloji ilerledikçe internet hayatımızın bir parası haline geldi. İnternetin, hayatı kolaylaştırmanın yanı sıra yeni bilgiler edinme ve sosyalleşme gibi pozitif yönleri göz ardı edilemez fakat özellikle gençleri tehdit eden internetin olumsuz yönleri, insanları bağımlı hale getirdi.

Günlük rutin ihtiyaçları, sorumlulukları, sosyal yaşamı, ve fiziksel ihtiyaçları göz ardı ederek, interneti gereksinimden fazla kullanan insanlara internet bağımlısı denebilir. Gereğinden fazla zaman harcama, rutin ihtiyaçları yerine getirmeden, aile ve sosyal yaşamı ihmal ederek kendinden ödün verme bir takım psikolojik ve fiziksel hastalıklara yol açmaktadır.

Uyku bozukluğu, aile içi huzursuzluk, depresyon, anksiyete, panik atak, göz hastalıkları, bel ağrısı gibi hastalıklar bunların başında sıralanabilir.6-KOKAİN BAĞIMLILIĞI: Coca bitkisinin yapraklarından elde edilen doğal bir stimulantdır (uyaran). Etkisi hemen elde edilir ve kısa sürede biter bu yüzden etkisinin devam etmesi için kişi düzenli olarak kokain kullanmaya devam eder ve böylece bağımlı hale gelir.

Deri altından, burunla soluma gibi yöntemlerle alınabilir. Kokain, öfori (neşe), kendini iyi hissetme, uyku ve açlık hislerinde azalma gibi nedenlerde kullanılır ve bırakılması durumunda yoksunluk belirtileri (kusma, huzursuzluk, titreme, üşüme, anksiyete) kişiyi kokaini tekrar kullanmaya iter. Performans Takip Formu (PKT) eğitmenleriniz internet üzerinden girsin, siz sadece çıktıları alın.7-EXTACY BAĞIMLILIĞI : Genellikte tablet ve kapsül şeklinde satılır. Uyarıcıdır ve enerji artışı, karşı cinse aşırı istek, algıda artış gibi etkileri vardır.

Kalp ritmi bozukluğuna, vücutta aşırı ısıya, kas ve motor koordinasyonu bozukluğuna, böbreklerde hasara neden olur.8-KAFEİN BAĞIMLILIĞI: Diğer bağımlılık yapan maddeler gibi kafein, özellikle çay, kahve, çikolata ve kola gibi yiyecek ve içecekler de fazla tüketildiğinde sağlığa zararlıdır. Kafeinin, uyku ihtiyacını azaltma, dikkati toparlama gibi etkilerinden dolayı tüketim oranı çok yüksektir fakat bu tüketim aşırıya kaçtığı zaman ve alınmadığı taktirde huzursuzluk, dikkat eksikliği, uyku ihtiyacı, baş ağrısı, gibi psikolojik ve fizyolojik belirtiler ortaya çıkabilir.9-UÇUCU MADDE BAĞIMLILIĞI: Tiner, bali, oje, saç spreyi, çakmak gazı, aseton vs.

gibi uçucu maddelerin koklanması ve bunu sürekli yapma, bundan haz alma isteğine uçucu madde bağımlılığı denir. Düşük dozda soluma dahi bilinç ve duyu kaybına yol açar. Yüksek dozlarda alındığında ise madde akciğer ile yer değiştirir ve solunum yetmezliğinden ölüme yol açar.10-İNSAN BAĞIMLILIĞI: Bağımlılık ve bağlılık arasında ciddi bir fark vardır.

Kişi bir insanın ona zarar verdiğini bile bile, onsuz yapamayacağına, hayatının onsuz anlamsız olduğuna inandığı için ondan ayrılamaz. Ayrılsa bile tekrar tekrar birleşir ve yaptığı her işte ondan destek, yardım, beğenilme arzusu bekler, kendi başına bir şeyler üretemez, başaramaz ve kendini güvensiz hisseder.

Bağlılıktan öte, kişiye bağımlı olmaktır.11-YEME BAĞIMLILIĞI: Yeme bağımlılığı, kişinin beden imajını beğenmemesine ve yemek yedikten sonra pişman olup rahatsızlık duymasına rağmen yemek yemenin önüne geçememesidir. Yemek yemeyi mutluyken, üzgünken veya stresliyken, her durumda sürdürmesidir. Kurumunuza ait program, modül sınırlamalarını siz değil, otomasyonunuz takip etsin.12-SEKS BAĞIMLILIĞI: Seks bağımlılığı, kişinin fiziksel ve psikolojik ihtiyaçlarını karşılamak için partnerinin kim olduğuna bakmaksızın sürekli, kontrolü elden kaybederek cinsel içerikli aktivitelerde bulunmasıdır.

Geçici olarak haz duyabilir fakat bu hazzı yinelemek için bir kısır döngü içerisinde aynı cinsel içerikli aktiviteleri tatmin olmak için yineler fakat kısa süreli tatminden fazlası değildir.13-SPOR BAĞIMLILIĞI: Haftada beş günden fazla, vücuda zarar verecek kadar aşırı spor yapmak kişiyi spora bağımlı hale getirebiliyor.

Kişi, spor yapmadığı zaman kendini suçlu hissedebiliyor, yaptığı sporu hiçbir zaman yeterli bulmuyor hatta agresyon, depresyon ve uyku bozuklukları gibi sorunlar ortaya çıkabiliyor. Kişi, spora bağımlı olduğu için ailesini, işini hatta kişisel ihtiyaçlarını göz ardı edebiliyor.14-KUMAR BAĞIMLILIĞI : Kişi, kumar oynamanın kendisine, ailesine, iş hayatına zarar verdiğini bile bile kumar oynamaktan vazgeçemez.

Maddi gücü olmasa dahi ve kaybedeceğini bile bile bu davranışı kontrol edemez ve önüne geçemez çünkü patolojik kumar bağımlılığı bir dürtü kontrol bozukluğudur. Kumar bağımlıları, bütün zamanını kumar oynayarak geçirirler ve sonunda kazanıp kazanmamak için değil, bu davranışı kontrol edemedikleri için oynamaya devam ederler.

BAĞIMLILIK DSM-IV TANI KRİTERLERİ Madde kullanımı bir ruhsal bozukluk değildir fakat madde bağımlılığı ruhsal bir hastalıktır.Kişiye bağımlı tanısı konulabilmesi için son 12 içinde aşağıdaki 7 kriterden en az 3 tanesinin bulunması gerekir 1-Tolerans Geliştirme: Kullanılan madde kişide eskisi kadar etki etmediği ve keyif vermediği için maddenin dozunu arttırılır. Öğrenciye verilen eğitim modüllerinin sınır kontrolü otomatik yapın.2-Yoksunluk Belirtileri (Withdrawal): Kişi kullandığı maddeyi azalttığı veya kestiği takdirde maddenin vücuttan çekilmesiyle bazı olumsuz fizyolojik ve psikolojik belirtiler ortaya çıkar.

  1. Işi, bu belirtilerden uzaklaşmak için kullandığı maddeye devam eder.
  2. Örneğin kişi maddeyi bıraktığında mide bulantıları, kusma, baş dönmesi, halsizlik, sinir, gibi belirtiler ortaya çıkabilir.3- Düşündüğünden Daha Uzun Süre Ve Yüksek Dozlarda Madde Kullanımı.4-Maddeyi Bırakmaya Yönelik Düşünceler Ve Bu Girişimlerin Başarısız Olması.5-Maddeyi Temin Etmek Ve Kullanmak İçin Uzun Süre Zaman Harcamak.6-Madde Kullanım Yüzünden Sosyal, Kültürel Ve Kişisel Etkinliklerin Azalması Ya Da Tamamen Terk Etmek.7-Madde Kullanımı Fiziksel, Psikolojik Ya Da Sosyal Sorunlara Yol Açmasına Rağmen Kullanmayı Sürdürmek BAĞIMLILIK DÖNGÜSÜ Kişi bağımlı olmadan önce madde kullanmaya merak ya da baskıyla başlar ve bir defalık kullanımdan sonra aynı ortamda tekrar bulunma ya da yaşadığı hazzı tekrar yaşama isteğiyle maddeyi elde etmek ister ve kötüye kullanımdan sonra bağımlı olur.

Merakla başlayan bağımlılık hali, madde kullanmayı bırakmak istedikten veya bıraktıktan sonra dahi yoksunluk belirtileriyle veya uyarıcılar nedeniyle tekrar başlanabilir ve bu konuda hem uzman hem de aile desteğine ihtiyaç vardır. Bağımlılık döngüsü şu şekilde tekrarlayabilir;

Baskı veya kullanma isteği Merak “Bir kereden bir şey olmaz” düşüncesi Bir daha kullanmak istememe “Kendimi kontrol edebilirim, bağımlı olmam” düşüncesi “İstersem bırakırım” düşüncesi Maddeyi bırakamama “Bırakmak zorundayım” “Artık bırakacağım” “Bıraktım bir daha başlamam”

RİSK FAKTÖRLERİ Kurumunuza ait program, modül sınırlamalarını siz değil, otomasyonunuz takip etsin. Yaş, cinsiyet, ailesel faktörler,çevre, genetik, davranış bozuklukları, kişilik özellikleri, ekonomik sorunlar, işsizlik ve boşanmış aileler gibi faktörler kişinin bir maddeye veya nesneye bağımlı olmasını etkileyen risk faktörleridir.

  1. Özellikle ergenlikteki kişilik yapısı, ailenin baskıcı veya ihmalkar yapısı çocuğun isyankar olmasıyla doğru orantılıdır ve arkadaş çevresinde madde kullanan kişiler varsa, madde kullanımına özenen genç bir defalık kullandıktan sonra bile bağımlı olabilir.
  2. Aynı şekilde işsizlik, ekonomik sorunlar, ailede madde kullanan bireylerin olması, psikolojik sorunlar veya çevrede madde kullanan kişilerin bulunması kişiyi madde, alkol, veya diğer bağımlılık yapan madde kullanmaya itici faktörlerdir.

ETKİLER 1-FİZİKİ ETKİLER: Alkol, madde, internet, sigara, ve diğer bağımlılık yapan madde/nesnenin etkileri fiziki etkileri birbirinden farklıdır. Örneğin, alkol bağımlılığı kişide sinir, şişmanlık, yüzde kızarıklık, yaparken, sigara bağımlılığı kilo kaybına, deri sararmasına, vb.

Gibi sonuçlara neden olabilir. Fakat birbirinden farklı etkilerin yanı sıra madde, alkol, nikotin ve uçucu maddeler ilk kullanmaya başlandığında kişide, kilo kaybı, içe kapanma, tedirginlik, gibi belirgin özellikler ortaya çıkar. Bu konuda özellikle ailelerin, değişiklikleri gözlemlemesi ve tedbirli olması bağımlılık oluşumunun engellenmesinde çok önemlidir.2-SOSYAL VE MADDİ ETKİLER: Fiziki etkilerin yanı sıra bağımlılık çeşitlerinin çoğunda; maddi kayıplar, aile içi huzursuzluk, sosyal çevreden uzaklaşma, iş hayatında sorunlar, öz bakımın azalması, ve asosyal bir yaşam gibi olumsuz etkileri vardır.

TÜRKİYE’DE ALKOL VE MADDE KULLANIM ORANLARI VE YAYGINLIK (EPİDEMİYOLOJİ) Kurumunuza ait program, modül sınırlamalarını siz değil, otomasyonunuz takip etsin.2004 yılında İstanbul’da 15 ilçede lise ikinci sınıf öğrencileri ile yapılan bir çalışmada yaşam boyu esrar kullanımı %5,8, uçucu madde kullanımı %5,9, extacy kullanımı %3,1, eroin kullanımı %1,6 olarak bulunmuştur.2001 yılında lise ikinci sınıf öğrencileri ile yapılan benzer bir çalışma ile karşılaştırıldığında esrar kullanımının %75,7, uçucu kullanımının %40,5, extacy kullanımının %287,5 eroin kullanımın ise %100 arttığı görülmüştür.

  • Türkiye’de 2002’de kişi başına tüketilen saf alkol miktarı 1.4 litreydi.
  • OECD’nin(Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü) son ölçümü yaptığı 2010’da söz konusu miktar 1.5 litre olarak kaydedildi.
  • Çünkü OECD’nin hesaplaması içilen içki miktarı üzerinden değil, bir litre içkideki saf alkol oranı üzerinden yapılıyor.

BAĞIMLILIK TEDAVİSİ Bağımlılık tedavisi psikiyatri kliniklerinde alanında uzman kişiler (Psikiyatrist, psikiyatrist hemşireleri ve uzman psikologlar ) tarafından ayakta veya yatarak yapılır. İlaç tedavisi ve terapi süreci gerektirir. Arındırma (detoksifikasyon) yöntemiyle vücudun maddeden temizlenmesi amaçlanır.

Tolerans seviyesi düşmek ne demek?

Ciltteki hassasiyet, cildin tolerans seviyesinin düşmesinden ve cildin bariyer fonksiyonunun zayıflayarak cildi koruyamamasından kaynaklanır. Cilt bu nedenle iç ve dış etkenlere karşı daha hassas bir hale gelerek reaksiyon göstermeye başlar.

Alkol bağımlılığı tolerans nedir?

Bağımlılık: Eğer kişinin kullandığı alkol miktarı giderek kendisine yetmez ve aynı etkiyi sağlayamaz hale gelirse buna tıpta ‘tolerans’ adı verilir ve alkol bağımlılığının en önemli ölçütlerinden birisidir.

Self tolerans ne demek?

Self tolerans kendinden olan ile kendinden olmayanı ayırt etme ve kendinden olana (self antijenlere) yanıt vermeme buna karşın kendinden olmayanlara (antijen) yanıt verme durumudur. Bireyin kendi antijenlerine immun yanıt vermesi otoimmun hastalıkların ortaya çıkmasına sebep olur.

Tolerans anlayışı nedir?

Tolerans; ırk, din, cinsiyet farkı olmaksızın bütün insanların toplum içerisinde ve yasalar karşısında eşit ve özgür oldukları düşüncesinden hareket etmektedir.

1 tolerans ne demek?

1) Tolerans terimleri: İmal edilecek makine parçalarının amacına uygun imal edilebilmesi için, kabul edilir iki sınır değeri arasında kalması yeterlidir. Bu iki sınır değeri arasındaki farka Tolerans denir.

Tolerans ne demek kökeni?

Fransızca tolérance ‘tahammül’ sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Fransızca tolérer ‘kaldırmak, tahammül etmek’ fiilinden +entia ekiyle türetilmiştir. Bu fiil Latince aynı anlama gelen tolerare fiilinden alıntıdır.

Dini tolerans nedir?

Buna göre dinî tolerans, kilisenin huzurunun bozulmaması veya benzer bir menfaat gözetilmek suretiyle belli kötülüklerle mücadele etmek yerine onlara karşı sabretmeyi, diğer bir ifadeyle iki kötülükten ehven olanı tercih etmeyi ifade etmektedir.